Babalar ve Çocuklar - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.022 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.504 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22868 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Babalar ve Çocuklar , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1730 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Babalar ve Çocuklar }   Okunma sayısı 1730 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Rehnüma

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.138
  • Konu: 197
  • Derviş: 20900
  • Teşekkür: 129
Babalar ve Çocuklar
« : 04/12/14, 12:34 »
Babalar ve Çocuklar

Babamın eve girişi güneşin doğuşu gibiydi. Her yan ısınır, her taraf aydınlanırdı. Ben ne kadar kucağına atılmak, ona sarılmak istesem, o bir o kadar geri çekilir, ciddiyetini bozmaz, bana bir gülüşü bile çok görürdü. Yine de ona karşı olan sevgimde bir eksilme olmaz, aksine koca bir çınar gibi büyür göğe uzanırdı.

Daha dün gibi her şey… Her gün bir parmağımı taş kınasıyla boyayarak hafta sonunu beklediğim günler. Her sabah şehre gidip, her akşam köye dönen minibüsün sesi cumartesiler dışında hüzün taşırdı benim için. Cumartesi günleri babam o yorgun köy minibüsüyle köye dönerdi çalıştığı şehirden. O kırmızı minibüs evimizin karşısındaki caminin yanına kadar gelirdi ancak. O zamanlar yollar bir örümcek ağı gibi köyün dört bir yanını sarmamıştı. Tarlasından, bahçesinden bir araba geçecek kadar yer veren köylüler zaman zaman büyük zarara uğradıklarını düşünüyorlardı. Oysa sonraki nesiller yolun ne büyük bir nimet olduğunu baba ve dedelerinden daha iyi kavramışlardı.

Caminin yanında yolun sonuna ulaşan minibüsten cumartesileri babam inerdi. Sonra karşı yamacın patikasından aşağı elindeki fileyle ve bir haftalık yorgunluğu ile süzülürdü. Bir ağacın altında oturur onun eve yaklaşmasını beklerdim. Kimi zaman daha yolun başında babamı karşılama arzuma, evimizin hemen aşağısından akan küçük bir çay engel olurdu. Şimdi suyu çekilmiş çay, patika yolunu dikenler sarmış o güzergâh o zamanlar küçük adımlarıma geçit vermezdi.

Babamın eve girişi güneşin doğuşu gibiydi. Her yan ısınır, her taraf aydınlanırdı. Ben ne kadar kucağına atılmak, ona sarılmak istesem, o bir o kadar geri çekilir, ciddiyetini bozmaz, bana bir gülüşü bile çok görürdü. Yine de ona karşı olan sevgimde bir eksilme olmaz, aksine koca bir çınar gibi büyür göğe uzanırdı. Ben babamı bu denli sevdiğim halde o neden bana sevgisini gösteremiyordu, anlayabilmiş değildim.  Bu davranışın ne anlama geldiğini bir takım duygularımın küçülüp yaşımın büyümesiyle anlayacaktım. Babalar, babalarının yanında çocuklarını kucaklamayı, sevmeyi ayıp telakki etmişler veya onlara öyle öğretilmişti. Annem bir keresinde “oğlum” diye kardeşimi çağırdığında babaannem ona sitemler yağdırmıştı. Büyüklerin yanında çocuğuna “çocuğum” demek bile büyüklere karşı bir saygısızlıktı!

Benim hatırlamadığım, fakat annemin unutamadığı hatırayı sıklıkla dilinden duyar olmuştum daha sonraki yıllarda. Bir kış mevsiminin akşamında bütün aile, evimizin sobası yanan odasında otururken babam girivermiş kapıdan. Ben onu görmenin sevinciyle atılmışım kucağına. Odada dedem ve ninem de olduğu için babam,  kendisine doğru olan koşuşumu elleriyle engellemiş ve ben birkaç adım geri gittikten sonra yere düşmüşüm. Kim bilir neler geçmiş çocuk aklımdan, yüreğimden… Ne bu olayı ne de aklımdan geçenleri hatırlıyorum fakat böyle bir reddedilişin küçük dünyamda derin bir iz bıraktığı kesin.

İlk çocukluk dönemimin bittiği yıllarda babamın bize karşı olan tavrı değişmeye başlamıştı. Babamın da hayatı bir anlamda değişim geçiriyordu. Yeni bir tavır, yeni bir düşünce, yeni bir çevre içindeydi. O zamana kadar görmediğim kitaplar alıp gelmişti eve. Sürekli okuyor ve bizlere de güzel şeyler anlatıyordu. Okuduklarını bizimle paylaşıyor, artık eski geleneği, düşünceleri, tavrıyla reddediyordu. Bir arkadaş gibi bizi etrafına toplayıp bizimle sohbet ediyor, dertleşiyor, hatırımızı soruyordu. Zaman zaman büyüklerimiz bu durumdan rahatsız olsa da onlara doğrusunun bu olduğunu ve güzeli bulmada biraz geç kalındığını, Efendimiz s.a.v.’in ve büyük insanların yaşantılarından örnek vererek anlatıyordu.

Bizim çocukluğumuz geç kalınmış bir sevgiyi bulmanın coşkusuyla yeniden dirilirken geçen günlere de hayıflanıyorduk. Bütün bunlara rağmen lise yıllarını geçirdiğim ilçenin sokaklarında babam ile yan yana yürüdüğümüzü gören bazı arkadaşlarımın bize imrendiklerini söylemeleri gizli bir sevinç oluyordu içimde.

Her gelen nesil sevgiyi hissettirmede bir önceki nesilden daha cömert ve onların çocukları daha şanslıydı. Zaman, bizlere çocuklarla olan ilişkilerimizde onlara karşı bir yetişkinmiş gibi davranmamız gerektiğini fakat onlardan yetişkin davranışı beklenilmemesi gerektiğini öğretmişti. Çocukların hayata doğru koşarken ihtiyaçlarının başında sevgi ve ilginin olduğu da muhakkaktı. Sevgisiz ve ilgisiz büyüyen çocukların her zaman bir yanlarının eksik olduğu yetişkinlik döneminde daha belirgin olarak kendini gösteriyordu.

Yaşamadan anlamak kolay olmasa gerek. Ninemizin çocukça davranışlarımıza, yaramazlıklarımıza karşılık, “siz de evlat sahibi olunca anlarsınız” sözleri şimdi daha bir anlam kazanıyordu. Ve babamın her attığımız adımda daha ileriye, daha iyiye ve güzele doğru olmasındaki gayretiyle birlikte sözleri de unutulacak sözler içinde değildi: “Bu dünyada az da olsa insanlar birbirini kıskanır. Her yönüyle bireyler yakın ve uzağındaki insanlardan maddi ve manevi olarak daha önde olmak isterler. Elinde olsa kimse kimseden bu anlamda geride kalmak istemez. Fakat bir tek babalar ve anneler… Onlar evlatlarının her yönüyle kendilerinden üstün olmalarını isterler. Kardeş kardeşi kıskanır fakat anne-baba evladını kesinlikle kıskanmaz.”derdi.

Birçok tecrübe de göstermiştir ki, en küçük bir tehlike karşısında canından dahi vazgeçebilen tek insan annedir. Onlar çocukları için hayatlarını ortaya koyabilecek, onların hayatı ve saadeti için kendisine verileni tereddütsüz yok sayabilecek bir şefkat ve sevgi kahramanlarıdır. Bir evladın anne ve babası için aynı şeyleri yapmayı göze alabilmesi kolay değildir. Bizler onları ancak onların konumuna gelince anlayabiliyoruz. Mevlâna’nın; “ben ol da anla” sözlerinde olduğu gibi.

Dün dünle gitti. Bugün yeni şeyler söyleniyor. Bir tek odada sobanın yandığı vakitlerdeki gönül sıcaklığı o kerpiç duvarlar arasında kaldı. Torundan dedeye uzanan gönül köprülerinin taşlarını zaman rüzgârı yıktı. Büyükbaba, büyükanneler bir yana, çocuklar anaya yabancı artık. Nedir bu ayrılığın, uzaklığın sebebi?

Sen ey candan kopan canan! Dün geldiğinde sevincimize yıldızlar koşmuştu. Adım adım büyüdün. Koştun, oynadın, sordun öğrendin. Gülüşün gülüşümüz, derdin göz yaşımız oldu. Uzak kapılar arkasında kurduğun dünyana bizi de çağır ya da sen gel otur yanı başımızda.

Seni en yakınındakilerden başka anlayan olmaz. Bize anlat, bizle paylaş, bizle konuş. Biz bir bakışın bile her şeyi anlatmaya yeteceğini öğrendik. Seni şimdilik avutanlar her zaman değişecek ve gelişecek. Gün be gün bir denize doğru koşanlar ise bir daha geri dönmeyecek. Bakıp durduğun köprüden kaybolmadan görüntüler, bir daha dön bak. Ve denize kavuşmadan gidenler, sesini duyduğun zamanda onları anla! Sonrası pişmanlıktır, ey oğul, dilerim sen onu asla duyma.

Babalar ve Çocuklar,Hasan AKÇAY Semerkand, Sayı 129, Eylül 2009

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/babalar-ve-cocuklar-t35657.0.html



Arada bir yar köyüne varan derviş olur amma,
Gittiği her yeri yar köyü yapan kesin aşık’tır.
(Serdar Tuncer)

Çevrimdışı Şa'yâ

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.505
  • Konu: 207
  • Derviş: 511
  • Teşekkür: 145
Yeni: Babalar ve Çocuklar
« Cevapla #1 : 04/12/14, 14:40 »
Babamın eve girişi güneşin doğuşu gibiydi. Her yan ısınır, her taraf aydınlanırdı. Ben ne kadar kucağına atılmak, ona sarılmak istesem, o bir o kadar geri çekilir, ciddiyetini bozmaz, bana bir gülüşü bile çok görürdü. Yine de ona karşı olan sevgimde bir eksilme olmaz, aksine koca bir çınar gibi büyür göğe uzanırdı.

 


"Hiç kimsenin beklemediği aydınlanmayı bir İslamcı, İslam tasavvufunun önünün açılmasını bir sosyalist sağlayabilir."

 Mahmud Erol Kılıç

Çevrimdışı karacaa

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 272
  • Konu: 17
  • Derviş: 20778
  • Teşekkür: 47
Yeni: Babalar ve Çocuklar
« Cevapla #2 : 04/12/14, 20:34 »
on kilitli kapıdan daha güvenlidir babanın evde oluşu :(


emrolunduğun gibi dosdoğru ol..! hud 122


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Dünya Müslüman olacak.. Yansımalar.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.179 saniyede oluşturulmuştur


Babalar ve Çocuklar Güncelleme Tarihi: 17/06/19, 17:08 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim