Beş Organın Takvası - 3. Dil ve Takvası - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Beş Organın Takvası - 3. Dil ve Takvası, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1810 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Beş Organın Takvası - 3. Dil ve Takvası}   Okunma sayısı 1810 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı MenaKiB

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 261
  • Konu: 105
  • Derviş: 2621
  • Teşekkür: 1
3. Dil ve Takvası
 
Bundan sonra yapman gereken dilini kayıt altına alıp korumaktır. Çünkü o, serkeşlik ve isyanda uzuvların en şiddetli olanı, bozgunculuk ve düşmanlığı en fazla olanıdır.
Süfyan b. Abdullah (r.a.) şöyle rivayet eder: “Dedim ki:

“– Ya Rasulullah! Benim için en çok korktuğun şey nedir?” Rasulullah (s.a.v.) kendi dilini eliyle tuttu ve:
“– Bu!” buyurdu.”( Müslim, İmân, I/65; Ahmed b. Hanbel, III/413; İbnu Mâce, , II/1314, Hadis nu. 3972; Suyûtî, II/216. )
Yunus b. Ubeyd (rh.a.) şöyle der:
“Gördüm ki nefsim, Basra’nın şiddetli sıcağında orucun meşakkatine tahammül gösteriyor. Fakat lüzumsuz şeyleri konuşmamaya bir türlü tahammül gösteremiyor!”

Öyleyse çirkin ve lüzumsuz şeyleri konuşmaktan dilini korumak için çok ciddi gayret göstermen gerekiyor!

Niçin Dilini Koruman Gerekir?
Bu konuyu beş esas halinde inceleyeceğiz

a) Azaların Doğruluğu Dile Bağlıdır
Ebu Said el-Hudrî (r.a.) şu hadisi rivayet eder:
“Ademoğlu sabahlayınca, bütün azaları erkenden kalkarak lisan-ı halleriye dile şöyle derler: Allah’tan senin için doğruluk dileriz. Çünkü sen doğruluk üzere olursan biz de doğru oluruz. Sen eğrilip saparsan biz de saparız!”( Suyûtî, I/61, Hadis nu: 454; Irâkî, İhyâ, III/109. El-Münâvi bu hadisi şerh ederken, Tirmizî’nin Zühd bölümünde, İbnu Hüzeyme’nin Sahih’inde ve Beyhakî’nin Ebû Said el-Hudrî’den rivayet ettiğini söyler. Bkz. Münâvî, I/286-287, Hadis nu. 454. )


Bu hadisten anlaşılan mana şudur: Dilin söylediği sözler, insanın azalarının başarılı veya başarısız olmasında etkili olmaktadır. Malik b. Dinâr’ın şu sözü de bu manayı ifade eder:

“Eğer kalbinde kasvet, vücudunda zaaf, rızkında daralma görüyorsan bil ki sen lüzumsuz şeyler konuşmuşsun!”

b) Zamanı Değerlendirmek
Vakti gereği gibi değerlendirmeli, gereksiz yere harcamamalıdır. İnsanın zikrullah dışında konuştuğu sözlerin çoğu, en azından boş söz ve vakit kaybıdır.

Anlatıldığına göre Hassân b. Sinan, yolda yeni yapılmış bir binaya rastlar ve:
“Acaba bu bina ne zaman yapılmış?” der. Sonra nefsine:

“Ey aldanmış nefsim, ne diye seni ilgilendirmeyen şeyleri soruyorsun?” der ve bir sene oruç tutarak nefsini cezalandırır.

Dillerini tutmak suretiyle nefislerine sahip olanlara ne mutlu! Çenesinin bağını ve nefsinin dizginlerini çözen gafillere yazıklar olsun!...

Bak şair ne güzel söylüyor:

Boşta kalıp rahat ettiğin zaman,
Gecenin karanlığındaki iki rekat namazı ganimet bil!
Boş ve lüzumsuz söze yöneldiğin zaman,
O sözlerin yerine tesbih çek.
Ne kadar güzel söz söyleyen biri olsan da,
Susman, boş konuşmandan daha hayırlıdır.

c) Salih Amelleri Koruma
Yapılan hayırlı işleri ve salih amelleri korumak gerekir. Diline sahip olmayan, çok konuşan kişilerin gıybet yapması kaçınılmazdır. Hadis-i şerifte buyrulur ki: “Çok konuşan çok yanılır!”( Irâkî İhyâ’ya yaptığı tahricte; Ebu Nuaym’ın Hilyetü’l-Evliyâ’da, Ebu Hatim’in Ravdatü’l-Ukalâ’da ve Beyhakî’nin eş-Şuab’da rivayet ettiğini belirtir. Bkz. Ebû Nuaym, III/74; Sehâvî, Makâsıdü’l-Hasene, s. 426; Münâvî, VI/213-214; Taberânî, Evsat, II/552, Hadis nu. 8990. ) Gıybet ise ibadetleri yok eder, yer bitirir. Gıybet eden insanın durumu, iyiliklerini mancınıkla sağa, sola, doğuya ve batıya savuran kişinin durumuna benzer.

Bir gün Hasan-ı Basrî’ye:
“Ey Hasan, falan kişi seni çekiştiriyor, gıybetini yapıyor!” derler. Hasanü’l-Basrî o kişiye bir tabak hurma gönderir ve:

“İyiliklerini bana hediye ettiğini duydum. Ona karşılık ben de sana bunu hediye ediyorum!” der.
Abdullah b. el-Mübarek’in yanında gıybetten söz açılınca:
“Eğer gıybet yapacak olsaydım, annemin gıybetini yapardım. Çünkü benim iyiliklerimi almaya herkesten çok o layık ve hak sahibidir.” der.

Yine anlatıldığına göre bir gün Hatem-i Esam gece teheccüd namazını kılamaz. Kılamadığı için de karısı onu ayıplar. Karısına şöyle der:

“– Merak etme, bazı kimseler gece teheccüd namazı kılarlar, sabah olunca da beni çekiştirirler, gıybetimi yaparlar. Yaptıkları gıybet sebebiyle, onların kıldıkları teheccüd namazı kıyamet gününde benim mizanımda olacaktır.”

d) Dünyadaki Kötülüklerden Kurtuluş
Dilini tutan kişiler Süfyan-ı Sevrî’nin de dediği gibi selamettedirler:

“Dilinle, dişlerini kırdıracak sözler söyleme!”

Bir başkası şöyle der:

“Dilini sağa sola uzatırsan kendi şerefini lekelersin.”

Bir şair de şöyle der:

Diline sahip ol, çok konuşma belaya çatarsın!
Zira bela, hep sözün söylendiği yerlerde bulunur!

Abdullah b. el-Mübârek:

Dilini korumaya dikkat et, çünkü dil,
İnsanı en çabuk öldüren şeydir
Çünkü lisan kalbin tercümanıdır,
Kişinin olgunluk derecesini gösterir.

İbnu Mutî‘:

Kişinin dili kafesteki aslan gibidir,
Serbest bırakıldığında etrafı talan eder!
Sükût dizginiyle onu çirkin sözlerden koru ki,
Belalara sana karşı bir kalkan olsun!

Güzel bir söz de şöyledir:

“İnsanın içinden geçen nice söz vardır ki, sahibine “Beni terk et, sakın söyleme sana zararım dokunur” der.”

e) Kıyamet Gününü Düşünmek
Söylediğin sözler sebebiyle kıyamet gününde başına gelecek musibetleri ve kötü sonuçları aklına getir. Şunu asla aklından çıkarma: Konuştuğun her söz ya sakıncalı ve dolayısıyla haramdır, ya da lüzumsuz ve seni ilgilendirmeyen bir sözdür. Eğer konuştuğun sözler haram ise, bunun için Allah’ın azabı vardır ve sen ona güç yetiremezsin.

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Miraca çıktığım gece, cehennemde leş yiyen bir topluluk gördüm.

“– Ey Cebrail, bunlar kimdir?” dedim.
“– Bunlar insan eti yiyen ‘dünyada iken gıybet yapan) kimselerdir.” diye cevap verdi.”( Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, I/257; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve. )
Rasulullah (s.a.v.), Mu‘âz (r.a.)’ya şöyle demişti:

“Kur’an-ı Kerim ehlinden ve ilim öğrenenlerden dilini çek! Dilinle insanları yaralayıp paralama ki cehennem köpekleri de sen parçalamasın!”( Kedîrî, Sirâcü’s-Sâlikîn’de bu hadisi Abdullah b. el-Mübârek’in Hâlid b. Ma’dân’dan rivayet ettiğini söyler. )
Ebu Kılâbe şöyle der:
“Gıybet, kalbin hidayeti bulma ve doğruyu düşünme melekesini tahrip eder.”
Cenab-ı Hakk’dan lütfu ile hepimizi böylesi felaketlerden korumasını dileriz.

Lüzumsuz Konuşmanın Sakıncaları
Buraya kadar söylediklerimiz haram sözler hakkında idi. Mübah fakat lüzumsuz sözlerde dört sakınca vardır.

Birinci Sakınca
İnsan, lüzumsuz ve boş sözleri konuşmakla Kirâmen Kâtibin denilen ve insanların her yaptığı ve söylediklerini yazmakla görevli meleklerini, hiç bir hayrı ve faydası olmayan sözlerle meşgul eder. İnsanın, bu meleklerden utanması, onlara lüzumsuz sözlerle eziyet etmemesi gerekir. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.”( 50 Kâf, 18. )

İkinci Sakınca
Lüzumsuz konuşanlar, Cenab-ı Hakk’ın huzuruna boş ve saçma sözlerle dolu bir amel defteri göndermiş olur. Mümin bir kulun bundan sakınması ve Allah Teala’dan korkması gerekir.
Anlatıldığına göre adamın biri çirkin sözler söylüyormuş. Onun bu çirkin sözlerini duyan biri adama:

“Ey Allah’ın kulu sen ne yaptığının farkında mısın? Şüphesiz sen, Rabb’inin huzuruna gidecek bir kitap dolduruyorsun. O kitabı ne ile doldurduğuna dikkat et!” demiş.

Üçüncü Sakınca
Amel defterinde bulunan yaptığın ve söylediğin her şeyi, kıyamet gününde okuyacaksın. Hem de her şeyin hakimi ve yegane sahibi olan Allah Teala’nın huzurunda, şahitlerin yanında, büyük bir korku ve sıkıntı içinde; aç, susuz, çıplak bir vaziyette, cennetten uzak ve nimetlerinden mahrum bir halde...

Dördüncü Sakınca
Söylediklerin sebebiyle ayıplanır ve azarlanırsın. Onların hepsi aleyhine delil olarak kullanılır. Cenab-ı Hakk’ın huzurunda yaptıklarından dolayı utanırsın. Orada bulunanlar sana:
“Bu boş sözlerden sakınman gerekmez miydi? Bunlarla Allah’ın huzuruna gelmekten utanmadın mı?” diye seni ayıplarlar. Orada hesabın da çok uzun sürer.

Saydığımız bu dört esas aklı başında ve yapılan nasihatlerden ders alanlar için yeterlidir. Daha geniş bilgi edinmek isteyenler “Esrâru Mu‘âmelâti’d-Dîn” isimli kitabımıza baksınlar. Orada bu konuda geniş ve ikna edici bilgiler vardır. Onları iyi düşünürsen bu hastalıktan kurtulursun.

İmam-ı Gazali - Cennete Doğru Yedi Geçit
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/bes-organin-takvasi-3-dil-ve-takvasi-t12106.0.html



Bu dünya bir kuyu,havasız çömlek;
Daralıyorum !
Kelime manayı boğan bir gömlek !
Paralıyorum !
Allah ismi varken lûgat ne demek ! Karalıyorum ! Kapımı , buyursun diye o Melek; Aralıyorum ! Necip Fazıl Kısakürek


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

İbrâhim Gülşenî Osmanlı Giysileri.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.35 saniyede oluşturulmuştur


Beş Organın Takvası - 3. Dil ve TakvasıGüncelleme Tarihi: 07/12/19, 09:50 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim