Araplar Osmanlı’ya ihanet etti mi? - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Araplar Osmanlı’ya ihanet etti mi?, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1711 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Araplar Osmanlı’ya ihanet etti mi?}   Okunma sayısı 1711 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.737
  • Konu: 696
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
Araplar Osmanlı’ya ihanet etti mi?
« : 15/07/11, 18:32 »
Araplar Osmanlı’ya ihanet etti mi?

Ülkemizde ne zaman Arap dünyası konuşulsa, kimi çevrelerce söz bir yerden sonra mutlaka Arapların Osmanlı Devleti’ne dolayısıyla Türklere ihanetine getiriliyor. Buradan hareketle de Arap dünyasından alabildiğine uzak durmamız gerektiği açık ya da imalı bir şekilde ifade ediliyor. Bu çevrelere göre Araplar güvenilmez, hain bir millet. Sadece Arapları değil kendi tarihimizi ve hatta zımnen dinimizi mahkum eden bu yargı nereden besleniyor? Daha ilkokul düzeyinden itibaren sistemli bir şekilde öğretilen resmi tarih tezlerinin Araplara olumsuz bakışından, oryantalist bakış açısının etkisinde kalmış birtakım aydınlarımızdan ve bilgisizlikten elbette. Peki, bu işin doğrusu nedir? Araplar, Osmanlı’ya gerçekten ihanet etmiş midir?

Şu bir gerçek ki, 1789 Fransız İhtilali’nin etkisiyle dünyada milliyetçilik ve ulus-devlet kavramları hızla yayıldı. Özellikle 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın başlarında Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorlukları gibi son imparatorluklar da dağıldı. Uzun ve kanlı savaşlar sonunda birçok yeni devlet kuruldu. Bu devletlerin birçoğu da, bir etnik kökenin nüfus, siyasi, sosyal ve ekonomik bakımdan diğer etnik kimliklere karşı baskın unsur olduğu ulus-devletlerdi. Bu süreçte Osmanlı Devleti’ne bağlı iken, geleceğini belirleme hakkını kendinde gören birtakım halklar Osmanlı’ya baş kaldırarak bağımsızlıklarını ilan ettiler, ulus-devletlere dönüştüler. Fakat bu halkların geneli Slav kökenli Balkan halklarıydı.

Osmanlı’nın egemen olduğu Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyası da bu dönemde Osmanlı’dan koptu. Fakat bu kopuşun temel nedeni Arapların Balkanlarda olduğu gibi ulus-devletlere dönüşme isteği değil, Batılı devletlerin bu toprakları sömürgeleştirme faaliyetleri idi. Bir başka deyişle Balkanlarda olan kopuş başkadır, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da başka... Birinde etnik temele dayalı bir egemenlik arayışı, diğerinde ise emperyalist manipülasyon... İşin temeli tamamen budur. Çünkü bu topraklarda yaşayan müslüman halklar, aynı zamanda hilafetin de merkezi olan Osmanlı’ya hem siyaseten hem de dinen bağlılıklarını sürdürüyorlardı. Arapların Osmanlı’dan ayrılmasına bölge halklarından ziyade İngiltere, İtalya, Fransa gibi ülkelerin güdümüne giren ve bu ülkelerin makam vaat ettiği birtakım yerel idareciler etkili oldu.

Burada özet olarak geçtiğimiz bu tarihi vakaların doğru anlaşılabilmesi için sayısız kaynaklar var. Saptırılmış, yanlış ve ezbere bilgilerle hareket etmenin bizleri bir millet ya da coğrafyaya önyargıyla ve düşmanca bakmaktan başka götüreceği bir yer yok. Bunun da ne bizlere, ne de dünya siyasetinde yükselişe geçen ülkemize bir faydası var. Bu sebeple, birilerinin bizlere biçtiği çarpıtılmış, yanlış, önyargılı bilgiler barındıran düşünce kalıplarına girmek yerine, tamamen doğruları öğrenebileceğimiz, objektif bakış açısına sahip kaynakları araştırarak okumalar yapmamız gerekiyor.

Burada ifade etmeye çalıştığımız düşünceyi somutlaştırarak anlatan, birçok Arap ülkesinin henüz Osmanlı’dan ayrılmadığı dönemlerde Mustafa Kemal, Enver Paşa gibi isimlerle birlikte Arapların yanında Batılı devletlere karşı savaşmış bir Osmanlı istihbaratçısı ve askeri Kuşçubaşı Eşref Bey’in (1873-1964) ibretlik şu sözleri ile bitirelim:

“Trablusgarp harbi bizim hangi kuvvetlere istinad edebileceğimizi [dayanabileceğimizi] tereddüde mahal kalmadan ispat etti. Arabistan’da şehir merkezlerinde İngiltere ve Fransa’nın menfaatleriyle sarhoş olan ve siyaseti meslek olarak benimseyenler haricindeki büyük kitle, bilhassa bedevîler devletimize sadık idiler. Biz Trablusgarp’ta yerlilerden gördüğümüz alaka ve sadakati her tarafta göreceğimizi düşünüp tedbirler alsaydık ne Şerif Hüseyin ihaneti olurdu, ne Filistin’i ne Suriye’yi ne Irak’ı bu kadar hazin dekorlar ve şartlar içinde kaybetmezdik. Büyük hatamız iş işten geçtikten sonra aklımızın -o da maalesef hatalı şekilde- başımıza gelmiş olmasıdır. Trablusgarp’ta Mısır bize en cömert şekilde el uzattı. Halkın kalbi bizimleydi. Sunusîler bize inanarak kanlarını döktüler. Yemenliler bize ikram ettiler. Bizi gadre uğramış büyük bir milletin çocukları olarak, kara günlerimizde kendi topraklarının şerefli müdafileri saydılar.” *

* Abdullah Muradoğlu, Yeni Şafak, “Teşkilat-ı Mahsusa - 3”, 16 Kasım 2005

Devlet kurumunda imtiyaz olmaz

Bir devleti ciddi bir devlet yapan ve güçlü kılan birçok özellik sayabiliriz. Bunların hepsini bir arada saymaya yerimiz müsait değil. Fakat zaman ve konu denk geldikçe birer birer değinmeye çalışıyoruz. Bu ay da bu sütunları bahismevzu özelliklerden biri olan, bir devlet kurumunda ciddiyetsizliğe, lakayt tavırlara yer olmadığı ve makam mevkinin her hal ve durumda bir imtiyaz sebebi sayılamayacağına dair tarihî bir örneğe ayıralım.

Merhum Necip Fazıl Kısakürek, 1935 yılında Necmeddin Molla isminde bir zat ile tanışır. Bu kişi, Sultan 2. Abdulhamid’e düzenlenen bombalı saldırının yargılamasına bakan dönemin cinayet mahkemesi hakimi Hilmi Efendi’nin heyetinde bulunan savcıdır. Bu zatın günümüz için de oldukça manidar bir hatırasını Üstad Necip Fazıl’a şu sözlerle nakleder:   

“Muhakeme esnasında, reisin tam celseyi açacağı sırada, mahkemenin hakimlere mahsus kapısı açılıyor ve içeriye bir mabeyn (saray) paşası giriyor. Asker paşası... Paşa şefler, yabancı gazete muhabirleri, hükümet ileri gelenleri ve yüksek sınıfların doldurduğu salonda, mevki ve rütbesiyle mütenasip bir yere geçip oturacağına, hakimler kürsüsünün arkasındaki bir koltuğa kuruluyor ve duruşmayı oradan takip etmeye hazırlanıyor. Bunun üzerine reis, mübaşiri çağırıp, kulağına fısıltı halinde şunları söylüyor:

– Git de paşa hazretlerine de ki, orası mahkeme heyetine mahsus bir yerdir ve başkaları tarafından kullanılamaz. Lütfen o koltuğu terk etsinler ve mahkemeyi takip etmek istiyorlarsa rütbeleriyle uygun bir yere geçsinler!..

Mübaşir, kimsenin duymadığı bu sözleri paşaya bildiriyor, fakat buna karşı, paşa yüksek sesle:

–  Git  de reise de ki, ben burada Zat-ı Şahane’nin (Padişahın) temsilcisiyim ve dilediğim yerde oturabilirim.

Hilmi Efendi bu defa paşanın sesinden daha yüksek sesle mübaşire haykırır:

– Paşaya de ki, burada Zat-ı Şahane’nin temsilcisi, onun adına kaza icra eden reistir. Eğer hemen o yeri terk etmeyecek olurlarsa, rütbelerine rağmen kendilerini bir jandarma neferiyle dışarıya attıracağım!

Paşa bunun üzerine oradan çıkıp gider. Aradan birkaç saat geçtikten sonra, hakimler odasında Hilmi Efendi’nin karşısına çıkan başka bir mabeyn paşası, Zat-ı Şahane’den [Sultan 2. Abdülhamid’den] şu iradeyi getirir:

– Paşa’ya edilen muameleden dolayı utufetlü Reis Efendi Hazretleri’ni takdir eder ve kendilerine bu hareketlerinden ötürü birinci rütbeden Mecidî Nişanı’nı ihsan ederim! *

* İsmet Bozdağ, Abdülhamid’in Hatıra Defteri, Pınar Yayınları, İstanbul, Şubat 1985, s. 69.


Sadık ILGAZ
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/araplar-osmanliya-ihanet-etti-mi-t27519.0.html



Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Lazzzz : ) Kalplerin şifası : Vird ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.185 saniyede oluşturulmuştur


Araplar Osmanlı’ya ihanet etti mi?Güncelleme Tarihi: 10/12/19, 08:41 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim