Az ve öz - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Az ve öz, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2252 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Az ve öz}   Okunma sayısı 2252 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Az ve öz
« : 22/02/11, 21:35 »

EY ALLAHIM! HER NE YAPTIYSAM AFFET…

Hz. Süleyman Peygamber,
onca yüceliğine rağmen topal bir karıncaya sorar:
“Ey benden daha mustarip olan karınca, söyle!
Hangi toprak daha ziyade gamla yoğrulmuştur?”
Topal karınca hemen cevap verir:
“Daracık mezara konan en son kerpiç!”
Son kerpiç de mezara konulduğu zaman artık insanın bütün ümidi kesilir.
Ey Allahım!
Beni mezara koyduklarında ve bütün kainattan ümidim kesildiğinde, son kerpiç de mezarımın üstüne konulunca, Sen lütuf ve ihsan yüzünü benden çevirme.
Benim gibi avare yüzünü toprağa koyunca,
hiçbir şekilde yaptıklarımı bana gösterme.
Ey Allahım! Bütün bu günahlarıma rağmen yaptıklarımı yüzüme vurmayacağını umuyorum. Ey Allahım! Sen mutlak kerem sahibisin. Her ne yaptıysam affet…
(Feridüddin Attar/ Mantıku’t-Tayr)

HARAMDA KULLANILAN HER ŞEY İSRAF EDİLMİŞTİR ASLINDA

S.Muhammed   Saki Erol, Aile Saadeti adlı kitabında israfa farklı bir açıdan bakıp şu tespitlerde bulunuyor: “İsraf ihtiyacın dışında harcama yapmaktır. İsraf eden kişiye müsrif denir. İsraf etmek şeytanın ahlakıdır. İsraf sadece malda olmaz. Maddi ve manevi bütün cevherlerini boşa harcayarak, diliyle, gözüyle, düşünceleriyle, sevgisiyle, vakit ve nakitleriyle haddi aşan, haram işlere bulaşan herkes müsriftir.

Yalan söyleyen bir dil, sözü israf etmiş olur. İnsanlara haset ve hareketle bakan bir göz, nazarlarını israf etmiş olur. Haram iş ve eğlencelerde geçen ömür, israf edilmiş olur. Hıyanet planları yapan akıl, şeytani şehvetlerde harcanan sevgi, israf edilmiş olur. Kısaca haramda kullanılan her şey israf edilmiş olur.

İnsanlar israf deyince genelde çöpe ekmek atmayı veya yemek dökmeyi düşünürler. Evet, bunlar israftır, fakat asıl israf vücuda alınan gıdaları zulüm ve kötülük yolunda kullanmaktır. Aldığı gıdaları haram yolda harcayan bir kimse, gıdasını çöpe atmış gibi israf etmiş olur.”

EHL-İ BEYT’E DAİR…

“Ehl-i beyt” kelime anlamı olarak “ev halkı” anlamındadır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Ehl-i beyti, başta hanımları olmak üzere bütün çocukları, kadın-erkek bütün torunları, Müslüman olup kendisine tabi olan amcaları, onların çocukları, torunları ve diğer akrabaları olan Haşim ve Muttaliboğulları’dır.

Hz. Peygamber’in Ehl-i beyti bizlere bıraktığı bir emanettir. “Ehl-i beytime saygılı davranın! Ehl-i beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım.” (Müslim)
“Sizin en hayırlınız benden sonra Ehl-i beytime karşı en hayırlı olanınızdır.” (Hakim, Müstedrek)
“Kıyamet gününde benim kendisine şefaat etmemi isteyen bir kimse, Ehl-i beytimle alakasını kesmesin ve onları sevindirsin.” (Savaik)
“Ehl-i beytimi sevmeyenin kalbine iman giremez.”
(İ. Ahmed)
“Ehl-i beytim yeryüzünde bulunanlar için bir güvencedir. Onlar helak olursa o zaman yeryüzü ehline vaat edilen şeyler gelmeye başlar.”
“Ehl-i beyt, Nuh’un gemisi gibidir. Ona binen kurtulur, ondan geri kalan boğulur.” (Ahmed b. Hanbel)
“Sizi nimetleriyle rızıklandırdığı için Allah’ı sevin. Beni de Allah’ı sevdiğiniz için sevin. Ehl-i beytimi de beni sevdiğiniz için sevin.” (Tirmizi)
“Kim Allah’ı severse Kuran’ı sever, Kim Kuran’ı severse beni sever, kim beni severse ashabımı ve akrabalarımı sever.” (Tirmizi)

Allah DOSTLARI HALKIN İÇİNDE DE GİZLİDİRLER

Allah’ın veli kulları için halk arasında; “Allah dostları halkın gözünden gizlenmek için dağlarda otururlar” sözünün dolaştığını söyleyen Mevlana Hazretleri (k.s); “Halbuki onlar halkın gözlerinin önünde iken de yüzlerce dağın tepesine çıkmışlardır, adımlarını yedinci kat göğün üstüne bile atmışlardır” diyerek Allah dostlarının halkın içindeyken dahi gizlenen güzelliklerinin görünen ve tahmin edilenlerden daha fazla ve yüce olduğunu vurgular.


Efser BERİN • 64. Sayı / DİĞER YAZILAR

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/az-ve-oz-t25482.0.html




Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Cevaplandı: Az ve öz
« Cevapla #1 : 02/03/11, 15:39 »
Yalan söyleyen bir dil, sözü israf etmiş olur. İnsanlara haset ve hakaretle bakan bir göz, nazarlarını israf etmiş olur. Haram iş ve eğlencelerde geçen ömür, israf edilmiş olur. Hıyanet planları yapan akıl, şeytani şehvetlerde harcanan sevgi, israf edilmiş olur. Kısaca haramda kullanılan her şey israf edilmiş olur.

Allahu Teala razı olsun..


Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Cevaplandı: Az ve öz
« Cevapla #2 : 04/04/11, 23:12 »
Amin ecmain.

ZEKAT, SADAKA VE BAĞIŞ VERMENİN EN GÜZEL ŞEKLİ

Fakirlerin gönlünü kırmayan ve mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan kimselerin Allah katında mükafatları olduğu müjdesi verilir Kur’an-ı Kerim’de: “Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın…” (Bakara, 262-264)

Mevlana Hazretleri de “Sen varlığını, malını ve mülkünü güzelce infak et de, bir gönül al! Ki o gönlün duası, mezarda, o kapkara gecede sana ışık versin, nur olsun” sözleriyle nezaketle, yumuşak bir hal ve tebessümle sadece Allah rızası için yapılan bir hayrın nasıl yolumuza ışık olacağını anlatır.

ZANDAN, SEBEPSİZ İTHAMDA BULUNMAKTAN SAKINMALIYIZ

Peygamber Efendimiz (s.a.v), sözlerin en yalanının zan (sanmak, tahmin etmek) olduğunu ve sebepsiz ithamda (suçlamak) bulunmaktan sakınmamız gerektiğini anlatan sözlerine şöyle devam eder: “Birbirlerinizin ayıplarını görmeye ve duymaya çalışmayınız. Karşılıklı çekişmeyiniz. Birbirinize haset etmeyiniz. Buğz etmeyiniz, birbirinize sırt çevirmeyiniz. Allah kullarına nasıl emretmişse öyle kardeş olunuz. Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu hor görmez.

Takva işte buradadır (kalbine işaret ederek). Takva işte buradadır. Kişiye şer olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter.

Her Müslüman’ın diğer Müslüman’a karşı ırzı ve malı haramdır. Muhakkak Allah sizin şeklinize ve bedenlerinize bakmaz. Bilakis kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Buhari, Müslim)

EĞER Allah BENİ CEZALANDIRIYORSA BELİRTİSİ NEDİR?

Bir gün adamın biri Hz. Şuayb’a (a.s) şöyle der: “Allah benim birçok günahımı ve hatamı gördüğü halde beni lütuf ve keremiyle cezalandırmıyor.”

Adamın bu sözü üzerine Allah Teala Şuayb’a (a.s) şöyle vahyeder: “O kulum, ‘ben bu kadar günah ettim de Allah beni keremiyle cezalandırmıyor’ diyor. Ona söyle ki: Ey doğru yolu bırakarak, yanlışa yönelmiş adam! Sen tersini söylüyorsun. Allah seni öylesine imtihan ediyor ve cezalandırıyor ki, senin günahtan kararmış simsiyah kalbin ve günahların etkisiyle zincirler içindeki bedenin bunu fark edemiyor. Fakat yine de benden ümidini kesmesin. Bana sığınsın, bana dönsün.”

Allah’ın kendisine bildirdiği bu sözleri Şuayb (a.s), “Allah beni neden cezalandırmıyor?” diyen adama söyleyince, o günahkar kimse üzerinde tesiri olur ve “Eğer beni cezalandırıyorsa belirtisi nedir?” diye tekrar soru sorar. Şuayb (a.s), “Ya Rabbi! O adam bu söze karşı savunmada bulunuyor ve senin verdiğin cezayı bilmek istiyor” deyince Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Ben settarım, örtücüyüm. Fakat işaretle söylerim. Onu beğenmediğimin işareti şu ki: O itaat ettiğini sanıyor, oruç tutuyor, namaz kılıyor; fakat oruçtan, namazdan ve başka ibadetlerin hiçbirinden zerre kadar zevk almıyor. Yüksek ibadetlerde ve amellerde bulunuyor, fakat zerre kadar mutluluk duymuyor. İtaatlerin meyve vermesi için kalpte manevi bir zevk lazımdır.” (Mesnevi, Mevlana (k.s)

Allah DİYENE

Her şey, her şey şu tek müjdede;
Yoktur ölüm, Allah diyene!
Canım kurban, başı secdede,
İki büklüm, Allah diyene!

Akıl, kırık kanadı hiçin;
Derdi gücü ‘nasıl’ ve ‘niçin’...
Bağlı, perçin üstüne perçin,
Benim gönlüm Allah diyene...


NECİP FAZIL KISAKÜREK


Efser BERİN / 66.Sayı



Çevrimdışı Sabikun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.779
  • Konu: 671
  • Derviş: 14575
  • Teşekkür: 2
Az ve öz
« Cevapla #3 : 15/09/11, 14:39 »
                        Az ve öz

Nisan 2010 55.SAYI

HER TÜRLÜ HAYIR SADAKADIR

Güler yüz bir sadakadır.
İnsanın her gün bütün azaları için
bir sadaka vermesi gerekir.
Kendi kovandaki suyu kardeşinin kovasına boşaltarak onun işini görmen, hayvanına binene veya yük yükleyene yardım edip yükünü kaldırman bir sadakadır.
Yolunu kaybedene gideceği yeri tarif etmen,
gözü görmeyene yardımcı olman,
yoldaki eziyet veren bir şeyi kaldırıp atman sadakadır.
Mescide giderken namaz için atılan
her adım bir sadakadır.
İki kişinin arasını düzeltmek bir sadakadır.
Güzel söz bir sadakadır.
(Buhari, Müslim, Tirmizi, Ahmed b. Hanbel)

DUA SIĞINAĞIDIR ÇARESİZLERİN

“Dua… Gök kapılarını açan kutlu zamanlar güzeli… Temiz yüreklerin ve gülen yüzlerin artıran aydınlığını. Dolduran beyaz ellerimizi ve boşaltan kara defterimizi. Rahmetinden alır kuvvetini avuçlar ve o güç ile silinir cümle suçlar. Bir seher vakti belki, belki bir gece yarısı…

Sesi kısarak sözü yükseltmektir dua. Kelamdır, kelimedir; duyuş hissediştir. Kuvvet ve kudret karşısında aczin ve zavallılığın sınanmasıdır kimi zaman. Arzular, istekler ve dileklerdir… Korkarak ümit etmenin çeşidi… Şükür ve sevgiyi gösterme; evvel, sonra isteme isteyebildiğince. Verildikçe verilenden derildikçe derilme; dirildikçe dirilme.
Kulluk bilincinin güçlenmesidir dua ve sığınağıdır çaresizlerin.” (Ayine, İskender Pala)

KARANLIK GÖNÜLLERİ AYDINLATAN MÜRŞİTLER…

“Bir kandil, mumdan alıp da yandı mı, onu gören mumu görmüş olur. Bu parlaklık yüz kandile de nakledilse, sonuncusunun aydınlığını görmek, en evvelinin nurunu görmek gibidir.
İstersen aradığın hidayet nurunu sonuncu kandilden, istersen bizzat can ışığından al, aralarında fark yoktur. İstersen o hidayet nurunu sonraki kandillerde, yani hayatta olan mürşitlerde; dilersen gelmiş ve geçmiş olan velilerin ruhlarında gör. Bir nefes gelir, seni görür gider. Ve bu nefes her kimi dilerse ona da hayat verir...” (Mesnevi, Hz. Mevlana)

NAMAZ

Namaz, sancıma ilaç, yanık yerime merhem;
Onsuz, ebedi hayat benim olsa istemem!
(N. Fazıl Kısakürek)

BİZ AHİRETİ DÜNYAYA TERCİH ETTİK

Evliyadan Ali Sincari (k.s) talebeleriyle otururken yanına Mağripli Abdurrahman isminde bir kimse gelir. Torbasından çıkardığı gümüşleri Ali Sincari Hazretleri’nin (k.s) önüne koyarken “Bu gümüşleri fakirlere dağıtmanız için size getirim. Münasip gördüklerinizi dağıtın” der.

Ali Sincari (k.s) “Nerede fakir varsa kaplarını alıp tekkeye gelsinler” diye haber gönderir etrafa. Ne kadar fakir varsa hepsi kaplarını alıp sevinçle gelirler onun yanına. Fakirler tabaklarını daire şeklinde dizerler. Mağripli Abdurrahman ve gümüşleri de ortada durmaktadır. Ali Sincari (k.s) ayağa kalkar. Yüce Allah’a niyaz eder. Kiminin tabaklarına altın dolar, kimininkilere de gümüş. İki kişinin tabağı ise boş kalır. Gümüşler ise ortadadır.  Herkes hayret içinde kalakalır.

Ali Sincari (k.s) şöyle buyurur: “Kabı altınla dolanlar günahı az, Allah’ın sevgisiyle evliyaya muhabbet edenlerdir. Günahı çok olup Allah dostu velilere muhabbet edenlerin kapları ise gümüşle doldu. Boş kalan iki tasa gelince; onlar da alimlere ve evliyaya muhabbet beslemeyen ve onları sevmeyenlerdir. Ey Abdurrahman! Görüyor musun bizim altına, gümüşe ihtiyacımız yok. Biz, ahireti dünyaya tercih ettik. Onun için Allah bizi dünyaya da zelil etmedi. İnşAllah ahirette de mahcup olmayız.” (Mürşid ve Mürid Hukuku, Mehmet Ildırar)

Efser BERİN



Alperen: İmzanızdaki resim adresi görüntülenemiyor. Yeniden yükleyiniz...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

A Harfi ile Başlayan İlaçlar Peygamberimizin Hayvanlara Merhameti ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.391 saniyede oluşturulmuştur


Az ve özGüncelleme Tarihi: 10/12/19, 08:18 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim