Ayıbı yüze vurmak.... - İlmihal
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.550 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22879 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Ayıbı yüze vurmak...., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2951 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Ayıbı yüze vurmak....}   Okunma sayısı 2951 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kusva

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.083
  • Konu: 379
  • Derviş: 244
  • Teşekkür: 8
Ayıbı yüze vurmak....
« : 18/08/09, 02:16 »
İnsanların yaptıkları hataların, ayıpların veya günahların bazen herkesin huzurunda bazen de tek başına olduğu bir ortamda yüzüne karşı yıkıcı bir şekilde vurulmasıdır. Bu tür bir tavra giren insanlar insani ilişkilerde yapıcı değil kırıcı bir durumdadır. Bir hata gördüğü zaman Allah Resûlü (s.a.v.) isim anmayarak ya ‘Bazılarına ne oluyor ki…’  şeklinde genel uyarılar yapıyor ya da tek başına iken onunla görüşüyor ve yaptığının hata olduğunu, doğrunun ise ne olduğunu söylüyordu. Bu durum, hata eden insanın toplum içerisinde rencide edilmesini önlüyor ve bu genel uyarıdan hata eden nasibini alıyordu. Ancak yüzüne karşı yapılan uyarılar, özellikle toplum içerisinde ise insanı çok ciddi yaralamakta ve olumsuz davranışların çıkmasına sebep olmaktadır.

Müslüman, bir ayıp işlendiğini gördüğü takdirde o kimseyi küçük düşürmek, şahsiyetini alaşağı etmek veya onu rezil etmek gibi tavırlar içerisinde bulunmamalıdır. Şeytan ve nefsin tahrikleri altında inancını yaşamaya çalışan insan hata yapabilir, ayıp bir şey işleyebilir. Bu durum onun eleştirilmesini, kınanmasını veya ayıbının yüzüne şamar gibi vurulmasını gerektirmez. Böyle yapan Müslümanlar da insani ilişkilerde tebliğ ve irşadın metodunu bilmiyorlar demektir. Ayıbı yüze vurmaktansa bir kenara çekerek veya genelleme ile güzel, tatlı bir dille konuşarak uyarmalıdır. Bu durum sebebiyle ayıp işleyen yaptığının hata olduğunu anlayacak ve bu olumsuzluktan kurtulacaktır.

Elbette güzel bir şekilde uyarılar yapıldığı halde ayıp işlenmeye devam ettiriliyor ise burada bir takım cezai uygulamalar yürürlüğe konulacaktır. Öncelikle toplum tarafından, yaptığının ayıp olduğunu hissettirecek tavırlar alınır. İlişkiler kesilir, selam verilmez veya alınmaz. Buna rağmen devam ettirilir ise bu noktada cebri uygulamaları kanunlar vermektedir. Bu durum ise dinimizin Müslümanlara uygulanmasını istediği bir husustur.

Bunun içindir ki, bir hata görüldüğünde, bir ayıp işlendiği takdirde mümine düşen hatayı yüze vurmak, rencide etmek veya tahkir etmek değil, yapılan hataları örtmeye çalışarak, onun yayılmasını engellemeye çalışmaktır. Başkalarının kusur, eksiklik, utanılacak şey, suç, cürüm, şeref ve haysiyete aykırı davranış, nezaket ve terbiye dışı, fena, kötü, utanç verici şey cinsinden yaptığı işlerin duyulmasını, görülmesini önlemek, yayılmasına engel olmaktır. Toplumu ve insanları kötülüklerden korumak için işlenen ayıpları örtmek ahlâkî faziletlerin başında gelir. Böylece İslâm'ın övdüğü, Müslümanlarda bulunmasını istediği faziletlerden birisi de başkalarının ayıp ve kusurlarını örtmek ve gizlemektir. Buna karşılık; bir Müslümanı küçük düşürmek, şahsiyetini lekelemek ve onu rezil etmek için başkalarına anlatıp açıklamak ise büyük bir ahlâksızlık olup, İslâm tarafından yasaklanmıştır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

"Müslümanların ayıplarını (ve gizli şeylerini) araştırmayın..."[1]  Resûlullah da bir hadiste: “Birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın"[2]  diye buyurmaktadır.

Resûlullah (s.a.v.) başka bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: "Her kim bir Müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah'u Teâlâ da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim Müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği bir şeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir. "[3]

Müslümanın ayıp araştırması değil, tam tersi gördüğü ayıp ve kusurları örtmesi gerekir. Diğer bir hadis-i şerifte: “Kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter. "[4], “Kim bir ayıp görür de örterse sanki kabrine diri gömülmüş bir yavruya can vermiş gibi olur "[5]  diye buyrulmuştur.

İnsan başkalarının ayıp ve kusurunu değil, kendi ayıp ve kusurunu görmeye çalışmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan kimseye müjdeler olsun "[6] buyurmuştur.

Ayıpların araştırılıp ortaya dökülmesi; insanları birbirine düşürmekten, aralarında kin ve düşmanlık tohumları ekmekten, fenalıkların yayılmasından başka bir şeye yaramaz. İnsanların gizli kalmış kusurlarını açıklamak, herkese duyurmak onların utanma duygularının yok olmasına, sosyal kontrolün azalmasına ve böylece ahlâksızlığın süratle yayılmasına da sebep olur. Resûlullah: “Müslümanların ayıplarını, gizli hallerini araştırmaya kalkışırsan, onları ifsad eder (ahlâklarını bozar) veya ifsada yaklaştırmış olursun, "[7] buyurmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabı, kimsenin ayıplarını araştırmamış ve araştıranları da şiddetle kınamıştır. Peygamberimiz (s.a.v.)'in: "Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu (günahı) kendisi de işlemedikçe ölmez. "[8]  uyarısını da hiç bir zaman unutmamak gerekir.

Bir gün Hz. Ömer (r.a.)'in yanına bir adam geldi ve ona şöyle dedi: "Benim bir kızım var, cahiliye devrinde onu diri diri toprağa gömmüş, sonra da ölmeden çıkarmıştık. İslâmiyet geldikten sonra ben de kızım da Müslüman olduk. Fakat kızım Allah (c.c.)'ın yasakladığı bir şeyi yaptı ve had vurulması icab etti. Bunun üzerine, bizim bulunmadığımız bir yerde bıçakla kendisini kesmek istemiş. Biz durumu haber alır almaz koştuk, fakat boyun damarlarından birini kesmişti. Hemen tedavi ettik, iyileşti. Yaptığına pişman oldu. Tövbe ederek bir daha böyle bir şey yapmamaya karar verdi. Bir kabileden dünür geldi. Ben de olanları olduğu gibi anlattım. Hz.Ömer (r.a.), adamın bu sözlerine kızarak: ‘Allah Teâlâ'nın gizlediğini açığa mı vuruyorsun? Vallahi eğer kızın başından geçenleri başka birine daha anlatırsan herkesten önce cezanı ben veririm. Git, kızı diğer Müslüman, temiz kızlar gibi evlendir dedi.’[9]

Müslümanların başkalarının günah ve kusurlarını, işledikleri ayıpları örtmeye çalışmaları nasıl önemli bir ahlâkî görevleri ise; aynı şekilde kendi günah ve kusurlarını da ifşâ etmemeleri gerekir. Aşağıdaki hadîs-i şerif bize bu konuda da titiz davranmamız gerektiğini göstermektedir. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Fenalıklarını açığa vuranlardan başka bütün ümmetim, halkın dilinden ve elinden salimdir. "

Bir adam bir gece fenalığı yapıp da Cenâb-ı Hak onu örtmüş iken: "Ey filânca ben dün gece şöyle şöyle yaptım demesi, suçunu ilân ve teşhirdir. Halbuki o, geceyi Allah'ın örtüsüne mazhar olarak geçirmişti. Allah'ın örttüğü bu suçu sabahleyin teşhir etmiş, açıklamış bulunuyor. "[10]

Rabîatü'l-Adeviyye: ‘Kul Allah (c.c.)'ın sevgisini tattığı zaman, Allah onu kendi kusurlarına muttali kılar, böylece başkalarının kusurunu görmez olur.’ der.

Bu ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler, toplum içinde yardımlaşmak, birlikte iyi geçinmek, yapılan fenalıkları ve ayıpları açığa çıkarmak, hataları yüze vurmak değil de hataları örterek arkadaşlığı, dostluğu kuvvetlendirmek, dostça yaşamayı isteklendirmek ayıp ve günahları teşhir etmeden önlemek gibi insanî ve İslâmî faziletlerimizi belirtmektedir.

[1] Hucurât sûresi, 49/12.

[2] Müslim, Birr ve Sıla, 30.

[3] Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58; Tirmizî, Birr ve Sıla, 85.

[4] Ebû Dâvud, Edeb, 39.

[5] Ebû Dâvud, Edeb, 38.

[6] Keşfu'l-Hafa, Aclûnî, II, 46.

[7] Riyazü's-Sâlihin, III,154.

[8] Tirmizî, Kıyâme, 53.

[9] Hadislerle Müslümanlık, Yusuf Kândehlevî, III, 1021.

[10] Riyazü's-Salihîn, İmam Nevevi, I, 282.


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/ayibi-yuze-vurmak-t13878.0.html




Çevrimdışı Sehl

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.912
  • Konu: 208
  • Derviş: 2261
  • Teşekkür: 16
    • Gönül Hanesi..
Yanıt:Ayıbı yüze vurmak....
« Cevapla #1 : 18/08/09, 03:48 »
Allah razı olsun kurban rabbim bizi kalp kırmaktan esirgesin rabbim bizi rezil etmesin bizi affetsin inş X:04



Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Yanıt:Ayıbı yüze vurmak....
« Cevapla #2 : 19/08/09, 11:18 »
Allah razı olsun!..Vesselam!.. :X06 X:33X :X06




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Hayat Kaynağımız Kur'an İnsanı tutan ve dalgalandıran nedir? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.132 saniyede oluşturulmuştur


Ayıbı yüze vurmak....Güncelleme Tarihi: 18/08/19, 19:46 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim