Artık Bu Yerlere Sığamıyorum... - Şairlerden Şiirler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.963 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.235 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22762 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Artık Bu Yerlere Sığamıyorum..., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 29571 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...}   Okunma sayısı 29571 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Nakkaş

  • Hadim
  • ******
  • İleti: 497
  • Konu: 84
  • Derviş: 457
  • Teşekkür: 120
Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« : 12/06/08, 08:24 »



Siyah Gözlerine Beni de Götür
 
Daha dokunmadan kurudu irem
Çöllere bir türlü yağamıyorum
Yeni bir koşunun başlangıcında
Biraz deprem sonrası
Biraz şehir hülyası
Bir kalp yangınından geriye kalan
Siyah gözlerine beni de götür
Artık bu yerlere sığamıyorum.

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
Sarardı tiryaki menekşeleri
Sonbaharın tozlu kafeslerinde
Sevgi turnaları yakalıyorum
Turnalar gidiyor;ben kalıyorum
Avareyim,asudeyim,yorgunum
Bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
Uyku tutmuyor karanlıkları
Yitik düşlerimi kovalıyorum
Gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
Siyah gözlerine beni de götür
Baharın koynundan koparıp sana
İpek bir mendile sardığım yüreğimle
Şehzade gülleri gönderiyorum
Umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
Kaptanları sorgulayan
Yanından geçen küheylanların
Korku tufanına yakalandığı
Siyah gözlerine beni de götür
Güneş ülkesinden gelen yiğitler
Benzeri olmayan bir dünya kursun
Cellat,ayrılığın boynunu vursun.

Usul usul intizarı çürüten
Bu hercai diken,bu çılgın arzu
Sürüklüyor imkansız muştuların
Eşiğine gönül vadilerini
Bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
Düşüyorum tanyerine
Ya topla yaralı kırlangıçları
Ya da bu vefasız şarkıyı bitir
Özgürlüğe giden tutsaklar gibi
Siyah gözlerine beni de götür.
 
Nurullah GENÇ

--------------------------------------------------------------------------------

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/artik-bu-yerlere-sigamiyorum-t2019.0.html



DOSTTAN GELİR, DOSTA GİDER

Çevrimdışı erdem

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.070
  • Konu: 56
  • Derviş: 30
  • Teşekkür: 1
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #1 : 12/06/08, 08:45 »
avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum neden sana vurgunum



YAĞMUR

Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü


İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla
Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak
Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak

Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım


Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü
Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü
Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
Her sayfada talihsiz binlerce kurban düştü

Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden
Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına
Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden
Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına

Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin
Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin
Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış mazide
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

Sensiz kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk nağmeleri işitirler Hıra'dan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateşler şahının hayalleri

Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü
Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklal boşluğuna arılar nadan düştü

Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin
Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin
Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü
On asırlık ocağın savururdum külünü

Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara
Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü


Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü

Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin, bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların

Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü
Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gölgesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından

Madeni arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali

Hazindir ki, dertleri aşmaya umman düştü
Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri, beyaz bile karadır
Sesini duymayanlar girdabında boğulur
Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin

Saatlerin ardında hep kendimi aradım
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekanın fırçasında solmayan resim senin

Yağmur, bir gün elimi ellerinde bulsaydım
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü

Islaklığı sanadır ahımın, efganımın
İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin
Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

Nefesinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım


Kardeşler arasına heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü


Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

Nurullah Genç



Asr'a yemin olsun ki; insanlar hüsrandadır. Ancak,
iman edenler, salih amel işleyenler ve birbirlerine Hakkı ve sabrı tavsiye
edenler müstesna! (Asr Suresi)

Çevrimdışı samyeli

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.290
  • Konu: 142
  • Derviş: 254
  • Teşekkür: 2
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #2 : 12/06/08, 09:16 »
GÖZLER

 

Sende sevgidir zaman ve Leyla'dır

Kulak ver, tükenmeyen âh ü zârıma, gözler

Ey, dikenli yolları gökyüzüne bağlayan

Bir hayali dilberin çehresinde parlayan

Mehtabım gülümse de kalbimde gül büyüsün

Sen ki, güzel gözlerin belki en büyüğüsün

Güneş gibi, ufkumda doğup da yanan gözler

Ruhumun yağmurunu içip de kanan gözler

 
Geceye mi çırpınış, gurbete mi bu hasret

Bitmeyen bir susuzluk ve sönmeyen hararet

Ortasında kalmışsın; saçların darmadağın

Gülşenim, yıkılmadan saray gibi otağın

Hayatın sonbaharı kuşatmadan rengini

Yitirmeden şu billur ve masmavi engini

Beni al kollarına, uyut sonsuza değin

Yüzümde dalgalansın o simsiyah eteğin

Göreyim elmas gibi parlayan nakışları

Gönlümü çiçek çiçek sırlayan nakışları


Papatya bir simada sana taht kurmuş Allah

Ne olur, üzme beni; çektiğim her derin âh

İçimden bir parçayı koparıp götürüyor

Ve hicrân sis misali, her yanımı bürüyor

Mehtabım, yıldız gibi süsle kâküllerini

Koklayayım kalbimde yeşeren güllerini

Islanmış sinesine çekiver bir baharın



Uyandır şarkısıyla beni, kanaryaların

Duaya kalksın elim, başım şükre uzansın

Sesim dudaklarıma mahpus iken, uyansın

Ve matem kuyusundan çekeyim ellerimi

Toplayayım yerlere düşmüş hayallerimi

Kapkaranlık dünyama bir ışık yakan gözler

Bana, benimmiş gibi, ümitle bakan gözler

Nurullah GENÇ



Bir El Tut ki, O da Seni Tutsun.

Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.644
  • Konu: 1184
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 211
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #3 : 22/06/08, 02:07 »
Alıntı
Siyah gözlerine beni de götür
Baharın koynundan koparıp sana
İpek bir mendile sardığım yüreğimle
Şehzade gülleri gönderiyorum
Umutlar kalıyor;ben gidiyorum

 X:04


"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)

Çevrimdışı mavi

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.494
  • Konu: 741
  • Derviş: 86
  • Teşekkür: 16
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #4 : 06/07/08, 05:06 »
Avareyim,asudeyim,yorgunum
Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...

 X:04


Bulmak değil imiş bilmek, bilmek değil imiş bulmak, Evliyaya gönül vermek, rengine boyanmak imiş...

Çevrimdışı *vuslat*

  • Üye
  • **
  • İleti: 72
  • Konu: 4
  • Derviş: 543
  • Teşekkür: 0
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #5 : 08/07/08, 13:30 »
fırtınalar kopuyor yüreğimde
şehrin hengamesine inat koca bir sessizlikte
gözyaşlarımı saklayacak yer bulamıyorum
susuzluğumu dindiriyorum billur billur akan hasretinle
özledimm!..deli gibi özledim!..derman kalmadı dizde
eyy sultan...ey candan öte can..haykırıyorum özlemini feryat figan..
 :ağla: :ağla: :ağla: :ağla:







Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #6 : 08/07/08, 16:45 »
 Allah razı olsun Samyeli, Nakkaş, Erdem kardeşlerim....Vesselam!.. :X06 X:33X



Çevrimdışı Nuryolu

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.198
  • Konu: 132
  • Derviş: 774
  • Teşekkür: 0
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #7 : 23/07/08, 14:13 »
Alıntı
Ne olur, üzme beni; çektiğim her derin âh

İçimden bir parçayı koparıp götürüyor

Ve hicrân sis misali, her yanımı bürüyo
r

sözler cok orjınal ve özgün..değişik duygulara surukluyor...

Allah razı olsun yonetıcı kardeşler.. bu paylaşımız cok guzel olmuşş

sıteıcınde değişik olmus ayrı bır manzara oluşturmus pozıtıf duruyor ...




Çevrimdışı leylirumi

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 230
  • Konu: 11
  • Derviş: 432
  • Teşekkür: 0
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #8 : 31/07/08, 02:58 »








BİR HEKİMİN KAPISINDA DERMAN DİLENEN FUKARANIN ŞİİRİ

hastayım Efendim, al beni içeriye

...

sar yarama ufukları
dök içime ab-ı hayat
gülümse yalnızlığıma
beni dermanınla donat

dönemem hastalıklar dünyasına yeniden
sensiz tedavi yalan; ilerleyiş geriye
hastayım Efendim, al beni içeriye

...

dermanına muhtacım ey Hekimler Hekimi
yıldızları hap gibi düşür avuçlarıma
güneşi yudum yudum içeyim şurup gibi
öteler çekiversin filmini yüreğimin
benden uzak olanı getir bana yeniden
bana yakın olanı götür benden uzağa

dermanına muhtacım ey Hekimler Hekimi
acı bu fukaraya, bu vefasız çeriye
hastayım Efendim, al beni içeriye.

nurullahgenç

   



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

 lâyık değilim amma lûtfedersin. Sultânım, Efendim, boynumda kemendin.

Çevrimdışı sergüzeşt

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 431
  • Konu: 14
  • Derviş: 83
  • Teşekkür: 1
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #9 : 31/07/08, 10:36 »

HIÇKIRIKLAR

 

Saatler bitmiyor yapayalnızım

Gülmek istiyorum,gülemiyorum

Sensiz olmak mıdır hep alınyazım

Bilmek istiyorum,bilemiyorum.

 

Esirgedin nazlı,hilal kaşını

Harap ettin çiçek kokan başını

Yüreğime akan gözüm yaşını

Silmek istiyorum,silemiyorum.

 

Sanki her şey efsaneydi,masaldı

Ayrılık ruhumu elimden aldı

Gözlerim yollara takılıp kaldı

Gelmek istiyorum,gelemiyorum.

 

Göğüs germek için acılarıma

Titreyişlerime,sancılarıma

Seni bir kez olsun avuçlarıma

Almak istiyorum,alamıyorum.

 

Saçılan bir köpük olmak dilinde

Boğulmak saçının ince telinde

Sır gibi sonsuza değin kalbinde

Kalmak istiyorum,kalamıyorum.

 

Unutuyor beni sırlı gözlerin

İçimde bir yara işliyor derin

Kulakların,dudakların,ellerin

Olmak istiyorum,olamıyorum.

 

Bölerek uykunu rüyalarına

O kucak dolusu hülyalarına

Gece gündüz uçup aynalarına

Konmak istiyorum,konamıyorum.

 

Deli gibi aşık olsa da güle

Kim acır çöllerde öten bülbüle

Bir gün alev alev yanıp da küle

Dönmek istiyorum,dönemiyorum.

 

Hıçkıra hıçkıra ağlamaktansa

Başına karalar bağlamaktansa

Bu yüreği her gün dağlamaktansa

Ölmek istiyorum ölemiyorum.


Nurullah Genç



Çevrimdışı Nakkaş

  • Hadim
  • ******
  • İleti: 497
  • Konu: 84
  • Derviş: 457
  • Teşekkür: 120
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #10 : 31/07/08, 12:01 »
"Artık bu yerlere sığamıyorum..."

Bu söz daha bir manidar oldu galiba

 :S


DOSTTAN GELİR, DOSTA GİDER

Çevrimdışı leylirumi

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 230
  • Konu: 11
  • Derviş: 432
  • Teşekkür: 0
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #11 : 31/07/08, 16:38 »
saatler    bitmiyor      

                              sanki  her  şey efsaneydi,

                              masaldı


...                       ....                ....         ....

             
  ayrılık  ruhumu  elimden  aldı       
 
gözlerim  yollara  takılıp  kaldı      gelmek istiyorum,   ...     gelemiyorum.

       ....               ....               ....         ....


saçılan  bir  köpük  olmak   dilinde     boğulmak   saçının   ince     telinde   

               sır   gibi   sonsuza   değin  kalbinde    ...     kalmak   istiyorum,   ...

kalamıyorum.     

 ....         ....

gece   gündüz    uçup        aynalarına      konmak   istiyorum,                       

 konamıyorum.

 ....         ....


deli  gibi  aşık  olsa  da  güle    

kim  acır  çöllerde  öten  bülbüle     bir  gün  alev  alev  yanıp da küle   

dönmek istiyorum,   dönemiyorum.


s a n k i    h e r   ş e y   e f s a n e y d i ,

  m   a   s   a   l   d   ı 
     



**bilinmez ki nedendir,  bu şiiri parçalarsak rahat edeceğiz hissine kapıldık, günün, gecenin, haftanın, geçmesi gereken şu sürecenin anlam ve önemine fazlasıyla uyduğu için olabilir mi acep? "gönül sus da ahu zâr etme ya sabır de!"  ...

 




Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

 lâyık değilim amma lûtfedersin. Sultânım, Efendim, boynumda kemendin.

Çevrimdışı Mesakin

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 459
  • Konu: 52
  • Derviş: 899
  • Teşekkür: 3
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #12 : 20/08/08, 04:10 »
 
:bismillah:

Güneş ülkesinden gelen yiğitler
Benzeri olmayan bir dünya kursun
Cellat,ayrılığın boynunu vursun.


Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk nağmeleri işitirler Hıra'dan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateşler şahının hayalleri


Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya


Geceye mi çırpınış, gurbete mi bu hasret

Bitmeyen bir susuzluk ve sönmeyen hararet

Beni al kollarına, uyut sonsuza değin

Yüzümde dalgalansın o simsiyah eteğin

Göreyim elmas gibi parlayan nakışları

Gönlümü çiçek çiçek sırlayan nakışları


dönemem hastalıklar dünyasına yeniden
sensiz tedavi yalan; ilerleyiş geriye
hastayım Efendim, al beni içeriye

Sanki her şey efsaneydi,masaldı

Ayrılık ruhumu elimden aldı

Gözlerim yollara takılıp kaldı

Gelmek istiyorum,gelemiyorum
.




Yediveren Ezgiler Ağlayan Küllerinde

bir dürgünde saklıdır dünyaya düşen izler
bu ebedî Sevda'yı kalem taşır, kan gizler
sînemdeki şîrpençe filizlenir de birgün
o granit kalbinde kanatlanır denizler

can güneşim batıyor vefâsız güllerinde  :X06
al götür umudumu nazlı kâküllerinde
senin de feryâdını işitirler, şâirin
 yediveren ezgiler ağlayan küllerinde
 
Nurullah Genç
 


 




Çevrimdışı erdem

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.070
  • Konu: 56
  • Derviş: 30
  • Teşekkür: 1
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #13 : 20/08/08, 08:16 »
 X:04




Asr'a yemin olsun ki; insanlar hüsrandadır. Ancak,
iman edenler, salih amel işleyenler ve birbirlerine Hakkı ve sabrı tavsiye
edenler müstesna! (Asr Suresi)

Çevrimdışı ubeyt hanzala

  • Üye
  • **
  • İleti: 61
  • Konu: 2
  • Derviş: 1002
  • Teşekkür: 0
Ynt: Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...
« Cevapla #14 : 20/08/08, 08:50 »
Emeği geçen arkadaşlara  sonsuz tşk..cok guzel bi paylaşim hazırlamişsınız....
Allah razı olsn
 :X32


Başlar O'na (c.c.) secde etmedikçe, Kalpler huzur bulamaz...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

İslâm¸ güzel ahlâktır Bunu hatırladınız deyilmi? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.672 saniyede oluşturulmuştur


Artık Bu Yerlere Sığamıyorum...Güncelleme Tarihi: 19/11/18, 14:45 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim