Arif Kullar Kimdir? - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.550 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22879 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Arif Kullar Kimdir?, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 4718 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Arif Kullar Kimdir?}   Okunma sayısı 4718 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Arif Kullar Kimdir?
« : 27/02/11, 01:55 »

Arif Kullar ve Marifetullah

İbrahim Hakkı Erzurumî -kuddise sirruh- hazretleri buyurur ki:

Arifin, arası, mevlası ile iyi olduğu için halk ile de arası iyidir. Arif cismini ve canını mevlasına adamış, her şeyini ona verip kendisi aradan çıkmıştır. Bu suretle Allah'a yakınlık mertebesine ermiş ve rahata kavuşmuştur. Arifin kalbine marifet nuru indiği için onda dünyaya ait hiçbir arzu kalmamıştır.

Arifin dili, Allah'ın zikriyle meşgul, kalbi sevgisiyle dolu, sırrı ona sonsuz aşıktır. Arifin kalbi uyumaz, dünyaya meyli kalmaz. Çünkü gönlü muhabbet aleminden lezzet almış, aşk derdiyle dolmuştur ve kalbinin Allah'ın bakış yeri olduğunu bilmiştir. Allah'ın gayrısını atıp yükseklere çıkan, yakınlık havasını koklayan, üns ve huzur meclisine varan gönül, Hak'dan nasıl gafil olub halka meyleder?

Zahid gezici, arif uçucudur. Alim söylediklerinin aşağısında, arif onların üstündedir. Arif marifetullahdan başka söz etmez, susması en iyi sözdür. Arif Allah'a yaklaştıkça halktan uzaklaşır. Arif yalnız Allah'a ihtiyaç arzeder. Onun için ihtiyaçlarını kimseye söylemez. Arif Allah'a karşı zelil olduğu için halk kendisini sever.

Zahidin ibadeti alâka iledîr, Arifinki zevk iledir.
Zahid ahireti ister, Arif Mevlayı ister.
Zâhid nefsi iledir, Arif Allah iledir.
Zahidin zikri dili ile, Arifînki kalbi ve canı iledir
Zahidin kalbi sebeplerledir, Arifin ruhu Allah iledir.

 
Mü'minin bakışı Allah'ın nuru ile, Arifin bakışı Allah iledir.

Mü'min Allah'ın ipine tutunur, Arif Allah'a tutunur.

Mü'min Allah'ın zikriyle mutmain olur, Arif Allah'la mutmain olur.

Halk nefsine bağlı, nefis ise ilahi kapının perdesidir. Arif cismini ruhuna, ruhunu da Allah'a feda etmişdir. Zahid nefsiyle halka bakar düşman kesilir üzülür. Arif mevlası ile yaratıklarına şefkat dolu gözlerle bakıp rahat eder.

Arif kalbiyle huzurdan .gitmez ve ruhu ile Allah'dan başkasını görmez.. Arif odur ki hiç bir iş ve faaliyet onu Allah'ı ile meşgul olmaktan alıkoyamaz ve bir an bile Allah'ın huzurundan ayrılıp gafil olamaz. Arif odur ki kendisi susar ve Hak onun sırlarından söyler. Arif odur ki hiç bir şeyle üzülmez. Her ne olsa sevinir üzüntüsü kalmaz.

Arif Allah'ı ta'zimde dikkatli, ona hürmet etmede titizdir. Farzlarını kılmak ve yasaklarından sakınmakla ona olan derin saygısını gösterir. Arif odur ki Allah'ın sırlarını ehli olmayana, anlamayana açıklamaz. Sevinç ve acılarını kimseye söylemez.

Abidin kuvveti su ve ekmekde Arifin kuvveti Allah'ı anmakladır. Gafilin kıblesi altın ve gümüş Arifin kıblesi ise rahim olan Allah'ın sonsuz nurudur.


Arifin Ahlakı

Abdülkadir Geylanî hazretlerinin arif hakkındaki sözleri:

- Fasıkın yüzüne ancak arif olan kişi güler.

Evet, arif ona Allah'ın emrettiklerini emreder, yasak ettiklerini de yasaklar. Ayrıca fasıkdan gelebilecek eza ve cefalara da tahammül eder, katlanır. Bütün bunlara ise ancak Allahü Teâlâ ve tekaddes hazretlerini tanıyanlar, yani ancak arifler kadir olabilir. Zahidler, abidler ve müridler ise buna katlanamazlar...

Arifler nasıl merhamet etmesinler ki, onlar, rahmet, tevbe ve itizar mertebesindedirler.

Arifin ahlakı, Allahü Teâlâ ve tekaddes hazretlerinin ahlakı cümlesindendir. O, şeytanın, nefsin ve hevanın elinden günahkarı kurtarmak için çalışır. Sizden biriniz, evladını bir kafirin elinde esir olarak görse telaşlanmaz mı? İşte arif de böyledir. Onun nazarında bütün insanlar evladları mesabesindedlir. Onlara Allah'ın emirlerini ve yasakları bildiren lisanla hitab eder. Sonra kendilerini kedere sevkedecek şeyleri bildirdiği ve duyurduğu için onlara acır. Onlar da Allahü Teâlâ hazretlerinin fiillerini görür. Hüküm ve ilim kapısından kaza ve kaderin çıkmasını bekler. Fakat bunu gizler ve halka, emir ve nehyden olan hükümle hitab eder. Sırözden olan yani marifetullah ilmi ile hitab etmez.

Sarsılmaz iman sahibi olan arif, kalbi, özü ve manası ile, diğer insanlardan ayrıdır, uzakdır. O, öyle bir mertebeye vasıl olmuşdur ki kendi üzerine gelen her hususu defetmeğe muktedir olamaz. Çünkü o her türlü güç ve kuvvetden soyulmuş olarak Allahü Teâlâ'nın huzuruna atılmış, bırakılmışdır. Ne var ki o bu mertebeye ulaşdığı zaman, kendisine dört bir yandan hayırlar yağar.

Yine buyuruyorlar:

- Mü'min dünyada garibdir. Zahid de ahretle ilgili hususlarda garibdir. Arif ise Allahü Teâlâdan başka her şey yanında garibdir.

Yine buyuruyorlar:

- Dünya nefislerin sevgilisidir, ahıret kalblerin sevgilisidir.

Allahü Teâlâ ve tekaddes hazretleri ise özlerin, sırların sevgilisidir.


Arifin Kalbi

Yine buyuruyorlar:

- Arif kişi, kalbini dünyalıktan ve insanlardan temizlediği zaman sanki maddi varlığı ortadan kalkar. Maddi, bedenî menfaat endişelerini hissedebilecek duygusu ortadan kalkar. Afet ve musibetler vukuunda kendisinin içinde hiç bir değişiklik meydana gelmez. O esnada kendisinin varlığı ile yokluğu birdir, aynıdır. Kendiliğinden asla bir şey temenni etmez, istekte bulunmaz. Hiç bir şeye haris olmaz. Ariflerin Halik Teâlâ ve tekaddes hazretlerinin nazarında nasıl değerleri olmasın ki onlar, O'na vasıl olmuşlar, her şeylerini O'nun yolunda feda etmişler, canlarını, mallarını ruhlarını gene Ulu izzete hibe etmişlerdir. Her işleri Hakla, Hakkın rızası yolunda yürütmüşler. Allah'ın has kulları olmuşlar ve arifler lakabını almışlardır.Arif demek lügat manasında bilen olduğuna göre, en evvel bilinmesi zaruri olan Allah Teâlâ ve tekaddes hazretleridir.


Sahabe-i Kiram Gibi

Ariflerin Hak nazarındaki değerini halk tabakası idrak edemez. Çünkü kendileri için iç alem, kalb, ruh, gönül alemleri kapalıdır. Halk zümresi dış ibadetler ve şekiller üzerinde dururlar. Basiretleri açılmadığı için yalnız baş gözleri ile görürler. Hakikati çözemezler, anlayamazlar. Ariflerin iç zenginliğini ve Allah katındaki değerlerini bilemedikleri için, onlardaki o ilahî tecellilere yabancıdırlar.

En ziyade dışlarla meşgul olurlar. Mesela şu zat daimi oruçludur, şu zat geceleri şu kadar rekat namaz kılıyor. Filan zatın elinden hiç Kur'an düşmüyor, devamlı hatim ediyor deye o zatlara çok büyük payeler verirler.

Halbuki arifin zahiren az gibi görünen ibadeti, halkın çok ibadetinden sırasına göre daha değerlidir. Mesela ashab-ı kiram -radıyallahü anhüm ecmain- hazeratının zahiren ibadetleri belki azdı. Fakat Allah Teâlâ ve tekaddes hazretlerini o kadar sevmişler, bilmişler ve teslim olmuşlar idi ki, her hangi bir musibet, felaket anında tefviz-i umur eder, büyük bir gönül zenginliği içinde Allah'a teslim olurlar, en ufak bir keder duymazlardı. Canlarını, ruhlarını, mallarını seve seve Hakkın yoluna feda ederler ve bu hareketlerinden büyük bir zevk duyarlardı. Arif halkın arasına karışır, giyime kuşama fazla ehemmiyet vermez. Halkı celbetmek, şöhret yapmak için fesahat ve belağate de önem vermez. Tenhaları sever, hizmet gayesiyle kalabalık arasına da girer. Hususi dualar tertib etmez, Kur'an'ın dua ayetlerini okumayı tercih eder.

Zahidle arif arasındaki fark pek fazladır. Kıyas'a ölçüye gelmez. Her zahid arif olmadığı gibi her alim de arif değildir. Fakat Arifibillah olanlar aynı zamanda alim ve zahiddirler.

Büyük mürşidler (arifibillahlar) işin ehemmiyetine binaen hep eserlerini kalb, gönül alemi üzerine te'lif ve tasnif etmişler ve hep bu mevzular üzerine konuşmuşlardır. içlerinde fıkıh ilmine aşina olanlar dahi, şeriat mevzularının açık olan kısımlarını fakihlere havale etmişlerdir.


Hep Hakk'ın Huzurunda

(Alimin uyuması ibadettir) den maksad, ilmi ile amil olan evliyaullah hazeratıdır. Zahiren ariflerin nafile namazları, oruçları az gibi görünür ise de, onlar açlığı kendilerine şiar edinmişler, yememişler, içmemişler, ancak muhatablarını memnun etmek gayesiyle yemişler, içmişlerdir. Nafile namazlarına da kesiksiz olarak devam etmişler, boş vakitlerinde de gönüllerini hep Rablarına, bağlamışlar, bir an olsun huzurdan ayrılmamışlardır. Rablarının sıfatlarından bir kısmı zatına terakki ederek, merhamet deryası olmuşlardır. Hatta en asi kullara bile acımışlar, ıslahları için geceleri göz yaşı dökmüşlerdir.

Arifi sıdk ile ziyaret edenin irfanı artar, gönlünde Allah sevgisi tecelli eder.

Arifin tam tarifini yapmak imkansızdır. Onların tam değerlerini Hak Teâlâ ve tekaddes hazretleri bilir. Çünkü O onları sevmiş ve kendini onlara sevdirmiştir.


Niçin İbadet Edersin?

Arifin aklında, cennetin nimetleri, cehennemin azabı yer etmez.

Şöyle bir hikaye vardır:

Bir gün Malik b. Dinar, Sabit Benan'la Hasan Basrî'nin çağdaşı Rabia Hatun'un yanına giderler.

Rabia Hatun, Malik b. Dinar'a şöyle der:

-Söyle bana, niçin Allah'a ibadet edersin? Buna cevap olarak Malik b. Dinar şöyle der:

-Cennete müştakım. Buna bir cevab vermeden Rabia hemen Sabit'e dönüp:

-Oğlum, sen kulluk etmekde Allah'dan ne istiyorsun? deyince, Sabit:

-Cehennemden korkuyorum, diye cevab verir. Bundan sonra Rabia Hatun konuşmaya başlar:

-Malik, sen yalnız bir şeye tamaan çalışan işçiye benziyorsun. Sabit! Sana gelince; sopa korkusundan iş tutan amele gibisin.

Bu sözler Malik ve Sabit üzerinde derin tesir yaptı. Sebebini sordular

-Ya Rabia! Sen nasıl bir ibadet edersin ki.. Rabia Hatun bunlara şu cevabı verdi:

-Allah sevgisi ve ona karşı bol şevk ve aşk.

İsa aleyhisselam gezerken bir takım insanlara rastladı. Onların vücudları zayıflamış, renkleri değişmişdi. Bu halleri görünce sordu:

-Bu haliniz nedir? Neden bu hale düşdünüz? Şu cevabı aldı:

-Biz ateşden, cehennemden korkduğumuz için bu hale geldik. Bunun üzerine İsa aleyhisselam, şöyle dedi:

-Allah korkanları selamete erdireceğini Zatına hak saymıştır. Bundan sonra İsa aleyhisselam başka insanlara uğradı, îlk görüşde bunların vücudlarının daha zayıflamış, renklerini daha değişmiş buldu. Bunlara da sordu:

-Haliniz nedir? Bunlardan da:

-Cennet aşıklarıyız, cevabını aldı. Yine bunlara, öbürlerine dediği gibi:

-Allah sizin gibilerin istediğini vermeği zatına hak bilmiştir.

-Sonra yine yürüdü. Birinci ve ikinci zümreden vücud bakımından daha zayıf, renk ba-kımından daha değişik kimseler gördü. Bunlara da sordu:

-Sizde gördüğüm bu hal nedir? Onlar da şöyle dediler:

-Bizi Allah sevgisi ve onun aşkı bu hale getirdi. Bunun üzerine İsa aleyhisselam durdu, düşündü, şöyle dedi:

-Siz Allah'a daha yakınlarsınız. Siz Allah'a daha yakın olanlardansınız, siz Allah'a daha yakın olanlardansınız.

Marifetullah vecd ilmidir.
Marifetullah şevk ilmidir.
Marifetullah aşk ilmidir.

Marifetullah bir tatdır. Ancak Halik Teâlâ ve tekaddes hazretleri, bu büyük nimeti dilediğine, sevdiğine tatdırır. Bu tatma şahsa göre değişir. Bazı kimseler azıcık tadar, bazıları da doyuncaya kadar, bazıları da yetecek kadar tat alır. Bazılarına da sonuna kadar verilir, isterse aklı gitsin, isterse dağlara düşsün.

Bir hadis-i şerifte buyurulmuştur:

Dünyada muhakkak bir cennet vardır. Onu bulan kimsede cennet arzusu kalmaz. O cennet de marifetullahdır.

Yine bir haberde: İnsanlar bu dünyadan göçüp gittiler. Halbuki buranın en hoş ve zevkini tatmadan öldüler. Bu lezzetli şey de Allah'ı bilmekdir ki, bu dünyadaki her nimetden lezzetli ve zevklidir.

Beyt:

Bugünkü cennet - i irfana dahil olsalar uşşak

Yarınki va'd olan huri ve gılmanı neylerler.


Her An Yenilenen Kalp

Cüneyd-i Bağdadî hazretleri Sırrı Sakatî kuddise sirruh-'dan sordu:

Dün gece nasıl sabahladın? Sırrı Sakatî -kuddise sirruh- buyurdu:

"Allah'ın yanında sabah ve akşam deye bir şey yokdur. Yani arifler, saat vakit deye bir şey bilmezler. Çünkü onlar her an Allah'ın marifetiyle meşgul olub, huzuru ilahîde kendilerinden geçmişlerdir.

Gene Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh buyurur:

Arif kişinin kalbi, bir halden diğer bir hale intikal etmekden bir an dahi geri durmaz. Öyle ki halkın içinde, zühdçe kuvvetlenir. Onların kötü haslet ve alışkanlıklarında kendilerine uymaz, ayrı durur. O yalnız Allah'a rağbet eder ve O'nu sever. Bu arada Allah'a olan tevekkülü artar ve kuvvetlenir. Artık insanlardan bir şey almaz olur. Alırsa da bunu Allahü Teâlâ'nın yolunda harcar. Diğer insanların da müşterek olduğu, akıl ve idrak bakımından da kuvvetlenir. Üstün duruma gelir. Ayrıca kendisine fazladan bir akıl ve idrak daha verilir ki, bu da Allahü Teâlâ tarafından kendisine bahşedilmiş akıl ve idrakdir.

Davud el-Kebîr -kuddise sirruh- buyurur:

İrfan sahibinin kalbi ateşe benzer... Beşeri yapıyı yakar, kavurur, ama yakdıkdan sonra da olduğu gibi bırakmaz... Cenab-ı Hak'dan diler.. Bu dilek sonun da o, bir daha yeniden meydana gelir. Her halde eskisinden daha iyi bir şekilde.

Yine buyuruluyor:

En büyük nimet, fani varlığı, tam zenginlik olan baki varlığa katabilmekdir ki bu da, en büyük ilahî zenginliğin gölgesinde olacaktır.

Rasülü Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-buyurur:

"Yalnız Allah Teâlâ var.. O'nunla beraber ikinci bir varlık yok.."


Sâdık Dânâ
Altınoluk

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/arif-kullar-kimdir-t25585.0.html;topicseen



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Cevaplandı: Arif Kullar Kimdir?
« Cevapla #1 : 27/02/11, 02:18 »
Alıntı
Arifi sıdk ile ziyaret edenin irfanı artar, gönlünde Allah sevgisi tecelli eder.

Allah(c.c) razı olsun.

 :X06



Çevrimdışı Mostar

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 891
  • Konu: 21
  • Derviş: 3265
  • Teşekkür: 3
Cevaplandı: Arif Kullar Kimdir?
« Cevapla #2 : 27/02/11, 09:27 »
Allah(cc)Razı olsun.. :X06


RABBİMİZ " Soracak : " BEN Hep Seninleydim , Ya Sen Kulum Kiminleydin ???

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.191
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Cevaplandı: Arif Kullar Kimdir?
« Cevapla #3 : 28/02/11, 00:42 »
 :X06 X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Süleymaniye camii'nin muhteşem tasarımı Hazreti Şeyh Abdullah-ı Hafif (Kuddise Sırruhu) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.323 saniyede oluşturulmuştur


Arif Kullar Kimdir?Güncelleme Tarihi: 21/08/19, 17:19 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim