Aslı Aslına, Nesli Nesline - Kıssalar ve Menkıbeler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.638 yorum yapıldı. Bugün 2 konu ve 2 ileti gönderildi.. Toplam : 22908 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Aslı Aslına, Nesli Nesline, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3624 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Aslı Aslına, Nesli Nesline}   Okunma sayısı 3624 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Hasret

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 983
  • Konu: 73
  • Derviş: 482
  • Teşekkür: 2
Aslı Aslına, Nesli Nesline
« : 19/08/08, 13:34 »
Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  





Padişah biraz düşünceli sanki.

Ellerini arkasına atmış, bir sola yürüyor, bir sağa. Bunda bir iş var.

Vezirini çağırıyor. Hâlâ düşünceli. El pençe huzura geliyor vezir. Padişah başını kaldırıyor, bir an duruyor, vezirinin gözlerine bakarak soruyor:

- Hızır hayatta mıdır?

Vezir bir an duraklıyor ve cevap veriyor:

- Söylenenlere göre hayattadır Sultanım.

Padişah koltuğuna otururken konuşuyor:

- Hızır’la görüşmek istiyorum. Ne yapıp edip, bana Hızır’ı bulacaksın!

Yutkunuyor vezir:

- Bu işi benim halletmem çok zor hünkârım. Ama Şeyhülislâm Efendi, onun mutlaka bir bildiği vardır.

Kapıda bekleşenlerden birisi hemen dışarı koşuyor. Az sonra Şeyhülislâm önde, o arkada, geri dönüyorlar. Şeyhülislâm da çaresiz boynunu büküyor:

- Hızır’ı bulmak kemalât işidir Sultanım. Nice ilim sahipleri onun yüzünü bile görmemiştir. Ama öyle gönül ehli zatlar vardır ki, istedikleri an görüşürler Hızır’la. Bana biraz mühlet verin, Hızır’ı bilip getirebilecek birini bulayım size…

Ülkenin dört bir yanına tellallar gönderiliyor. Hızır’ı bulup saraya getirebilenin mükâfatlandırılacağı ilan ediliyor. Beklemeye başlıyorlar. Nihayet fakir bir zat Şeyhülislâm’ın huzuruna giriyor:

- Hızır’ı aradığınızı duydum, beni padişahla buluşturun.

Şeyhülislâm sevinçle ellerinden tutuyor mübarek zatın, padişahın huzuruna çıkıyorlar. Diyor ki o kişi:

- Sultanım, bana kırk gün mühlet verirseniz, Hızır’ı bulup size getirebilirim.

Padişah kabul ediyor, ama adamın bir şartı daha var:

- Kırk gün boyunca siz sarayda ne yiyip içiyorsanız, bir mislini bizim eve de göndereceksiniz…

Fakirin bu isteğinin de yerine getirilmesi emir buyruluyor.

Evine gelince içini bir endişe kaplıyor fakir adamın. Bu işin sonunu düşünüp korkmaya başlıyor. Kapı çalıyor o esnada. Bir dolu adam kap kap yiyeceklerle kapının arkasında duruyorlar. Evin hanımı şaşkın. Efendisine bu işin hikmetini soruyor. Gülümsemeye çalışıyor adam:

- Sorma hanım, kırk gün boyunca biz de padişah gibi yiyip içeceğiz. Ama kırk gün sonra başımıza neler geleceğini Allah bilir.

Hadiseyi baştan sona anlatıyor. Kadın endişeyle soruyor:

- Sen Hızır’ı bilir misin Efendi?

Başını eğiyor adam:

- Bilmem.

Ayağa kalkıyor kadın telaşla:

- Ne cesaretle yaptın bu işi?

Adam kafasını kaldırıp derin bir nefes alıyor.

- Allah kerimdir hatun, fukaralıktan bıktım yoruldum artık. Padişahın Hızır’ı bulacak bir adam aradığını duyunca, ömrümüzde kırk gün olsun saray yemeği yiyelim dedim. Allah’a, Rasulullah’a, Hızır Aleyhisselam’ın ruhaniyetine sığındım, bir hatadır yaptım işte. Allah büyüktür…

Gözleri doluyor adamın. Kadın sofrayı kurarken kocasına bakıyor:

- Kırk gün çabuk geçer bey, Allah yardımcın olsun.

Kırk gün sonunda adamın evinin önüne iki at getiriyorlar; biri fakire, diğeri de Hızır için. Adam atları getirenlere biraz beklemelerini söylüyor. Eve dönüp bir güzel abdest alıyor, iki rekât namaz kılıp ellerini açıyor Rabbi’ne:

- Ey kulunun gönlünü bilen Rabbim, Habibinin yüzü suyu hürmetine,  beni Sultan'ın huzurunda mahcup etme…

Duasını bitirip karısıyla helalleşiyor. Kadın ağlamaklı…

Fakirin yalnız geldiğini görünce adamlar Hızır’ın nerede olduğunu soruyorlar. “Bu Sultan’la benim aramdadır, saraya gidelim.” diyor fakir.

Padişah heyecan içinde. Etrafında bir sürü kalabalık. Nihayet Hızır’ı görecekler. Bir koşuşturmaca, bir gürültü, bir heyecan… işte adam geldi. Padişah onun yalnız olduğunu görünce şaşırıyor:

- Hızır nerede?

Adam iki büklüm, mahcup, gözlerini yerden kaldıramıyor. Padişah bir-iki adım daha yaklaşıp konuşmaya başlıyor:

- Sultanım, ben ömrüm boyunca Hızır’ı hiç görmedim. Fakirlikten perişan haldeydik. Nefsime uydum, kırk gün sizin gibi yaşamak istedim. Sizin asalet ve sultanlığınızın izzetine sığınıyorum. Beni hoşgörün, affedin, Allah sizi Hızır’a kavuştursun.

Kalabalık homurdanmaya başlıyor. Padişah celalli:

- Kırk gün bizi ne diye oyaladın? Niye hakkından gelemeyeceğin bir işi vaad ettin? Madem fakirsin, gelip bir ihsan isteseydin bizden! Kırk gün bizi oyalamak olur mu?

Padişah küplere binmiş vaziyette. Şeyhülislâm perdenin arkasına saklanıyor. Fakir başını kaldırıp bakamıyor. Padişah öfkeyle baş vezirine döndü:

- Şimdi buna ne ceza verelim?

Fakir adam korkuyla cevabı bekliyor. Başvezir padişahtan daha kızgın:

- Onu parça parça edelim Sultanım. Her parçasını şehrin bir ucuna dikelim. Herkes anlasın Sultan’a yalan söylenmeyeceğini…

O sırada bir çocuk ileriye çıkıyor kalabalığın arasından. Saray erkânından birinin çocuğu olmalı bu. Belki de misafirlerden birinin yanında gelmiştir. Ne kadar da masum bir yüzü var… Fakirin yanına kadar gelip, Başvezir'e bakıyor. Bir şey söyleyecek sanki. Ve konuşuyor. Bir çocuktan beklenmeyecek bir ses tonuyla konuşuyor:

- Aslı aslına, nesli nesline, Hu!

Padişah ikinci vezirine dönüyor:

- Sen söyle ne ceza verelim bu adama?

İkinci vezir Başvezir’den aşağı kalacağa benzemiyor. Gözlerini kısarak konuşmaya başlıyor:

- Sultanım, onu parçalayıp etlerini dibekte dövelim. Keşkek yapıp, şehrin dört köşesine bırakalım sonra. Kimse bir daha böyle bir şey yapmaya cesaret edemesin!

Aynı çocuk yine ileri çıkıp, aynı şeyi bir daha söylüyor:

- Aslı aslına, nesli nesline, Hu!

Padişah üçüncü vezirine bakıyor bu kez:

- Sen ne dersin?

Asil bir adama benziyor üçüncü vezir, gözlerinde merhamet var. Tane tane konuşmaya başlıyor:

- Diğer vezirleriniz doğru söylerle. Sultan’ı kandırıp kırk gün oyalamak elbette az bir suç değildir. Ama bana sorarsanız, size düşen af ile muamele etmektir. Affetmek peygamberlerin sıfatıdır Sultanım.

Üçüncü vezir sözünü bitirirken çocuk bir kez daha geliyor:

- Aslı aslına, nesli nesline, Hu!

Çocuğun ortaya gelip sürekli aynı şeyi söylemesi padişahın dikkatini çekiyor. Adama dönerek soruyor: “Bu çocuk senin neyin olur?” Yavaşça başını kaldırıyor adam. Üçüncü vezirle göz göze geliyorlar. Biraz rahatlıyor sanki.

- Ben bu çocuğu tanımam Efendim. İlk defa görüyorum. Herhalde buradakilerden birinin oğludur.

Padişah çocuğa dönüyor bu kez:

- Sen kimsin çocuk? Vezirlerimin üçü de başka başka şeyler söylediler, ama sen her defasında “Aslı aslına, nesli nesline, Hu!” dedin. Bu ne demektir?

Çocuk padişaha biraz daha yaklaştı. Kalabalık çocuğu görmek için halkayı biraz daha daralttı. Çocuk konuşmaya başladı:

- Sultanım, benim kim olduğumdan evvel, vezirlerinizin kimler olduğunu öğrenin.

Herkes şaşkınlık içinde çocuğa bakarken, o tane tane konuşmaya devam etti:

- Başvezirin bir kasabın oğludur. Babası et kesip parçalardı. O da babası gibi kırmaktan, parçalamaktan başka iş bilmez. Teklifi buna göre oldu. İkinci vezirin bir aşçının oğludur. O da babasına benzer; ezmeye, pişirip kaynatmaya meyillidir, teklifi de bu istikamette idi. Üçüncü vezirine gelince, o bir vezirin oğludur. Yani asil, olgun bir zatın oğlu. Onun teklifi ise bu asalete uygun oldu. Bana gelince, ben aramakta olduğun Hızır’ım. Allah bu fakir adamın hatırına buraya gelmemi emretti. Şimdi sana nasihatim şudur: Birinci vezirini saraya kasapbaşı, ikinci vezirini aşçıbaşı yap. Üçüncü vezirini de lâyık olduğu üzere kendine başvezir yap. Şu fakir adamdan da ihsanı kesme, o sabırlı ve güzel bir adamdır.

Hızır sözlerini bitirdiğinde herkes şaşkınlık ve hayret içinde… Kalabalık adeta taş kesilmişken, çocuk birden ortalıktan kayboluyor. Sarayın dört bir köşesini arıyorlar ama nafile…


Serdar TUNCER/Satır Arası Hikâyeler   


Baki Muhabbetle ...



Konu Adresi: http://www.dervisler.net/asli-aslina-nesli-nesline-t3584.0.html



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı Hakan

  • Üye
  • **
  • İleti: 89
  • Konu: 1
  • Derviş: 399
  • Teşekkür: 0
Ynt: Aslı Aslına, Nesli Nesline
« Cevapla #1 : 19/08/08, 13:38 »
Allah razı olsun kurban :X06



Çevrimdışı Sofi_Bu.Rock

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 568
  • Konu: 47
  • Derviş: 647
  • Teşekkür: 3
Ynt: Aslı Aslına, Nesli Nesline
« Cevapla #2 : 19/08/08, 13:56 »
Allah razı olsun vezirim...


"Gamına gamlanıp olma mahzun,
Demine demlenip olma mağrur.
Ne dem bâki, ne gam bâki, ya hû!"

(Yavuz Sultan Selim)

Çevrimdışı Kusva

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.083
  • Konu: 379
  • Derviş: 244
  • Teşekkür: 8
Ynt: Aslı Aslına, Nesli Nesline
« Cevapla #3 : 19/08/08, 14:24 »
 X:01 kurbanım çok güzel bir hikayeydi :X06
serdar tuncer anlatırta kötü olurmu :X32



Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Yanıt:Aslı Aslına, Nesli Nesline
« Cevapla #4 : 13/10/09, 14:34 »
ASLI ASLINA NESLİ NESLİNE HUUU


"Sadat-ı Nakşibendi'den Şeyh Sadi Şirazi hazretleri bir eserinde şöyle anlatıyor:
Eski sultanlardan biri,''Mademki ben sultanım ve idarenin mesuluyum,Hızır(a.s)ı görmem lazım gelir.'' diyerek vezirini çağırmış ve ona sormuş:
-Hızır(a.s)dirimidir,hayattamıdır?
-Şeriat-ı ilahiyede verilen haberlere göre diridir ve hayattadır.

-Madem hayattadır.Hızır(a.s)ı davet et.Gelsin,beraberce görüşelim.
-Onun nerede olduğu bilinmez,sorulmakla tanınmaz.
-Binlerce evliya-ı izam bulup görüştüğüne göre bizimde bilip görüşmemiz lazım gelir.Sen benim vezirimsin ne icap ediyorsa yerine getir.
-Hızır(a.s)hayattadır ama benimle görüşmesi mümkün olmaz.Çünkü benden çeşit çeşit zulum meydana geliyor Hızır(a.s) kalbi cilalanan,nefsini terbiye eden Allah dostlarının yaranıdır.Ben devlet işleriyle sizin hükmünüzü yürütürken,benden tam adalet sudur etmesi mümkün değildir.Bu Yüzden,ben bu işi halledemem.Şeyhül İslam-ı çağıralım.Çünkü Şeyhül İslam Risaletin varsidir.
Vezir bu sözlerle bu işten sıyrılmaya çalıştı.Şeyhül İslam çağırıldı.Sultan ondan Hızır(a.s) bulup getirmesini istedi.Şeyhül islam şöyle karşılık verdi.
-Sultanım,Hızır(a.s)ıbulmak ilim değil kemalat işidir.Nice ilim sahipleri onu bulamamış ama nice kalbini tezkiye,nefsini tasfiye edenler Hızır(a.s)ile görüşmüştür.Ben bu devlet işlerinde sizin hükmünüzü icra ederken hatalı fetvalar vermiş,günaha girmiş olabilirim.Bu durumda Hızır(a.s) bulmam ve çağırmam müşküldür.Müsade edin,bir mühlet verin;Hızır(a.s)ıbilip bulacak birini bulayım.
-Tez vakitte gel.
Şeyhül islam ilanlar verdi.hızır(a.s)ı bulabilecek olanların Allah rızası için saraya gelmelerini duyurdu.
Fakir bir zat şeyhülislamın huzuruna girerek Hızır(a.s)ı bulup getireceğini söyledi.''Beni padişahla buluşturun.''dedi.Şeyhül islam sevinçle o zatı padişahın huzuruna çıkardı.O zat,kendisine kırk gün mühlet verilirse Hızır(a.s) bulacağını vaad etmesi üzerine kendisine kırk gün mühlet verildi.Ancak bir şartı verdı.''Bu sarayda siz ne yiyor ve içiyorsanız bir mislinide bizim eve göndereceksiniz.'' dedi Sultan kabul ederek bu zatın isteğinin yerine getirilmesini emir buyurdu.
O Zatın,eve dönünce,gönlünü bir endişe ve üzüntü kapladı.Nefsinin yaptığı bu işten ve akibetten korktu.Hanımı gelen yemekleri görünce efendisine bunun sebebini sordu.Hanımına şu cevabı verdi:
-Hanım,kırk gün bizde padişah gibi yiyip içeceğiz.Ama kırk gün sonra başımıza ne gelir ,Mevlam bilir.
-Sen hızır (a.s) bilirmisin?
-bilmem.
-Ne cesaretle böyle yaptın?
-Allah kerimdir.Artık nefsime fukaralıktan gına geldi.Nefsim bana,Sende insansın,padişah da insan.Sen Allah a,Resulullaha Hızır(a.s)ın ruhaniyetine sığın.Ömründe kırk gün olsun saray yemeği ye''dedi.
-Kırk gün çabuk geçer.İşin zor ama Allah dan sana yardım dilerim.
Böylece padişah gibi yiyip içtiler.Kırk gün dolunca saraydan iki büyük at gönderildi.Biri hızır(a.s)ı getirecek zata diğeride Hızır(a.s)a.
Mübarek fakir iki rekat namaz kıldı.Allah a niyaz etti.Sayısız salavatlar getirdi.Allah ın Habibini vesile kıldı.
''Onun yüzü suyu hürmetine beni sultanın huzurunda mahçup etme Allahım.''Diye yalvardı.
''La havla vela kuvvete illa billahil aizm''Dedi ve ata bindi.
Onu almaya gelenler,Hızır(a.s)ın nerede olduğunu sordular.
''Bu sultanla benim aramda bir meseledir.Saraya gidelim.''dedi ve saraya geldiler.

Sultan,o zatı görünce Hızır(a.) ın nerede olduğunu sordu.
Fakir zat konuşmaya başladı:
-Sultanım,ben hayatımda hızır(a.s)ı hiç görmedim.Fakirlik canıma tak etmiş, özene bezene bir taam yememiştim.Nefsim bana;
''Sultanlar fakir fukaranın da vekilidir.Sultanın bir vazifesi,ülkesindeki fakirleri beslemektir.''dedi.kırk gün senin gibi yaşamak istedim ve böyle bir vaadde bulundum.Umarım ki senin asaletin ve sultanlığının izzeti benim gibi bir fakiri hoş görür.Allah sana hızırı kavuştursun.
Sultan kızdı:
-Kırk gün bizi neden oyaladın be adam!Hakkından gelemeyeceğin işi neden vaad ederdin?Madem fakirdin,huzuruma geilp bir ihsan isteseydin.kırk gün bizi aldatmak olurmu?.
Baş vazire dönerek sordu:
-Şimdi buna ne ceza verelim?
-Sultanım emir ver,onu parça parça etsinler,her parçasını bir sokak başına diksinler.Böylece kimse sultana yalan söylemeye cesaret edemesin.
O anda,O mübarek zatın yanında masum bir çocuk peyda oldu.oradaki cemaat,o zatın veya sarayda bulunan birisinin oğlu olduğunu düşündüler.Çocuk fakir zatın yanına oturdu ve''herşey aslına dönecektir.Aslı aslına nesli nesline HU''dedi.
Sultan ikinci vezire sordu:
-bu adama ne ceza verelim?
-Bunu bir dibeğe koyalım.Döve döve keşek yapalım.Şehrin her bir köşesine parçalarını bırakalım ki herkese ibret olsun.
Yine o masum çocuk,
''Herşey aslına dönecektir.Aslı aslına,nesli nesline HU''dedi.
Sultan üçüncü vezire sorunca,o da şöyle dedi.
Baş vezir ve diğer vezir kardeşim güzel söylediler.Elbette sultanı kandırıp kırk gün oyalamak büyük bir vebaldir.Bana sorarsanız,iszin sultanlığınıza yakışan,af ile muameledir.Affetmek Peygamberlerin sıfatıdır.Sizede bu yaraşır.
Yine o masum çocuk,
''Her şey aslına dönecektir.Aslı aslına nesli nesline HU''dedi.
Üçünde de o çocuğun aynı sözleri söylemesi sultanı şaşırttı.Fakir zata sordu:
-Bu çocuk neyin olur?
-bu çocuk benim bir şeyim olmaz.Onu ilk defa görüyorum.Herhalde buradaki zevattan birinin oğludur.
Bu sözler üzerine sultan çocuğa sordu:
-Ey çocuk,sen kimsin?Vezirlerimin üçüde farklı cevaplar vermesine rağmen sen her defasında,''her şey aslına dönecektir Aslı aslına nesli nesline hu'' dedin. Neden böyle söyledin?
-Bu zat size kimi getirecekti?
-Hızır(a.s)ı getirecekti.
-Sultanım,baş vezirin bir kasap oğludur.babası devamlı et parçalayıp böldüğü gibi,baş vezirde halkı kırmaktan başka bir işe yaramaz.İkinci vezirin bir ahçının oğludur.Babası dibek dövdüğü gibi o da halkı dövüp söver.Ama üçüncü vezirin bir vezir oğludur.Asaletli faziletli Kamil bir insanın oğludur.
Ben ise aramakta olduğunuz Hızırım.İşte bu zatın hürmetine Allah beni sana getirdi.Sana nasihatım şudur ki,baş vezirini saraya kasap başı,ikinci vezirini de saraya ahçı başı yap.Üçüncü vezirin haddini,hukukunu bilen kamil bir insandır.onu da baş vezir yap.
Hızırdan maksat nasihattır.Şu fakir zattan da ihsanını kesme.o sabırlı ve kamil bir zattır.
Bu sözleri söyledi ve kayboldu.Zannettiler ki çocuk sarayda bir yere saklandı.bütün aramalarına rağmen bulamadılar.

''TASAVVUF VE NEFİS'' Mehmet Ildırar"



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı vatandaş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 729
  • Konu: 22
  • Derviş: 1218
  • Teşekkür: 1
Yanıt:Aslı Aslına, Nesli Nesline
« Cevapla #5 : 13/10/09, 15:33 »
hızır istiyorsan al sana hızır,vezir istiyorsan al sana vezir..

her okuduğumda aynı duyguları yaşıyorum.Allah razı olsun.




Bu kapı Allah kapısı;
resulullahtadır tapusu..


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Cevaplandı: Yattığım Kaya Son Adımdan Bir Öncesi ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.479 saniyede oluşturulmuştur


Aslı Aslına, Nesli NeslineGüncelleme Tarihi: 18/11/19, 19:13 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim