Allah (cc) ve Rasülünü Sevmek - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.550 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22879 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Allah (cc) ve Rasülünü Sevmek, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2654 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Allah (cc) ve Rasülünü Sevmek}   Okunma sayısı 2654 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Allah (cc) ve Rasülünü Sevmek
« : 08/01/12, 02:05 »
Yüce Allah c.c. şöyle buyurur:

“(Rasülüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”[89]

Allah’ın rahmeti üzerine olsun! Bilmelisin ki; kişinin Allah’ı ve Rasül’ünü sevmesi, onlara itaat etmesi ve emirlerine boyun eğmesi demektir. Allah Teala’nın kulu sevmesi ise, ona nimetler ihsan etmesi ve onu bağışlamasıdır.

Denilmiştir ki; bir kişi, hakiki kemalin sadece Allah Teala’ya ait olduğunu, kendisinde veya başkalarında görülen kemalin Allah’tan ve O’nun yardımı ile geldiğini idrak ettiği zaman; muhabbetini de sadece Allah’a tahsis eder, diğerlerini de O’nun rızası için sever! Bu anlayış da, kişiyi Allah’a itaat etmeye ve kendisini Allah’a yaklaştıracak işlere rağbet göstermeye sevk eder. İşte bu sebeple sevmek, “itaat etme istek ve arzusu” olarak tefsir edilmiştir. Ayrıca bu sevgi, Allah Tealaya ibadet ederken Rasülullah s.a.v.’ uymayı zorunlu kılar.

Hasan-ı Basri rh.a.’in rivayet ettiğine göre; Hazret-i Peygamber s.a.v. zamanında bazı kimseler “Ey Muhammed  ! Biz Rabb’imizi seviyoruz!" demişlerdi ve ayet bunun üzerine inmişti. Bişr-i Hafi rh.a. anlatır: “Rasül-i Ekrem s.a.v.’i rüyamda gördüm. Buyurdular ki:

— Ey Bişr! Allah, seni akranların arasında nasıl yükseltti biliyor musun?
— Hayır bilmiyorum, Ey Allah’ın Rasülü dedim.
— Salihlere hizmet ettiğin, mümin kardeşlerine nasihat ettiğin, arkadaşlarına ve sünnetime uyanlara sevgi beslediğin ve benim sünnetime uyduğun için! buyurdular.”

Efendimiz s.a.v. buyururlar ki:

“Kim benim sünnetimi ihya eder (yaşayıp hayata geçirirse) beni sever; beni seven de kıyamet günü cennette benimle birlikte olur!’'[90]

Yine Şir’atü’l-İsam’da nakledilen meşhur bir hadis-i şerifte; insanların bozulduğu ve farklı görüşlerin ortaya çıktığı zamanda Rasül-i Ekrem s.a.v.in sünnetine sarılanlara yüz şehid sevabı verileceği müjdelenir.

Hazret-i Peygamber diğer bir hadislerinde şöyle buyurur:

“Yüz çevirenler hariç, bütün ümmetim cennete girecektir! Sahabe-i kiram:

— Yüz çevirenler de kim? diye sordular. Buyurdu ki:

— Kim bana itaat ederse cennete girer, kim asi olur (itaat etmezse) o yüz çevirmiş demektir! Sünnetime uygun olarak yapılmayan her amel isyandır!”[91]

Derler ki: "Birinin havada uçtuğunu ya da deniz üzerinde yürüdüğünü ya da ateşi ağzına alıp yediğini veya bunlara benzer olağanüstü bir şey yaptığını gözlerinizle görseniz; eğer kişi bilerek ve kasten Allah’ın bir farzını veya sünnetlerden birini terk ediyorsa; o kişi yalancı ve sahtekar biridir. Onun bütün bu yaptıkları ise keramet değil istidraçtır. Böylesi durumdan Allah Teala’ya sığınırız!"

Cüneyd-i Bağdadi rh.a. şöyle der:

‘Kimse, Allah’ın yardımı olmadan O’nun rızasına kavuşamaz. Allah’ın rızasına kavuşmanın yolu ise, Muhammed   Mustafa s.a.v.’e ve onun yoluna uymaktır!”

Şir’atü’l-İslam’da nakledildiğine göre, Ahmed b. Ebi’l-Hivari der ki: “Sünnete uymadan yapılan her amel batıldır (geçersizdir). Nitekim Hazret-i Peygamber şöyle buyurur:

“Sünnetimi bozup yozlaştıranlara şefaatim haramdır!”[92]

Anlatıldığına göre; adamın biri delilerden birinin işini görür. Bu durumu Ma’ruf-ı Kerhi rh.a.’e haber verir. O da tebessüm eder ve şöyle der:

— Ey kardeşim! Allah’ı sevenler arasında küçüğü var, büyüğü var, akıllısı var delisi var! Senin işini gördüğün şu kişi de o delilerdendir!

Cüneyd-i Bağd rh.a. der ki: “Bir gün şeyhimiz Seriyyü’s-Sakati rh.a. hastalandı; ne hastalığına bir deva bulabildik, ne de hastalığının sebebini anlayabildik! Bize mütehassıs bir doktor tarif ettiler. Şeyhimizin idrarından bir miktar şişeye koyarak o doktora götürdük. İdrarı aldı ve uzun uzun inceledi. Sonra “Bu idrar aşık birine aittir!” dedi. Ben bir çığlık atarak bayılmışım ve şişe de elimden düşmüş. Sonra şeyhimin yanına döndüm ve doktorun söylediklerini ona anlattım. Tebessüm etti ve “Allah iyiliğini versin, nasıl da gördü!” dedi. “Ey üstadım, demek muhabbet idrarda bile belli olurmuş?” dedim. “Evet!” diye karşılık verdi.

Fudayl rh.a. şöyle der:

— Sana «Allah’ı seviyor musun?» diye sorduklarında, sükut et! Eğer «Hayır!» desen, küfre girersin. Şayet Allah’ı sevenlerde bulunması gereken vasıflar sende bulunmadığı halde «Evet seviyorum!» desen Allah’ın gazabını üzerine çekmekten sakın!

Süfyan-ı Sevri rh.a. şöyle der:

— Allah Teala’yı seven kişiyi seven kimse, gerçekte Allah’ı seviyor demektir. Allah Teala’ya ihtiramda bulanan kişiye hürmet gösteren kişi de hakikatte Allah’a ihtiram gösteriyor demektir!

Sehl rh.a. der ki:

— Allah Teala’yı sevmenin alameti Kur’an-ı Kerim’i sevmektir. Allah’ı ve Kur’an’ı sevmenin alameti Hazret-i Peygamberi sevmektir. Rasül-i Ekrem s.a.v.’i sevmenin alameti sünnetini sevmektir. Sünneti sevmenin alameti ahireti sevmektir. Ahireti sevmenin alameti dünyaya buğz etmektir Dünyaya buğz etmenin alameti, karnını doyuracak ve ahiretini kazanacak amelleri yapmayı sağlayacak kadar dünyalık ile yetinmektir!

Ebu’l-Hasen ez-Zencani şöyle der:

— İbadetin temeli üç esas üzerine kurulmuştur; göz, kalp ve dil. Göz ibret alarak ibadet eder. Kalp, tefekkür ederek ibadet eder. Dil, doğru söyleyerek, tesbih çekerek ve zikir yaparak ibadet eder. Nitekim Allah c.c. buyurur:

“Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin! Ve O’nu sabah akşam tesbih edin!”
[93]

Revnaku’l-Mecalis’te şöyle anlatılır: Abdullah ve Ahmed b. Harb bir yerde bulunuyorlardı. Ahmed b. Harb yerden bir parça ot kopardı. Abdullah ona dedi ki: “Bu hareketin sana beş şeye mal oldu;

1. Onunla ilgilenmen kalbini Allah’ı tesbih etmekten alıkoydu!
2. Nefsini Allah’ın zikrinden başka bir şeyle meşgul etmeye alıştırdın!
3. Başkalarının da aynı şeyi yapmalarına öncülük ettin!
4. Kopardığın otun Allah’ı tesbih etmesine mani oldun!
5. Kıyamet günü için Allah Teala’ya kendi ellerinle aleyhine bir delil takdim etmiş oldun!

Seriyyü’s-Sakati rh.a. der ki: “Cürcani’yi sevik (kavut) yutarken gördüm.

— Neden başka bir yemek yemiyorsun? diye sordum.

— Ben bir yiyeceği çiğnemek ile yutmak arasında yetmiş tesbihlik bir zaman geçtiğini hesapladım; bundan dolayı kırk senedir ekmek çiğnemedim! diye karşılık verdi.”

Sehl b. Abdullah on beş günde bir yemek yerdi. Ramazan ayı geldiğinde sadece bir defa yemek yerdi. Bazı zamanlar yetmiş gün yemek yemeden sabrederdi. Yemek yediğinde zayıflar, acıktığı zamanlar kuvvetlenirdi.

Ebu Hammad el-Esved Mescid-i Haram’da otuz sene mücavir olarak ikamet etti. Bu süre içinde hiç yemek yediği ve Allah’ın zikrinden geri kaldığı görülmedi!

Amr b. Ubeyd ancak üç şey için evinden çıkardı:
1. Cemaatle namaz kılmak,
2. Hasta ziyaret etmek,
3. Cenazeye katılmak için!

O şöyle derdi:

— Bana göre insanlar hırsız ve eşkıya! Ömür ise paha biçilemeyecek bir mücevher! Bu ömür mücevherini ahirette baki kalacak bir hazine haline getirmek gerekir! Biliniz ki, ahireti arzulayanların dünyadan yüz çevirmeleri gerekir. Ancak böyle yaparlarsa bütün himmetlerini bir noktaya yoğunlaştırabilir, zahirleri (dışları) ile batını (içleri) arasında bir uyumsuzluk olmaz! Bu hali korumak ise, ancak zahir ve batını zabt u rabt altına almakla mümkün olur!”

Şibli rh.a. şöyle der:

“İlk zamanlar uykum geldiğinde gözlerime tuz sürerdim. Daha fazla uyku bastırınca sürme milini ısıtır onunla gözlerimi sürmelerdim!”

İbrahim b. el-Hakim şöyle der:

“Babamın uykusu geldiğinde denize girer yüzer, denizdeki balıklar etrafında toplanır onunla birlikte yüzerlerdi. Anlatıldığına göre, Vehb b. Münebbih rh.a., uyku ihtiyacından kurtulmak için Allah Teala’ya dua etmiş, duası kabul buyurularak kırk sene gece uykusu uyumamıştır. Hasan b. el-Hallac topuğundan dizine kadar on üç pranga vurur ve bu şekilde her gece bin rekat namaz kılardı.

Cüneyd-i Bağdadi rh.a. de ilk zamanlarında çarşıya gelir, dükkanını açar, perdesini asar, dört yüz rekat namaz kılar ve evine dönerdi. Habeşi b. Davud da kırk yıl yatsı abdesti ile sabah namazı kılmıştır.

Mümin devamlı abdestli bulunmalı; abdestini her bozduğunda abdestini tazeleyip iki rekat namaz kılmalı. Bulunduğu meclislerde hep kıbleye dönük oturmaya çalışmalı. Kendisini sürekli Rasülullah s.a.v.in huzurunda oturuyormuş gibi tasavvur ederek durumuna çeki düzen vermeli; sükünet, vakar ve murakabe hali üzere bulunmalı. Eza ve meşakkatlere karşı tahammüllü olmalı, yaptığı kötülükler için istiğfar etmeli. Nefsini ve amelini beğenme (ucub) tuzağına düşmemeli. Çünkü ucub şeytana özgü bir ameldir. Alçakgönüllü olup nefsini hep hakir görmeli. Salihlere saygı ve tazim göstermeli. Zira salihlere gerekli hürmeti göstermeyenleri Allah Teala onların sohbetine dahil olmaktan mahrum bırakır. Ve her kim ibadete gösterilmesi gereken hürmeti yerine getirmezse, Allah Teala ibadet zevkini onun kalbinden alır.

Fudayl b. lyaz rh.a.’e sordular:

— İnsan ne zaman salih sıfatını kazanır?
— Kişin niyetinde başkalarına nasihat etmek olduğu, kalbinde korku olduğu, dilinde doğruluk olduğu ve azalarında salih amel olduğu zaman!
Yüce Allah c.c. Miraçta Rasülullah s.a.v.’e buyurdu:
— Ey Ahmed! Eğer insanların en muttakisi olmak istersen, dünyada zahid ol, ahirete rağbet et!
— Ya Rabbi! ! Dünyada nasıl zahid olayım?
— Dünyadan sadece ihtiyacın kadar olan yiyecek-içecek ve giyecek al, geri kalanını terk et, yarın için bir şeyler biriktirme ve zikrime devam et!
— Ya Rabbi! Zikrine nasıl devam edeyim?
— İnsanlardan uzaklaş, halvete çekil; uykun namaz, azığın açlık olsun ![94]

Nitekim Rasülullah s.a.v. şöyle buyurur:

“Zühd insanın kalbine ve bedenine huzur verir. Dünyaya fazla rağbet göstermek ise üzüntü ve kederi arttırır. Dünyaya düşkünlük bütün hataların başı; zühd ise her türlü iyilik ve ibadetin temelidir.’[95]

Salihlerden biri bir cemaatin yanından geçiyordu. Baktı ki, orada bir doktor hastalıkları ve devalarını sayıyor. Ona dedi ki:

— Ey vücutları tedavi eden, kalpleri de tedavi ediyor musun?
— Evet ediyorum! Bana kalbinin hastalığını söyle!
— Kalbimi günahlar kararttı, katılaştırdı ve kuruttu! Bunun bir ilacı var mı?
— Böyle bir kalbin ilacı; gece gündüz Allah’a tazarru ve niyazda bulunmak, istiğfar etmek, derhal Aziz ve Ğaffar olana ibadete yönelmek, Melik ve Cebbar olana tevbe edip özür dilemektir! Hasta kalplerin ilacı budur, şifayı verecek olan Allah Teala’dır.

Salih zat bu sözler üzerine bir çığlık attı ve ağlayarak yürüyüp gitti. Giderken şöyle diyordu:

— Sen ne güzel doktorsun, kalbimin hastalığına doğru teşhis koydun!

Doktor da şöyle karşılık verdi:

— Bu yol, tevbe ederek Tevvab olan Allah Teala’ya yönelenlerin kalplerinin tedavi yoludur!

Anlatıldığına göre, adamın biri bir köle satın aldı. Köle efendisine dedi ki:

— Efendim üç şartım var! Birincisi: Vakti geldiğinde farz namaz kılmama engel olmayacaksın. İkincisi: Gündüz bana dilediğini emredebilirsin. Gece bir şey emretmeyeceksin. Üçüncüsü: Evinde bana bir oda ayıracaksın, oraya benden başka kimse girmeyecek!

— Bu şartlarını kabul ediyorum. Hadi evi gez kendine bir oda seç!

Köle evi dolaştı ve kendisine harabe bir oda buldu ve “Bunu seçtim!’ dedi. Adam dedi ki:

- Ey delikanlı! Harabe bir oda seçtin!

- Efendim, Allah ile beraber olunca harabe yerlerin bağ-bahçe olduğunu bilmiyor musun?
Genç gündüzleri efendisine hizmet ediyor, geceleri de Rabb’ine ibadetle geçiriyordu. Günler böyle geçip giderken, bir gece efendisi evi gezerken gencin odasına ulaştı. Baktı ki oda aydınlık içinde, genç secde halinde, gencin başı üzerinde gök ile yeryüzü arasında asılmış bir kandil ve genç bu halde Rabb’ine şöyle niyazda bulunmakta:

— Allahım! Gündüzleri efendimin haklarını ve hizmetini üzerime yükledin! Eğer bu sorumluluğum olmasaydı gecemi gündüzümü sana ibadetle geçirirdim; mazeretimi kabul buyur Ya Rabbi!

Kölesinin bu halini gören efendisi sabah tan yeri ağarana kadar ona baktı. Sabah olunca kandil geri alındı ve evin tavanı kapandı. Adam geri döndü ve durumu hanımına haber verdi. İkinci gece olunca hanımını elinden tutarak gencin odasına kadar geldiler. Genç yine secde halinde ve başında kandil duruyor. Onun kapısı önünde durup sabah oluncaya kadar ağlayarak onu seyrettiler. Sabah olunca genci çağırdı ve şöyle dedi:

— Sen Allah rızası için azatsın! Artık gece ve gündüzünü mazeret beyan ettiğin Rabbine tam olarak ibadete verebilirsin!

Köle ellerini semaya kaldırdı ve şu beyti söyledi:

Ey sırların sahibi! Artık sır oldu ayan!
Şöhret olduktan sonra yaşamak istemez kulun!
Sonra genç ellerini açtı ve “Allahım! Senden ölüm diliyorum!” dedi, vefat ederek yere düştü.

İşte salihlerin, aşıkların ve Allah’ı arzulayanların halleri böyleydi. Zehrur-Riyaz’da şöyle anlatılır: Musa a.s.ın çok samimi bir arkadaşı Vardı. Bir gün Musa a.s.’a der ki:

— Ey Musa! Allah’a dua et, kendisini bana tam manasıyla tanıtsın! Musa a.s. dua eder ve duası kabul edilir. Arkadaşı dağlara düşer, vahşi hayvanlarla birlikte yaşamaya başlar. Musa a.s. arkadaşını kaybedince şöyle der:

— Ya Rabbi! Arkadaşımı, can dostumu kaybettim!   

Kendisine şöyle cevap gelir:   

— Ey Musa! Beni hakkıyla tanıyanlar asla insanlarla dost olup onlarla bir arada bulunmazlar!
İsa a.s. ile Yahya a.s. çarşıda yürüyorlarken aralarından bir kadın ikisine çarparak geçer. Yahya a.s. şöyle der:

— Vallahi bu kadının çarpmasını hissetmedim! İsa a.s. der ki:

— Sübhanallah! Vücudun benim yanımda, peki kalbin nerede?

— Ey teyzem oğlu! Eğer göz açıp kapayasıya kadar kalbim Allah Tealadan başkası ile mutmain olsa, Allah’ı tanımadığımı düşünürüm!

Denilmiştir ki: Hakikaten Allahı tanımak (gerçek marifetullah); dünya ve ukbadan soyutlanarak sadece Mevlaya yönelmek, muhabbet şarabıyla sarhoş olup, ancak cemalini görünce Rabbinin nuru içinde olduğu halde ayılmaktır.



[89] Al-i İmran, 31.
[90] Tirmizi, 2678; es-Suyuti, el-Camius-Sağir, 46; Elbani, Da’ifu’l-Cami’, 5360.
[91] Buhari, 7280; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 8511.
[92] Bu rivayetin asıı bulunamadı.
[93] Ahzab, 41-42
[94] Bu rivayetin aslı bulunamadı.
[95] el-Beyhaki, Şu’abu’l-iman, 7/347; el-Kuda’i eş-Şihab, 1/188; et-Taberani, el-Mucemu’l-Evsat, 6/177; Ebü Nuaym, el-Hilye, 6/288; İbnu Hacer, Lisanu’l-Mizan, 6/243; Ukayli, ed-Du’afa’, 459



İmam-ı Gazali (k.s.)
Kalplerin Keşfi

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/allah-cc-ve-rasulunu-sevmek-t29474.0.html;topicseen



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: Allah (cc) ve Rasülünü Sevmek
« Cevapla #1 : 03/01/13, 01:58 »
 



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Okundu: Allah (cc) ve Rasülünü Sevmek
« Cevapla #2 : 03/01/13, 10:26 »
Allah c.c razı olsun kurban...
Dünya ve ahirette Allah ve Rasulü (s.a.v) ile, onu sevenler ve yolundan gidenlerle beraber olma duası ve ümidiyle.




Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Kevser Havuzu Yücelir ruhuyla bir ŞEHİT olur ! ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.293 saniyede oluşturulmuştur


Allah (cc) ve Rasülünü SevmekGüncelleme Tarihi: 19/08/19, 07:22 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim