Beyitler - Şairi Meçhul Şiirler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.668 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22917 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Beyitler, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 83363 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Beyitler}   Okunma sayısı 83363 defa

0 Üye ve 2 Misafir konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Beyitler
« : 19/09/09, 03:58 »
1.BEYİT
Acep kim gördü bir âşık ki vazgeçmiş bu sevdadan
Acep kim gördü bir balık ki usanmış bu deryadan

Yedi nakkaşiden bir rûm bulunmaz nakşı gün a gün
Acep kim gördü bir mecnun ki î’raz etti Leylâdan

Ve Mecnun olsa bi-leyli kalır bir ismi bi-mâni
Olur mâşuğ-u müstağni ki fariğdir hep esmâdan

Elâ ey cânı can sensin kararım yok bir an sensiz
Ki zindandır cihan sensiz muradım sensin eşyadan

Gönülde Hakkı bul her an ki oldur manzar-ı Rahman
Gönüldür cennet-i irfan yücedir arş-ı âlâdan

2.BEYİT
Aç gözün bu nevm-i gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kastı canadır inan
Uyan ey gözlerim uykudan uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Ben senin derdini çekemem gönül
Ben senin kahrını ekmem gönül

Seherde uyanır cümle kuşlar
Dili dillerince tesbihe başlar
Tevhid eder dağlar taşlar ağaçlar
Uyan ey gözlerim uykudan uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Semâvâtın kapıların açarlar
Mü’minler üstüne rahmet saçarlar
Seherde kalkana hulle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fânidir sakın aldanma
Mağrur olup tâc-u tahta güvenme
Yedi iklim benim deyû güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benim Murat kulun suçunu affet
Cürmümü affedip günahım ref’et
Hazretin sancağı altında haşret
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

3.BEYİT
Aç hüsn-ü âfitâbını
Olsun muammâ bû gece
Lütf-u mürüvvet bâbını
Aç eyle ihsan bû gece

Ey dost bu viran gönlüme
Hali perişan gönlüme
Hicrinle gir yan gönlüme
Gel eyle derman bû gece

Bir lahzacık lütfun ile
Doldu gönül sevgin ile
Her yan şaha hüsnün ile
Olsun gülistan bû gece

Şol zülf-ü sertârın gibi
Gamze-i gaddârın gibi
Doğmadı dîdârın gibi
Bir mâh-i tâbân bû gece

Lütfunla ref etsen nigâp
Çıksan misali âfitâp
Görünse vechin bî-hicâp
Baktıkça hayran bu gece

Meyhanemiz hân-i harap
Mezemiz ciğerden kebap
Bezm içre sundular şarap
Olsun devran bu gece

Hayran olurdu cem dahi
Vârın verip Ethem dahî
Hep İsa ibn-i Meryem dahi
Etseydi seyrân bû gece

Dil ey Hulusi dilbere
Bağlandı zülfün anbere
Gül haddi mestan gözlere
Hep oldu hayran bu gece

4.BEYİT
Açan çiçeklere meyva
Verilmiyor Muhammed  ’siz
Hak’tan gelen derde deva
Verilmiyor Muhammed  ’siz


Çok meşgul ol Kur’an ile
Seherlerde figan ile
Son nefeste iman ile
Ölünmüyor Muhammed  ’siz

Ebubekir Sıddık Veli
Odur Peygamberin yari
Hani Ömer Osman Ali
Gidilmiyor Muhammed  ’siz

Uzak cennetin yolları
Çıkar mı garip kulları
Cennette meyve dalları
Açılmıyor Muhammed  ’siz

Son ikramdır cemalullah
Ağlayanlar görür vallah
Çünkü böyle diyor Allah
Görülmüyor Muhammed  ’siz

Fakir kulun sana mûti
Silinmez kalplerin pası
Gönüllerde Allah aşkı
Bulunmuyor Muhammed  ’siz

5.BEYİT
Açma yaram derin derin
Dermanını bilen gelsin
Başka tabipler istemem
Beni derde salan gelsin



Bilen gelsin bilen gelsin
Dermanını bilen gelsin
Başka tabipler istemem
Beni derde salan gelsin

Ömür bir nefes arası
Bize de gelir sırası
Bu yara gönül yarası
Beni derde salan gelsin

6.BEYİT
Açma yaramı ben ağlarım dost
Derdim sızılar inilerim dost
Ben ağlarım dost arzularım dost

Bilmem ki neden hep ağlar didem
Ta ezeliden inilerim dost
Ben ağlarım dost arzularım dost

Olmadı gülmek işim yanılmak
Hepten ayrılmak inilerim dost
Ben ağlarım dost arzularım dost

Soram ne yare olmaz ki çare
Eylerim zare inilerim dost
Ben ağlarım dost arzularım dost

Beni alsana ya sen gelsene
Bile olsana inilerim dost
Ben ağlarım dost arzularım dost
Ayrı duramam yalnız varamam
Elden soramam inilerim dost
Ben ağlarım dost arzularım dost

Bana sen yarsın dâimi varsın
Her an duyarsın inilerim dost
Ben ağlarım dost arzularım dost

İsmail suçlu değildir güçlü
Derdim çok içli inilerim dost
Ben ağlarım dost arzularım dost

7.BEYİT
Adem tabiatlı melek sıfatlı
Şah olursan sana gedâ bulunur
Her kim güler yüzlü hem dili tatlı
İşte onda lütf-u Hüda bulunur

Pehlivanlık edip nefsin yıkarsan
İmanın nurundan şem’a yakarsan
Musa gibi tur dağına çıkarsan
Sana Hak dilinden nida bulunur

Kalu bela ikrarını güdersen
Onda olan borcu bunda ödersen
İsmail gibi canın kurban edersen
Sana gökten inen kurban bulunur

Hakk’a talip isen hizmet et pîre
İkiyi terk edip ere gör bire
Hâk edip yüzünü süre gör yere
Candan vazgeçince cânân bulunur

Eğer ki başında aklın var ise
Hak yoluna sarf et malın var ise
Geceler subha dek derdin var ise
Bülbül gibi, zâr et gülzâr bulunur

Başında var ise, sa’âdet tâcı
Ka’be’ye varmadan olunmaz hacı
Olmak istiyorsan gürûh-u nâcî
Her derde sabreyle derman bulunur

Hakikat şehrinin dışında durdun
Şen Veli der bunda ne haber sordun
Denizde mermer taş içinde kurdun
Ağzında yeşil ot gıda bulunur

8.BEYİT
Ağla gözüm ağla gülmezem ayruk
Canım dosta gider gelmezem ayruk
Ne gam bana bunda bin kez ölürsem
Ölüm olmaz anda ölmezem ayruk

Yansın canım yansın aşkın oduna
Aksın kanlı yaşım silmezem ayruk
Göyündüm aşk ile tâ kül olunca
Boyandım rengine solmazam ayruk

Beni irşad eden Mürşid-i Kâmil
Yeter bir el dahi almazam ayruk
Varlığım yokluğa değişmişem ben
Bugün cana başa kalmazam ayruk

Muhabbet bahrinin gavvâsı oldum
Gerekmez Ceyhuna dalmazam ayruk
Söyler âşık dilinden bunu Yunus
Kaçan derviş oldum ölmezem ayruk

9.BEYİT
Ah neyleyim gönül gönül senin elinden
Her zaman ağlarım gülerim gayrı
Ben bıktım usandım elin dilinden
Terkettim sılamı dönemem gayri

Gönül bu sevdaya eremedim ki
Gonca gonca güllerini deremedim ki
Arzeyledim nazlı yari göremedim ki
Aylar yıllar geçti göremem gayri

Ey Ferrahi yandım yar ateşine
Neler gelir yar sevenin başına
Ağlayarak gelme mezar başıma
Uyanıpta sana gülemem gayrı

10.BEYİT
Ah n’oldu yine bugün dilde elemim var
Ey Yusuf-u sânî beni ağlatma gamım var
Ah hasret-i ateşinden yandı yüreğim
Mevlâyı seversen iki gün gel sitemim var

Ah himmetinle bu gönül aşkınla hayran oluyor
Canım efendim seni sevmeye kasemim var yeminim var
Ah dertli elem yine hal-i perişanıma
Himmet etmezsen bana gayri kimim var


Âh cümle cihan gelse de bu gönül sensiz eylemez
Hasret-i aşkınla yüreğimde veremim var
Âh Lokman dahî olsa bulunmaz mûhî derdime çâre
Şükür Hazreti Hakkı gibi veliyy-i nimetimiz var

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/beyitler-t15588.0.html;topicseen




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #1 : 19/09/09, 04:01 »
11.BEYİT
Âhu gözlüm seni gördüm göreli
Ben de bir dakika rahat mı kaldı
Cemâl-i pâkine nazar kılalı
Hayalinden başka halet mi kaldı

Güvenilmez güzellerin andına
Doymaz olmaz leb-i sükkar bendine
Gönlüm bağlanalı zülfün teline
Hiç tımar hâneye hâcet mi kaldı

Kimsenin sevdaya düşmesin seri
Senin derdin beni etti serseri
O âhu gözlerin gördüm göreli
Sende bir lahzacık rahat mı kaldı

Çağırırım kadir Mevlam ya Habip
Kıymayın erenler derdim pek galip
Derdine düşeli bu safî garip
Seni anmadığım saat mi kaldı
--------------------------
12.BEYİT
Ah-u gözlüm tut elimden
Vazgeçmeden emelimden
Aşkın beni temelinden
Yıkmadan gel yakmadan gel

Göz değmesin yapımıza
Yıkılmadan kapımıza
Kara deve kapımıza
Çökmeden gel ıkmadan gel

Derde salmadan başımı
Hüsran etmeden işimi
Damla damla göz yaşımı
Akmadan gel dökmeden gel

Reyhâniyem kaçma benden
Usanmadı gönlüm senden
Ecel tatlı canı tenden
Çekmeden gel çıkmadan gel
----------------------------
13.BEYİT
Aklıma gelince yanar ağlarım
Sensiz bu dünyada neye yararım
Sana kavuşmaktır en son kararım
Sensiz bir gün daha geçti efendim

Ağladım olmadı yandım olmadı
Sensiz bu bahçenin gülü açmadı
Daha yaşıyorum vaktim dolmadı
Sensiz bir gün daha geçti sultanım

Senin aşkın benim özüme aktı
Hasretin kor olup gönlümü yaktı
Yine derdin beni bana bıraktı
Sensiz bir gün daha geçti efendim


Bu gönül her yerde seni arıyor
Acılar yol almış sana varıyor
Sen olmazsan dünya neye yarıyor
Sensiz bir gün daha geçti sultanım
----------------------------
14.BEYİT
Al benliğim gitsin yok olayım ben
Senden sana seyran olsun efendim
Cemalin mir’ât-ı nur-u Muhammed   
Gören gözler hayran olsun efendim

Bu alemde seni bulmazsa kişi
Kayıp etti hakkını zulmettir işi
Aşıklar kalbinde iman güneşi
Nazarı lütfundur yakan efendim

Şefî-i alemsin âhir zamanda
İmanı olanlar kalmaz gümanda
Livâ-i hamdin var iki cihanda
Pâyine düşenler yanmaz efendim

Kelamın Kur’andır lütf-u ilahî
Duyanlar vicdanla olurdu halvî
Tavâfın yapanlar bi hakkın hacı
Beytullâh-ı Âzamdır kalbin efendim

Hidayet kapın var rahmin açtırır
Nefs ilinden ruh iline göçtürür
Dertlilere derman bizi bitirir
Keremler kânıdır nâmın efendim


Cürm-ü isyanımdan kapandı yolum
Huzura varacak yoktur bir hâlim
Çile-i devranda pejmürde halim
Ğaffar-ı zünub’tur şânın efendim

Mücrim Yusuf geldi senin kapına
Kerem eyle lutfet mülk-ü tapundan
Nazarın olursa viran yapıma
İmar olur cennet misli efendim
--------------------------
15.BEYİT
Alemde yarimi bana verseler
Şu fani dünyada malı neylerim
Bir imdat olursa Mevlâdan olsun
Hak bize yardımcı eli neylerim

Benim bir tek dostum o da bana yeter
Nerde bir tek görsem efkarım artar
Aslı’nın leblerinin balı bana yeter
Arının verdiği balı neylerim

Dertli keremde der bilmem neylerim
Aşkın düşeli sarardım soldum
Yitirdim yârimi mecnuna döndüm
Doldum bâde ile dolu neylerim
---------------
16.BEYİT
Alma tenden canımı
Aman Allah’ım aman
Görmeden cânânımı
Aman Allah’ım aman

Âhım göğe çıkmasın
Felekleri yakmasın
Melekleri yakmasın
Aman Allah’ım aman

Zâr eyleme işimi
Zehreyleme aşımı
Akıtma kanlı yaşımı
Aman Allah’ım aman

Bir dem yüzün göreyim
Canı anda vereyim
Pâyine yüz süreyim
Aman Allah’ım aman

Âh-ı canı dilersen
Sanusu gönüllerde
Şol kana gönüllerde
Aman Allah’ım aman
------------------
17.BEYİT
Araya araya bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Yâ Muhammed  canım arzular seni

Bir mübarek sefer olsa da gitsem
Kâbe yollarında kumlara batsam
Hub cemâlin bir kez düşte seyretsem
Yâ Muhammed  canım arzular seni


Zerrece kalmadı gönlümde hile
Sıdk ile girmişim ben bu Hak yola
Ebubekir Ömer Osman’la bile
Yâ Muhammed  canım arzular seni

Ali ile Hasan Hüseyin anda
Sevgisi gönülde muhabbet canda
Yarın mahşer günü Hak divanında
Yâ Muhammed  canım arzular seni

Arafat dağıdır bizim dağımız
Onda kabul olur bizim duamız
Medinede yatar Peygamberimiz
Yâ Muhammed  canım arzular seni

Yunus medheyledi seni dillerde
Sevilirsin dillerde hem gönüllerde
Ağlayı ağlayı gurbet illerde
Yâ Muhammed  canım arzular seni
----------------------------------
18. BEYİT
Aşıkların meyi vuslat demidir
Eğer talip olsan satarlar mı ki
Onlar bu cevheri seherde buldu
Anın için seherlerde yatarlar mı ki

Derviş olanların gönlü hoş olur
Hak için ağlarlar gözü yaş olur
Ser verir sır vermez yiğitbaş olur
Sırrını meydana atarlar mı ki


Aşıkların gecesi bayram günüdür
Cananı görünce canın unutur
Vuslata erince kendin tanıtır
Haktan özge bir yar tutarlar mı ki

Dünyayı bir pula versen de almaz
Vefasız dilbere mübtela olmaz
Erenler yolundan hiç geri kalmaz
Onlar bir güneştir batarlar mı ki

Sefil Ali söyler dertli gazeli
Ben aşığım o yare ezel ezeli
Ören’de sevdiğim ahret güzeli
Bizi de sürüye katarlar mı ki
----------------------------------
19.BEYİT
Aşk-ı muhabbet ezeli
Sıdkı bütünlerde bütün
Sırr-ı ruhu lem yezeli
Sıdkı bütünlerde bütün

İlm-ü ile irfan ararsan
Gevheri bürhan ararsan
Dertliğe derman ararsan
Sıdkı bütünlerde bütün

Yâri göre dîde-i aşk
Vârı veren sîne-i aşk
Gevher isen dîde-i aşk
Sıdkı bütünlerde bütün


Kenz-i müdam gevherinin
Maye-i zâdın eseri
Men arefin hoş haberi
Sıdkı bütünlerde bütün

Alem-i ikmâle sebep
Lâzım olan cümle edep
Hulusi’ye bak gör ki hep
Sıdkı bütünlerde bütün
-----------------------------
20.BEYİT
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün-ü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Aşkın âşıklar öldürür
Aşk denizine daldırır
Tecellisiyle doldurur
Bana seni gerek seni

Aşkın zincirini aşam
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dün-ü gün endişem
Bana seni gerek seni


Aşıklara sohbet gerek
Zâhitlere cennet gerek
Mecnunlara Leylâ gerek
Bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni

Cennet cennet dedikleri
Birkaç hûri birkaç gılman
İsteyene ver anları
Bana seni gerek seni

Yusuf ger bir gece seni
Eğer düşte göre idi
Terkeylerdi mülklerini
Bana seni gerek seni

Yunus dürür benim adım
Dün gün artar benim derdim
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni





Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #2 : 19/09/09, 04:07 »
21.BEYİT
Aşkın meyine ben kâna geldim
Şevkin narına ben yana geldim

Şem’i tevhidi gördüm yakmışlar
Gitti kararım pervâne geldim

Halka-i zikri kurmuş âşıklar
Ben de sahnında cevlâna geldim

Mecnun’um bugün Leylâ derdinden
Aklı neylerim divâne geldim

Derd-i cânânın açtı yâreler
Bağrım üstünde dermana geldim

Sinan Ümmî’nin hâk-i pâyine
Sürmeye yüzüm sultana geldim

Yare bildim yârimden imiş
Bunda Niyâzi Lokmân’a geldim
---------------------------
22. BEYİT
Aşkın odu yüreğimde
Neler eyler neler eyler
Bugün bir aşığı gördüm
Bu derdimden haber eyler

Gelin hey dertliler gelin
Bu derdimden siz de alın
Dertli bilir dertli halin
Ya dertsizler bunda neyler

Kimisi dost yüzün gördü
Kimi dahi görem dedi
Âşık maşuğuna erdi
Bu demde bayramlar eyler



Bugün Mansur olup durdum
Şeyhimin yüzünü gördüm
Maksudum bu idi erdim
Aşık yine derdin söyler

Yunus eydir âşık oldum
Anın derdi ile doldum
Teveccüh mâşuğa kıldım
Anın ile gönül eyler
------------------------
23.BEYİT
Aşkın odu yüreğimi
Yaka geldi yaka gider
Garip başım bu sevdayı
Çeke geldi çeke gider

Fırkat kâr etti canıma
Gelsin âşıklar yanıma
Aşk zincirin dost boynuma
Taka geldi taka gider

Bülbül eder zâr-u figan
Aşk oduna yandı bu can
Benim dertli gönlüm heman
Haktan geldi Hakka gider

Arifler durur sözüne
Gayri görünmez gözüne
Eşrefoğlu dost yüzüne
Baka geldi baka gider
-----------------------
24.BEYİT
Aşkın şarabın içmeyen
Mest olup hayran olur mu
Zinciri aşka düşmeyen
Soyunup üryân olur mu

Akıt gözlerinden yaşı
Gör kimdir işleyen işi
Kul olur ise bir kişi
Bu mülke sultan olur mu

Aşka ciğerin yakmayan
Mürşide doğru bakmayan
Bahr-i muhîte akmayan
Göl iken ummân olur mu

Gönül gel geçirme çağın
Koy yansın yüreğin yağın
Gülleri bitmeyen bağın
Bülbülü nâlân olur mu

Nakşı çün açıldı yüzün
Hakkı görür oldu gözün
Lakin bilmem iş bu sözün
Münkire iman olur mu
--------------------------
25.BEYİT
Aşkın kime yâr olur daim işi zâr olur
Dinmez gözünün yaşı yanar içi nâr olur

Sevdây-ı zülfün kimin takılsa gerdanına
Mansur gibi akıbet yolunda berdâr olur


Leyla’yı aşkın sensin her kimi Mecnun eder
Fırkat oduna yanup her gece bîmâr olur

Varlık cibalin kesip dost iline yol eder
Ferhatleyin gözünün yaşları pınar olur

Şol İbrahim Ethemi derviş eden aşkıdır
Derdine düşen şahın tahtı târumâr olur

Ben de arı terk edip girdim bu dervişliğe
Her kim senin aşkına düştüyse bî-âr olur

Bu yolda canın veren cânân alır yerine
Aşk dükkanında ânın can ile pazar olur

Ey dilber-i ruhani al koyma iş bu canı
Sevdana düşeliden dünya bana dar olur

Terket Niyazi seni bul anda ol sultanı
Her kim canından geçer ol vasılı yar olur
----------------------------------
26.BEYİT
Aşkın tadı gönlümde
Hiç gülmedim ömrümde
Muhammed ’im seyrimde
Aman göresim geldi

Aman göresim geldi
Canım göresim geldi
Bir canım var yoluna
Kurban edesim geldi

Terk eyledim dünyayı
Nidem gayri sevdayı
Muhammed  Mustafa’yı
Aman göresim geldi

Dostum göster yüzünü
İşiteyim sözünü
Hâk-i pâye yüzümü
Her dem süresim geldi

Vuslat için sen âna
Ömrünü kıldım hebâ
Yoluna canım feda
Dâim göresim geldi

Müştâkım cemâline
Gir gör hem visâline
Lutfet aciz bendene
Gâyet göresim geldi
------------------------
27.BEYİT
Aşkınla yak kül et beni
Tek bulayım Mevlam seni
Çiğnet yüzüm yol et beni
Tek bulayım Mevlam seni

Nuh gibi döğdür ellere
Emreyle söğdür dillere
Düşürüp uzak yollara
Tek bulayım Mevlam seni


İbrahimim nâr et yerim
Musa gibi tûr et yerim
İsa gibi dar et yerim
Tek bulayım Mevlam seni

Yusuf gibi çâh’a düşür
Yakup gibi ağlat taşır
Aşkını başımdan aşır
Tek bulayım Mevlam seni

Biçtir beni çerçis gibi
Yutsun balık Yunus gibi
Ahımla yak kaknüs gibi
Tek bulayım Mevlam seni

İki cihanın güneşi
Bağlardı bağrına taşı
Akıtıp gözümden yaşı
Tek bulayım Mevlam seni

Seyyid Nizamoğlu medet
Lütfuna yoktur hiç adet
Diler şifa ver diler dert
Tek bulayım Mevlam seni
----------------------
28.BEYİT
Aşkın yaktı eyledi nâr
Cümle işimizi kıldı zâr
Gitti kamû âr ile vâr
Ey yâr-i sâdık yâr-i yâr


Gönlüm sana hayrân edüp
Dîdelerin giryân edüp
Bu can dahi kurban edüp
Ey yâr-i sâdık yâr-i yâr

Mürüvvet işi âlişân
Müştâk durur sana bu can
Derdinledir halim yaman
Ey yâr-i sâdık yâr-i yâr

Biçâre kıldın gönlümü
Divâne kıldın gönlümü
Âvâre kıldın gönlümü
Ey yâr-i sâdık yâr-i yâr

Bu gözlerim görmek diler
Dîdârını bilmek diler
Bu can dahi vermek diler
Ey yâr-i sâdık yâr-i yâr

Hulusi’nin gönlü yâre
Huzuruna nasıl vara
Düşüp her dem âh-u zâra
Ey yâr-i sâdık yâr-i yâr
----------------------
29.BEYİT
Aşığım gül yüzünün
Nakşına şahım ezeli
Senin nakkaşın ezel
Kudret eli ile yazalı



Eşiğine yaslanırım
Tâ geceler subha değin
Sen leb-i goncada bir
Zerre muhabbet sezeli

Al ile aldayıp aldın
Dil-i divanemi âh
Şol elâ gözlerini
Bir kez naz ile süzeli

Demedim mi sana vâsıl
Olayım ey gonca dihân
Ahd-ü peymaneyi
Unuttun mu güzeller güzeli

Ey Fuzuli gam-ı yârâna
Yürü var haber ver
Şöyle rindane desinler
Duyanlar bu gazeli
--------------------
30.BEYİT
Ayağı tozu sürme çekelden gözüme cânım
Görünür oldu her gâhi gözüme vech-i cânânım

Niçin sevmeye can ânı ki anda buldu cânânı
Yıkıldı kal’ayı fikrim yapıldı dinim imanım

Çü bildim vech-i cananı kamuda sezdim Allah’ı
Fenâyım Hakta vallahi ne bilim kaldı ne dânım

Ki bildim cümle Hâk imiş arada gayri yok imiş
Bi-külli anda gark imiş ne ben varım ne irfanım

Buluştu bir ten u bir cân bu mülkü ettiler seyrân
Niyazi’den görünen ol ben ancak ad ile sânım




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #3 : 19/09/09, 04:11 »
31.BEYİT
Ayaklar altında çiğnendik kaldık
Bize yol demezler ya ne söylerler
Her emrine yârin itâat kıldık
Bize kul demezler ya ne söylerler

Bî-çâre bir âşık nâm-u nişanımız
Göklere yükseldi gök dumanımız
Yanmış harap olmuş hânumânımız
Bize kül demezler ya ne söylerler

Bulamayıp dost için cân-u başına
Meydanına geldik can savaşına
Bakınca vechine hilal kaşına
Bize öl demezler ya ne söylerler

Hulusi rağıplar etse de bühtan
Yolundan kalır mı hakiki kervan
O yarin yoluna verip baş-u cân
Bize yol demezler ya ne söylerler
-----------------------
32.BEYİT
Ayrılık elinden ne hale düştüm
Seher yellerinden sor beni beni
Bu aşkın elinden ciğerim pişti
Yakar gizli gizli nar beni beni


Ehl-i beytin rızkı için gezerim
Her halimim halıkımdan sezerim
Dert ağlatır aşk söyletir yazarım
Günahım var ise vur beni beni

Bir âh çeksem yakar mı ola âlemi
Gamlı yazmış bizi Hakk’ın kalemi
Eski dostlar bizden kesti selamı
Bari unutmasa yar bizi bizi

Günahım mı çoktur artık ne bilem
Haşre kadar çeksem bitmez ki çilem
Mecnunda da yoktur bendeki elem
Korkarım dertlere kor beni beni

Sefil Ali der ki belalı başım
Kesildi dünyadan ekmeğim aşım
Bu dertten ölürsem sevgili şahım
Tevhid bayrağına sar beni beni
--------------------------
33.BEYİT
Ayrılık hasreti kâr etti cana
Seher yeli sevdiğimden bir haber
Selamın tebliğ et kutlu cihana
Seher yeli sevdiğimden bir haber

Bülbül gibi bağlanmışım kareler
Ayrılık derdine nedir çareler
Merhem kabul etmez dilde yâreler
Seher yeli sevdiğimden bir haber

Sıtkîyem kalmışım ıssız çöllerde
Böyle dert bulunmaz gayri kullarda
Dilim intizarda gözüm yollarda
Seher yeli sevdiğimden bir haber
-------------------------------
34.BEYİT
Bâde-i lebinden nûş eden âşık
Ne gezer mescitte meyhâneler var
Anın çün kimseye etmez ilişik
Nasibini almış divaneler var

Aşkı olan aşk oduna alışır
Sâdık olan erenlere karışır
Meyhaneden çıkar gelir ulaşır
Dünyada gör nice merdaneler var

Keman kaşı olan yayı sarsılır
Erenlerin kılıcı arşta asılır
Koç yiğit meydanda basar basılır
Dünyada gör nice merdaneler var

Felek bir kimseye kursa oyunu
Asla sormaz onun cins-ü soyunu
Esirgemez verir kurda koyunu
Hiç demez ki körpe kuzu meler var

Saâdet güneşi doğunca üstüne
Bakmazlar zâhirde ayığa meste
İtibar eylerler rûz-i elest’e
Sedefte gizlenmiş dürdâneler var

Hakkı gel eyleme sırrını zâhir
Öyle bir yol tut ki olasın mâhir
Harâbat ehline hor bakma şâkir
Defineye mâlik viraneler var
---------------------------
35.BEYİT
Bâd-ı sabâ selam söyle o yâre
Mübarek hatırı hoş mudur nedir
Nideyim yitirdim bulamam ne çare
Mestâne gözleri yaş mıdır nedir

O nazlı cânâna uğrarsa yollar
Bize mesken oldu şu fâni iller
Yârin sohbetinde bulunan canlar
Hesap ettim aylar yıllar beş midir nedir

Emrah eder gam bülbülüm kafeste
Benim arzuhalim o nazlı dosta
Kendi gurbet ilde gönlüm sılada
Gitmiyor kervanım kış mıdır nedir
----------------------------
36.BEYİT
Bâd-ı sabâ söyle o mehdidâre
Zulmetteyim nur-u ziyâ göndersin
Merhamet eyleyip ben dil-i zâre
Verdiği dertlere devâ göndersin

Bilmem ne sihr ile o çeşm-i meste
Eyledi gönlümü zülfüne beste
Sitemi firgatten hastayım hasta
Şerbet-i vaslından şifa göndersin

Emrah hasretinden nâtüvân oldu
Hazan firgatiyle sarardı soldu
Vakitler yetişti vâdeler doldu
Ettiği ikrara vefâ göndersin
--------------------
37. BEYİT
Bağban olsam dost bağına
Destur versen girsem n’olur
Dostun rahmet güllerini
Deste deste dersem n’olur

Andıkça güzel adını
Gönlümde bulsam tadını
Aşk yolunda muradımı
Lütfeylesen alsam n’olur

Tevhide gönlüm bağlasam
Coşkun sel gibi çağlasam
Aşkınla her dem ağlasam
Yar aşkına ölsem n’olur

Nolur aşkın versen bana
Canım kurban etsem sana
Bu dünyada kana kana
Aşk şarabın içsem n’olur

Alsan benliğimi benden
Kin garaz kalmasa tenden
Ya Rabbi sıdk ile candan
Sana has kul olsam n’olur


Ortağın şerikin yoktur
Senin ismin ğani Haktır
Ne dilersen olacaktır
Aciz kulum desen n’olur

Poyrazoğlu gayet düşkün
Çok biçare olmuş şaşkın
Günahı başından aşkın
Rahmeyleyip silsen n’olur
---------------------------
38.BEYİT
Bağrımı yâr etti kebap
Bilmem ne yârin arzusu
Hâlimi zâr etti harap
Bilmem ne yârin arzusu

Ben istedim ki hep güle
Hemdem olupta bülbüle
İsterdi ki bağrım dele
Bilmem ne hârın arzusu

Gamzesi kana susamış
Dîdesi cana susamış
Keysûları kast eylemiş
Bilmem ne mârın arzusu

Çektim bir ah-u serde hûb
Sabreyle gel ol merd-i hûb
Hoştur olursan derd-i hûb
Bilmem ne kârın arzusu


Hulusi nice kul ola
Çiğnene yüzü yol ola
Bel ki o dem makbul ola
Bilmem ne varın arzusu
----------------------------
39.BEYİT
Bakıp cemâl-i yâre
Çağırırım dost dost
Dil oldu pâre pâre
Çağırırım dost dost

Aşkın ile dolmuşum
Zühdümü yanılmışım
Mest-i müdâm olmuşum
Çağırırım dost dost

Mescid-i meyhanede
Hâne vü vîranede
Kâ’be’de puthanede
Çağırırım dost dost

Geldim cihana garip
Oldum güle andalip
Her dem ciğerim delip
Çağırırım dost dost

Dünya gamından geçip
Yokluğa kanat açıp
Aşk ile daim uçup
Çağırırım dost dost


Aradığım candadır
Canda ve hem tendedir
Bilir iken bendedir
Çağırırım dost dost

Hep görünen dost yüzü
Andan ayırmam gözü
Gitmez dilimden sözü
Çağırırım dost dost

Ne yerdeyim ne gökte
Ne mürdeyim ne zinde
Her yerde her zamanda
Çağırırım dost dost

Geldim o dost ilinden
Koka koka dilinden
Niyazi’nin dilinden
Çağırırım dost dost
----------------------
40.BEYİT
Bakıp seni gören âşık
Başka cemali neylesin
Dostluğuna eren sâdık
Başka visali neylesin

Kulaklar duymazsa sesin
Duyar mı ağyar nefesin
Gönüllere sultan sensin
Gayri a’mâli neylesin


Kul seni sever ise
Her emrine girer ise
Varıp sana yeter ise
Mâl-ı melâlı neylesin

Fakirler seninle ğanî
Acizlerin tek güveni
Sevgiyle ananlar seni
Derd-i melâli neylesin




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #4 : 19/09/09, 04:12 »
41.BEYİT
Bana ne yazdan bahardan
Bana ne borandan kıştan
Aşağıdan yukarıdan
Yolun sonu görünüyor

Geçtim dünya üzerinden
Ömür bir nefes derinden
Bak feleğin çemberinden
Yolun sonu görünüyor

Bu dünyanın direği yok
Merhametiyüreği yok
Bu gafletin gereği yok
Yolun sonu görünüyor

Azrail’in gelir kendi
Ne ağa der ne efendi
Sayılı günler tükendi
Yolun sonu görünüyor


42.BEYİT
Başı duman pare pare
Yol ver dağlar yol ver bana
Gönlüm gitmek ister yâre
Yol ver dağlar yol ver bana

Karlı dağından esmedim
Ben o yâre hiç küsmedim
Daha umudum kesmedim
Yol ver dağlar yol ver bana

Ömrümün uzun yolu
Geçip gitsem yâre doğru
Gözlerim yaş dolu dolu
Yol ver dağlar yol ver bana

Dertli olmak benim kârım
Çok aradım nazlı yârim
Dudu dillim sitemkârım
Yol ver dağlar yol ver bana

43.BEYİT
Başımı kaldırır göğe bakarım
Yıldızlarda ismin yazılı durur
Aşkın ateşiyle dağlar yakarım
Bilinmez kalbimde kazılı durur

Vazgeçmem gitsem de cellat satıra
Sineme zehirli hançer batıra
İlahi sevdandır bana hatıra
Coşturur gönlümü azılı durur

Aşkımızı cümle âlem duymalı
Bizi de yan yana kabre koymalı
Murada kavuşup canlar duymalı
Yoksa ruh kaderde dizili durur

Senden başkasını gözüm görmüyor
Azap defterini kimse dürmüyor
Sızlıyor doktorlar merhem sürmüyor
Yaram lime lime sızılı durur

Dertli kul Sâdiyem bak erim erir
Yolunda eridim seni överim
Dara götürseler yine severim
Sensiz cihan bana üzülü durur

44.BEYİT
Beni görüp yönün öte döndürme
Yine gitmez meylim sendedir sende
Yıkıp hilal kaşlarını indirme
Günah sende değil bendedir bende

Şeker vardır dudağında dilinde
Arzumanım kaldı gonca gülünde
Sen bir padişahsın hükmün elinde
Senin ile dâvam sendedir sende

Sensiz yaylaları çıkıp yaylamam
Engeller içinde sırrım söylemem
Çok günah işledim inkar eylemem
İki ellerim kızıl kandadır kanda


Nice beyler ile gezdim yoruldum
Kan bulanık aktım aktım duruldum
Sencileyin bir güzele vuruldum
Dahî senin sevgin candadır canda

Efendim sultanım böyle deyiptir
Âşıklar güzeli sevegeliptir
Bir güzel sevmekle kanlı mı oluptur
Serim terkidedir yandadır yanda

45.BEYİT
Ben âşığım deyi âh etme gönül
Dağlarda duman var biz ne yapalım
Çağlar Hak diliyle Hakkı çağırır
Şah Murat umman var biz ne yapalım

Aşık Ömer gelmiş çok yazmış ebyât
Kamil-i dünyadan almamış murat
Nizamoğlu dertli çok kılmış feryat
Âh ile efgan var biz ne yapalım

Yazıcıoğlu yazmış evrah elinde
Mecnun Hakka yetmiş Leylâ dilinde
Ferhat canın vermiş şirin yolunda
Dağları delen var biz ne yapalım

Aşık Garip sazı asmış duvara
Kerem yana yana dönmüş fenere
Kusûri’nin gözü benzer pınara
Âb-u revân olan var biz ne yapalım


Arınmış Kuddûsi hep mâsivâdan
Mansuri bendini açmış semadan
Emrah göçü çekmiş dâr-ı fenadan
Dünyayı silen var biz ne yapalım

Ben âşıkım diye çok kılma zârı
Otur bir köşeye edip kararı
Ne sultanlar gelmiş âdemden beri
Canına kıyan var biz ne yapalım

Bilir misin âşıklığın kadrini
Nicesi bu yola vermiş serini
Daha öldürmedin nefsin birini
Ruhsati külhan var biz ne yapalım

46.BEYİT
Ben bu sahraya geldim aşkınla
Bahr-i sevdaya daldım aşkınla
Târumar etti aklımı şevkin
Âkıbet Mecnun oldum aşkınla

Neyleyim ey dost masivayı çün
Hüsn-ü didarın bildim aşkınla
Zühd- ü takvayı devşirip aşka
Vârımı yağma kıldım aşkınla

Dilde kiri ben her ne var ise
Koymayıp zerre sildim aşkınla
Arı namusun şişesini hem
Vuruben taşa çaldım aşkınla

Bağrımı yaktı ateş-i firkat
Göklere tütünüm saldım aşkınla
Mübtelâyım bir derde hiç asla
Bilmezem ki ne oldum aşkınla

Kalmadı takat nice sabredem
Başıma kavga aldım aşkınla
Katre-i naciz idim evvel ben
Şimdi aleme doldum aşkınla

Ağladım bî-had sen nigâr için
Buluben âhir güldüm aşkınla
Dû cihânın istemem ben câhın
Cümleden geçtim kaldım aşkınla

Der ki Kuddusi istedim senden
Sen dilârâyı buldum aşkınla

47.BEYİT
Ben bir kuş olsam uçsam
Varsam yârin köyüne
Kanatlarım üzülse
Düşüp o ilde kalsam

Yüz sürerek toprağa
Eşiğine baş koyup
Dost kapıdan çıkınca
Yüzüm ayağa sürsem

Sorup yârim halimi
Söyleyip aşkın demi
Kendi özüm unutup
Ona hayrete dalsam

Âşığım dese o dem
Sevdiğim dese o dem
Ayağının altına
Yüz sürüp toprak olsam

Dese Hulusi’ye yâr
Sen bana ben sana yâr
Varın olup târumâr
Ben dahî kurban olsam

48.BEYİT
Ben dervişim diyene bir ün edesim gelir
Seğirdip sesine varıp yetesim gelir

Sırat kıldan incedir kılıçtan keskincedir
Varıp anın üstünde evler yapasım gelir

Altında gayya vardır içi nârıyla pürdür
Varıp ben o gölgede biraz yatasım gelir

O da gölgedür deyû ta’n eylemen hâceler
Hatırınız hoş olsun yanıp tütesim gelir

Ben günahımca yanam rahmet suyuyla yunam
İki kanat takınam kalkıp uçasım gelir

Andan cennete varıp cennette nuru görüp
Huri ve gılmanları bir bir kovasım gelir

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sı̂gaya çeker bir Molla Kasım gelir

49.BEYİT
Ben dertliyim derdim vardır
Yüzbin dermana vermezem
Gece gündüz âh-u zârım
Kevn-i mekâna vermezem

Eyyubem derdim aşk oldu
Mekanım kenz-i mihnettir
Mülk-ü bekâ saltanatı
İki cihana vermezem

Döne döne dost aşkına
Yandım eğer küfr ise
Be hey zâhid ben bu küfrü
Dîn-i imana vermezem

Münkesir olmuş gönüller
Mekandır demiş bize Hak
Ben bu yıkılmış gönlümü
Gasr-ı eyvâna vermezem

Seyyid Nizamoğlu dostun
Bir kez tecelli ettiğin
Yetmiş cennet yüzbin huri
Onbin gılmana vermezem

50.BEYİT
Ben de bir yosmanın mübtelâsiyem
Benim de yolumu bekleyen vardır
Ben de bir babanın göz cilâsiyem
Benim için de bir inleyen vardır

Benim de annem var kardeşlerim var
Benim de eşim var yoldaşlarım var
Benim de hâlimle haldaşlarım var
Beni de gönülden özleyen vardır

Hasretlik düşürür merdi ayaktan
Hazin feryat gelir evden ocaktan
Baş koyup secdeye seherde Hakk’tan
Benim de vaslımı dileyen vardır

Gizlice derdim var elemim gizli
Yazamaz derdimi kalemim gizli
Yârim için derdi gamım gizli
Gizli feryadımı dinleyen vardır

Hulûsi sabredip eyleme keder
İnsafsızın gönlü anlamaz haber
Bir gün o da olur elbet derbeder
Çünkü Hakk’dan böyle dileyen vardır




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #5 : 19/09/09, 04:18 »
51.BEYİT
Ben dost ile dost olmuşam
Kimseler dost olmaz bana
Münkirler bakıp gülüşür
Selam dahi vermez bana

Ben dost ile dost olayım
Ölmezden evvel öleyim
Bu canı kurban vereyim
Dünya bâki kalmaz bana


Ben âşık-ı bîçareyim
Baştan aşağa yâreyim
Ben bir deli divâneyim
Akıl da yâr olmaz bana

Aşk odu yaktı canımı
Kimseler bilmez halimi
Seçmezem soldan sağımı
Nâmus-u âr olmaz bana

Sanırlar ki ben deliyem
Dost bağının bülbülüyem
Mevlânın kemter kuluyam
Kimse bâhâ vermez bana

Bülbül olup ben öterim
Dâim oturup ağlarım
Gül alırım gül satarım
Bağ-u bağbân olmaz bana

Âşık Yunus nice diyem
Fâni cihânı terkedem
Yana yana dosta gidem
Perde hicap olmaz bana

52.BEYİT
Beni candan usandırdı
Cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan
Murâdım şem’i yanmaz mı


Kamû bî-mârına cânân
Devâyı derd eder ihsan
Niçin kılmaz bana derman
Beni bî-mârı sanmaz mı

Gamım pinhân tutardım ben
Dediler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmez
İnanır mı inanmaz mı

Şeb’i hicran yanar canım
Döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efkânım
Kara bahtım uyanmaz mı

Gül-ü ruhsârına karşı
Gözümden akar kanlı su
Habîbim fasl-ı güldür bu
Akan sular bulanmaz mı

Değildim ben sana mâil
Sen ettin aklımı zâil
Bana tân eyleyen gâfil
Seni görse utanmaz mı

Fuzûli rind-i şeydâdır
Hemîşe halka rüsvâdır
Sorun ki bu ne sevdâdır
Bu sevdâdan usanmaz mı


53.BEYİT
Bildim ki ezelden ey şâh-ı hûban
Hüsn-ü letâfetin kast eder cana
Görüp cemâline olmuşam hayran
Bin can ile râzı oldum kurbana

Ezelde yazıldı kitab-ı aşkın
Sundun âşıklara şarâb-ı aşkın
Nûş ediben oldum harâb-ı aşkın
Yandı bâl-ü perim misli pervane

Anber zülüflerin misali ejder
Hilal ebruların olup beraber
O âhu gözlerin çektiler hançer
Bildim gamzelerin susamış ona

İhtiyârım elde olsaydı ey mâh
Sırrımdan ağyârı etmezdim âgâh
Yâd edip vaslını eyledikçe âh
Lütfunla nazar kıl mennâtüvâne

Hulusi halini bilmez mi yârim
Ermez mi dergaha âh-u zârım
Bu halle geçer leyl-ü nehârım
Yüz koyup inlersin ol âsitâne

54.BEYİT
Bilenler vechi cânânı bu cismi canı neylerler
Görünse şemsin envârı meh-i tâbânı neylerler

Bugünkü cennet-i irfana dahil olsalar uşşak
Yarın ki va’d olan huri veya gılmanı neylerler


Bugün âmâ olan yârin dahî âmâ olur elbet
Açâ gör can gözün kim bî- basar nâdânı neylerler

Sulûk ehline insan sohbetin bulmak durur maksut
O sohbet kim bulunsa sohbet-i hayvânı neylerler

Gönül duymazsa vicdan ile Allahı hakikatçe
Mücerret dildeki ilmi veya irfanı neylerler

Ne hâsıl şol ibadetten riya ucb ola anda
Gider şirki gönülden Hakka kim tuğyanı neylerler

Salât-ı ehli irfan kıblesidir semme vechullâh
O veche kul olanlar tâat-ı noksânı neylerler

Niyazi küntü kenzin sırrını kendin duydunsa
Süleyman tahtını ya hikmet-i Lokmanı neylerler

55.BEYİT
Bir arzuhal yazdım o nazlı yare
Cevabın verir mi vermez mi bilmem
Çok ricâlar yaptım hâlim söyledim
Arzuhal alır mı almaz mı bilmem

Billâhi müştağım hüsn-ü cemâle
Yanıp kül olmuşam aşk-ı visâle
Elbet senin için düştük bu hâle
Hâlimi sorar mı sormaz mı bilmem


Deli gönül girdi nefis cengine
Mağlup etti sürdü beni engine
Acep bu hasretlik mahşer gününe
Ola ki kalır mı kalmaz mı bilmem

Bilmem beni inletmekle kastı ne
Alıp varsam arzuhalim destime
Vuslat merhemini yarem üstüne
Tabibim sarar mı sarmaz mı bilmem

Bilemedim şaştım n’etsem n’eylesem
Ben bu derdimi kime söylesem
Şahıma canımı kurban eylesem
Ya kabul olur mu olmaz mı bilmem

Ne yaman müşkilmiş aşkın sevdası
Bilemedim nedir bunun çaresi
İhvanlarda açıldı hasret yarası
Bu dertten ölür mü ölmez mi bilmem

56.BEYİT
Bir derdimi açsam gülsen bağına
Bülbüller zâr edip gül ağlar bana
Başımı alıp çıksam Mecnun dağına
Vahşiler dem çekip el ağlar bana

Bu derde düşeli gülmedim bir dem
Çektiğim cefayı çekmesin âdem
Aşk elinden olsam seyyâh-ı âlem
Hemen göz göz olup yol ağlar bana


Hey âşık gör benim bedbaht hâlimi
Kemane çevirdi kaddi dalımı
Ah bir gün sunsalar arzu halimi
Şahlar rahme gelip kul ağlar bana

Ben ne kusur ettim sana ey felek
Bir vefalı yâre yar ettin beni
Ben bir gül isterken bağ-ı iremden
Sen nice bir demim har ettin beni

Gençlik çağlarında çektirip sevdâ
Âkıbet eyledin âleme rüsvay
Âdem diyarında ey ğani Mevlâ
Bilmem dert için mi yâr ettin beni

Hak râzı olur mu böyle zulümden
Hey âşık bu hasret acı ölümden
Nihayet ayırdın gonca gülümden
Âh ile bülbülü zâr ettin beni

57.BEYİT
Bir melek simadan olmuşum cüdâ
Kan ağlar gözlerim nemdedir şimdi
Âh edip andıkça eylerim nidâ
Yârim yâdlar ile demdedir şimdi

Ayrılalı beri ol sima tenden
Yenilendi derdim arttı gün günden
Aklım fikrim gitti hep cümle benden
Ol leb-i gül gonca femdedir şimdi

Yârdan ayrılalı çektim cefâyı
Bir selâmet bulup olmadım iyi
Çok şükür yârinden ayrıldı diye
Adüvler arkamdan zandadır şimdi

Görmeyeli beri yârin cemâli
Gözüm görmez oldu seçemez yakın
Eğer sorarlarsa Emrah’ın hâlin
Ayrılmış yârinden gamdadır şimdi

58.BEYİT
Bir nâme yazmışım vasf-ı hâlinden
Andadır muhabbetin beyânı dilber
Bir dem ayırmadım seni dilimden
Budur sâdık yârin nişânı dilber

Nazına aşığam sen güzel şâhın
İstemem cihan devletin câhın
Bu can tende iken beklerim râhın
Ölecek kesmem kemânı dilber

Sezamı dilber derdiyle dolsun
Hazân-ı firgat ile sararıp solsun
Meramın can ise al senin olsun
Uğruna koymuşam bu canı dilber

59.BEYİT
Bir nice derttir ki düştü cânâ dermân istemez
Artırır günden güne derdine dermân istemez

Aşkına derdi ânın bestir gerekmez dü̂ cihân
Bülbülün maksudu güldür bağ-ı bostân istemez

Neylesin netsin sarayı padişahı isteyen
Hûriye kılmaz nazar Cennet-i Rıdvân istemez

Kangı başta kim ânın sevdası yoktur koy ânı
Zağdır ol murdara gitsin sükkâristân istemez

Kangı canda kim anın aşk-ı odu yanar müdâm
Tâ ebed cansızdır ol bi-can ki cânân istemez

Şol gönül ki aşk-ı nur ile münevver olmadı
Kaldı nefsin zulmetinde âb-ı hayvân istemez

Derdin artır sen ey Eşrefoğlu Rumi arı koy
Derd ile rüsvay olan alemde pinhan istemez

60.BEYİT
Bir padişaha kul ol ki
Mülkü zâil olmaz ola
Bir gülşene bülbül ol ki
Hiç sararıp solmaz ola

Kendin ummana sala gör
Gavvas oluben dala gör
Bin türlü cevher bula gör
Kimsede bulunmaz ola

Gerçek aşık ola sâlik
Görünür gülşeni hâlik
Ola gör bir mülke mâlik
Fâni eli ermez ola


Koyalım lâf-ı güzâfı
Gel eyleyelim insafı
Gönül ol dem olur sâfi
Ona keder gelmez ola

Sırrını fâş etme yâdâ
Verme hâsılını bâde
Bir dost edin ki dünyada
Hiç senden ayrılmaz ola

Gerçek seven cânânını
Verir serini cânını
Dert ola ki dermânını
Hak’dan gayri bilmez ola

Bülbül gibi ötmek gerek
Güller gibi açmak gerek
Bir âleme yetmek gerek
Fâni eli ermez ola

Zâhitlere uçmak gerek
Ârif Hakk’a yetmek gerek
Bir çeşmeden içmek gerek
İçenler ayrılmaz ola

Bir kapıya mülâzim ol
Dünü gün durma kâim ol
Bir özge ilme âlim ol
Melek ânı bilmez ola




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #6 : 19/09/09, 04:19 »
61.BEYİT
Bir seher vaktinde indim bağlara
Öter Şeydâ bülbül gül yârelenir
Bakmaz mısın şu sinemde yâreme
Derdimi söylesem dil yârelenir

Boş geçirmeyelim gel şu çağları
Dolaşalım bahçeleri bağları
Bir gün gazel döker ömür bağları
Eser sam yelleri dal yârelenir

Yardan ayrılalı gülmüyor yüzüm
Yanıyor yüreğim kan ağlar gözüm
Derd-i derûnumda elimde sazım
Sazım figân eder can yârelenir

Gel ağlatma beni sinem dayanmaz
Bülbül figân eder gonca uyanmaz
Vücut boyanır da gönül boyanmaz
Vurur aşk mızrabı el yarelenir

Dâimiyem der ki çeşmim ortağı
Cennet mekân olsun yârim durağı
Benim şu dünyada derdim atağım
Sazım figan eder tel yarelenir

62. BEYİT
Bir vakit beraber gezdiğim dilber
Şimdi ayrıldı da ondan ağlarım
Severdim ben onu ezel ve ebed
Yaktı beni nâr-ı hicran ağlarım

Her köşede gül kokusu duyardım
Her görüşte başka lezzet duyardım
Kâh ben ona kâh o bana uyardı
Şimdi onlar oldu hayal ağlarım

Tatlı tatlı konuşurduk gülerdik
Gönül bahçesinden güller dererdik
Başbaşa verir de gönül eğlerdik
Şimdi başkalandı devran ağlarım

Ela gözden kara kaştan ayrıldık
Hem ahbaptan hem de dosttan ayrıldık
Âhu gözlü nazlı yardan ayrıldık
Ânın için durmaz her an ağlarım

Dolaşırdık bahçelerde bağlarda
Sümmâni o günler kaldı arada
Seneler bağrımı deler dağlarda
Onun için zâr-ı giryân ağlarım

63.BEYİT
Bire dertli gönül gel de
İnleyûben ağlaşalım
Anlayan yoktur derdimden
İnleyûben ağlaşalım

Dertli olmayana varma
Ondan derde devâ sorma
Gayri merhemleri sürme
İnleyûben ağlaşalım


Giymek gerektir aşk tâcı
Kuşanda gel dert kılıcı
Göz yaşı derdin ilacı
İnleyûben ağlaşalım

Âşık bul dosta gitmeye
Dertli bul derdin dökmeye
Halk oldum feryât etmeye
İnleyûben ağlaşalım

Sağın solun bilmeyesin
Bir dem ki şâd olmayasın
Âşık isen gülmeyesin
İnleyûben ağlaşalım

Gönül senden önce gelen
Güldü mü hiç âşık olan
Dosta kavuşandır gülen
İnleyûben ağlaşalım

İsmail inle her yerde
Dayan âşık isen derde
Artık gönül kaldı darda
İnleyûben ağlaşalım

64.BEYİT
Bize gam yutturdu seb’ây-ı hicrân
Bilmem bu ayrılık gider mi böyle
Ben mi tedbirimden eyledim noksan
Yoksa tecellây-ı kader mi böyle


Aksine çevirdi devranım felek
Hep hevâya gitti çektiğim emek
Sevda çöllerinde Leylâ diyerek
Mecnun da ben gibi gezer mi böyle

Emrah bu illerde kılmaz kararı
Dâme düşmeyince can bergüzârı
Ben canımdan aziz severdim yâri
Acep o yar bizi sever mi böyle

65.BEYİT
Bu aşk bir bahr-i ummandır
Buna hadd-i kenâr olmaz
Delilim sırrı Kuran’dır
Bunu bilende âr olmaz

Süregeldik ezelîden
Pirimiz şâh-ı Nakşîden
Şarâbı lem yezelîden
İçenlere kanar olmaz

Eğer âşık isen yâre
Sakın aldanma ağyâre
Düş İbrâhim gibi nâre
Bu gülşende yanâr olmaz

Kıyamazsan bâş-ı câna
Irak dur giyme meydana
Bu meydanda nice başlar
Kesilir hiç soran olmaz


Hak ile hâk olanlara
Kendi özün bilenlere
Hak yolunda ölenlere
Kan bahası dinâr olmaz

Bak şu Mansur’un işine
Halkı düşürmüş peşine
Ene’l-Hakk’ın firâşına
Düşenlere tımâr olmaz

Seyfullah sözünde mestûr
Şeyhinden aldığı destûr
Âşık olan gayet mestûr
Ne söylense yalan olmaz

66.BEYİT
Bu nice derttir ki düştü câna dermân istemez
Artırır günden güne derdine noksan istemez

Aşk derdi bestir ânın gerekmez dû cihan
Bülbülün maksudu güldür bağ-ı bostan istemez

Hangi başta kim ânın sevdâsı yoktur koy ânı
Zâğdır ol murdara gitsin sükkâristan istemez

Hangi canda kim ânın aşk odu yanmaz müdâm
Ta ebed cansızdır ol bîçâre ki cânân istemez

Derdin artır ey Eşrefoğlu Rûmi sen arı koy
Derdiyle rüsvây olan âlemde pinhân istemez

67.BEYİT
Bu cânı dil ezelden
Meftûnun oldu dilber
Aklımı aldı zülfün
Mecnûnun oldu dilber

Her nigâhınla câna
Bin yâreler açarsın
Uşşağına cevretmek
Kânunun oldu dilber

Hicr-i firâkın ile
Gamhâne oldu gönül
Îdü vaslınla şâdet
Mazharın oldu dilber

Nokta-i hedefe nâgâh
Gamzen oku dokundu
Cânı dilin şikârı
Efsûnun oldu dilber

Gayrilere nice can
Versin şâha Hulûsi
Kurbanlığa yolunda
Medyûnun oldu dilber

68.BEYİT
Bu fenada bir garipsin
Gülme gülme ağla gönül
Derdin dahî çoktur senin
Gülme gülme ağla gönül

İşi gücü cevr-ü cefâ
Dünya kime kaldı vefâ
Hani Muhammed  Mustafâ
Gülme gülme ağla gönül

Ebubekir Sıddık Velî
Oldur Peygamberin yâri
Hani Ömer Osman Alî
Gülme gülme ağla gönül

Bir gün ola ecel gele
Kullar kulluğundan kala
Cümle mahluk toprak ola
Gülme gülme ağla gönül

Âşık Yunus söyler sözün
Hemen toprak beller özün
Eğer yazın eğer kışın
Gülme gülme ağla gönül

69.BEYİT
Bu fenâda cümle âlem
Şâd oluben güldüler
Bu benim kalb-i hazînim
Şâd oluben gülmedi

Her biri buldu sefâyı
Lezzeti halince hep
Vasl-ı dildâre erip
Gönlüm murâda ermedi


Bahtiyar olan erişti
Nice nice devlete
Bu benim bahtım gibi bir
Baht-ı devran gelmedi

Ağlamaktan hasretinle
Gözlerim oldu pınar
Rahmedip halim sorup
Gözyaşımı silmedi

Derde düşenler sonunda
Bir devâya erdiler
Bi-devâ olan bu derdim
Daha derman bulmadı

Cümle âlem kapısında
Çün oldu hep müstefit
Ben gedâ biçâresine
Vasl-ı ihsan kılmadı

Ey Hulusi ol şaha sen
Vârım eyle fedâ
Vârını yok etmeyenler
Hiç murada ermedi

70.BEYİT
Bu gönül şehrini seyran ederken
Dedi bana sırrım seyrân içinde

Derde düştün niçin dermân ararsın
Âşıklar dert arar dermân içinde

Mihneti rahat bil rahat ararsan
Râhat mı bulunur rahat içinde

Âşıklara karış âşık ola gör
Ne gevherler vardır ol kân içinde

İçip aşkın meyin şöyle mest ol ki
Divâne desinler ağyâr içinde

Bu aşk meydanıdır bunda âr olmaz
Başını top eyle meydân içinde

Aç gözünü Eşref Hakkı zikreyle
“Fezkuruni” derler Kurân içinde




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #7 : 19/09/09, 04:20 »
71.BEYİT
Bu göz ki seni gördü ol neye nazar etsin
Şol can ki seni duydu tende ne karar etsin

Gerçek sana kul olan gönlünü sana veren
Seni kendinde bulan artık ne sefer etsin

Sen bir ğani sultansın canlar içinde cânsın
Vaslın kaleme sığmaz dil nice şumâr etsin

Bu çeşmiyi tadana ne vereler ki kana
Aşkınla düşen cana tabip ne tımâr etsin

Bu sırrı duyan ğani eğer âşık isen canı
Açıldı gevher kâni alana haber etsin



Bu sırrı duyan âşık aşkınla yanar dü̂n-ü gün
Vaslındır ona derman hekim ne tımâr etsin

Bu yolda muhkem durduk nefsin boynunu vurduk
Sen şaha gönül verdik düşmana zafer etsin

Netsin bu Yunus netsin bu yolda nice gitsin
Gönlünü sana verip aklını humâr etsin

72.BEYİT
Bugün ben şeyhimi gördüm
Şeyhim cemâli güldür gül
Oturmuş postu üstüne
Post-u makâmı güldür gül

Gül olanın aslı güldür
Peygamberin nesli güldür
Şu oturan erenlerin
Çeşm-i cemâli güldür gül

Kurusu gül yaşı güldür
Toprağı gül taşı güldür
İndim şâhın bahçesine
Selvi çınarı güldür gül

Gülden terâzi yaparlar
Yine gülle gül tartarlar
Gül alırlar gül satarlar
Çarşı pazarı güldür gül



Gülden değirmeni döner
Yine gülden gülü öğer
Akar suyu döner çarkı
Pend-i penâhı güldür gül

Gel ha gel ha gel Nesîmi
Ağlatma şeydâ bülbülü
Şu ağlayan garip bülbül
Âh-u figânı güldür gül

73.BEYİT
Bugün keyfiyette dem-i devranda
Meclisten meclise cem ceme düştü
Okuduk elif’in satırlarını
Geldik hecesine mim mime düştü

Bugün geçti güzellerin kervanı
Gönül sevdi önde giden servânı
Evvela sürdüğüm dem-i devrânı
Şimdi tazelendi aklıma düştü

Emrah bu sözlerin hep vefaya say
Kaşlar mim çekilmiş olmuş kamer ay
Bugün güzelleri edecekler pay
Varalım bakalım dost kime düştü

74.BEYİT
Bugün ol cânib-i dosttan esip bâd-ı sabâ geldi
Keremle kuluna bahşettiği bir merhaba geldi

Hayata erdi yine mürde canım buldu sıhhatler
Bu bîçâre dile server tabibinden devâ geldi

Çekerken nice bin mihnet meşakkatlerini dostun
Ânın cevr-u cefâsı şimdi bana hep sefâ geldi

Gönül viranesi tebdil olup bir kasrı sultana
Misafir olmaya bu kasra ol şâhı ûlâ geldi

Hulusi sâil iken buldu ihsânı nihâyetle
Hakikat rehberi şâhı hakikatten atâ geldi

75.BEYİT
Bugün ben bir güzel gördüm
Bakar cennet sarayından
Kamaştı gözümün nuru
Onun hüsn-ü cemâlinden

Salındı bahçeye girdi
Çiçekler selama durdu
Mor menekşe boyun eğdi
Gül kızardı hicâbından

Bahçenin kapısın açtım
Sanırsın cennete düştüm
Âb-ı Kevser suyun içtim
Çesmesinin çanağından

Bahçenin kapısı güldür
Dalında öten bülbüldür
Emrah da bir ednâ kuldur
Bağışla geç günâhından

76.BEYİT
Bugün sabâ ile visâli yardan
Bize bir haber var inceden ince
O zülf-ü sertâr-ı kibâr-ı yardan
Bir bûyu eser var inceden ince

Olmak ister isen muhabbet bezir
Zincir-i hevâya gel olma esir
Sende âşık olup gel bu bezme gir
Gir gör ki neler var inceden ince

Ey Emrah aldanma sen bu lâneye
Düşer dâm-ı dehre sunan dâneye
Gülbe-i fem derler bu gamhâneye
Bin türlü hüner var inceden ince

77.BEYİT
Bugün Yâkub-u kalbe Yusuf-u cândan haber geldi
Kâmûs-u pür nesîm ile o cânândan haber geldi

Açıl ey gözlerim envârı vech-i zül celâlîden
Dilâ bedr ol kim ol mihr-i dirahşandan haber geldi

Yerinme nakısım diye kemal ehlini gördükçe
Kamu noksanı tekmil eden insandan haber geldi

Edip dilhâneyi tâmir otur bu beyt-i ahzanda
Bu şeb bana seher vaktinde mihmandan haber geldi

Ne kim yağma olundu çekme gam şimden gerû var sen
Dil-i virandaki ol kenzi pinhandan haber geldi



Bu Mısrî’nin vücudu Mısrî’nin oldur şehinşâhı
Ezelden tâ ebed Hükm-ü Süleyman’dan haber geldi

78.BEYİT
Bu hâl ile yürü ey dil o dildâre varılmaz
Zâr eyle ki bî-zâr ile ol gülzâre varılmaz

At varlığını var yürü mahrem-i Hakka
Bu varlık ile mahrem-i settâre varılmaz

Bir kâr dolanmaklık geldik bu cihâna
Sermaye gerek yoksa o pazara varılmaz

Dost rengine boyanda bu rengini bırak ki
Bırakmazsan rengini ol yâre varılmaz

Tevhîd ile ârif ile pâk olmadan ey dil
Sır vermekle bir vakf-ı esrâra varılmaz

Teşhis edecek doruk doruk ol derdi derûne
Derdi dile her doktora tımâra varılmaz

Dost dost diye zikreyle dili cânın uyar ki
Zikreyle ânı ki küfr ile îmana varılmaz

Ağart yüzünün karasını ey bende-i hakkı
Ol bâri yâre yüzü kara varılmaz



79.BEYİT
Bu hüsn-ü suretin ey melek sîma
Ne vasfı hûride ne gılmanda var
Lâl-i lebin gibi şerbeti ihyâ
Ne âb-ı hayatta ne lokmanda var

Bir nurdan servidir kadd-i nihâlin
Emsali bulunmaz böyle kemâlin
Nasıl vasfetmeyim senin cemâlin
Bil ki ne melekte ne insanda var

Emrahi meftunun olmuştur ezel
Öğmüşte yaratmış seni lem yezel
Hâsılı sen gibi dürdâne güzel
Ne cennet içinde ne cihanda var

80.BEYİT
Bu nasıl muhabbet bu nasıl sevdâ
Sevdiceğim seni mahpârelendi
Lokman Hekim gelse bulamaz devâ
Baştan başa gönül hep yârelendi

Yoktur bu asırda anın akrânı
Servi boylu bir şahince me’vânı
Hüsnünün güneşi tuttu cihânı
Güzeller içinde serdârelendi

Bana vazgeç derler dil nüvâzımdan
Hal bilir yok açam gizli râzımdan
Izdırâb-ı aşkın gitmez özümden
Mansur gibi zülfüne berdârelendi

Kahpe felek ben zayıfı neyledi
Şirin edâlarla bana söyledi
Gamzen oku câna tesir eyledi
Karşısında Emrah bîçârelendi




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #8 : 19/09/09, 04:21 »
81.BEYİT
Bunca derdi bunca gamı
Mevlam yalnız bize verdi
Eller erdi muradına
Gitti cânânım gelmedi

Erisin dağların karı
Gitti ömrümün baharı
Ecel kapıyı çalmadan
Durma gel ömrümün vârı

Tâkâtim yok yürümeye
Vardım cânânı görmeye
Ten başladı çürümeye
Gitti cânânım gelmedi

İhvanların çeker çile
Kimseler yok halim bile
Ömür geldi geçti yine
Gitti cânânım gelmedi

Erisin dağların karı
Gitti ömrümün vârı
Ecel kapıyı çalmadan
Durma gel ömrümün vârı


82.BEYİT
Bülbül olmuş gülistânı beklerim
Geçti cahil ömrüm gül zâri deyû
Azgındır yareler kabul etmezem
Ya kime varayım yârem sar deyû

Bir gün bile dost bağına girmedim
El uzatıp gonca gülün dermedim
Dünya güzeline meyil vermedim
Benim sadâkatli yârim var deyû

Emrah devran dursun bezminde ağyâr
Bu gam diyarında ben kılayım zâr
Sen tek başına gez hoş yürekli yâr
Ben de dolanayım yâr deyû deyû

Bakmazlar âşığa olgundur diye
Hakîkat bahrine dalgındır diye
Bir saç-ı Leylâya mecnundur diye
Yazdılar deftere divâne deyû

83.BEYİT
Bülbül havalanmış yüksekten uçar
Has bahçe içinde gülüm var deyû
Seni seven aşık canından geçer
Güzeller içinde yarim var deyû

Ben sevmişem seni sen de sev beni
Mevlam bir karara koymaz insanı
Elbet bir gün olur ararsın beni
Şurda bir divâne yârim var deyû

Ben seni severim can ile candan
Mevlâm ayırmasın sevdiğim benden
Cânım esirgemem billâhi senden
Götür sat pazara kölem var deyû

Karacaoğlan söyler kaşı karadan
Hicap perdesin kaldır aradan
Cümlemiz bir mevlâdır yaratan
Sohbetten kaçma âşığım deyû

84.BEYİT
Bülbül tek uyandım bir seher nâgeh
Gördüm uğramışım bir gülîzâre
Alıştım dembedem yıkıldım eyvâh
Tutuştum bend bend nâr-ı hezâre

Gördüler beni ki hâlim perişân
Cem oldu Eflâtun Aristo Lokmân
Nabzıma el vurdu binbir tabîbân
Dediler derman yok buna ne çâre

Zehrâbını çektim zülf-ü şehmânın
Fitnesine düştüm çeşm-i sehhârım
Vaktâki uğradım dârına yârim
Hallâcı tek oldum çekildim dâre

Feleğ-i serküşte eylemiş ünüm
Arş-ı Muallâda oynar tütünüm
Uçuptur sitâre batıştır günüm
Ne çâre eyleyem ben gülîzâre


Ey Seyyit Nigârı ey âşığ-ı zâr
Ey esîr-i sevdâ derde giriftâr
Bilmez miydin eyler seni târumâr
Pes niçin uğradın köyü nigâre

85.BEYİT
Bülbül olan diller gibi
Ağla gözüm seller gibi
Esen dağda yeller gibi
Haydi götür dosta beni

Gah ağlarım gündüz gece
Gönlüm yanar tütmez baca
Hep dilinde hece hece
Haydi götür dosta beni

Feryet eder bülbül güle
Dağlar taşlar gelir dile
Yumak yumak çile çile
Haydi götür dosta beni

Halim nedir yoktur bilen
Ağlayanı bilmez gülen
Ham gitmiştir olgun gelen
Haydi götür dosta beni

Gönül uçar turna gibi
Tel tel olmuş sırma gibi
Ceylan göze sürme gibi
Haydi götür dosta beni

86.BEYİT
Bülbül ne yatarsın bahar erişti
Ulu sular bulandığı zamandır
Kat kat olup gül yaprağa karıştı
Yine bülbül gel olduğu zamandır

Yine bahar oldu açıldı güller
Figana başladı yine bülbüller
Başka bir hal oldu açıldı sünbüller
Âşıkların deli olduğu zamandır

Yine bülbül bilir gülün halinden
Yeter deli oldum dostun elinden
Aşıp aşıp gelir ihvan yanından
Şahtan bize gel olduğu zamandır

Yine geldi türlü baharlar bağlar
Bülbül figân edip cihânı dağlar
Türlü çiçeklerle bezenmiş bağlar
Ulu dağlar yol olduğu zamandır

Karacaoğlan der ki geçti çağlarım
Meyve vermez oldu gönül bağlarım
Aklıma geldikçe durmaz ağlarım
Gözüm yaşı sel olduğu zamandır

87.BEYİT
Can alıcı gözlerinin
Aldı beni bir nazarın
Onmayıcı derdi gama
Saldı beni bir nazarın

Gamze-i gaddâr okuna
Şîve-i reftâr okuna
Hoş leb-î güftâr okuna
Çaldı beni bir nazarın

Dağladı dağlandı gönül
Zülfüne bağlandı gönül
Ansızın avlandı gönül
Buldu beni bir nazarın

Zülfünü boynuma takıp
Canımı derdine yakıp
Kipriğini süzdü bakıp
Deldi beni bir nazarın

Kâkül-ü ebrûsu ile
Dîde-i âhûsu ile
Gamze-i câdûsu ile
Dildi beni nazarın

Gönlümü meftûn-i sıfat
Dîdemi ceyhûni sıfat
Hulûsi mecnûni sıfat
Kıldı beni bir nazarın

88.BEYİT
Cana cefa kıl yâ vefâ
Kahrında hoş lütfunda hoş
Ya dert gönder ya da devâ
Kahrında hoş lütfunda hoş



Hoştur bana senden gelen
Ya hıl’atu yahut kefen
Ya taze gül yahut diken
Kahrında hoş lütfunda hoş

Gelse celâlinden cefâ
Yahut cemalinden vefâ
İkisi de cana sefâ
Kahrında hoş lütfunda hoş

Gâh bâğ-u gâh bostân ola
Gâh bend-ü gâh zindân ola
Gâh vasl-u gâh hicran ola
Kahrında hoş lütfunda hoş

Ey pâdişah lem yezel
Zât-ı ebed hayy-u ezel
Ey lütf-u bol kahr-ı güzel
Kahrında hoş lütfunda hoş

Ağlatırsın zârı zârı
Verir isen cennet hûri
Lâyık görür isen nârı
Kahrında hoş lütfunda hoş

Gerek ağlat gerek güldür
Gerek yaşat gerek öldür
Âşık Yunus sana kuldur
Kahrında hoş lütfunda hoş

89.BEYİT
Cânân İllerinin güllerinin bâğı göründü
Dost iklîminin lâlesinin âli göründü

Kaygı gecesi geçti kamû kalmadı korku
Vuslat dünün gündüzünün ağı göründü

Envâr-ı Muhammed  doğuben tuttu cihanı
Şakku’l- kamer’in mu’cize parmağı göründü

Ya’kûb’a bugün Yusuf’unun kokusu geldi
Eyyûb’a dahî sıhhatinin çağı göründü

Dil hastasının derdine tımârı erişti
Şemsi’ye bugün dostunun otağı göründü

Şemsi yine aşk ile bugün vecde erişti
Var ise hayat âbının ırmağı göründü

90.BEYİT
Cânâne görünür bana cânâneye baksam
Kâşâne görünür heme vîrâneye baksam
Mest olup ayağım neye bastığımı bilmem
Her bâr ol iki gözleri mestâneye baksam

Mahbub sevgisinden bizi men’ eyleme vâiz
İşitmez olur kulağım efsâneye baksam
Cümle bu cihân ol sanemin vechidir el hâk
Ger mescîd ü deyre yâ buthâneye baksam

Her zerre Niyâzi heme hurşîd-i münevver
Her katre hemîn lücce vü deryâ neye baksam




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #9 : 19/09/09, 04:22 »
91.BEYİT
Cânâna gönül bağına seyrâna yetirdim
Payına ânın cânımı kurbana yetirdim

Hep varlığını soyunuben olalı uryân
Zünnârı kesip küfrümü îmana yetirdin

Attım elimi dâmân-ı dildâra yapıştım
Sürdüm yüzümü payına cânâne yetirdim

Takat mı koydu hicr-i gamın gör ki bu tende
Bu hasta dili ravza-i rıdvâna yetirdim

Her kim ki döndüm yüzümü olmadı çâre
Sor halimi sen sahibi ihsana yetirdim

Aldım ele karayümü kapına geldim
İsyan ile memlû teni sen câna yetirdim

Tut destimi şâhım beni reddetme kapından
Sermâyem olan cânımı divâne yetirdim

Puthâne demedim Kâbe nedir bilmeyip ey dost
Tâat-ı dil-i hâneyi Rahmâna yetirdim

Âhir gam ile yandı Hulûsi dil-i cânım
Şâd olmaya derd-i dili dermâna yetirdim

92.BEYİT
Cânını sen terk etmeden cânânı arzularsın
Zünnârını kesmeden îmanı arzularsın
Şol uşacıklar gibi binersin ağaç ata
Çevkân ile topun yok meydânı arzularsın

Karıncalar gibi sen ufak ufak yürürsün
Meleklerden ileri seyrânı arzularsın

Topuğuna çıkmayan suyu deniz sanırsın
Sen katreyi geçmeden ummânı arzularsın

Var sen Niyâzi yürü atma okun ileri
Derdiyle kul olmadan sultânı arzularsın

93.BEYİT
Can ili bağından âlâ
Cânân gibi şikâr olmaz
İki sevip nefse uyma
Bir yâr gibi nigâr olmaz

Çıkma gardaş doğru yoldan
Bülbülü uçurma gülden
Hak zikrini koyma dilden
Ondan ala ezkâr olmaz

Yine aklım oldu boran
Kalmadı hâlim soran
Şol dilbere gönül veren
Nasıl rûzi şeb zâr olmaz

Coşkun akar aşkın nehri
Hep bal yağ eder zehri
Dostu gören vücud şehri
Yıkılıp târümâr olmaz

Mustafa’m durma derde yan
Geceler uyuma uyan
Hakkı zikreden âşıkân
Âşık gaflet seher olmaz

94. BEYİT
Can yine bülbül oldu
Hâr açılıp gül oldu
Göz kulak oldu her yer
Her ne kim vâr ol oldu

Oynadı can nârı aşk
Kaynadı ebhâr-ı aşk
Her yâneye çağlayıp
Aktı gözüm sel oldu

Gönül ol bahre daldı
Dilim tutuldu kaldı
Girdim ânın zikrine
Âzâlarım dil oldu

Ferhat bugün ben oldum
Varlık dağını deldim
Efendime varmaya
Her cânibim yol oldu

Geç ak ile karadan
Halkı bırak aradan
Niyazi dön buradan
Durma sana gel oldu


95.BEYİT
Cânı candan seviyorum ben seni
Seversen Mevlâyı unutma beni
Şurada bir kemter kulum var deyû
Arada sırada an beni beni

Yüce Mevlam övüp övüp yaratmış
Bin derdim var iken bir daha katmış
Aciz bir köleyim köşede kalmış
Ne olur sultanım al beni beni

And içtim uğrunda canım vermeye
Aramızı açan huzur bulmaya
Aciz dayanır mı hasret kalmaya
Doldur silahını vur beni beni

96.BEYİT
Can mürginin ezkârı dîdâr-ı Garîb’u-llah
Her demdeki efkârı dîdâr-ı Garîb’u-llah
Almış ezeli vârın kılmış âna ikrarın
Görmüş gül-i ruhsâtın dîdâr-ı Garîb’u-llah
Akvâl-ı şerîat hep akval-ı tarikat hep
Ahvâl- i hakikat hep esrâr-ı Garîb’u-llah
…..
Her tenlere cân olmuş cânân-ı Garîb’u-llah
….
Gün gübüi âyân olmuş burhân-ı Garîb’u-llah
Ol ârif-i dânâyı bul menzil-i âlâ’yı
Tutmuş iki dünyâyı hoş şân-ı Garîb’u-llah
Âmâ neyi görmüştür ednâ neyi bilmiştir
Dânâ ânı bulmuştur erkân-ı Garîb’u-llah
Esrâr-ı kemâhîdir etvâr-ı mebâhîdir
Dîvân-ı ilâhîdir dîvân-ı Garîb’u-llah
….
Merdân-ı Hüdâdır hep merdân-ı Garîb’u-llah
Gözleri ânı görmezse ol hâzır nâzırdır
….
Göz mürdem hâlinde arzûy-ı cemâlinde
Her lahzâ hayâlinde dîdâr-ı Garîb’u-llah
Yâr-i ezelî oldur yârin güzeli oldur
Envâr-ı tecelli oldur dîdâr-ı Garîb’u-llah
Allah’a emânet her kâr-ı kerâmet ol
Hep vâr-ı selâmet ol, ol yâr-i Garîb’u-llah
Âsâr-ı muhabbettir esrâr-ı muhabbettir
Envâr-ı muhabbettir dîdâr-ı Garîb’u-llah
Bu bende Hulusi’nin efgende Hulusi’nin
Dil bende Hulusi’nin dîdâr-ı Garîb’u-llah

97.BEYİT
Cemâlin karşımda parlak ay gibi
Zulmeti gideren mehtaba benzer
Bu alem görünür bir saray gibi
Cânân olmayınca vîrâna benzer

Güllerin başkadır ateşin başka
Ateşinle tutuşun bülbülün başka
Şu elin güzeli değmiyor aşka
Bir güzel görmedim canana benzer

Baktıkça yakından nurlu yüzüne
Daha çok inandım tatlı sözüne
Şifasın ruhumun hasta özüne
Sohbetin her derde dermâna benzer

Dalından düşerse kuruyor yaprak
Arıyor cânânı düşenler ırak
Kalbimde çektiğim sönmez iştirak
Allahın sevdiği îmana benzer

Hayâtım sendedir necâtım sende
Ebedi yaşatan ilâcım sende
Her şeyim sendedir ne varsa sende
Şu bomboş vücudum vîrâna benzer

98.BEYİT
Cihan çarşısına bir dükkan açtım
Alırım satarım kapan kapana
Kaygusuz başımı kayguya saldım
Gam alır satarım kapan kapana

Hayal-i fikr ile engine daldım
Gönül sefinesin ummana saldım
Herkes güler oynar ben de gam aldım
Alırım satarım kapan kapana

Bu cihan fanidir anladım bildim
Hangi gün şâd oldum hangi gün güldüm
Bâğ-ı hakikatten bir top gül aldım
Gül alır satarım kapan kapana

Bu aşkın elinden sarardım soldum
Gönül kandiline pervâne oldum
Ararken yârimi gönlümde buldum
Gam alır satarım kapan kapana


99.BEYİT
Coşa gelir dâğ ile tâş
Feryâd eder vakt-i seher
Her nesneyi kaplar telaş
Feryâd eder vakt-i seher

Ol demde gül hândân olur
Bülbül görür nâlân olur
Her ehl-i dil şâdân olur
Feryâd eder vakt-i seher

Ol demde diller zâr eder
Diller arzu cemâl eder
Her can özün izhâr eder
Feryâd eder vakt-i seher

Ol demde esrâr-ı nebât
Taze bulurlar hep hayat
Ol demde cümle mahlukât
Feryâd eder vakt-i seher

Ol demde zât-ı kibriyâ
Âşıklara eder salâ
Olan bu sırra âşinâ
Feryâd eder vakt-i seher

Çaylar akar âb-u revân
Yüz yere kor eyler figân
Ol demde zerrât-ı cihân
Feryâd eder vakt-i seher


Ol demde ins ile melek
Raksa gelir çark-ı felek
Hû hû çeker suda semek
Feryâd eder vakt-i seher

Hulusi âşıksan eğer
Dur yatma gel vakt-i seher
Bak gör ki âlem sert eser
Feryâd eder vakt-i seher

100. BEYİT
Cümle alemlerin sultanı sensin
Mürşidi âzamsın kutbu cihansın
Peygamber vekili âhir zamansın
Sözlerin Kuran’dan hem tercümansın

Âlim câhil demez sohbet edersin
Rabbinin kulların hep bir tutarsın
Bir nazarda halden hâle toylarsın
Füyûzât mâdeni hem menbaısın

Güneş gibi doğdun âhir zamana
Hakikat nurunu yaydın cihâna
Münkir dahi gördü geldi îmana
Mahbubu Rahmânın armağanısın

Aklın haddimi seni bilmeye
Dil tâkat getirmez vasfeylemeye
Himmetin kâfidir şükreylemeye
Görünmez dertlerin dermânı sensin


Şeş cihetten senin nurun görürüm
Aşkınla şevkinle hayrân olurum
Îdinde kurbana hazır dururum
Gönlümün kıblesi hem kâbe’sisin

Şehâdet parmağı arşın kalemi
Mevlasından alır dâim selâmı
Kalbine yazıyor âşık olanı
Bilinmez dertlerin dermânı sensin

Bu söz senden değil Şen Mehmet Veli
Dostun kendinedir kendi sözleri
Vârına değiştin sen o dilberi
Cânımın cânısın hem cânânısın




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #10 : 19/09/09, 04:25 »
101.BEYİT
Çıktım seyreyledim yüce dağları
Dağlar ağlar beller ağlar çöl ağlar
Baharında nişan ermiş bağlara
Dağlar ağlar beller ağlar çöl ağlar

Ayrılık bâdesi dil-nûşa gelmiş
Taze nev-baharın hurûşa gelmiş
Dostun cemalinden hep cûşa gelmiş
Dîde ağlar zülüf ağlar tel ağlar

Yine dosttan cüdâ düştüm gurbete
Sabredemem ben bu derd-i mihnete
Ey kardeşler dayanılmaz hasrete
Ben ağlarım dostum ağlar el ağlar

Kusûri yârinden bekler selamlar
Cenab-ı Haktandır böyle elemler
Yazarken vasfını elde kalemler
Kalem ağlar kağıt ağlar el ağlar

102.BEYİT
Çıktım yücesine seyran eyledim
Dost ile gezdiğim çöller perişan
Bir başıma olsam gam çekmez idim
Bir ben değil cümle âlem perişan

Başı pâre pâre dumanlı dağlar
Hastanın halini ne bilir sağlar
Bozulmuş siyeci vîrane bağlar
Bülbülün konduğu güller perişan

Fenâdır dünyanın ötesi fenâ
Biz de erişmedik iyi bir güne
Terketmiş ilini bir benli suna
Ördeği yüzmeyen göller perişan

Karacaoğlan der ki n’olaydı sözüm
Ayağının altına turaptır yüzüm
Kırılmış perdesi çalmıyor sazım
Sazlar düzen tutmaz teller perişan

103.BEYİT
Çün sana gönlüm mübtelâ düştü
Derd ü gam bana âşinâ düştü

Zühd-ü takvaya yâr idim evvel
Aşk ile benden hep cüdâ düştü
Vâiz eyder gel aşkı terk eyle
Nideyim sabrım bî- vefâ düştü

Nice terk etsin aşkı şol âşık
Ona karşısın mehlikâ düştü

Vechini görsem dağılır aklım
Zülfün ona çün müktedâ düştü

Kim seni buldu kendi yok oldu
Vaslına ey dost can bahâ düştü

Aşka uşşâkın dâ’vet etmişsin
Can kulağına ol sadâ düştü

Bu Niyazi’nin hiç vücûdunda
Zerre koymadı hep bekâ düştü

104.BEYİT
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlam seni

Sular dibinde mâhi ile
Sahralarda âhû ile
Abdal olup ya hû ile
Çağırayım Mevlam seni

Gökyüzünde îsâ ile
Tur dağında Mûsâ ile
Elindeki âsâ ile
Çağırayım Mevlam seni

Derdi büyük Eyyûp ile
Gözü yaşlı Yâkup ile
Şol Muhammed  Mahbûb ile
Çağırayım Mevlam seni

Bilmişim dünya halini
Terkettim kı'l-ü kâlini
Baş açık ayak yalını
Çağırayım Mevlam seni

105.BEYİT
Daha senden gayri aşık mı yoktur
Nedir bu telaşın hey deli gönül
Hele düşün devr-i âdemden beri
Neler geldi geçti say deli gönül

Günde bir yol duman çöker serime
Elir ermez gidem kisb-i kârıma
Kendi bildiğine doğrudur deme
Geriki âdeme sor deli gönül

Şu yalan dünyadan ümidini üz
İnanmazsan var kitaba yüz be yüz
Evin mezaristan varın bir top bez
Daha duymadınsa duy deli gönül

Baktım iki kişi mezar eşiyor
Gam kasavet aldı boydan aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
De gel bu rüyayı yor deli gönül


Mevlam kanat verdi uçamıyorsun
Bu nefsin elinden kaçamıyorsun
Ruhsâti bu dünyadan geçemiyorsun
Topraklar başına vay deli gönül

106.BEYİT
Dedim gönül lâyık ol
Gönül gönül ayık ol
Öl yolunda âşık ol
Gönül gönül ayık ol
Öl yolunda sâdık ol

Unut özün koy sözün
Ayağına sür yüzün
Bil geceyi gündüzün
Gönül gönül ayık ol

Mâye-i zât ilesin
Gör ne sıfat ilesin
Âb-u hayât ilesin
Gönül gönül ayık ol

Bil özün fikrete dal
Bir özge hayrete dal
Deryây-ı vahdete dal
Gönül gönül ayık ol

Sen gevherin kânısın
Kânında mekânısın
Küllü hüsnün şânısın
Gönül gönül ayık ol

Güneş zerrey-i mihrisin
Âdem katrey-i bahrisin
Küntü kenz oldu sırrın
Gönül gönül ayık ol

Hulusi’nin yak özün
Alnın açık ak yüzün
Duyana gevher sözün
Gönül gönül ayık ol

107.BEYİT
Deftere kaleme gerek kalmadı
Ben seni gönlüme yazdım bir kere
Bu seven yüreğim sana doymadı
Aşkın ateşiyle yandım bir kere

Yandım bir kere yandım bir kere
Aşkın ateşiyle yandım bir kere
Bu seven yüreğim sana doymadı
Seni ölümüne sevdim bir kere

Yaratan adınla süsler cihanı
Seninle tamamlar kalpte imanı
Ne mutlu senden huzur bulanı
Ölümüne sevdim seni bir kere

Çok aşıklar sana nameler söyler
Şafaklar da niyaz ediyor diller
Sağlam kale gibi ok tene neyler
Ben seninle hayat buldum bir kere


Görürsün çok garip eridi gitti
Ateşten gömleği çöllere attı
Birazcık güç vardı sonunda bitti
Zerreyi seninle gördüm bir kere

Dünya kapısına vurdum mührünü
Soldurmam baktığım nazlı gülünü
Gülmek isteyenin güldür yüzünü
Kalbime efendim yazdım bir kere

Yandım bir kere yandım bir kere
Aşkın ateşiyle yandım bir kere
Bu seven yüreğim sana doymadı
Seni ölümüne sevdim bir kere


108.BEYİT
Değmen benim gamlı yaslı gönlüme
Ben bir selvi boylu yardan ayrıldım
Evvel bağban idim dostun bağında
Talan vurdu gonca gülden ayrıldım

Gökyüzünde turna gibi dönen ben
Baykuş gibi viran yurda konan ben
Çok ağladım Mecnun gibi çöllerde
Ferhat gibi şirin yardan ayrıldım

Garip kaldım şimdi gurbette illerde
Ben gönlümü çalan yardan ayrıldım




109.BEYİT
Deli gönül kaptan kaba
Girdin yine uslanmadın
Erenler ile merhaba
Dedin yine uslanmadın

Deli gönül uslanmadın
Dertli gönül uslanmadın
Sen dostunla dost olmadın

Bir mîmarın kapısında
Taş olmadın yapısında
Nice bin yıl şeyh kapısında
Durdun yine uslanmadın

Mecnun gibi saldın çöle
Leylâ için bile bile
Başına onulmaz belâ
Aldın yine uslanmadın

Beytullâhı gördü gözün
Haceru’l esvede sürdün yüzün
Arafat’a dizin dizin
Vardın yine uslanmadın

Sefil Ali’nin hesabın
Bırak şu nefsin gazabın
Dünyada ahret azabın
Çektin yine uslanmadın


110.BEYİT
Derd-i Hakka tâlip ol
Dermâna erem dersen
Mihnetlere rağıp ol
Âsâna erem dersen

Aşk yolu belalıdır
Her kârı cefâlıdır
Cânından ümidin kes
Cânâna erem dersen

Od yak sîneni çâk et
Su gibi özün pâk et
Yüzün yere sür Hâk et
Ummâna erem dersen

Bu yolu bil andan gel
Deryâyı bul andan dal
Kârına erüp el sal
Dergâha erem dersen

Pirinle olan ahdi güt
Nen var ise koy da git
Bildiklerini terk et
İrfâna erem dersen

Sabretmede Eyyûb ol
Gam çekmede Yâkub ol
Yusuf gibi mahbûb ol
Kenana erem dersen


Terket kuru dâvâyı
Hem ucb ile riyâyı
Mısrî koy o sevdâyı
Subhâna erem dersen




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #11 : 19/09/09, 04:26 »
111.BEYİT
Derd-i Mevlama düşeli
Mecnunum dağlar gezerim
Katrem kaynayıp taşalı
Sel oldum çağlar gezerim

Pir eşiğin bildim Kâbe
Hatası var ise tövbe
Derdinle döndüm Eyyûb’e
Yaramı bağlar gezerim

Kimi baydır kimi gedâ
Cümlemiz yaratan Hüdâ
Efendimden düştüm cüdâ
Yâkub’um ağlar gezerim

Seyrâni aşkın turunda
Tecelli gördüm nurunda
Gerçeklerin huzurunda
Çürüğüm sağlam gezerim

112.BEYİT
Derdim çoktur hangisine yanayım
Yine parelendi yürek yarası
Ben bu derde nerden derman bulayım
Meğer dost elinden ola çaresi

Efendim efendim cânım efendim
Benim bu derdime dermân efendim

Türlü libas giyer gülden naziktir
Bülbüle cevreyleme gül yazıktır
Çok hasretlik çektim bağrım eziktir
Güle güle gelir canlar pâresi

Efendim efendim benim efendim
Sensin her derdime derman efendim

Benim uzun boylu servi çınarım
Yüreğime bir od düştü yanarım
Kıblem sensin yüzüm sana dönerim
Mihrâbımdır kaşlarının arası

Efendim efendim benim efendim
Ne olur dertlerime derman efendim

Dîdâr ile muhabbete doyulmaz
Muhabbetten kaçan insan sayılmaz
Münkir üflemekle çırağ söğünmez
Tutuşunca yanar aşkın çırası

Efendim efendim benim efendim
Benim dertlerime derman efendim

Efendim sultanım yüksek uçarsın
Selamsız sabahsız gelir geçersin
Dilber muhabbetten niçin kaçarsın
Böyle midir yolumuzun töresi


Efendim efendim benim efendim
Sensin dertlerime derman efendim

113. BEYİT
Derman arardım derdime
Derdim bana dermân imiş
Burhan arardım aslıma
Aslım bana burhân imiş

Sağ-u solum gözler idim
Dost yüzünü görsem deyû
Ben taşrada arar idim
Ol cân içinde cân imiş

Öyle sanırdım ayrıyım
Dost gayridir ben gayriyim
Benden görüp işiteni
Bildim ki, ol cânân imiş

Savm-u salât-u hâc ile
Sanma biter zâhid işin
İnsan-ı kâmil olmaya
Lazım olan irfân imiş

Kanden gelir yolun senin
Ya kande varır menzilin
Nerden gelip gittiğini
Anlamayan hayvân imiş



Mürşit gerektir bildire
Hakk’ı sana hakka’l-yakîn
Mürşidi olmayanların
Bildikleri gümân imiş

Her mürşide dil verme kim
Yolunu sarpa uğratır
Mürşidi kâmil olanın
Gâyet yolu âsân imiş

Anla hemen bir söz dürür
Yokuş değildir düzdürür
Alem kamû bir yüzdürür
Gören anı hayrân imiş

İşit Niyazi’nin sözün
Bir nesne örtmez Hak yüzün
Haktan âyân bir nesne yok
Gözsüzlere pinhân imiş

114.BEYİT
Dertli kaderim defterim
Yazım neyleyim neyleyim
Yalvardım kabul olmadı
Sözüm neyleyim neyleyim

Dünya bana dar olacak
Bu ayrılık zor olacak
Çok ağlarsam kör olacak
Gözüm neyleyim neyleyim



Deli olsam eller kınar
Akıl pervâz olmuş döner
Gece gündüz durmaz ağlar
Özüm neyleyim neyleyim

Deli gibi zihnim duruk
Yâr sineme hançer vuruk
Öksüz gibi boynum bükük
Gezem neyleyim neyleyim

Harâb oldu gönül tahtım
Ne zaman gelecek vaktim
Tâ küçükken kara bahtım
Bozuk neyleyim neyleyim

Kul Emrahım dost uğruna
Ben öleyim dost yoluna
Mezarımı dost köyüne
Kazın neyleyim neyleyim

115. BEYİT
Dilberle dem beraber derdi elem beraber
Cân-u ten o dilber oldu bimem ki nem beraber

Mevlâda yâri mecnun leylâda yâri mecnun
Sahrâda yâri mecnun gezdikçe gam beraber

Gül dertli gonca dertli yâr benden önce dertli
Şol dertli nice dertli derdi elem beraber

Menzâr edince Dilber bakıpta handân eyler
Olsa şarâb-ı kevser yarsız nidem beraber

Bahtın Hulûsi yâver yâr oldu ol dilâver
Elde sabûh-u sağer ol gonca fem beraber

116.BEYİT
Dilerse şâd-u gâm olsun
Diler gönlüm hazîn olsun
Bana şimden gerü̂ lâzım
Değil dünyâ harâm olsun

Benim gönlüm mihnettedir
Görünmez çeşmime âlem
Gözüm yok mihr-i mâhında
Felek benden emin olsun

Bu türlü iftiraka cân
Tahammül eylemez aslâ
Meğer ki zâhid-î bîçâreye
Allah muîn olsun

117.BEYİT
Dil kâbesini ey dost diller tavâf ederken
Nâgâh ol gamzelerin cânı şikâre çıkmış
Dost kande deyû gözler her dem nigâh ederken
Canlar meğer seninle şol bir kenara çıkmış

Kim hergiz bilmemişler sâ’y ettiğini anlar
Bezm-i ezelde çeşmin meğer bu kâre çıkmış
Hulk-i huyunu gören cümle melek demişler
Dil saydına vahdetten bunda karara çıkmış

Mülk-ü ferağat içre sultan iken vücûdu
Bu âlem-i şühûdu geşt-u güzâre çıkmış
Diyâr-ı âlemde hâk-i pâyin iken Hulûsi
Sen bezirgân-ı Hakka cân- ı pazâra çıkmış

118.BEYİT
Dinleyelim dağ başında figanı
Görelim ne demiş o Leylâ Leylâ
İkimizde oturalım diz be diz
Bir de hû çekelim hû Leylâ Leylâ

Felek çakmağını eyledi çengel
Ben dosta giderken bırakmaz engel
Ölürsem üstüme sevdiğim sen gel
Gözün yaşı ile yû Leylâ Leylâ

Felek çakmağını üstüme çaktı
Beni bir onulmaz derde bıraktı
Vücudum şehrini odlara yaktı
Yandım ateşine sû Leylâ Leylâ

Dâim dilimizde Hakkın kelâmı
Uğrar isen yâre söyle selâmı
İsmimi sorarsan Emrah Gülâmı
Her an dilimizde o Leylâ Leylâ

119.BEYİT
Diyâr-ı dâr-ı dünyâda
Hüdâ’ya bâki dârım yok
Derûnum özr-ü sevdâda
Bu dâr içre karârım yok

Sunuldu hâmes-i yârin
Dürüldü defter-i vârın
Kırıldı şîşes-i ârın
Bu yolda ihtiyârım yok

Kazadır başıma geldi
Beni senden cüdâ kıldı
Diyâr-ı gurbete saldı
Acep halim soranım yok

İlâhî yine hasrette
Yanar dil nâr-ı firkatte
Koyma bu ihvânı gurbette
Efendim ihtiyarım yok

120.BEYİT
Dost illerinin menzili ki âli göründü
Derd-i dile dermân olan Elmalı göründü

Tûtilere sükkar bağının zevki erişti
Bülbüllere cânân gülünün dalı göründü

Mecnun gibi sahraları ağlayı gezerken
Leylâ dağının lâlesinin âli göründü

Ten Yakub’unun gözleri açılsa acep mi
Can Yûsuf’unun gül yüzünün hâli göründü

Kâl ehlinin ahvâlini terkeyle Niyâzi
Şimden gerû hâl ehlinin ahvâli göründü




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #12 : 19/09/09, 04:28 »
121.BEYİT
Dosttan ayrılıp hasret kalanlar
Eller bayram etsin ben âh edeyim
Zülüfleri düşmüş mah cemâline
Teller bayram etsin ben âh edeyim

Dostun bahçesinde güller biterse
Şakıyıp dalında bülbül öterse
Salınıpta sevdiğim bağa girerse
Bağlar bayram etsin ben âh edeyim

Mecnûni der yârin sevdâsı serde
Ben nerede kaldım sevdiğim nerde
Evvel bahar yaz ayları gelende
Güller bayram etsin ben âh edeyim

122.BEYİT
Dosttan haber kim getirir
Sorun seher yellerine
Vay bu ayrılık firâkı
Yetişmesin kullarına

Bu ayrılık firâkı
Dünya kime kalır bâki
Ol padişah ol sâki
Kadeh sunar kullarına

Ol kadehin içi dolu
Andan içen olur deli
O şeyhimin tâlipleri
Bel bağlamış yollarına

Nefse karşı olan kişi
Durmaz akar gözün yaşı
Bunda nefse uyan kişi
Dalmaz Kevser sellerine

Kevser havuzuna dalanlar
Ölmezden önce ölenler
Nefsini düşman bilenler
Konar tûba dallarına

Tûba dalından uçanlar
Cennet kapısın açanlar
Şarâb-ı tahûr içenler
Banmaz dünya mallarına

Bîçâre Yunus neylesin
Derdini kime söylesin
Bir dem tefekkür eylesin
Şu dünyanın hallerine

123.BEYİT
Dünyada tek Kârun olsan
Toprak alır çaresi yok
Yıldızlara mekan kursan
Toprak alır çâresi yok

Bitmek bilmez umutlarım
Gelmek bilmez nazlı yârim
Gökyüzüne çıksa vârım
Toprak alır çâresi yok

Malı mülkü koy bir yere
Ne kalır yarın mahşere
Sevdiklerin göre göre
Toprak alır çâresi yok

Günler geçer sevap günah
Yıllar geçer eyvâh eyvâh
Belki akşam belki sabah
Toprak alır çâresi yok

Nebîleri velîleri
Tattılar hep bu seferi
Lokman Hekim gelse geri
Toprak alır çâresi yok

Ne ad kalır ne de bir ün
Biter oyun biter düğün
Dertli gönül seni de bir gün
Toprak alır çâresi yok

124.BEYİT
Düştü gönül yandı nâra
Bulamadım derde çâre
Ciğer oldu pâre pâre
Neyleyim âh neyleyim âh
Hâlim kime söyleyim âh

Derde düştü gamlı başım
Dinmez gözlerimin yaşı
Unuttum kavm-ü kardeşi
Neyleyim âh neyleyim âh
Derdim kime söyleyim ah

Yine derd-i yâre düştüm
Bir onulmaz kâre düştüm
Bülbül gibi zâre düştüm
Neyleyim âh neyleyim âh
Derdim kime söyleyim âh

Hemdem olmadım yâr ile
Geçti günüm hep zâr ile
Bülbül eylenmez hâr ile
Neyleyim âh neyleyim âh
Halim kime söyleyim âh

Hasret düşeli yâr ile
Dâim işim ağyâr ile
Kavuşmadım dildâr ile
Neyleyim âh neyleyim âh
Halim kime söyleyim âh

Hulûsi düştü dertlere
Nice yüzbin mihnetlere
Dayanılmaz hasrete
Neyleyim âh neyleyim âh
Halim kime söyleyim âh

125.BEYİT
Düştü gönül senden cüdâ
Derdinle zâr oldu yine
Arzu kılıben vaslını
Tek bir karar oldu yine




Durmaz kat’i feryâd eder
Yâdını hoş evrâd eder
Ağlamayı mûtâd eder
Pür yâr-ı nâr oldu yine

Bir derdi var dermânı yok
Gülşeni var mihmânı yok
Kalmış garip yârânı yok
Bir hâki sâr oldu yine

İmdat eden hiç yok ona
Ümit eder ancak sana
Her dem bakar senden yana
Çok intizâr oldu yine

Bakar yola gelmez tabîp
Derdinledir pek muzdarîp
Yetiş ona koyma garîp
Pek dilfikâr oldu yine

Sensiz cihan zindan ona
Sensin ezelden can ona
Erişte kıl dermân ona
Dünyası dâr oldu yine

Dildeki aşkın gamıdır
Onun için aklın dağıdır
Ey dost mürüvvet çağıdır
Emin nâçâr oldu yine

126.BEYİT
Efendim önüme düşte gidelim
Şaşkınım yolumu aç ta gidelim
Muhabbet aşkını saç ta gidelim
Her zaman yoldaşım sen ol efendim

Sensiz yola çıksam yolda kalırım
Senden ayrılırsam mahzûn olurum
Hemen seni bulsam neşelenirim
Her zaman yanımda sen kal efendim

Sensiz lokma yesem hasta olurum
Sen soframda isen şifâ bulurum
Seni kayıp etsem nerde bulurum
Ben seni bulamam sen gel efendim

Sende ayrı isem bir gün neylerim
Anasız kuzular gibi melerim
Yetim kalmamayı Hak’tan dilerim
Benim cenâzemi sen kıl efendim

İsmail sensiz menzile varamaz
Sensiz gözüm bir nesneyi göremez
Kabir evinde de sensiz duramaz
Ayrılma yoldaşım sen ol efendim

127.BEYİT
Elâ gözlüm ben bu ilden gidersem
Zülf-ü perişana kal melü̂l melü̂l
Kerem et aklından çıkarma beni
Ağla gözyaşını sil melûl melûl

Elvan çiçeklerin takma başına
Kudret kalemini çekme kaşına
Beni ağlatırsan doyma yaşına
Ağla gözyaşını sil melûl melûl

Karacaoğlan der ki ölüp gidince
Ben de bir yâr sevdim kendi hâlimce
Varıp gurbet ile vâsıl olunca
Dostlardan haberim sor melûl melûl

128.BEYİT
El girmesin aramıza
El sürmesin yaramıza
Tek bakmasın çâremize
Senden gayri ey sultanım

Yetersin sen bana dâim
Ayrılmaz durursun kâim
Âh bu eller olur hâin
Senden gayri ey sultanım

Dâvâmız olsun ikili
Seninle meşgul et dili
Eller eder beni deli
Senden gayri ey sultanım

Sultansın sen köleyim ben
Ayrılırsam öleyim ben
Nasıl olur dileyim ben
Senden gayri ey sultanım

Sen alırsın bu cânımı
Hükümsüz korsun tenimi
Kimse duymaz efgânımı
Senden gayri ey sultanım

Bakma İsmail suçuna
Verme ellerin içine
Mümkün mü gönlüm geçine
Senden gayri ey sultanım

129.BEYİT
Eller yanında sitem eyleme
Götür bir kenara vur beni beni
İstesen vur öldür acı söyleme
İster diyâr diyâr sür beni beni

Ecel gömleğini giydirme bana
Hiç şansım kalmadı sevgiden yana
Gözlerin kıyarsa bu garip câna
Kara topraklara sar beni beni

İstersen kulum de istersen kölem
İster zincire vur bitmesin çilem
Yeter ki sev beni yolunda ölem
Yaban ellerine ver beni beni

130.BEYİT
Erdi bekâ ser menzili maksûduna âşıkların
Yandı cemâlin şem’ine hoş âdına sâdıkların

Yandır oda cân-û teni tâ kim erişe aslına
Âhû odu arşa çıkar ciğerleri yanıkların

Beyhûde feryâd eylemez bülbül olanlar şol güle
Vuslat demidir demleri seherde uyanıkların

Sanma ki ey sofi bugün ârif oluptur âşıkan
Bezm-i ezelden beridir ayıklığı tanıkların

Hulûsi’ye serte kadem sîneleri dolmuş hikem
Hazînetu’r- rahman olur cân gözleri açıkların




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #13 : 19/09/09, 04:29 »
131.BEYİT
Erenlerin kelâmı ele giresi değil
Sıtkıyle teslim olan gülüm yolda kalası değil

İkrar gerek bir ere göz açıp dîdâr göre
Sarraf gerek gevhere gülüm nâlân bilesi değil

Mü’min kalbi dâr olmaz mü’minde inkâr olmaz
Arada sen ben olmaz Hakkın rızası değil

Bir pınarın başına bir destiyi koysalar
Kırk yıl orada dursa kendi dolası değil

Ümmi Sinan yol âyân bellidir gerçek yalan
Derviş nişânı hemân tâc-ı hırkası değil

132.BEYİT
Er kalkan aşıklar menzile erdi
Sen de tedârikin gör yavaş yavaş
Geçti nevbahârın tûfan erişti
Yağar dört yanına kar yavaş yavaş


Alıyor serimi hicr ile firâk
Vefâsız dünyanın yakasın bırak
Uzaktır yolların menzilin ırak
Kayım et yükünü sar yavaş yavaş

Hulâsa çare yok artık bu gamdan
Bize içirdiler şerbet-i cemden
Yeter artık vazgeç bu hayhaşemden
Tarîk-i Rahmana gir yavaş yavaş

Ruhsâti bu yolda bayrak gerektir
Susuzdur çölleri bardak gerektir
Ağuyu kesmeye tiryâk gerektir
Sokmadan vücudu mar yavaş yavaş

133.BEYİT
Eski libas gibi aşığın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş
Güzel sever isen göz olan benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş

İbrişimden nazik sevdiğim güzel
Meğer kulak gibi bükülmez imiş
Aşkın iğnesi ile dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş

Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
O sebeple güller ediyor çekiş
Aşkın iğnesi ile dikilen dikiş
Kıyâmete kadar sökülmez imiş


Seyrâni’nin gözü kanlı yaş imiş
Aşk ve sevda cümle derde baş imiş
Ben bağrımı toprak sandım taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş

134.BEYİT
Eşimden ayrıldım yoktur kararım
Uçan kuştan haberini sorarım
Gece gündüz hasretiyle yanarım
Beni öldürmeli döğmeli değil

Hayli demdir hatırını sormadım
Geçti ömrüm bir murâda ermedim
Fırsat elde iken demler sürmedim
Beni öldürmeli döğmeli değil

Elimden aldırdım hüsn-ü âlâyı
Anın için terkeyledim sılayı
Başıma almışam bunca belâyı
Beni öldürmeli döğmeli değil

Kerem eder ben yolumu şaşırdım
Şaşırdım da sarp kayaya düşürdüm
Hayıf ki fırsatı elden kaçırdım
Beni öldürmeli döğmeli değil

135.BEYİT
Evrâh-ı âlemde levh-i kalemde
Bu benim bahtımı böyle yazdılar
Gönül perişandır devr-i âlemde
Bir gönlümü yüzbin zâre yazdılar

Aşk benim ile dâim eyler kı̂l-ü kâl
Daha sabretmeye kalmadı mecâl
Vardım taksimdâra kıldım arzuhâl
Dedi ki öz bahtını aşka yazdılar

Gönül gülistânı hâr oldu diye
Bülbülün gülistânı zâr oldu diye
Hasretlik cismine vâr oldu diye
Erbâbı arz ile yâre yazdılar

Dünya sevenler veli değildir
Canını terk edenler deli değildir
İnsanoğlu gamdan hâli değildir
Her birini bir efkâre yazdılar

Ne var bu sevdânın nihayetinde
Yâdlar gezer şâhın vilâyetinde
Herkes diyârında muhabbetinde
Bilmem bizi nereye yazdılar

Dönmez kavlinden sıdk-ı sâdıklar
Dost ile dost olur bağrı âşıklar
Aşk kaydına geçen bunca âşıklar
Sümmâniyi iyi bir kenara yazdılar

136.BEYİT
Ey abd-i makbul
Dönme sağ-ı sol
Budur doğru yol
Hakkı zikreyle

Murâdın irfân
Edersin iz’ân
Ey sevgili cân
Hakkı zikreyle

Her an her nefes
Gayre meyli kes
Budur câna pes
Hakkı zikreyle

Fikri hevâdan
Gönlü riyâdan
Geçip sivâdan
Hakkı zikreyle

Uyan ey mürde
Düşüp bu derde
Kalkıp seherde
Hakkı zikreyle

Tutup bir etek
Ol ballı petek
İnle bülbül tek
Hakkı zikreyle

Hulûsi yâd et
Gönlünü şâd et
Böyle feryâd et
Hakkı zikreyle


137.BEYİT
Ey Allahım beni senden ayırma
Beni senin cemâlinden ayırma
Seni sevmek benim dinim imanım
İlâhi dini imandan ayırma

Sararıp soldum döndüm hazâna
İlahî hazânı daldan ayırma
Şeyhim güldür ben ânın yaprağıyam
İlâhi yaprağı gülden ayırma

Men ol dost bahçesinin bülbülüyem
İlâhi bülbülü gülden ayırma
Balığın canını suda dediler
İlâhi balığı sudan ayırma

Eşrefoğlu seni seven kulundur
İlâhî kulunu senden ayırma

138.BEYİT
Ey Allahım seni sevmek
Ne güzeldir ne güzeldir
Yolunda bâş-u cân vermek
Ne güzeldir ne güzeldir

Şol ismi zâtını sürmek
Visâlin gülünü dermek
Cemâl-i pâkini görmek
Ne güzeldir ne güzeldir

Sürüp dergâhına yüzler
Döküp yaşı yere gözler
Bir olsa gece gündüzler
Ne güzeldir ne güzeldir

Visâlin derdine düşmek
Yanıp oduna pişmek
Sonun da sana erişmek
Ne güzeldir ne güzeldir

Niyâzi yârini bulmak
Yanında eğlenip kalmak
Varıp bir ile bir olmak
Ne güzeldir ne güzeldir

139.BEYİT
Ey bu gönlüm şehrini bin kahr ile vîran eden
Bî-duhân odlar Yakup bu sinemi külhân eden

Ehl-i âlem derdinin mislin görüp rahat bulur
Cins-ü misli olmayan derde beni dükkân eden

Bir bahirdir sâhili yok mevci olmaz münkesîr
Leylinin fecrin getirmez gökteki devrân eden

Aklı fikrim zevrâk-ı yollarda kaldı ser nigân
Belki cümle aklı fikri bende sergerdân eden

Kimine meydan eden bu âlemin dört köşesin
Mısrî’ye ucdan uca her köşesin zindân eden

140.BEYİT
Ey cümle halkın maksûdu
Al gönlümü senden yana
Ey külli şeyin mevcûdu
Al gönlümü senden yana

Budur yüreğim yarası
Gitmedi yüzüm karası
Bîçârelerin çâresi
Al gönlümü senden yana

Nefs elinden âvâreyim
Hırs elinden bîçâreyim
Gayrı kime yalvarayım
Al gönlümü senden yana

Elim sana ermekliğe
Gözüm seni görmekliğe
Kapına yüz sürmekliğe
Al gönlümü senden yana

Mustafâ’nın izzetine
Murtazâ’nın himmetine
Şol birliğin hürmetine
Al gönlümü senden yana

Evliyâlar hürmetine
Enbiyâlar izzetine
Mukarrebler gurbetine
Al gönlümü senden yana

Aşkınca yoldaş olmaya
Derdine derttaş olmaya
Sırrına sırdaş olmaya
Al gönlümü senden yana

Dâim sen ol dilde sözüm
Seni fikreylesin özüm
Gayriye bakmasın gözüm
Al gönlümü senden yana

Ümmi Sinan der yaratan
Kaldır perdeyi aradan
Kurtar beni bu yaradan
Al gönlümü senden yana




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #14 : 19/09/09, 04:30 »
141.BEYİT
Ey çark-ı sitemkâr dîl-i nâlânıma dokunma
Hicr alemidir bu âlem ettiğim efgânıma dokunma

Ey bâd-ı sabâ uğrar isen yâre selam et
Tel kır fakat zülf-ü perişânıma dokunma

Ey bâde eğer yârim içerse seni bensiz
Ver neşve fakat nergîs-i mestânıma dokunma

Vermem sana çek benden elini ey meleku’l- mevt
Cânânıma nezreyledim aman cânıma dokunma

142.BEYİT
Ey derde dermân isteyen
Yetmez mi dert dermân sana
Ey râhat-ı cân isteyen
Candır kurban olan sana

Yağma edersin varlığın
Gider gönülden darlığın
Mahveyle sen ağyarlığın
Yâr oluser mihmân sana

Tevhîde tapşur özünü
Kimseye açmaz râzını
Mürşide tut sen yüzünü
Mürşit yeter burhân sana

Sermâye bu yolda hemân
Teslim olur buna inan
Sıdk ile Allah’a dayan
Etmez mi gör ihsan sana

Dünyâ ile ukbâyı koy
Ûlâ ile uhrâyı koy
Var ol kuru sevdâyı koy
Matlûp yeter subhân sana

Candan talep kıl yârini
Ver cânı bul dîdârını
Yok eyle kendi vârını
Kim vâr ola cânân sana

Çürüklerin hep sağ olur
Zehrin kamû bal yağ olur
Dağlar yemişli bağ olur
Cümle cihân bostan sana

Kulluğa bel bağlar isen
Şâm-u seher ağlar isen
Sular gibi çağlar isen
Tez bulunur umman sana

Yüzün Niyazi eyle Hâk
Dert ile bağrın eyle çâk
Kalbin sarayın eyle pâk
Şâyet gele sultan sana

143.BEYİT
Ey dervişim diyen kişi
Gayre gönül verme sakın
Cânını aşk odu sanıp
Nefs oduna vurma sakın

Aşkın odu âşıkların
Canın yakar ol dost için
At bu cânı aşk oduna
İki sanıp durma sakın

Aşk deryâsı derin olur
Yüzbin yüzgeçler boğulur
Kenârı yok bu deryânın
Çıkam deyû yorma sakın

Bu deryanın yüzgeçleri
Cansız olur bahrîleri
Can terkini urmayınca
Bu deryâya girme sakın

Bahrîsisin bu deryânın
Eşrefoğlu Rûmi sende
Az az çıkar aşk güheri
Kendi özünden sanma sakın

144.BEYİT
Ey dil nolaydım virân olaydım
Ol vechi yâre hayrân olaydım
Düşüp ayaktan şol mest misâli
Bî-ârı ırzı bî-cân olaydım

Ol bezm-i şem’in visâli yârin
Pervâneler tek sûzân olaydım
Koydu taalluk çıkıp aradan
Visâl-i yâr ile yeksân olaydım

Mihrap edipte ebrûy-i yârin
Vechine ânın seyrân olaydım
Varıp meğer ki kûyine yârin
Bir gece anda mihmân olaydım

Âhir Hulûsi ol mihr-i yârin
Pâyine düşüp kurbân olaydım

145.BEYİT
Ey garip bülbül diyârın kandedir
Bir haber ver gülizârın kandedir
Sen bu ilde kimseye yâr olmadın
Var senin elbette yârin kandedir

Arttı günden güne feryâdın senin
Ah-u efgân oldu mûtâdın senin
Aşk içinde kimdir üstâdın senin
Bu senin sabr-u karârın kandedir

Bir enîsin yok acep hasrettesin
Râhâtı terkeyleyip mihnettesin
Gece gündüz bilmeyip hayrettesin
Yâ senin Leyl-ü nehârın kandedir

Ne göründü güle karşı gözüne
Ne göründü baktığınca özüne
Kimse mahrem olmadı hiç râzına
Bilmediler şehsûvârın kandedir

Gökte uçarken seni indirdiler
Çâr anâsır bentlerine vurdular
Nur iken adın Niyâzi koydular
Şol ezel ki îtibarın kandedir

146.BEYİT
Ey gönül bakma cihana
Gün gelir seyrân gider
Durma ağla gözlerim gel
Bu kafesten cân gider

Sağlığı sen bil ganimet
Gönlünü Allah’a ver
Çağrılır kabre girersin
Sonra bu meydân gider

Uyma gel ehl-i zamâna
Çokca sohbet eyleme
Çünkü onlar ehl-i Hakka
Her cihetten yan gider

Sıdk ile Allah’a kul ol
Mâl-ü dünyâ fitnedir
Bir kefen giyip gidersin
Servet-ü sâmân gider

Var mı hiçbir fert ki
Bulmuş intizâr-ı âlemi
Bakma dünya işidir bu
Dâimâ vîrân gider

Cümle halk ehli seferdir
Devr-i âdemden beri
Pençe-i mevte takılmış
Günde bin kervân gider

Hazır ol mevte kelâmi
Gâfil olma bir nefes
Dost gider düşman gider
Ağyâr gider ihvân gider

147.BEYİT
Ey gönül gel bir derde düş kim
Anda dermân gizlidir
Gel karış bir katreye kim
Anda ummân gizlidir

Terkedip nâm-ı nişânı
Giy ferâgat cübbesin
Bu ferâgat cübbesinde
Sırr-ı sultân gizlidir

Muhîp ise cân-ı dil
Bulur hayât-ı Câvidân
Dervişin her bir sözünde
Âb-ı hayât gizlidir

Değme bir derviş fakire
Hor görüp hor bakma kim
Gönlünün her köşesinde
Arş-ı Rahmân gizlidir

Gör bu Eşrefoğlu Rumi
Bahr-i aşkta neyledi
Cân-ı başı terkedip
Cânı cânânda gizlidir

148.BEYİT
Ey gönül içmek dilersen câm-u cem
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem
Verme ömrüm hevâya ey müdâm
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Bu demi Ahmet başa tâc eyledi
Bu dem ile seyr-i mi’râc eyledi
Bu dem ile nice kez hâc eyledi
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Bu demi söyler hakikat dört kitap
Aç kulağın dinle eşyadan cevap
Dünyada olmak dilersen kâm-u bâp
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Bu dem ile seyreder devr-i felek
Bu dem ile seyreder ins-ü melek
Bu dem ile hû çeker suda semek
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Ömrü “kün”le bâ huzur etti vücûd
Varlığın izhâr edip hayy-u vedûd
Vâr ise sende basîret kıl şühûd
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Onsekizbin âlemi halkeyledi
Cümlesini zikr ile emreyledi
Sırrını insana pinhân eyledi
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Ey Rızâ zikreyle cismin nûr olur
Zikreden elbette mevlâyı bulur
Zikr ile cümle günah mağfûr olur
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

149.BEYİT
Ey kardeşler böyle olur
Hâli yârdan ayrılanın
Engin denize dökülür
Seli yârdan ayrılanın

Gökten turnalar çekilir
Yorulup yere dökülür
Gencecik yaşta bükülür
Beli yârdan ayrılanın

Gül dikensiz bitmez imiş
Bülbül gülsüz ötmez imiş
İşe güce yetmez imiş
Eli yârdan ayrılanın

Turnalar havadan uçar
Gül yüzlere nurlar saçar
Âh ile vâh ile geçer
Günü yârdan ayrılanın

Karacaoğlan geçmez dilek
Ateş ateş yandı yürek
Sağ yanında hazır gerek
Salı yârdan ayrılanın

150.BEYİT
Ey kerîm Allah ey ğanî sultan
Dertliyiz senden umarız dermân
Lütfuna had yok ihsana pâyân
Dertliyiz senden umarız dermân

Gerçi kullarda mâsiyet çoktur
Rahmetin mevlam dahî artuktur
Gayriden bize hiç medet yoktur
Dertliyiz senden umarız dermân

Gel demez isen biz günahkâre
Bir âdem kadir mi ki yol vâre
Çâre yok senden olmasa çâre
Dertliyiz senden umarız dermân

Şu dem ki senden bir hedâ geldi
Feyz-i akdesten âşinâ geldi
Bir cefasına bin safâ geldi
Dertliyiz senden umarız dermân

Bu Niyâzi çün zikrine düştü
Dünü gün gönlü fikrine düştü
Zâtına eren şükrüne düştü
Dertliyiz senden umarız dermân





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Zekata Bağlı Olan Mallar Kalb kırmak ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.236 saniyede oluşturulmuştur


BeyitlerGüncelleme Tarihi: 15/12/19, 21:38 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim