Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi - Kıssalar ve Menkıbeler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2332 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi}   Okunma sayısı 2332 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.737
  • Konu: 696
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi
« : 19/05/08, 10:22 »
Abdülkâdir Geylânî’nin sohbetleri ile hasta gönüller şifa bulur, katı kalpler yumuşardı. İnsanların mânevî hastalıklarını tek tek bildirir, onları tedâvî ederdi. Hasedin, kıskançlığın Allahü teâlânın gazâbına sebeb olacağını şöyle anlatır:

Ey mümin! Ne oluyor ki, seni, komşunu; yemede, içmede, giymede ve başka şeylerde kıskanır görüyorum. Bu nasıl iş? Bilmiyor musun ki, bu senin îmânını zayıflatır. Mevlânın yanında kıymetin kalmaz. Seni, Allahü teâlânın gazabına uğratır. Peygamber efendimiz; “Allahü teâlâ, hasetçi kimse nîmetimin düşmanıdır,” buyurdu.” diye bildirmiştir. Resûl-i ekrem bir hadîs-i şerîfte; “Ateş odunu yiyip bitirdiği gibi, haset de iyilikleri yer.” buyurdu. Sen, haset ettiğin kimseyi, hangi ve ne hususta haset ediyorsun. Onun kısmeti için mi, yoksa kendi kısmetin husûsunda mı haset ediyorsun? Eğer onu, Allahü teâlânın ona kısmet olarak verdiği şeyde haset ediyorsan, ona haksızlık etmiş olursun. Haset ettiğin kimse, Allahü teâlânın kendisi için takdir ve taksim ettiği nîmetin içerisinde bulunmaktadır. Sen onu, Allahü teâlânın bu ihsânından dolayı haset etmekle, ne kadar haksızlık ve cimrilik yaptığını, ne kadar akılsızlık ettiğini biliyor musun? Eğer onu, sana takdir edilenin onun eline geçeceğinden endişe ederek kıskanıyorsan, bu senin çok câhil olduğunu gösterir. Çünkü senin kısmetini başkası yiyemez. Muhakkak ki Allahü teâlâ sana zulmetmez. Allahü teâlâ senin için takdir ettiğini, sana nasîb olarak verdiğini, senden alıp başkasına vermez.

ALTININ VAR MI?

Bir gün Abdülkâdir Geylânî’ye; “Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye sordular. Buyurdu ki:

“Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım. Aslâ yalan söylemedim. Yalanı kâğıda bile yazmadım ve hiç yalan düşünmedim. İçim ile dışımı bir yaptım. Bunun için işlerim hep rast gitti. Çocuk iken maksadım, niyetim, ilim öğrenmek, onunla amel etmek, öğrendiklerime göre yaşamaktı. Küçüklüğümde Arefe günü çift sürmek için tarlaya gittim bir öküzün kuyruğundan tutunup, arkasından gidiyordum. Hayvan dile geldi ve dönüp bana; “Sen bunun için yaratılmadın ve bununla emrolunmadın.” dedi. Korktum, geri döndüm. Evimizin damına çıktım. Gözüme, hacılar gözüktü. Arafat’ta vakfeye durmuşlardı. Anneme gidip; “BeniAllahü teâlânın yolunda bulundur. İzin ver, Bağdad’a gidip ilim öğreneyim. Sâlih zâtları ve evliyâyı bulup ziyâret edeyim.” dedim. Annem sebebini sordu, gördüklerimi anlattım. Ağladı, kalkıp babamdan mîrâs kalan seksen altının yarısını kardeşime ayırdı. Kalanını bana verip, altınları elbisemin koltuğunun altına dikti. Gitmeme izin verip, her ne olursa olsun doğruluk üzere olmamı söyleyip, benden söz aldı. “Haydi Allah selâmet versin oğlum. Allahü teâlâ için ayrıldım. Artık kıyâmete kadar bir daha yüzünü göremem.” dedi. Küçük bir kâfile ile Bağdad’a gitmek üzere yola çıktım. Hemedan’ı geçince, altmış atlı eşkıyâ çıka geldi. Kâfilemizi bastılar. Kervanı soydular. İçlerinden biri benim yanıma geldi. “Ey derviş! Senin de bir şeyin var mı?” diye sordu. “Kırk altınım var.” dedim. “Nerededir?” dedi. “Koltuğumun altında dikili.” dedim. Alay ediyorum zannetti. Beni bırakıp gitti. Bir başkası geldi, o da sordu. Fakat, o da bırakıp gitti. İkisi birden reislerine gidip, bu durumu söylediler. Reisleri beni çağırttı. Bir yerde, kâfileden aldıkları malları taksim ediyorlardı. Yanına gittim. “Altının var mı?” dedi. “Kırk altınım var.” dedim. Elbisemin koltuk altını sökmelerini söyledi. Söküp, altınları çıkardılar. “Neden bunu söyledin?” dediler. “Annem, ne olursa olsun yalan söylemememi tembih etti. Doğruluktan ayrılmayacağıma söz verdim. Verdiğim sözde durmam lazım.” dedim. Eşkıyâ reisi, ağlamaya başladı ve; “Bu kadar senedir ben, beni yaratıp, yetiştiren Rabbime verdiğim sözü bozuyorum.” dedi. Bu pişmanlığından sonra tövbe edip, haydutluğu bıraktığını söyledi. Yanındakiler de, “İnsanları soymakta, yol kesmede sen bizim reisimiz idin, şimdi tövbe etmekte de reisimiz ol” dediler. Sonra, hepsi tövbe ettiler. Kâfileden aldıkları malları sâhiplerine geri verdiler. İlk defâ benim vesîlemle tövbe edenler, bu altmış kişidir.”

HIRSIZIN HİDÂYETİ

Abdülkâdir Geylânî, küçükken yaşı bir gün,
Tarlaya, çift sürmeye, gitmiş idi gündüzün.

Öküzün kuyruğundan, tutunmuş gider iken,
Hayvan dile gelerek, konuştu ona birden.

Dedi: “Ey Abdülkâdir, şunu bil ki şüphesiz,
Seni, bu işler için, yaratmadı Rabbimiz.”

Korktu ve eve geldi, dedi ki: “Anneciğim,
Bana izin verirsen, Bağdat’a gideceğim.

İlim tahsîl etmektir, gitmekte asıl gâyem,
Ayrıca evliyâyı, ziyâret ederim hem.”

Annesi memnun olup, dedi ki: “Ey evlâdım,
İlim öğrenmen idi, benim dahi murâdım.”

Koltuğunun altına, dikerek kırk altını,
Dedi ki: “Doğruluktan, ayırma lisânını.

Git, yolun açık olsun, emânet ol Allah’a,
Belki de görüşmemiz, nasîb olmaz bir daha.”

Abdülkâdir böylece, annesinden ayrılıp,
Bağdat’a yola çıktı, bir kervana katılıp.

Bir müddet yol gidip de, geçince Hemedan’ı,
Âniden eşkıyâlar, bastılar bu kervanı.

Kervanda mal ve eşya, var ise her ne kadar,
Teker teker sorarak, gasbeyleyip aldılar.

Abdülkâdir’e dahi, sordu bir eşkıyâ;
“Ey çocuk, üzerinde, neyin var, mal ve eşyâ?”

Dedi: “Benim sâdece, kırk altınım var ki hem,
Onları koltuğumun, altına dikti annem.”

İnanmadı eşkıyâ, onun bu sözlerine,
Gitti ve ikincisi, geldi onun yerine

O da alay ederek, sordu: “Ey fakir çocuk,
Yanında mal ve para, neyin var, söyle çabuk.”

Ona dahi dedi ki: “Kırk altın var yanımda,
Onlar da dikilidir, koltuğumun altında.”

İnanmadı ise de, o dahi buna yine,
Gidince haber verdi, bunu reislerine.

Reisleri çağırtıp, sordu ki o da tekrar:
“Ey çocuk doğru mudur, yanında altın mı var?”

Dedi: “Evet efendim, kırk altınım var ki hem.
Koltuğumun altına, dikmişti tek tek annem.”

Söylediği o yeri, sökerek eşkıyâlar,
Altınları görünce, şaşıp dona kaldılar.

Reisleri dedi ki: “Pekâlâ ey evlâdım,
Ne için doğrusunu, söyledin anlamadım.

Eğer söylemeseydin, bulamazdık biz bunu,
Niçin sen bile bile, söyledin doğrusunu.”

Dedi ki: “Ben anneme, sözverdim ki efendim,
Her ne olursa olsun, yalan söylemeyeyim.

Doğrudan sapmamaya, söz vermiştim anneme,
Değer mi altın için, bu ahdimden dönmeme.”

Reis bunu duyunca, başladı ağlamaya,
Dedi: “Eyvâh benim de ahdim vardı Allah’a.

Lâkin bunca senedir, yaparım eşkıyâlık,
Şu andan îtibâren, tövbe ettim ben artık.”

Diğer eşkıyâlar da, bakarak bu reise,
Dediler: “Bizler dahi, vazgeçtik öyle ise.”

Hâlisen tövbe edip, o gün bunca eşkıyâ,
Aldıkları ne kadar, var ise, mal ve eşyâ,

Tekar sâhiplerine, vererek teker, teker,
O günden îtibâren, o işi terk ettiler.

SEN NASIL MÜSLÜMANSIN

Bir gence buyurdu ki: “Oğlum, senin maksadın,
Sâdece yemek içmek, olmasın aman sakın!

Buna düşkün olanın, kıymeti çünkü evlat,
Çıkardıkları ile ölçülür, aman dikkat!

Dünyâda bir günâhı, terk ederse bir insan,
Cennet’te onun aslı, edilir ona ihsân.

Oğlum, şöyle düşün ki, ölürsün bu gün artık,
Bu düşünce içinde, yap ölüme hazırlık.

Allah’ı sevdiğini, söylüyorsun ey insan,
Niçin bir musîbette, edersin peki isyân?

Sabredebiliyorsan, bir belâ geldiğinde,
Hakîkat payı olur, senin bu dediğinde.

Eğer isyân edersen, musîbet geldiği an,
O zaman bilmiş ol ki, yalandır o iddiân.

Bir gün Resûlullah’a, bir müslüman gelerek,
Dedi: “Yâ Resûlallah, seviyorum seni pek.”

Resûl, ona cevâben, buyurdu ki: “Ey kimse,
Peki, fakirlik için, hazırlan öyle ise!”

Birisi de gelerek arz etti ki: “Efendim,
Allahü teâlâya, pekçoktur muhabbetim.”

Resûlullah ona da, buyurdu ki: “Ey insan,
Öyleyse belâ ile, musîbete hazırlan!”

Gavs-ı a’zam, bir gün de, buyurdu ki: “Aman hâ,
Gafletle yaşayıp da, isyân etme Allah’a.

Zîrâ yeri gelince, “Müslümanım” diyorsun,
Ne garip iddiâ ki, dînini bilmiyorsun.

Hâlbuki sen dînini, bilmeyince mükemmel,
Hangi esâsa göre, yaparsın peki amel?

Yalnız dîni bilmek de, yetişmez yine sana,
Zîrâ amelsiz ilim, vebâldir bir insana.

“Lâ ilâhe illallah”, söylemek kâfi değil.,
Bunun icâbını da, yapmalısın bil-fiil.

Öyleyse ilk evvelâ, güzel öğren dînini,
Sonra da buna göre, yap bütün amelini.

Sırf amel yapmakla da, bitmiyor yine işin,
Zîrâ yapmak gerekir, her işi Allah için.

Buna “İhlâs” denir ki, mühimdir bu da gâyet,
İhlâssız amellerin, faydası olmaz elbet.

Kalp gözlerin açılsın, istiyorsan sen eğer,
Bir mânevî tabip bul, ona teslim ol, yeter.

Başını, o tabibin, koyuver eşiğine,
Îtirâzda bulunma, onun hiç bir işine.

O Allah adamının, bir şefkatli nazarı,
Süpürür kalbindeki, bütün kir ve pasları.

Ve onun bir kelâmı, şifâdır kalp derdine,
O her ne emrederse, hemen getir yerine.

Kalp derdiyle ilgili, olan ihtiyâcını,
Ona arz et, o bilir, bu derdin ilâcını.

Her hangi musîbetle, karşılaşırsan şâyet,
Günâhını düşünüp, istiğfâra devâm et!

Hep günah işlemekle, gelir çünkü her belâ,
Ve aslâ bir kuluna, zulmetmez Hak teâlâ.

Ölüm ve âhireti, düşün ki ey evlâdım,
Ecelin yaklaşıyor, ardından adım adım.

Bu gaflet pamuğunu, çıkar at kulağından,
Zîrâ ölüm yakındır, sana belki yarından.

Henüz ecel gelmeden, kendine gel ki artık,
Zîrâ öldükten sonra fayda vermez pişmanlık.”


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/atesin-odunu-yiyip-bitirdigi-gibi-t1686.0.html



Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .

Çevrimdışı onursahin

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 573
  • Konu: 64
  • Derviş: 137
  • Teşekkür: 4
Ynt: Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi
« Cevapla #1 : 19/05/08, 13:06 »
Başını, o tabibin, koyuver eşiğine,
Îtirâzda bulunma, onun hiç bir işine.

O  adamının, bir şefkatli nazarı,
Süpürür kalbindeki, bütün kir ve pasları.

Ve onun bir kelâmı, şifâdır kalp derdine,
O her ne emrederse, hemen getir yerine.

Kalp derdiyle ilgili, olan ihtiyâcını,
Ona arz et, o bilir, bu derdin ilâcını.

Her hangi musîbetle, karşılaşırsan şâyet,
Günâhını düşünüp, istiğfâra devâm et!


Allah cc razı olsun cok cok güzeldi... :X06


Kelimelerim yalan,gözyaşlarım sahte,
Cezbelerim palavra,tefekkürlerim vahim,düşüncelerim vesvese,
Nasıl nasıl nasıııl anlatırım Seni bu durumda
...gir gönlüme sil beni
...sen anlat sana seni

Çevrimdışı Talha

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.017
  • Konu: 154
  • Derviş: 85
  • Teşekkür: 4
Ynt: Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi
« Cevapla #2 : 19/05/08, 14:02 »
Her hangi musîbetle, karşılaşırsan şâyet,
Günâhını düşünüp, istiğfâra devâm et!

 :X32

Allah razı olsun kurban.. :X06


neye yakınlaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık..
anlaki yok Allah tan başkasına yakınlık..

Çevrimdışı Mihenk

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 619
  • Konu: 100
  • Derviş: 6504
  • Teşekkür: 1
Cevaplandı: Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi
« Cevapla #3 : 26/02/11, 23:45 »


Allah razı olsun hisseli anlatımlardı inşaAllah

 :X06


Bizi Bilen Bilir, Bilmeyen de Kendisi Gibi Bilir...

(Mevlana)

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.197
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Cevaplandı: Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi
« Cevapla #4 : 30/03/11, 00:57 »
 X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı berigel_beri

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 460
  • Konu: 181
  • Derviş: 6330
  • Teşekkür: 6
Cevaplandı: Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi
« Cevapla #5 : 30/03/11, 15:48 »
 X:01 :X06



Çevrimdışı Suskun Sofi

  • Üye
  • **
  • İleti: 93
  • Konu: 2
  • Derviş: 7871
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği Gibi
« Cevapla #6 : 30/03/11, 16:59 »
 X:01 :X06




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Ameliyat olmadı, ama... Hakikatli sevgili ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.612 saniyede oluşturulmuştur


Ateşin Odunu Yiyip Bitirdiği GibiGüncelleme Tarihi: 12/12/19, 11:48 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim