Beyitler - Şairi Meçhul Şiirler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.552 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22879 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Beyitler, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 80806 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Beyitler}   Okunma sayısı 80806 defa

0 Üye ve 2 Misafir konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #30 : 19/09/09, 17:33 »
298. BEYİT
Şöyle kalam mı dert ile
Derde dermân bulmayam mı
Geçti ömrüm göz yaşı ile
Bir gün ola gülmeyem mi

Ne derde uğrattın beni
Ben ağlarım dünü günü
Bire dertli gönül seni
Dilim dilim dilmeyem mi

Derdim kala bir uçmaya
Dostun eline göçmeye
Dosta hâlim arzetmeye
Halvetlerde bulmayam mı

Âşık söylenir dillerde
Gözünden akan sellerde
Ben de bu garip illerde
Vâdem yetip ölmeyem mi

Ayrı düştüm yarenlerden
Dost cemâlin görenlerden
Şol güzîde erenlerden
Sır haberin almayam mı

Yunus söyle ey sultanım
Fedâ olsun sana canım
Dolu dolu aşk kadehin
Dost elinden içmeyem mi

299.BEYİT
Şu gönlümün güzeline
Gitmeliyim görmeliyim
Yüz sürüp onun eline
Cân-ı bâşı vermeliyim

İyi ölçüp biçmeliyim
Şâhı güzel sevmeliyim
Çeşmesinden içmeliyim
Maksûduma ermeliyim

Gel sen de git bul öreni
Gör kim imiş gül dereni
Dert dermânı şâh Ereni
Bu yarama sarmalıyım

Taştı gönül bugün taştı
Yüce dağlar geçip aştı
Vardı şâhına ulaştı
Gündüz gece kalmalıyım

Ey dumâni duman dağlar
Vuslata ermeyen ağlar
Hazâna ermeden bağlar
Bu demleri sürmeliyim

300.BEYİT
Şu karşıki dağda göç katar katar
Bir güzelin derdi serimde tüter
Bu ayrılık bana ölümden beter
Geçti dost kervanı eyleme beni

Şu benim güzelim başta oturur
Bu güzelin derdi beni bitirir
Bu ayrılık bana ölüm getirir
Geçti dost kervanı eyleme beni

Sen gideli dostum sana yanarım
Ciğerimi aşk oduyla dağlarım
Senden başkasına gönül vermezem
Geçti dost kervanı eyleme beni

Efendim sultanım dağlar aşarım
Aşarımda dost iline düşerim
Çok nimetin yedik helallaşalım
Geçti dost kervanı eyleme beni

301.BEYİT
Şu karşıki karlı dağlar
Pâre pâre duman şimdi
Kavuşmamız bir hoş ammâ
Ayrılmamız yaman şimdi

Gülün çevresi hâr mı ola
Çektiğim ah-u zâr mı ola
Acep bizi anar mı ola
Ol kaşları kemân şimdi

Ararsam yârim bulurdum
Uğruna serim verirdim
Bir kez görmesem ölürdüm
Gör neyledi zaman şimdi

Garîbem kaldım arada
Sefînem oynar deryâda
Şâh orada ben burada
Kavuşmamız gümân şimdi

Emrâhi kapıya çıkar
Çıkarda yollara bakar
Âşığın odlara yakar
Boyu uzun fidân şimdi

302.BEYİT
Şu kimsesiz sahrâlarda
Diken oldu gülüm benim
Gizli gizli tenhâlarda
Ağlamaktır hâlim benim

Gülü dikene katalı
Diken elime batalı
Yâr beni yârdan atalı
Felek büktü belim benim

Arı geçmez çiçeğinden
Çiçek geçmez biteğinden
Efendimin eteğinden
Kesme Rabbim elim benim

Yedim acı teresinden
İçtim ânın şırasından
Seyrâni gâm deresinden
Cûş eyledi selim benim

303.BEYİT
Şu mübarek günde küsmek olur mu
Uzat ellerini cânım bayramlaşalım
Hakkın selâmını kesmek olur mu
Uzat ellerini şâhım bayramlaşalım

Yâr sılada ben burada hali perîşan
Var mı bizim gibi bir derde düşen
Nasîp eyle Mevlâm dosta kavuşam
Uzat ellerini cânım bayramlaşalım

Eller al giyinmiş gider bayrama
Şu gurbet illerde düştüm yollara
Selâm olsun sıladaki dostlara
Uzat ellerini cânım bayramlaşalım

Mor gülümde al güllere karışır
İhvanlarda yollarına bakışır
Bayram gelir hasretliler kavuşur
Uzat ellerini cânım bayramlaşalım

304.BEYİT
Tedbîrini terk eyle takdîri hüdâ’nındır
Sen yoksun o varlıkta hep vehm-i gümânındır
Birden bire bul aşkı bu tuhfe bulanındır
Devrân olalı devrân erbâb-ı sefânındır

Âşıkta keder neyler gam halk-ı cihânındır
Koyma kadehi elden söz pîr-i mügân’ındır

Meyhâneyi seyrettim uşşâğa mutâf olmuş
Teklîf-i tekellüften sükkân-ı muâf olmuş
Gam sohbeti yâd olmuş meşrepleri sâf olmuş
Pür neşe olup meclis bî-havf-i hılâf olmuş

Âşıkta keder neyler gam halk-ı cihânındır
Koyma kadehi elden söz pîr-i mügân’ındır

Ey dil sen o dildâre lâyık değilsin yâ
Dâvây-ı muhabbette sâdık mı değilsin yâ
Özrü Azrâ’nın vâmık mı değilsin yâ
Bu gam ne gezer sende âşık mı değilsin yâ

Âşıkta keder neyler gam halk-ı cihânındır
Koyma kadehi elden söz pîr-i mügân’ındır

Mahzun idi bir gün dil meyhâne-i mânâ’da
İnkâra döşenmiştim efkâr düşüp yâda
Bir pir gelip nâgâh pend etti alel-âde
Al destine bir bâde derd-i gâmı ver yâde

Âşıkta keder neyler gam halk-ı cihânındır
Koyma kadehi elden söz pîr-i mügân’ındır

Bir bâde çek efzûn kalıp mecliste zeberdest ol
Atma ayağın taşra meyhânede pâ-best ol
Alçağa akar sular pây-i hümâ düş mest ol
Pür cûş olayım dersen Gâlip gibi ser-mest ol

Âşıkta keder neyler gam halk-ı cihanındır
Koyma kadehi elden söz pîr-i mügân’ındır

305.BEYİT
Tende cânım canda cânânımdır Allah hû diyen
Dilde sırrım sırda Subhanımdır Allah hû diyen
Dest-i kudretle yazılmış yüzüne âyât-ı hak
Gönlümün tahtında sultanımdır Allah hû diyen

Cümle âzâdan gelir zikr-i ene’l-hak nâresi
Cism içinde zâr u efgânımdır Allah hû diyen
Geceler tâ subh olunca inletir bu dert beni
Derdimin içinde dermânımdır Allah hû diyen

Yere göğe sığmayan bir mü’minin kalbindedir
Katremin içinde ummanımdır Allah hû diyen
Kisve-i tenden muarrâ seyreder bu gönlümü
Çarh uran abdâl-ı uryânımdır Allah hû diyen

Her kişiye kendinden akreb olan dost zâtıdır
Ey Niyâzi dilde mihmânımdır Allah hû diyen

306.BEYİT
Uyan be gâfil uyan gafletten
Ömrün geldi geçti haberin var mı
Bir haber aldın mı sırrı vahdetten
Ömrün çoğu gitti haberin var mı

Bu dâr-ı rıhlettir bunda kalınmaz
Hem sonu fenâdır murâd alınmaz
Kâfile kalkacak geri dönülmez
Kervan başı göçtü haberin var mı

Derviş Himmet senden evvel gelenler
Kimisi kul kimisi sultan olanlar
Dünyâ benim mülküm deyip yelenler
Ecel şarabın içmiş haberin var mı

Azığın var mıdır yola gitmeye
Döşeğin hazır mı serip yatmaya
Ejderler gibi çekip yutmaya
Yerler ağzın açmış haberin var mı

Mâsiyyet yükünü aldın boynuna
Hiç ölüm korkusu gelmez aklına
Felek birkaç arşın benden engine
Yakasız don biçer haberin var mı

307.BEYİT
Uyan bu gafletten divâne gönül
Zerre kadar dertli olan uyumaz
Vazgeç tembellikten bîçâre gönül
İsm-i celâl virdi olan uyumaz

Bir kişiye hak hidayet getirir
Uyku tutmaz gece kalkar oturur
Günâhını göz önüne getirir
Dizin döver olur pişmân uyumaz

Âşıklar uyumaz aşka gelerek
Dertliler uyumaz yaşın silerek
Başlar soyunmaya güller gülerek
Ağlar bülbül figân eder uyumaz

Hâfız olan Kur’ân okur seherde
Ârif olan irfân okur seherde
Zâkir dersi subhân okur seherde
Gece yatıp kâmil insan uyumaz

Eğer insan isen dert ile inle
Tesbih âvâzını dağlardan dinle
Bak hû sedasını bağlardan dinle
Mevcûdât zikreder bir ân uyumaz

Bulut uyku bilmez gözü yaş döker
Çiçekler huzurda boynunu büker
Rüzgar uyanıktır dâim hû çeker
Cûşa gelir bahr-i ummân uyumaz

Hayvanât uyumaz tesbih edermiş
Mevcûdat uyumaz tevhît edermiş
Öz kul uyanmıyor gaflete dalmış
İnsafa gel bütün cihân uyumaz

308.BEYİT
Uykudan uyan dertlere boyan
Aşk oduna yan bîçâre gönlüm
Durma yürü sen kalma geri sen
Vergil seri sen âvâre gönlüm

Her seher ağla su gibi çağla
Rûz-i şeb ağla dildâra gönlüm
İrfan ara bul insan ara bul
Dermân ara bul gülzâra gönül

Bu Hulusi’nin dinle sözünü
Ceht eyle gör dildâr yüzünü
Görmeye ânı aç cân gözünü
Vâkıf ol cümle esrâra gönül

309.BEYİT
Vardım eşiğine yüzümü sürdüm
Etrafını bütün dikenler almış
Ulu mihrâbında yazılar gördüm
Kim bilir ne mutlu zamandan kalmış

Batan güneşlerin ölgün nigâhı
Karartı bırakmış o kıblegâhı
Mazlum bir ümmetin baht-ı siyâhı
Vîrân kubbesini gölgeler salmış

İslamın bahtiyar bir zamanında
Âb-ı hayat varmış şadravânında
Şimdi harâp olmuş sa’yabânında
Dem çeken kuşların ömrü azalmış

Âyât-ı hikmet var kitâbesinde
Bir dersi ibret var hitabesindê
Bâğ-ı cennet olan harâbesinde
Tekbir sedâları artık bunalmış

Hey Rızâ secdeye baş koyup dinle
Taşlar dilegelsin senin derdinle
Efsâne söyledin ağla hem dinle
O şerefli mâzi meğer masalmış

310.BEYİT
Vardım ki yurdundan ayak götürmüş
Şâhım gitmiş ıssız kalmış otağı
Cemler şikest olmuş meyler dökülmüş
Sâkiler meclisten çekmiş ayağı

Hangi ilde bulsam ben o merâli
Hangi ile varsam âşığı yâri
Leylâsın yitirmiş Mecnun misâli
Gezer ilden ile yoktur durağı

Lâleyi sümbülü gülü hâr olmuş
Zevki zevk ehlini âh-u zâr almış
Süleyman tahtını sanki mâr almış
Gama tebdîl olmuş ülfetin çağı

Zihni dert ehlinden her zaman ağlar
Vardım ki bağ ağlar bağbağan ağlar
Sümbüller perişan güller kan ağlar
Nazlı cânân terk edeli bu hânı

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/beyitler-t15588.30.html




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #31 : 19/09/09, 17:34 »
311.BEYİT
Vâsıl olmaz kimse hakka
Cümleden dûr olmadan
Kenz açılmaz şol gönülden
Tâ ki pür nûr olmadan

Sür çıkar ağyârı dilden
Tâ tecellî ede hâk
Pâdişah konmaz saraya
Hâne mâmur olmadan

Mûtû kalbe ente mûtû
Sırrına mazhâr olan
Bunda gördü haşrı neşri
Nefhâ-i sûr olmadan

Sen müyesser eyle Yâ Râb!
Bizlere beytin tavâf
İlmin ile âmil eyle
Vâde tekmîl olmadan

Hâk cemâlin kâbesini
Kıldı âşıklar tavâf
Yerde kâbe gökyüzünde
Beyt-i mâ’mûr olmadan

Mest olanların kelâmı
Gayriden gelmez velî
Pes ene’l-Hak nice desin
Kişi Mansûr olmadan

Mest olan mestâne geldi
Tâ ezelden tâ ebed
İçtiler aşkın şarâbın
Âb-ı engûr olmadan

Bir aceb sevdâya düşmüş
Tutuşur şems-i müdâm
Hakka makbûl olmak ister
Halka menfûr olmadan

312. BEYİT
Yâkubu zâr oldu yine
Sabr-ı kararım kalmadı
Şol bülbülü nâlânı vech
Ol gülüzârım kalmadı

Hasretini çekticeğim
Yâri vefâ hoş perverim
Firkatte koydun cânımı
Hiç intizârım kalmadı

Yâ Râb eyle dîdârını
Görmek müyesser yârimi
Hasret oku bağrım deldi
Gayrı medârım kalmadı

Mecnûn edüp Leylâ’ya gel
Deryâyı aşkı boyladı
Ben derdi yâre düşeli
Nâmus-u ârım kalmadı

Bilmem ne lutfeyleyuben
Arz eyledim dîdârını
Hayrân olup gözüm ona
Sabr-u kararım kalmadı

Der ki Hulûsi ol yârin
İhsânının pâyânı yok
Gülşen olup bağ-ı gönül
Zerrece hârım kalmadı

313.BEYİT
Yalınızım sahralarda
Nazlı şâhım gel hele gel
Gece gündüz âh-u zârım
Nazlı şâhım gel hele gel

Sensiz cihân zindan bana
Bir dem lutfeyle bu yana
Ağlıyorum yana yana
Nazlı şâhım gel hele gel

İhvanların seni ister
Lütfeyle cemâlin göster
Tarîkatın bizi besler
Nazlı şâhım gel hele gel

Âciz kölen söyler sözü
Kan ağlıyor iki gözü
Hasretinle yaktın bizi
Nazlı şâhım gel hele gel

Giresun Eynesil Ören
Hiç yoktur hâlimi bilen
Şâhım Hacı Mustafa Eren
Nazlı şâhım gel hele gel

314.BEYİT
Yanarsam aşk-ı nârınla yanayım Yâ Resûlallah
Ezelden bağrı yanmış bir gedâyız Yâ Resûlallah
Hevâ-i nefsime tâbi olup pek çok günah ettim
Huzuruna hangi yüzle varayım yâ Resulallah

Harîm-i ravzana sürmüş iken rûh-u siyâhım âh
Yine cürm-ü günaha mübtelâyım Yâ Resûlallah
Kapında boynu bağlı bir esîrim dest gîr ol sen
Garîbim bî-kesim bî-destü pâyım Yâ Resûlallah

Kulum Leylâya şâhım var iken dergâh-ı ihsânın
Varıp ben hangi şâha yalvarayım Yâ Resûlallah
Medet kıl tevbe ettim her günâha Yâ Resûlallah
İnâyet eyle abd-i rû siyâha Yâ Resûlallah

Bugün uryân-ı aşkı bende-i âli baba oldum
Ki bakmam hikâvü tâc-u külhâya Yâ Resûlallah
Gedâyân-ı der-i şevket medâr-ı dâr-ı irfânın
Agın öptüler pâdişâha Yâ Resûlallah

Tesellî cemâl-i nûr-u aşkın var iken dilde
Nazar kılmam felekte mihr-i mâh’a Yâ Resûlallah
Nigâh-ı iltifatınla nazar kıl mazhar-ı lutfet
Gönül âyinesi sırr-ı ilâhiye Yâ Resûlallah

Eriştir menzil-i maksûda ayn-ı rûz-i şeb düşmüş
Tarîk-i mevlevîde âh-u vâh’a Yâ Resûlallah

315.BEYİT
Yâ Râb bize ihsân et
Vuslat yolunu göster
Surette koyma cân et
Uzlet yolunu göster

Eyledi hevâ gâr et
Oldu işimiz adet
Dergâhın ulu gâyet
Kudret yolunu göster

Nefsimi hevâdan kes
Kalbimi riyâdan kes
Meylimi sivâdan kes
Halvet yolunu göster

Candan sana tâlip kıl
Her tâate râğip kıl
Bir pîre musâhip kıl
Hizmet yolunu göster

Tâlim edip esmâyı
Bildir bize eşyayı
Duymaya ev ednâyı
Hikmet yolunu göster

Hâr içre biter gülzâr
Zâr içre doğar envâr
Her şeyde tecellîn var
Rûyet yolunu göster

Şu kim ola vuslatta
Halvet bula celvette
Bu Mısrî’ye kesrette
Vahdet yolunu göster
 

316.BEYİT
Yâ râb n’olur derd-i dili yâre ulaştır
Bu bülbül-ü nâlânı o gülzâre ulaştır
Hasreti ânın açtı nice yâre bu dilde
Bi-mâre dili sen onu timâre ulaştır

Bu âşıkı bîçâreye kılsın medet artık
Gûş ettir o nâlemi bu zâre ulaştır
Gurbete düşüp oldum esîr-i gâm-ı hicran
Bu gamlıyı lütfeyle o gamhâre ulaştır

Firkat oduna yakma bu cânımı efendim
Ol vâris-i yektâ Ahmed-i Muhtâra ulaştır
Kıtmirliğe şayeste kıl onun kapısına
Rahmeyleyuben ol dîli dildâre ulaştır

Matlûbumu ver hürmetine imâmu’l-harameynin
Hulûsi’yi ol yâri vefâdâre ulaştır

317.BEYİT
Yârdan ayrılalı her demim gamdır
Gözlerimden akan kan ile nemdir
Yeter artık cevrin mecnûna döndüm
Ne günüm gündür ne demim dem

Cemâlin şem’ine oldum pervâne
Kül oldum aşkınla ben yana yana
Evvel merhem idi vuslatın câna
Şimdi hayallerin derdime emdir

Ne mümkün âşığa yârdan ayrılmak
Mümkün mü mansura dâr’dan ayrılmak
Göz göze efendim senden ayrılmak
Billâhi sultanım gam ile kemdir

Bülbül gibi cüdâ düştüm gülümden
Cüdâ düşen bilir cüdâ hâlinden
Feleğin sunduğu firgat elinden
İçtiğim yediğim hep acı semdir

Şimdi Yûsuf gibi bir çeşm-i mestim
Dağ başında kaldım erişmez destim
Ben kulunun hâlin sorarsa dostum
Hâlim Yâkup gibi gam ile kemdir

318.BEYİT
Yârim senden ayrılalı
Hayli zaman oldu gel gel
Bak gözümden akan yaşa
Âb-u revân oldu gel gel

Böyle mi olur küsüp gitmek
Seni seveni terketmek
Haram oldu yemek içmek
İşim figân oldu gel gel

Kurulu yaydır yasılmaz
Gönül sevginden kesilmez
İçmeyince dert eksilmez
Boş bâdeler doldu gel gel

Kul âşık evvel varmaya
Dostundan haber almaya
Yetiş namazım kılmaya
Seni seven öldü gel gel
 
  
 




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #32 : 19/09/09, 17:35 »
319.BEYİT
Yârin efkârından yârin gamından
Bana bir acâip hâl oldu bugün
Benim bir derdimi bine yetirdi
Yandı ciğerciğim kül oldu bugün

Ne müşkil derd imiş yârdan ayrılmak
Aktı gözüm yaşı oldu bir ırmak
Bana harâm oldu bu ilde durmak
Bilmediğim dağlar yol oldu bugün

Turnamın kanadı al yeşil tenden
Çekerim ayrılık ne gelir elden
Garip bülbül gibi ayrıyım gülden
Ayrıyım gülümden dûr oldu bugün

Öksüz kerem eder yâ ben nideyim
Eşime dostuma haber edeyim
Başım alıp diyâr diyâr gideyim
Gecemle gündüzüm bir oldu bugün

320.BEYİT
Yârin için ağlamamış
Âşığına âşığına
Yâ kim gönül bağlamamış
Âşığına âşığına
Cânı fedâeylemeli
Mâşuğuna mâşuğuna

Yâr olasın eylemeli
Gizlice bir söylemeli
Vaslına vâd eylemeli
Âşığına âşığına
Cânı fedâ eylemeli
Mâşuğuna mâşuğuna

Kalbinin ebrusu gibi
Hâlinin kisvesi gibi
Meylede arzusu gibi
Âşığına âşığına
Cânı fedâ eylemeli
Mâşuğuna mâşuğuna

Bağrına basmış ezeli
Hulusi’ye yârin eli
Sordum ona dedi belî
Âşığına aşığına
Cânı fedâ eylemeli
Mâşuğuna mâşuğuna

321.BEYİT
Yârin kitâb-ı hüsnünün
Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün
Nâlânı olmuştur gönül

Gül âşinâlık arzeder
Vechine karşı açılır
Gül gibi dostun yüzünün
Hândânı olmuştur gönül

Mest gözler ile baksa yâr
Kılar her yana âh-u zâr
Kabil değil ola tımar
Giryânı olmuştur gönül

Sunsa lebinden katre âb
Hâli olur her dem harâp
Baştan ayağa pür kebâp
Püryânı olmuştur gönül

Can kande ansız şâd ola
Yârsız işi feryâd ola
Bir gün gönül âbâd ola
Vîrâne olmuştur gönül

Lâl-i şerâbından nişân
Cân olsa olur câvidân
Zâhir olup sırrı nihân
Mestâne olmuştur gönül

Dâim Hulûsi’ye medet
İster ağyârı mest-ü ment
Derdi olunca bir adet
Dermânı olmuştur gönül

322.BEYİT
Yeşil ördek gibi daldım göllere
Sen düşürdün beni dilden dillere
Başım alıp gidem gurbet illere
Ne sen beni unut ne de ben seni

Sevdiğim cemâlim güneşim ayım
Seni seven âşık çekmez mi âhı
Getir el basalım kelâmullâhı
Ne sen beni unut ne de ben seni

Gel seninle ahd-u peymân edelim
Bağlanalım bir karara varalım
Verdiğimiz sözde her an duralım
Ne sen beni unut ne de ben seni

Yolda harami çok engel arada
Unutma sevdiğim demli sırada
Vücud buradadır gönlüm orada
Ne sen beni unut ne de ben seni

Ey şâhin bakışlım ey elâ gözlüm
Bir eli kadehli bir eli sazlım
İşte gidiyorum ey âhû gözlüm
Ne sen beni unut ne de ben seni

Tâ ezel ezeli seven sevende
Şu iki cihânda kevn-i mekânda
Mîzân başlarında ulu divanda
Ne sen beni unut ne de ben seni

Çekilsin gülbentler sürülsün devrân
Görülsün kayıtlar kurulsun divân
Yolumuzu açsın yüce yaratan
Ne sen beni unut ne de ben seni

323.BEYİT
Yeter artık bu hasret aşkıyla halvetim
Sana gelmektir niyetim daha dönmem ben Şîrâna
Kabul eyle ümmetini alsın pirinden himmeti
Ver bakalım cennetini daha dönmem ben Şîrana

Erdim şefâat-kârına kabul edip ol yanına
Misafirim Osman’ına daha dönmem ben şîrâna
Yüzüm sürdüm eşiğine sen sâhip ol âşığına
İlticâm var böyle sana daha dönmem ben Şîrâna

Yüzüm sürdüm eşiğine sen sahip ol âşığına
İlticâm var böyle sana dönmem ben Şirâna
Fâni dünyada daraldım hasretin ile bunaldım
İlticâyı sana kıldım dönmem ben Şîrâna

Burada tamam olsun ömrüm vuslat olsun hem bu günüm
Sultanıma gider gönlüm daha dönmem ben Şîrâna
Ergeç âkıbetim budur şefâât kârım bu mudur
Bu yol aşklar yoludur daha dönmem ben Şîrâna

Mustafâ’yım Mustafâ’ya varayım o pür sefâya
İlticâyım kıldım Mevlâya daha dönmem ben Şîrâna
Bu cân cânânı arzeder garip kulun niyâz eder
Ümmet Muhammed ’e gider daha dönmem ben Şîrâna

Âşık isem yâre erem cemâl-i pâkini görem
Eşiğine yüzler sürem daha dönmem ben Şîrâna
Cism-i cânım arzuluyor hasret yaralar sızlıyor
Gönlüm Muhammed ’e dönüyor daha dönmem ben Şîrâna

Bir iltica niyâzım var dilde bin bir vâzım var
Kabul eden feyyâz’ım var daha dönmem ben Şîrâna
Bir cânım var sana kurban yeter artık bana bu hâl
Gel de bana emrin sultan daha dönmem ben Şîrâna

Son nefesim Allah bulurum felâh inşallâh
Kabûl eyle Resûlullah daha dönmem ben Şîrâna
Mustafâ’ya yeter geldi dâru’s-selâmını bildi
Yansın bana bu kandilin daha dönmem ben Şîrâna

324. BEYİT
Yine arzuladım nazlı şah seni
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Gör ne hâle koydu ayrılık beni
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Otursam ağlasam delisin derler

Ne yatarsın bülbül kalk figân eyle
O nazlı şâhıma bir selâm söyle
Deli gönül mahzûn olur mu böyle
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Otursam ağlasam delisin derler
Üstümüzden gelen boran kış gibi
Şâhin pençesinde yavru kuş gibi
Dert bağrına bastı beni taş gibi
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Otursam ağlasam delisin derler

Gündüz hayâlimde gece düşümde
Nice zaman gezdim şâhın peşinde
Aramıza yıllar çekildi perde
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Otursam ağlasam delisin derler

Garipliktir gurbet ilde çektiğim
Çağlayıpta boz bulanık aktığım
Yâr Eren’in ateşine yandığım
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Otursam ağlasam delisin derler

325.BEYİT
Yine bahar oldu açıldı güller
Bülbülü Şeydâlar bağlarda gezer
Bir saçı leylâya gönül verenler
Elbet Mecnûn olur dağlarda gezer

Ne yaman ateştir aşkın ateşi
Gittikçe artıyor dilde savaşı
Yâr senin elinden gözümün yaşı
Bahar seli gibi çağlarda gezer

Emrâhı dinleyen bağrı yanıklar
Bezm-i muhabbette kalb-i sâdıklar
Sevdiğinden cüdâ düşen âşıklar
Rûz-i şeb âh edip ağlarda gezer

326.BEYİT
Yine dosttan haber geldi
Dalgalandı coştu gönül
Bir doğru yol ele girdi
Katarlandı coştu gönül

Kılavuzum şâh-ı merdân
Çevresi dopdolu nurdan
Bunda zir- herca-i dostan
Neylesin vazgeçti gönül

Sır şeyhimin sırrı idi
Seyredeni sever idi
Şurda bir avcı var idi
Vardı ağa düştü gönül

Şâh sultanım zülfü nider
Er olan ikrârı güder
Ceset bunda seyrân eder
Çün dosta ulaştı gönül

Açıldı bahçenin gülü
Öter içinde bülbülü
Dost elinden dolu dolu
Sarhoş oldu içti gönül

327.BEYİT
Yine yaz günleri geldi
Söyle bülbülcüğüm söyle
Cümle çiçekler zeyn oldu
Söyle bülbülcüğüm söyle

Kış çıkınca erdi bahar
Cânını gafletten uyar
Cennete döndü her diyâr
Söyle bülbülcüğüm söyle

Yeşil don giydi ağaçlar
Pervâz edip uçar kuşlar
Nefesin canlar bağışlar
Söyle bülbülcüğüm söyle

Aşk ile eyle gel cûşi
Gider gönlümden teşvîşi
Çıkıben gülzâre karşı
Söyle bülbülcüğüm söyle

Şeyhim andadır ben bunda
Cânım karar kılmaz tende
Zârılığım dûn-ü günde
Söyle bülbülcüğüm söyle

Kanadın açabilirsin
Açuben uçabilirsin
Deryâlar geçebilirsin
Söyle bülbülcüğüm söyle

Yuvandan yavrun mu aldılar
Seni divâne kıldılar
Zaman böyledir dediler
Söyle bülbülcüğüm söyle

Kudret hazinesi açıldı
Âleme rahmet saçıldı
Hulle donları biçildi
Söyle bülbülcüğüm söyle

Kuru dikende gül biter
Hasretinden yine biter
Dertli mi oldun benden beter
Söyle bülbülcüğüm söyle

Geçti yâ ömrümün vârı
Kor gidersin bu gülzârı
Yûnusun mûnis-i yâri
Söyle bülbülcüğüm söyle

328.BEYİT
Yolumuz gurbete düştü
Hazîn hazîn ağlar gönül
Araya hasretlik girdi
Hazîn hazîn ağlar gönül

Bu mudur senin eserin
Sinemi yaktı kederin
Ölürsem olmaz haberin
Hazîn hazîn ağlar gönül

Seyrâniyem budur halim
Yârdan ayrı düştü yolum
Bu ayrılık bize ölüm
Hazîn hazîn ağlar gönül

329.BEYİT
Yüce dağ başında yanar bir ışık
Düşmüşem derdine olmuşam âşık
Sana gelmem için yollar dolaşık
Dividim kalemim yazarım

İşte ben gidiyorum yârim sen ağla
Yan ağla dön ağla

Yüce dağ başından indiremedim
Yönümü yönüne döndüremedim
Şu zâlim nefsimi kandıramadım
Dividim kalemim yazarım

İşte ben gidiyorum yarim sen ağla
Yan ağla dön ağla

Yüce dağ başında bir top kar idim
Yağmur yağdı güneş vurdu eridim
Evvel yârin sevgilisi ben idim
Şimdi kenâr kenâr gezen ben oldum
Böyle bir güzelin de derdi var bende

İşte ben gidiyorum yârim sen ağla
Yan ağla dön ağla

330.BEYİT
Yüce şâhtan bize bir dolu geldi
Bir sen iç efendim bir de bize ver
Benim sevdiceğim o yârdan geldi
Bir sen iç efendim bir de bize ver

Yârim gelir erenlerin soyundan
Muhammed  neslinden sıddı̂k soyundan
Kırkların içtiği engür suyundan
Bir sen iç efendim bir de bize ver

Senin âşıkların kaynayıp coştu
Cânanın derdinden cânından geçti
Sâdık ihvanların doluyu seçti
Bir sen iç efendim bir de bize ver

Herkes sevdiğini tanır sesinden
Dostun muhabbeti beni mest eder
Selmânın keşkürü doldur destinden
Bir sen iç efendim bir de bize ver

Beline bağlamış nurdan bir kemer
İçmesem doluyu yüreğim yanar
İhvan mürşidinden bir dolu umar
Bir sen iç efendim bir de bize ver

Efendim sultanım hâsı seçerim
Haktan okur aşk kitabın açarım
Yâr elinden zehir olsa içerim
Bir sen iç efendim bir de bize ver

331.BEYİT
Yüzbin cefâ kılsan bana
Senden yüzüm döndürmezem
Cânım dahi alır isen
Senden yüzüm döndürmezem

Seni severim cân ile
Kul olmuşum fermân ile
Kanım döküp kurbân eyle
Senden yüzüm döndürmezem

Kilise’ye dersen girem
Narkûs dahi dersen çalam
Âşıklara yoktur kelâm
Senden yüzüm döndürmezem

İsâ mısın Mûsa mısın
Yar Yûsuf’u Ken’ân mısın
Vallâhi cânlar cânısın
Senden yüzüm döndürmezem

Âşık Yûnus gerçek isen
Hak yolunda sâdık isen
Hizmetine lâyık isen
Senden yüzüm döndürmezem




Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #33 : 19/09/09, 17:46 »
Allah(c.c) razı olsun.Sabırla okuduk bu güzel beyitleri.Emeğinize sağlık... :X42



Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.191
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Cevaplandı: Beyitler
« Cevapla #34 : 27/11/10, 11:29 »
 :X06

 X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.191
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Okundu: Beyitler
« Cevapla #35 : 08/01/12, 03:31 »
Yârim gelir erenlerin soyundan
Muhammed   neslinden sıddı̂k soyundan

Yâ Râb eyle dîdârını
Görmek müyesser yârimi
Hasret oku bağrım deldi
Gayrı medârım kalmadı

 :yoo:


bu başlıkta hazine saklı.. herkese beyitler var.. nasibini almayan kalmasın..

 X:01

 XgülllX



"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Kocaman Yürekler... Ölümden bahsediyorlarsa!.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.312 saniyede oluşturulmuştur


BeyitlerGüncelleme Tarihi: 23/08/19, 11:31 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim