Asrı Saadet'in hanım muhacirleri - Sahabeler, Ashab-ı Kiram
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22886 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Asrı Saadet'in hanım muhacirleri, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1742 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Asrı Saadet'in hanım muhacirleri}   Okunma sayısı 1742 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Asrı Saadet'in hanım muhacirleri
« : 05/07/11, 01:47 »
Hicret, her zaman ve herkes için zor olmuştur. Çünkü doğup büyüdüğü yeri bırakmak, eski dost, arkadaş ve komşularından ayrılmak, malını-mülkünü, işini-gücünü, evini barkını terk etmek herkes için zordur. Ancak bir ideal uğruna yola çıkınca, bunları geride bırakmak kolaylaşır.

Kavmi içinde "en sevgili" durumunda olan "Muhammed ü'l-Emin", onlara Allâh'ın bir olduğunu ve hiçbir ortağının bulunmadığını söyleyince yalnız kalmıştır. O da tek başına insanları Allâh'a dâvet etmeye başlamıştır. Birken iki, iki iken üç derken yavaş yavaş büyüyen îman halkası, müşrikleri ürkütmüş ve öncelikle zayıf mü'minlere karşı işkenceler başlamıştı. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, köleler ve kimsesizler, bu işkencelere en çok mâruz kalan kimseler olmuştur. Ancak bir müddet sonra zulüm dalgası o kadar şiddetlenmiştir ki, güçlü, varlıklı ve çevresi olan kimseler bile bu işkence tufanından nasibini almaya başlamıştır.

İşte o zaman Allah Rasûlü, ashâbına, başında adâletli bir hükümdarın bulunduğu Habeşistan topraklarına gitme izni vermiştir. Mekke Devri'nin 5. yılına rastlayan bu ilk hicrete, on ikisi erkek, beşi kadın, toplam 17 kişi katılmıştır. Kâfilede Peygamber Efendimiz'in damadı Hazret-i Osman ve kızı Hazret-i Rukıyye annemiz de vardı.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Habeşistan'a hicret eden Hazret-i Osman ve kızı Rukıyye'den bir müddet haber alamamıştı. O bölgeye gidenlerden hâllerini sorar ve durumlarını öğrenmeye çalışırdı. Bir gün Kureyşli bir kadından durumlarının iyi olduğunu öğrenince, onlara:

"-Allâh yâr ve yardımcıları olsun! Şüphesiz Osman bin Affân, Lût -aleyhisselâm-'dan sonra âilesiyle birlikte Allâh için hicret eden ilk insan oldu." buyurdu. (Ali el-Müttakî, XIII, 63/ 36259 ) diye duâ etmiştir.

Şüphesiz bir baba olarak evlâdından ayrılmak, onu hiç bilmediği bir yere uğurlamak, kendisinden bir türlü haber alamamak çok zor olmalıdır. Hem giden için, hem kalan için hicret ve gurbet gerçekten yamandı.

Mekke'de çilenin bitmemesi üzerine ikinci hicret kafilesi de Habeşistan'a doğru gizlice yola koyuldu. Mekkeliler, elinden kaçırdıklarını geri getirememenin acısıyla, Mekke'de kalan Müslümanlara dünyayı dar etmekte kararlıydılar. Tâif'e hicret etme teşebbüsü akamete uğrayınca, Allah Teâlâ müslümanlara yeni bir çıkış yolu gösterdi: Medinelilerin gönlünü İslâm'a açtı. Çok kısa bir zaman içinde mü'minler, kafileler hâlinde Medine'ye doğru yola koyuldular.

Geride Peygamber Efendimiz ve birkaç sahabî kalmıştı. Nihayet O da, nübüvvetin 13. yılında, Mekke'yi terk etmek zorunda kaldı. Gözü yaşlı ve buruk bir şekilde Mekke'yle vedâlaştı. Hazret-i Ebûbekir'le birlikte gizlice Medine'ye doğru yola çıktılar. Daha sonra geride kalan âilelerini yanlarına aldılar.

Burada bir-iki satırla özetlemeye çalıştığımız bu hâdiseler, o insanların gönlünde çok derin izler bırakmıştı. Meselâ Hazret-i Âişe, babası Hazret-i Ebûbekir ile Peygamber Efendimiz'i Mekke'den yolcu ederken müşrik bir toplumun içinde kızkardeşi ile birlikte yalnız, çaresiz ve beş parasız kalmıştı. Çünkü babası, evdeki bütün paraları, belki hicret esnasında lâzım olur diye almıştı. Müşrikler, Peygamberimizin Hazret-i Ebûbekir ile birlikte hicret ettiğini anlayınca, Hazret-i Ebûbekir'in evini basmışlar, Hazret-i Âişe'nin ablası Esma'yı, onun gözü önünde tartaklamışlar, Hazret-i Âişe'yi de tehdid etmişlerdi. Onlar, çaresiz, savunmasız ve beş parasız Medine'den gelecek güzel haberleri bekliyorlardı.

Hazret-i Sevde bint-i Zem'a, İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olmuş, kocası Sekran'la birlikte ikinci Habeşistan hicretine katılmıştı. Kocasının Habeşistan'da Hıristiyan olması üzerine ondan ayrılmış ve memleketinden kilometrelerce ötede tek başına dinini muhafaza etmeye çalışmıştı. Daha sonra yine kendi kıt kanaat imkânlarıyla Mekke'ye geri dönmüş ve çektiği bütün çilelere rağmen dininden taviz vermemişti. Peygamber Efendimiz de hem himâyesiz kalmış bu hanımı ve onun altı çocuğunu himaye etmek, hem de onun İslâm uğrunda katlandığı sıkıntılar sebebiyle onu mükâfâtlandırmak için kendisiyle evlenmişti.

Başka bir hanım olan Ümmü Seleme'nin hicreti de çok acıdır. O, kocasıyla birlikte Mekke devrinde Müslüman olmuştu. Fakat yaşadıkları sıkıntılar sebebiyle önce Habeşistan'a hicret ettiler. Orada bir müddet kaldıktan sonra Mekke'ye geri döndüler. Ama Mekke'deki işkencelerin devam etmesi üzerine Medine'ye doğru hicret etmek üzere Allah Rasûlü'nden izin aldılar ve yola çıktılar. Tam Mekke'nin çıkışına geldiklerinde Ümmü Seleme'nin kabilesi, yollarını kesti. Kocası Ebû Seleme'nin Medine'ye tek başına gitmesine izin verdiler, ama Ümmü Seleme ve oğlunu Mekke'de alıkoydular. Bu da yetmedi, anneyi, evlâdından da ayırdılar. Çocuğu, başka bir kabileye rehin olarak verdiler. Ümmü Seleme, kocasından ve evlâdından zorla ayrılmış bir şekilde bir yıl geçirdi. Bu bir yıl boyunca Ümmü Seleme, her sabah Ebtah (Safâ Tepesi) denilen yere çıkıp Kâbe'ye doğru döndü ve emzikteki çocuğunun kolunu kırıp âile yuvasını dağıtan akrabaları için gözyaşları içinde lânet okudu.

Bir gün, Muğîre Oğullarından biri, hâline acımış ve yanına gelerek durumunu sormuştu. Sonra da Ümmü Seleme'nin akrabalarına gidip:

"-Şu zavallı kadını, kocasından ve oğlundan ayırdınız. Niçin hâlâ onu serbest bırakmıyorsunuz?" diye söylenmişti.

Bunun üzerine akrabaları insafa gelip:

"-İstiyorsan kocanın yanına gidebilirsin!.." diye Ümmü Seleme'ye izin verdiler.

Nihayet Ümmü Seleme ile çocuğu birbirine kavuşmuş ve hür kalmışlardı. Ancak tek başlarına Mekke'den Medîne'ye nasıl gideceklerdi? O günün şartlarında zor, eziyetli ve tehlikeli olan böyle bir yolculuğa nasıl katlanacaklardı?

Her türlü tehlikeyi göze alan bu cesur ve gözüpek hanım, tek başına Medîne'ye doğru yola çıkmaya karar verdi. Bu esnada Osman bin Talha ile karşılaştı. Osman bin Talha, onun tek başına bu kadar uzun bir yolu gitmesine râzı olmadı ve onu deveye bindirerek kendisi de devenin ipinden tuttu. Böylece uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Ümmü Seleme, Medîne'ye hevdec içinde hicret edip giren ilk sahâbî olma sıfatını da kazanmış oldu.




Seher Aydın
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/asri-saadetin-hanim-muhacirleri-t27408.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Emsey

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 2.091
  • Konu: 139
  • Derviş: 297
  • Teşekkür: 136
Cevaplandı: Asrı Saadet'in hanım muhacirleri
« Cevapla #1 : 17/09/11, 19:41 »
Allah(c.c)razı olsun.


“En büyük ameli Salih birlik ve beraberliktir"
Gavs-i sani (k.s)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Selamın Sevabı.. 71. Hatm-i Şerif ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.102 saniyede oluşturulmuştur


Asrı Saadet'in hanım muhacirleriGüncelleme Tarihi: 21/09/19, 23:11 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim