Aralık Ayı, Mevlâna Ayı - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.051 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.592 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22896 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Aralık Ayı, Mevlâna Ayı , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2126 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Aralık Ayı, Mevlâna Ayı }   Okunma sayısı 2126 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.734
  • Konu: 695
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
Aralık Ayı, Mevlâna Ayı
« : 05/07/11, 13:20 »
Halil AKGÜN kaleme aldı, DÜNYA HALİ bölümünde yayınlandı.

--------------------------------------------------------------------------------

Aralık Ayı, Mevlâna Ayı

Bu yıl 17 Aralık günü, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye verdiği müzakere tarihi nedeniyle dikkatimiz bu konuya odaklandı. Oysa her yıl bundan çok daha önemli bir hadise bir yaşanır 17 Aralık'ta. Bugün, Mevlâna Celaleddin Rumî Hazretleri'nin ebediyet alemine yürüdüğü gündür. Hz. Mevlâna k.s. ölümü bir son değil, bir buluşma ve kavuşma anı olarak gördüğünden, onun öldüğü geceye Şeb -i Arus yani, düğün gecesi denmiştir.

Hz. Mevlâna'nın vuslat gününün üzerinden 731 yıl geçti. Bu yedi asırlık dönemde onun adı ve aşkı bütün aleme yayıldı. Onbinlerce takipçisi, milyonlarca muhibbânı onun aşk pınarından beslendi. Bıraktığı miras, İslâm medeniyet tarihinde büyük bir Mevlevî kültürünün gelişmesine zemin hazırladı. Bugün Türkiye'de Mevlâna Hazretleri'ne geri giden kültür çizgisini parantez içine aldığımızda, geride bize ait fazla bir şeyin kalmadığını söylersek, abartmış olmayız.

Fakat Hz. Mevlâna sadece bir kültürel mirası temsil etmiyor. Onun kültür geleneğini var ve daim kılan, daha dipteki manevi damardır. Hz. Mevlâna, o manevi mertebe ve irşadıyla Hz. Mevlâna oldu. Onun üflediği ilâhi aşk nefhası, nice ham insanı pişirdi, kemale erdirdi. Bu manada Hz. Mevlâna sadece büyük bir düşünür ya da şair değildir. Bunların üstünde ve ötesinde o bir mürşid -i kâmildir, Allah dostudur, aşk tellalıdır, sevgi pınarıdır.

Onun bu manevi misyonu yedi asırdır hiçbir kesintiye uğramadan devam ediyor. Bugün manevi açlıklarını Hz. Mevlâna'yla gidermeye çalışan insanlar arasında kimler yok ki? Japon, İngiliz, Amerikalı, Fransız, Türk, Arap, Farisî, zengin-fakir, genç-ihtiyar, kadın-erkek, siyah-beyaz her tür insan Hz. Mevlâna'nın aşk pınarından nasiplenmeye çalışıyor.

Bu yıl Konya'da gerçekleştirilen Mevlâna ihtifalleri yine bu ruh ile yapıldı. Dünyanın dört bir yanından binlerce insan Hz. Mevlâna'nın makamına gelip diz çöktü, dua etti, yürek titretti, gözyaşı döktü, şefaat diledi. Duaları kabul olsun inşaAllah.

Türkmenistan'da Muhteşem Seçim!

Türkmenistan'da geçtiğimiz ay genel seçim yapıldı. Kendine “Türkmen Başı” lakabını yakıştıran Saparmurat Niyazov'un partisi oyların tamamını aldı ve bir seçim daha kazanmış oldu. Niyazov'un Demokrat Partisi, Türkmenistan'daki tek siyasi parti olduğu için bu sonuca şaşırmamak lazım. Kısacası Türkmenistan'da yapılan seçim değil, bir göz boyamaca.

Bu arada ülkeyi 1985'ten beri yöneten ve eski bir komünist olan “Türkmen Başı” Niyazov , kendi yetkilerini artırmaya devam ediyor. Niyazov , “ölene kadar başkan” statüsüne sahip. Yani ne olursa olsun, onun otoriter yönetimini sorgulamak ya da değiştirmeye kalkışmak anayasaya aykırı bir davranış! Niyazov , yaptırdığı altından büst ve heykelleriyle de Türkmen halkının kalbine korku salmaya devam ediyor. Verilen mesaj açık: Bu dünyanın tek hakimi benim.

Niyazov'un bütün bunları demokrasi ve Türkmen kimliği adına yaptığını söylemesi, bu traji -komik durumu daha vahim hale getiriyor.

Türkiye'nin AB Üyeliği

Türkiye, kırk yıllık Avrupa Birliği'ne üye olma macerasında en büyük adımı geçtiğimiz ay 17 Aralık günü attı. AKP hükümetinin iki yıldır süren yoğun diplomasi trafiğine kayıtsız kalamayan AB ülkeleri, Türkiye'ye 2005 Ekim ayından itibaren tam üyelik müzakerelerini başlatma kararı aldı. Ucu açık müzakere, imtiyazlı üyelik ve Kıbrıs konuları tam bir netliğe kavuşturulamadı. Fakat iki taraf da bu sorunların müzakere sürecinde çözüme kavuşturulabileceğinin farkında.

Şimdi Türk hükümetini zorlu bir dönem bekliyor. Ekim'de başlayacak müzakereler, onlarca alt komisyon tarafından ve 30 küsur ayrı başlık altında yapılacak. Sağlıktan tarıma, enerjiden eğitime, gümrük birliğinden deniz ticaretine kadar pek çok alanı kapsayacak müzakereleri, üst düzey diplomatların gözetiminde alt komisyonlar yürütecek.

Türkiye'nin bu müzakere sürecinde kendi milli menfaatlerini azamiye çıkartacak bir performans göstermesi hayatî öneme sahip. Çünkü biz cephede kazandığımız pek çok savaşı masa başında kaybetmiş bir milletiz. İnşAllah AB tam üyelik süreci, böyle bir hezimete dönüşmez.

Hac Mevsimi, Rahmet İklimi

Hac farizasını yerine getirme mutluluğuna erecek müslümanlar , Aralık ayının ikinci haftasından itibaren, kutsal topraklara gitmeye başladılar. Bu yıl iki milyondan fazla kişi hac yapacak. Modern dünyanın bunca sekülerleşme ve metalaşma eğilimine rağmen, müslüman bireylerin hac farizasını artan sayılarla yerine getirmesi, gerçekten sevindirici. Türkiye'den de bu yıl yüz bin civarında kişi hacca gitti. Bu da Türkiye için sevindirici bir durum. Üstelik kota olmasa, bu sayının daha da artacağını biliyoruz.

Hac, İslâm'ın en evrensel ibadeti. Ümmetin bütün fertleri dünyanın dört bir tarafından kalkıp, kutsal topraklarda sadece Allah rızası için bir araya geliyorlar. Evrensel İslâm kardeşliğinin zirveye çıktığı anlardan biridir hac. Yalnız biz Türklerin, hacca gitmek için biraz yaşlanmak, hatta kocamak gibi bir adeti var! Sanki belli bir yaşa gelmiş olmak, hac yapmanın adı konulmamış şartlarından biriymiş gibi, hacılarımızın yaş ortalaması ellinin üzerinde. Bu adet, başka İslâm ülkelerinde yok. Oysa haccın önündeki tek engel genç yaş değil, maddi imkandır . Bu imkanı elde eden herkesin ama özellikle gençlerin hac yapması gerekir.

Yüce Mevlâ, genç-yaşlı, bütün hacıların haclarını kabul etsin.

Irak'ın İnşası mı?

Irak, dünyanın en güvensiz ülkesi olmaya devam ediyor. Hem Amerikalıların hem de Iraklı yöneticilerin bütün çabalarına rağmen direnişçilerin saldırıları devam ediyor. Amerika, direnişçilerin yaptığına terörizm diyor ve İran ve Suriye'yi direnişçilere destek vermekle suçluyor. Kendi yaptığına ise, hâlâ Irak'ın “yeniden inşası projesi” diyor.

Oysa Irak, bundan sonra hiçbir zaman kelimenin tam manasıyla tamir ve inşa edilemeyecek. Çünkü Irak, artık işgale uğramış bir ülke. İşgale uğramış bir ülkenin bu darbeyi zihninden ve ruhundan atması on yıllar ve belki de birkaç asır sürecek bir şey. Bağımsızlığını bir başka ülkeye, hele Amerika gibi yabancı bir güce kaptırmış Irak halkının, bundan sonra başı dik bir şekilde durması o kadar kolay değil. Direnişçiler, belki de bunu bildikleri için ne pahasına olursa olsun direnmeye ve Amerika'nın işini zorlaştırmaya devam ediyorlar.

Bizim toplumlarımızda vakar duygusu, kısa vadeli pragmatik politikalardan daha önemlidir. Örneğin bugün Filistin halkı fakirdir, işgal altındadır ama onur ve şerefi için canını vermekten çekinmez. Amerikalılar bunu anlamadıkları için, Ortadoğu siyasetini de anlamıyorlar. Ve bölgeye yönelik felaket senaryoları üretmeye devam ediyorlar. Iraktaki hadiseler, bu kâbusun son perdesi.

Kan Davası

Dinen ve aklen haramlığı açık-seçik olduğu halde, kan davaları Türkiye'nin bazı bölgelerinde devam ediyor. Çeşitli kan davaları yüzünden her yıl onlarca insan yaşamını yitiriyor, yaralanıyor, sakat kalıyor, hapse giriyor. Son iki yılda 270 kan davası hadisesinde 300'den fazla kişi yaşamını yitirdi, 600 kişi yaralandı. Daha vahimi, İslâm, kan davalarını meşrulaştırmak için zaman zaman bir araç olarak kullanılıyor.

Oysa kan davasının dinimizde yeri yok. Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz'in ilk yasakladığı şeylerden birisi, İslâm öncesine ait kan davalarıydı. İslâm kardeşliğinin ilan edilmesinden sonra kan davası kavramı bütünüyle ortadan kalktı. Fakat bazı örf ve adetler, dinin açık-seçik hükümlerinden daha etkili ve kalıcı olabiliyor.

Ne var ki geçtiğimiz ay Urfa'nın Viranşehir ilçesinde yaşanan güzel bir hadise, bize bu konuda ilerleme kaydedildiğine dair ümit veriyor. Bölgenin aşiret reislerini bir araya getiren Urfa Valiliği, çeşitli aşiretlere mensup yaklaşık 500 kişiye bir yemek verdi ve onlardan kan davası gütmeyeceklerine dair namus sözü aldı. 7 maddelik bir taahhütname de imzalayan aşiret reisleri, daha sonra devlet yetkilileriyle kol kola girerek, Viranşehir'de kan davalarına son vermek için yürüyüş yaptılar. Darısı diğer il ve ilçelerimizin başına!


Kısa Kısa Dünya Turu

Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, hem cumhurbaşkanı hem de silahlı kuvvetler komutanı olarak görevine devam edeceğini açıkladı. Göreve geldiği 1999 yılından bu yana tam demokrasiye döneceğini söyleyip duran Müşerref, ayak diretmeye devam ediyor. Onun da, bölgedeki pek çok yönetici gibi elindeki büyük yetkileri bırakmak ve tek adam olma imkanını kaybetmek gibi bir niyeti yok. Pakistan halkının bu konuda ne düşündüğü çok önemli değil! Nasıl olsa Müşerref şimdi Amerika'nın iyi müttefiklerinden biri…

***

İran'ın da artık yerli bir rap şarkıcısı var. Kendine “ Dapper Rapper ” lakabını veren Şahkar Bines - Pajuh , bir ilke imza attığını söylüyor. Klasik Fars şiirlerini rap müziği tarzında söyleyen şarkıcı, gelenek ile modernliği birleştirdiğini düşünüyor. Ama ne birleştirme! Hafız'ın ya da Hz. Mevlâna'nın şiirlerinin rap müziği eşliğinde söylendiğini düşünebiliyor musunuz? Bundan daha büyük zulüm olur mu yahu ?!

***

Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld , Aralık ayında yine bazı tenkitlere uğradı. Fakat bu sefer, Irak'taki savaş ya da Ebu Gureyb hapishanesindeki sistematik işkence uygulamaları için değil, başka bir sebepten. Bu seferki konu, Savunma Bakanlığının ölen Amerikan askerlerinin ailelerine gönderdiği taziye mektuplarını Rumsfeld'in bizzat imzalamamış olması. Ne kadar da önemli bir hadise değil mi! Irak'ta yüz binin üzerinde insan ölmüş, yüz binlerce insan yaralanmış, binlerce aile yıkılmış, şehirler yerle bir olmuş… Amerikalıların sorun olarak görebildiği tek şey bir imza. Pes doğrusu!

***

Türkiye'nin AB'ye tam üyelik için kesin bir müzakere tarihi alması kolay olmadı. AB üyesi ülkeler işi zora sokmak için ellerinden geleni yaptılar. Bu engellemeler bundan sonra da devam edecek. Karşı çıkan ülkeler, kamuoylarının Türkiye'nin üyeliğine sıcak bakmadığını gerekçe olarak sunuyorlar. Nitekim yapılan anketler de bunu teyid ediyor. Fakat şunu sormak lazım: Diğer ülkelerin AB'ye kabulünde kamuoyuna danışmak gibi bir yol aranmazken, nasıl oldu da Türkiye'nin üyeliği söz konusu olunca kamuoyunun önemi hatırlanıverdi?



--------------------------------------------------------------------------------



Konu Adresi: http://www.dervisler.net/aralik-ayi-mevlana-ayi-t27516.0.html



Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

İnternet Explorer Giriş Sayfası Değişmiyorsa.. Photoshopta Resim Kesme İşleminin Yapılışı ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 2.625 saniyede oluşturulmuştur


Aralık Ayı, Mevlâna Ayı Güncelleme Tarihi: 18/10/19, 01:28 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim