Az ve Öz - Semerkand Aile
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Az ve Öz, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 5592 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Az ve Öz}   Okunma sayısı 5592 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Az ve Öz
« : 10/01/12, 01:05 »
AZ ve ÖZ

Bir Ayının Dostluğu!

Mevlana Hazretleri anlatıyor: “Bir ayıya bir canavar musallat olur. Bir yiğit de onu kurtarmaya gider. Yiğit ayıyı canavardan kurtarınca çaresiz hayvan Ashab-ı Kehf’in köpeği gibi adamın peşine takılır. O Müslüman yiğit hastalanıp yatınca, ayı gözcü olup onu beklemeye başlar. Oradan geçen birisi ‘Bu hal nedir? Ey kardeş, ayıya bu teveccüh niye?’ diye sorar.

Yiğit, canavar hikayesini anlatır. Adam da ‘Aman ayıya gönül bağlama. Aptalın dostluğu düşmanlıktır. Ayı hileli ve zararlıdır’ deyince, yiğit de ‘Vallahi bana haset ettin. Ona değil sevgisine dikkat et!’ der. Adam ‘Aptalların sevgisi kötü bir şeydir. Benim bu hasedim onların sevgisinden iyidir. Ayıyı terk et, benimle yoldaş ol. Hemcinsini reddetme, ayıdan arkadaş olmaz’ dediyse de, yiğit ‘Hasetçi adam, yürü, kendi işine bak!’ der.

Bunca söz yiğidin kulağına girmez. Kötü zanna nasihat tesir etmez. Ondan el çekip ayının elini tutar yiğit. Adam ‘Gidiyorum, zira senin aklın başında değil. Benim sana düşmanlığım yok. Bana uysaydın kendine lütfetmiş olurdun’ diye söyler. Yiğit ise ‘Yürü git, uykum geldi! Benim için hiç üzülme!’ deyince adam yine ona dönerek ‘Dostun nasihatinden şüphelenme. Akıllı birisinin yanında uyu ki, o gönül sahibi seni korusun’ der ve yoluna devam eder.

Yiğit, adamın ısrarından şüphelenerek öfkelenir ve şöyle düşünür: ‘Herhalde bu beni öldürmeye gelmiş bir katil ya da bir şeyler uman kötü niyetli bir dilenci. Yahut bir tuzak kurdu, bu tekliflerde bulunuyor. Beni korkutup dostumdan uzaklaştırmak istiyor.’ Kötü fikirli yiğit, kötü zanla o şahsa iyi davranmaz. O kötü zanlı, ayıya karşı iyi zan besler sanki onunla aynı cinstenmiş gibi.

Adam uyur. Ayı da onu korumak, konan sinekleri kovalamak için başında nöbet tutmaya başlar. Fakat sinekleri kovaladıkça tekrar konduklarını gördükçe sineklerden ayının içi daralır sonunda. Gidip dağdan ağır bir taş getirir. Sineklerin uyuyan adamın yüzüne yine konduğunu görünce, o koca taşı kaldırıp sinekleri ezmek için yüzüne fırlatır… İşte adam sineklerden kurtulmuştu. Koca taş suratını dağıtır.

‘Ahmağın sevgisi ayının sevgisi gibidir; kini sevgi, sevgisi kindir’ sözü de aleme yayılır.”

(Mesnevi-i Şerif)


Kur'an-ı Kerim Okumanın Fazileti

Ebu Bekir Verrak (k.s) ömür boyunca Hızır (a.s) ile görüşmeyi arzular. Her gün ibret almak maksadıyla kabristana gider gelir, bu esnada da bir cüz Kur’an-ı Kerim okurdu. Bir gün yine bu maksatla evinden çıkarken nurani yüzlü bir ihtiyar selam verir. Verrak Hazretleri, selamı alır. Yaşlı adam, “Benimle sohbet etmek ister misin?” diye sorar. Ebu Bekir Verrak Hazretleri onunla sohbet etmeyi kabul eder ve beraberce yolda yürürken sohbete devam ederler. İhtiyar, ayrılmak üzere müsaade isterken şunları söyler: “Ömür boyu görmek istediğin Hızır benim! Bugün benimle sohbet ettin, ama bir cüz Kur’an okumaktan da mahrum kaldın!...”

Hızır’la sohbet etmenin neticesi buysa, diğer insanlarla sohbet etmekle neler kaybedersin? Bilesin ki, uzlet ve yalnızlık bütün işlerden üstün ve şereflidir. 

(Tezkiretü’l-Evliya, Feridüddin Atar (k.s))


Beni Koru Allah'ım

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle dua eder:

“Allahım, dünya ve ahrete ait işlerimde senden af ve afiyet isterim.
Allahım, dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında senden af ve afiyet dilerim.
Allahım, kusurlarımı ört, beni korktuklarımdan emin kıl.
Allahım, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden gelecek kötülüklerden beni koru.
Altımdan gelecek kötülüklerden de senin azametine, büyüklüğüne sığınırım.
Her yönden gelecek kötülüklerden beni koru Allahım.”

(Buhari, Müslim)


Reca

Bohçam boş
Öteberim eksik
Azığım kuru
Canım aç.
Yüzüm sana çevrili
Adımım sana
Irmaklarına
Bir lokma suya geldim
Su denmez
Kabul ola, affola...

(Cahit Zarifoğlu)


Efser BERİN

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/az-ve-oz-t29497.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Kemter

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.602
  • Konu: 298
  • Derviş: 13332
  • Teşekkür: 57
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #1 : 10/01/12, 01:11 »
 -tşk.2-  :X06 X:33X


Tekbir Davettir,Secde ise Ilan-i ASK...

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #2 : 25/02/12, 23:27 »

 XgülllX

 :aro2:



Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #3 : 15/05/12, 00:01 »

ÜMİTSİZLİK, Allah’A İSYANDIR

Allah, kuluna, tövbe etmesi halinde günahlarını bağışlayacağı müjdesini vermiştir. Günahlarının büyüklüğünün onu tövbe etmekten alıkoymaması, “Allah beni affetmez, tövbemi kabul etmez” diyerek ümitsizliğe düşmemesi gerektiği bildirilmiştir. Çünkü insan, tövbesi kabul edilmeyecek diye çok korkar, ümitsizliği onu isyanında devama sürükler, dolayısıyla günahına günah eklemiş olur. Çünkü ümitsizlik Allah’a isyandır; insanı isyanlarına tövbe etmekten alıkoyar, onların artmasına neden olur. Aldullah b. Mesud’un da belirttiği gibi, “Büyük günahlar dört tanedir. Birisi, Allah’ın rahmetinden ümit kesmektir.” (Ebu Abdullah Haris El-Muhasibi, Er-Riaye)

TAZİYENİN ÖNEMİ

“Bir mümin, bir kardeşine isabet eden bir musibetten dolayı taziyede bulunursa o mümini Allah Teala, kıyamet gününde izzet-i ikramda bulunur” hadis-i şerifinin açıklamasını Ömer Nasuhi Bilmen şöyle yapar: “Bir din kardeşimiz bir musibete uğramış veya yakınlarından birinin vefatı ile üzülmüş olabilir. İşte bu kardeşimizi ziyarete gitmek, taziyede bulunmak yani ona sabır tavsiye ederek teselli vermek bir sünnet-i seniyyedir. Böyle davranmak muhabbet ve hayırseverliğin bir eseri olduğu gibi toplumsal bir vazifedir. Buna göre bu vazifeyi yerine getiren bir mümin ebediyet aleminde bunun mükafatını görecektir.” (Beşyüz Hadis-i Şerif, Semerkand Yayınları)

AHİRET YOLUNUN AYDINLIĞI İÇİN…

Yusuf Hemedani (k.s), Rutbetü’l-Hayat isimli eserinde, insanın ahiret yolunun aydınlık olması için nefse ve şeytana muhalefet etmesinin gerekli olduğunu söyler. “Allah’a yakınlık (kurb) makamına ulaşmak, Allah’ın keremine nail olmak, O’nun sıfatlarının ve zatının hakikatlerini bilmek, cemal ve celalini müşahede etmek, sırlarının ve nurlarının tecellisini keşfetmek, bunların tümü, nefse muhalefet etmek ve ona karşı koymakla mümkündür.
Dünya ahretin perdesi, şeytan dinin perdesi, insan varlığı da hakikatin perdesidir.
İnsan dünyayı terk ederek ve onun düşüncesini gönlünden silerek mücahedede (nefsle savaşma) bulunursa, ahiretin cemali ona mutlaka görünür.”

İŞTAHI VARKEN “İŞTAHIM YOK” DEMEK DE YALANDIR

Kitabü Afati’l-Lisan adlı eserinde “Dilini serbest bırakan, yalanın tehlikesine düşer” diyen İmam Gazali Hazretleri, insanların yalanı kolayca söylemeyi adet edindikleri yerlerden birine de, “Buyur yemek ye!” sözüne karşı, iştahı olduğu halde, “İştahım yok!” diye karşılık vermesini gösterir. Konuyla ilgili olarak şu hadisi anlatır:

“Esma b. Umeys (r.a), Hz. Aişe (r.a) gelin olduğunda, onu Allah Rasulü’nün (s.a.v) odasına kendisinin koyduğunu söyler. ‘Benimle beraber bazı kadınlar da vardı. Rasul-i Ekrem’in (s.a.v) yanında (hediye olarak) bir bardak sütten başka bir şeyi yoktu. Ondan biraz içip Hz. Aişe’ye (r.a) uzattı. Aişe ise utanıp içmedi. Ben ona, Allah Rasulü’nün elini geri çevirmemesini tavsiye ettim.

Bunun üzerine utanarak sütü aldı ve içti. Sonra Rasulullah (s.a.v) ona arkadaşlarına da vermesini buyurdu. Kadınlar, ‘İştahımız yok!’ dediler. Allah Rasulü (s.a.v) onlara ‘Açlıkla yalanı bir araya toplamayın’ dedi. Ben, ‘Ey Allah’ın Rasulü! Bizden biri iştahı varken, canım istemiyor derse bu yalan olur mu?’ diye sordum. Allah Rasulü (s.a.v), ‘Yalan, yalan olarak yazılır. Hatta yalancık dahi, yalancık olarak yazılır’ cevabını verir.”


NEFS

Köpek korkusuyla korktum ölümden,
Ölmeden ölmeyi anlayamadım.
Ne güneşler doğup battı üstümden;
Bir günü bir güne bağlayamadım.

Hırsıma ne şöhret yetti, ne de şan.
Döndüğüm her nokta dünyadan nişan.
Nefsimin ardından koştum perişan,
Ondan bir kıl bile avlayamadım...


Necip Fazıl Kısakürek


Efser BERİN
Mart 2012 78.Sayı



Çevrimdışı önemsiz

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 425
  • Konu: 6
  • Derviş: 18352
  • Teşekkür: 4
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #4 : 16/05/12, 01:33 »
"Allâhümme salli âlâ seyyidinâ muhammedin ve âlâ âli seyyidinâ Muhammed ..."
Ve bilemediğimiz en güzel salât ve selamlar Efendimiz(s.a.v) e ve onun yolundan gitmeye çalışmış ve de  çalışanların üzerine olsun...



Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.585
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 363
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #5 : 16/05/12, 11:13 »

Allah razı olsun

 :X06


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #6 : 22/06/12, 01:05 »

TÖVBE KAPISI HEP AÇIKTIR

“Kendine gel, bundan böyle çekin artık. Çünkü Allah’ın keremiyle tövbe kapısı açıktır.
Tövbenin batı tarafında bir kapısı vardır, kıyamete kadar açıktır. O kapı, güneş batıdan doğuncaya kadar açık kalacaktır. O kapıdan yüz çevirme!
Cennetin Allah rahmetiyle sekiz tane kapısı var oğul. O sekiz kapıdan biri de tövbe kapısıdır.
Öbürlerinin hepsi bazen açılır, bazen kapanır fakat tövbe kapısı hep açıktır.
Bunu ganimet bil... Kapı açık, hasetçinin körlüğüne rağmen derhal pılını pırtını oraya çek!”
(Mesnevi, Hz. Mevlana)

MİSAFİRE İKRAM

Feridüddin-i Atar (k.s) Pendname (öğüt kitabı) isimli eserinde misafirlere iyi davranmanın faziletleri hakkında şu öğütlerde bulunuyor: “Ey kardeşim! Misafiri aziz tut ki, sen de Allah’tan izzet bulasın. Misafiri iyi ağırlayan iman ehline, Allah rahmet kapısını açar. Misafirden hoşlanmayan kişiden Allah (c.c) ve Rasulu (s.a.v) razı olmaz. Misafire hizmet eden kul, Allah katında değerli bir mertebeye ulaşır. Misafire güler yüz gösterene Allah ölçüsüz lütuf, ihsan eder. Her kim ondan kaçınırsa ayıplanır. Ey ev sahibi! Fazla külfetten uzak ol ki misafirden sana ağırlık gelmesin. Konuğunu ikramla ağırlayan kimse hayırla anılır.”

ABDEST ALDIKTAN SONRA NAMAZ KILMAK

Ebu Hüreyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v) Bilal’e “Bilal! Müslüman olduktan sonra yaptığın ibadetler arasında en fazla sevap beklediğin hangisidir? Çünkü ben cennette, senin ayakkabılarının tıkırtısını önümde duydum” diye sordu. Bilal de “Gece veya gündüz abdest aldıktan sonra bu abdestle kılabildiğim kadar namaz kılarım. En fazla sevap beklediğim ibadet budur” dedi.
(Buhari)

SİZİN GİBİLER YANIMIZDA OLURSA

Hz. Ali’ye (r.a) dediler ki, “Ne hikmettir ki, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer zamanın da ihtilaflar yoktu ama Hz. Osman ve sizin halifeliğiniz zamanında ihtilaflar çoğaldı.” İlmin kapısı Hz. Ali bu sözlere şöyle cevap verdi: “Bunun hikmeti gayet açıktır. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in yanında Hz. Osman ve benim gibiler vardı. Bizim yanımızdaysa sizin gibiler var.”
(İlmin Kapısı İmam Ali’den Yöneticilere, Mükerrem Mete)

Allah’IN RIZASI

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Bir adam annesinden doğduğu andan itibaren başını secdeye koysa ve hiç kaldırmadan yaşlanıp ölünceye kadar Allah’ı yüceltse, kıyamet günü olduğunda Allah’ın rızası karşısında bu yaptığını çok az bulur.”
(Ahmed, Müsned; Tebarani, el-Kebir)

MENZİLLER

Sözün ve yolun baş çeşmesi ruhumun
Canım içre sevinç verir sözlerin

Baktığın dağların düşüncesi bile ağlatır beni
Hür olurum buyruklarını bir bir donansam sultanım.
...
Cahit Zarifoğlu


Efser BERİN



Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #7 : 22/06/12, 01:16 »

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V) HİÇ KİMSEYE VURMADI

Hz. Ayşe (r.a) şöyle anlatıyor: “Rasulullah (s.a.v) Allah yolunda savaşma hali dışında, ne bir kadına ne de bir hizmetçiye, hiç kimseye eliyle vurmadı. Kendisine fenalık yapan kimseden intikam almaya kalkmadı. Yalnız Allah’ın yasak ettiği şeyler çiğnenince o yasağı çiğneyenden Allah adına intikam alırdı.”
(Müslim)

TÖVBE EDİP BİZE DÖNENİ KABUL EDERİZ

İsrailoğulları’ndan bir gencin hikayesi şöyle anlatılır: Bu genç yirmi sene Allah’a ibadet eder, sonra asi olup yirmi sene de günah işler. Bir ara aynaya bakar ve sakalının ağarmaya başladığını görür. Üzülür içinden, “Allahım! Yirmi yıl sana itaat ettim. Sonra da yirmi yıl sana asi oldum, günah işledim. Tövbe edip sana geri dönersem beni kabul eder misin?” der. Bu sırada bir ses duyar: “Sevdin bizi, sevdik seni. Terk ettin bizi, terk ettik seni. Asi oldun bize, süre tanıdık sana. Geri dönersen bize, kabul ederiz seni.”
(Safuri, Nüzhetü’l-Mecalis)

MÜNAFIKLIK SAYILAN DAVRANIŞ

Ey gönül, gel başka şeylerden vazgeç, ilahi aşka uy.
Allah yolunun yolcuları, onu kendilerine kılavuz edinmiştir.
Bütün varlıklardan önce var olmuştur aşk, çünkü insanoğlu aşkın öncesine başlangıç bulamadı. Ey Allahım, Senden dilerim ki tevfikini bize refik eyle, bir an bile senin aşkından uzak duruma getirme.
Aşkının dışında olanların sevdasını gönlümden al,
aşkını iki alemde bana aşina et.
Ey Niyazi, bu yolda mürşit istersen aşka uy,
Peygamberlere ve velilere aşk yol gösterici olmuştur.
(Niyazi-i Mısri)

ALDANIRSAM Allah İLE ALDANAYIM

Hz. Ömer (r.a), bir kölesinin namaz kıldığını görürse onu Allah rızası için azat ederdi. Onun bu huyunu bilen köleleri azat edilmek için namaz kılarlar, cemaate katılırlar, Hz. Ömer (r.a) onları salıverdiğinde ise namazı terk ederlerdi. Hz. Ömer (r.a), onların yalandan namaz kıldıklarını, niyetlerinin ne olduğunu bilirdi.

Bir gün dostları kendisine “Ya Ömer, bu köleler seni aldatıyorlar. Kendilerinin azat edilmesi için ve sırf bu niyetle namaz kılıyorlar” dedi. Hz. Ömer tebessüm ederek “Varsın aldatsınlar, aldanırsam Allah ile aldanayım, beni aldatacaklarsa Allah ile aldatsınlar. Dost ile aldanan aldanmaz!” dedi.
(Müzekki’n Nüfus, Eşrefoğlu Rumi)

Allah TEALA’DAN ÜMİTLİ OL!

Hz. Ali (r.a), oğullarından birine şöyle nasihat etmiştir: “Oğlum! Bütün hayır ve taatler senin olsa, bunların seni kurtaramayacağı korkusuyla Allah Teala’dan kork! Dünyadaki bütün günahlar senin olsa bile, Allah Teala’nın onları af ve mağfiret edeceği ümidi ile de Allah Teala’dan ümitli ol!”
(İhyau Ulumiddin, İmam Gazali)

MÜSLÜMAN YÜZÜ

O yüz, her hattı tevhid kaleminden bir satır;
O yüz ki, göz değince Allah’ı hatırlatır...
Necip Fazıl Kısakürek


Efser BERİN



Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #8 : 04/07/12, 23:50 »

İBADETİN ÖZÜDÜR DUA

Peygamberimiz (s.a.v) duanın ibadetin özü olduğunu söyler ve bir kimse Müslüman olduğunda ona önce namaz kılmayı öğretir, sonra da şöyle dua etmesini tavsiye ederdi: “Allahım beni bağışla, bana merhamet et, rızanı kazandıracak işler yaptır. Bana afiyet ve hayırlı rızık ver.” (Tirmizi) “Allah’tan talep edilen dünyevi şeylerden Allah’ın en çok sevdiği afiyettir, istemektir.” (Müslim)

NASİBİMİ HİÇ KİMSEYE VERMEM!

Sehl bin Sa’d (r.a) şöyle anlatıyor: “Rasulullah Efendimiz’e bir içecek getirildi. Efendimiz (s.a.v) ondan bir miktar içtiler. Bu esnada sağ tarafında bir çocuk, sol tarafında ise ashabın büyüklerinden yaşlı kimseler oturuyorlardı. Efendimiz (s.a.v) sağındaki çocuğa büyük bir incelik ve nezaketle; ‘Müsaade eder misin, bu içeceği evvela şu büyüklerine vereyim’ dedi. O akıllı, ferasetli çocuk da herkesi şaşırtan ve aleme ibret olacak şu büyük cevabı verdi: ‘Ya Rasulullah! Senden bana ikram olan nasibimi hiç kimseye vermem!’ Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) mübarek ellerindeki içeceği o çocuğa verdiler.” (Buhari)

AİLEYE DAİR HADİS-İ ŞERİFLER

“Sizin en hayırlınız ailelerine en güzel muamelede bulunanınızdır.” (İbn-i Mace)
“En olgun imana sahip mümin huyu en güzel ve ailesine karşı en nazik, lütufkar olanıdır.” (Nesai, Tirmizi)
“Kişinin nefsine, ailesine, çocuğuna ve hizmetçisine yapmış olduğu harcamalar sadakadır.” (İbn-i Mace)
“Bir kişi Allah’ın rızasını umarak ailesinin geçimini sağlarsa, harcadıkları onun için birer sadaka olur.” (Buhari)


TEVEKKÜL

İsmail Fakirullah Hazretleri buyurdu ki: “Allah Teala’ya tevekkül et, işini O’na teslim et. Hz. İbrahim (a.s) Allah Teala’ya öyle tevekkül etti ki, ateşe atıldığı halde Cebrail (a.s) dahil hiç kimseden yardım istemedi. Hz. Cebrail (a.s) kendisine ‘Bir ihtiyacın var mı?’ diye sorunca, ‘Sana yok, O’na var’ dedi. ‘O’ndan iste’ deyince, İbrahim (a.s), ‘O halimi biliyor, O bana yetişir; istememe gerek yok’ dedi.”

Hz. Yusuf (a.s) zindandaki arkadaşından yardım isteyince Rabbi kendisine; “Aciz bir mahluka dayandın ve başından geçenleri ona anlattın, ihtiyacını ona söyledin. Halbuki veren ve vermeyen benim. Fayda ve zarar veren de benim” buyurdu. Tevekkül etmek, teslim olmak, sabretmek ve rıza göstermek Allah Teala’ya varan yolun esaslarıdır. (Evliyalar Ansiklopedisi)

YAĞMUR GİBİ OL! BEREKET SAÇ!

Meyveleri olgunlaşmış ağaçların, dallarını yere yaklaştırıp insanoğluna ikram etmesi gibi akıl, bilgi ve hikmet sahibi insanlar da mütevazı ve ikram sahibi olurlar. İnsanoğlu görünüşe ve gösterişe dayalı nefsani şöhret ve heybet ihtirasından arınmalı ve gönül alemini bütün varlıkların istifade ederek huzur bulacağı bir hazine haline getirebilmelidir.

Bu macerayı Hazreti Mevlana, hal lisanıyla suyu konuşturarak şöyle anlatır:
“Su yeryüzü muhtaçlarını ve yetimlerini besler, susuzluktan kuruyup kalmış olan susuzlara hayat bahşeder. Lakin arılığı, duruluğu kalmayıp; kirlenip bulanınca su da bizim gibi yeryüzünde kirlendiği için huzursuz olur, şaşırıp kalır. İçten içe feryada başlar, ‘Rabbim! Sen bana ne verdinse onların hepsini dağıttım, hepsini verdim; şimdi ben yoksul kaldım. Sermayemi, elimde bulunan her şeyi temize de döktüm, pise de… Ey sermaye veren padişah bana daha da fazlasını ihsan et’ der.

Bu feryatlar, bu yalvarışlar üzerine Cenab-ı Hak buluta der ki: ‘Onu hırpalamadan hoş bir yere götür’, güneşe de; ‘Çabuk onu hararetinle göklere yükselt!’ diye ferman buyurur.

Sonra onu çeşit çeşit yollara sürer. Onu göklerde temizledikten sonra bazen yağmur, bazen kar, bazen de dolu halinde yeryüzüne yağdırır. Sonunda onu kıyısı olmayan, sınırsız olan denize ulaştırır.”

Her mevsim şahit olduğumuz bu tabiat hadisesini nakleden Hazreti Mevlana mana yoluyla insana: “Suların semada temizlendiği gibi sen de Cenab-ı Hakk’a yaklaşarak kendini bütün kirlerden arıt. Böylece sen de yağmur gibi ol; bereket ve rahmet saç!” demektedir.
(İnsan Denilen Muamma, O. Nuri Topbaş)

KURTULUŞ BESTESİ

Aç kapıyı haber var,
Ötenin ötesinden.
Dudaklarda şarkılar,
Kurtuluş bestesinden.

Biz geldik, bilen bilsin.
Gönül gönül girilsin.
İnsanlar devşirilsin,
Sonsuzluk destesinden.

(Necip Fazıl Kısakürek)


Efser BERİN



Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #9 : 28/08/12, 11:37 »
Allah c.c razı olsun Emeğinize Sağlik kurban..


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı Derviş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 993
  • Konu: 15
  • Derviş: 18535
  • Teşekkür: 0
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #10 : 19/09/12, 12:14 »
Allah (cc) razı olsun inşâAllah. Emeklerinize sağlık. 



Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez, gafil olma, ilme çalış, geçen günler geri gelmez...
Bizim şöhretimiz ''MÜSLÜMANLIĞIMIZDIR''

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #11 : 16/10/12, 00:05 »

DÜNYA ŞEKER SURETİNDE ZEHİRDİR

İmam Rabbani Hazretleri (k.s) bir mektubunda Kılıcullah b. Kılıç Han’a şöyle buyurmuştur: “Ey Oğul! Bu dünya imtihan yeridir. Onun yüzü yaldızla ve çeşitli yüzlerle süslenmiştir. Sureti nakışlıdır. Çirkin bir kadın gibi kaşı çekilmiş, yanakları boyanmış. İlk bakışta tatlı gelir. Göze tazelik ve canlılık hayali verir. Lakin gerçekte o, üzerine koku sürülmüş cifeye (leş, iğrenç şey) benzer. Sineklerin ve kurtların içine dolduğu bir çöplük gibidir. Su gibi görünür, o bir seraptır. Şeker suretinde zehirdir. İçi harap ve çok kötüdür.”
(Mektubat-ı Rabbani)


MÜRŞİDİN HİMMETİ, MÜRİDİN ÇALIŞMASINA BAĞLIDIR

Gavs-ı Bilvanisi Abdülhakim Hüseyni Hazretleri’ne (k.s) sordular: “Mürşid, müridine nasıl himmet (yardım, dua) eder?” Abdulhakim Hazretleri bu soruya şöyle cevap verdi: “Ben Hazne’de iken kalbime vesvese gelmiş ve ‘Artık Şah-ı Hazne’nin dergahına layık değilim’ diye düşünmeye başlamıştım. Mürşidimden uzaklaşmak, dergahtan ayrılıp gitmek istiyordum. Şah-ı Hazne (k.s) camiye giderken yanına yaklaştım ve derdimi söyledim. Şah-ı Hazne bana şöyle dedi: ‘Mürşidin himmeti, müridin çalışmasına bağlıdır.’ ‘Peki, mürid nasıl çalışır?’ diye sordum. Bana şöyle dedi: ‘Mürid, Rabb’inin emirlerini yerine getirir ve yasaklarından kaçınırsa çalışmış olur.”
(Altın Silsile)


SÜNNETİN ÖNEMİ

Peygamberimiz (s.a.v) sünnetin dinimiz için önemini vurgulamak için şöyle buyurmuştur: “Dinin elden çıkışı sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din de sünnetin birer birer terkiyle ortadan kalkar.” (Darimi)
Yine Efendimiz (s.a.v) “Kim benim sünnetimden (yaşama tarzımdan) yüz çevirirse benden değildir” (Buhari) buyurarak sünneti asla terk etmememiz gerektiğine dikkat çekmiştir.

NEFSİN KIBLESİ BOZUKTUR

Hz. Mevlana nefsi şöyle tanımlayarak ona kanmamamız gerektiği konusunda bizleri uyarıyor: “Nefis ahde vefakar değildir. Şimdi söz verir, yarın bozar. O sebeple nefis katle müstehaktır. Onun kıblegahı Mekke değil menfaattir. Onun kıblesine dönersen namazın namaz olmaz. Çünkü onun kıblesi bozuktur. O namazla da Mevla bulunmaz.”
(Mürşid ve Mürid Hukuku)


SANA FAYDA VERECEK ŞEYİN PEŞİNE DÜŞ

Rasulullah (s.a.v), geçmişe yönelik “keşke”lerin insana zarar verdiğine dikkat çekerek şöyle buyurmuştur: “Kuvvetli mümin Allah’a zayıf müminden daha sevimlidir. Bununla birlikte hepsinde hayır vardır. Sana fayda verecek şeyin peşine düş ve ona ulaşmak için Allah’tan yardım iste, sakın acizlik gösterme. Başına bir durum gelince: ‘Keşke şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu’ deme. Fakat ‘Bu Allah’ın takdiridir, o dilediğini yapar’ de. Çünkü keşke türü hayıflanmalar, şeytana kapı açar; söyleyeni zarara sokar.”
(Müslim)



Efser BERİN



Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Okundu: Az ve Öz
« Cevapla #12 : 04/02/13, 01:05 »

GECE GÜNDÜZ Allah İÇİN ÇALIŞMAK LAZIM

Gavs-ı Sani Hazretleri (k.s) bir sohbetinde şöyle söylüyor: “Bakıyoruz dünya küfrün denizi olmuş. İnsan hem kendini hem de insanları kurtarmaya çalışsın. Bütün dünyanın hidayetine vesile olsa kendisi hidayete ermese bir şey yapmış olmaz. Bir insanın, bir kimsenin namaz kılmasına, hidayetin sebep olmuş olsa, onun sevabı kadar kendisi de sevap kazanır. Bu büyük bir kazançtır. Büyük bir fabrikadır. Gece de gündüz de çalışmak lazım.”
(Evliyanın Dilinden Namazın Hikmetleri, Abdullah Demiray)

HAK AŞIKLARININ NAMAZLARI

Namaz kılan kişiye Hz. Mevlana şunları tavsiye eder: “Aklını başına al da namazdan yalnız zahiren değil, manen de istifadeye bak! Tane toplayan bir kuş gibi Allah’ın azametinden habersiz bir şekilde sadece başını yere koyup kaldırma! Hz. Peygamber’in (s.a.v) beyanına kulak ver!..”

“Namazı hulus-i kalp ile kılarak bambaşka alemlerde yaşayan ve müşahede-i mahbub ile ağlayan, yalvarıp yakaran bir kişinin namazı öyle makbul ve kıymetlidir ki, Allah ona ‘Buyur kulum!’ diye nida eyler.”
(Namaz Benim Huzurum, Nurullah Çörek)

BİR BÜYÜK MÜJDE

“Hatmede okunan sure ve zikirler, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) ve diğer büyük zatların ruhuna bağışlandıkça, o ruhlar zikir meclisinde bulunanları tanırlar. Bu tanışma ahirette şefaate ulaşmaya ve sıkıntılı zamanlarda himmetin gelmesine vesile olur. Bir kişi Nakşibendi olduktan sonra, bütün hatme meclislerindeki sevaptan istifade eder. Hayatta ve öldükten sonra da amel defteri kapanmaz.”
(Seyyid Muhammed   Raşid Bilvanisi (k.s)

EY RABBİM YOLUNDA ÇARESİZİM, VARLIKSIZIM…

Şibli (k.s) bu harap dünyadan göçüp gittikten sonra yiğidin biri onu rüyasında gördü.
Şibli’ye dedi ki: ‘Ey bahtiyar er! Hak Teala sana ne yaptı?’ Şibli (k.s) dedi ki: ‘Hesap zamanında işim zora girdi.
Lakin benim kendi nefsime düşman olduğumu, ümitsizliğimi, acziyetimi ve zayıflığımı görünce,
rahmeti zavallı halimin yardımına geldi ve keremiyle beni hemen bir defada bağışlayıverdi.’

Ey yaratıcı Rabbim! Ben de senin yolunda çaresizim.
Topal karınca gibi senin kuyuna düşmüştüm.
Ben neyin ehli olduğumu bilmiyorum veya nerede olduğumu, hangisi olduğumu, kim olduğumu bilmiyorum.
Ben varlıksızım, bahtsızım, elimde de bir şeyim yok.
Çaresi olmayan, kararsız ve gönülsüz bir aşığım.
Ömrümü ciğer kanına bulanarak geçirdim ve ömrümden hiçbir fayda görmedim.”
(Feridüddin Attar,
Mantıku’t-Tayr)


BİR AŞK BULSAM

Bir aşk bulsam, yağmurunda ıslansam
Bir dost bulsam, irfanında beslensem
Bir dağ bulsam, sinesine yaslansam
Yalnızlığım biter mola, bilmem ki?
(Abdurrahim Karakoç)

Efser BERİN




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Hazreti imam Şafii(Kaddesallahü sırrahul aziz) Damascus ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.138 saniyede oluşturulmuştur


Az ve ÖzGüncelleme Tarihi: 09/12/19, 13:56 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim