Binbir Damla - Tarih Sayfalarından
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.053 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.599 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 1 ileti gönderildi.. Toplam : 22897 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Binbir Damla, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1773 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Binbir Damla}   Okunma sayısı 1773 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Binbir Damla
« : 19/12/09, 21:00 »
Edebali ve Osman Gazi

Zamanında Ahi teşkilatının reisi olan Karamanlı Şeyh Edebali (ö.726/1326 - Bilecik), Şam’da yüksek dinî ilimleri tahsil etmiş ve memlekete dönünce Bilecik (yahut Söğüt) civarında açtığı bir zaviyede halkı irşada başlamıştı. Rüya tabirini de iyi bilirdi. Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Gazi ise (ö.724/1324 - Bursa), birçok kimsenin uğrak yeri olan, fakir fukaranın ihtiyacının karşılandığı bu tekkeyi zaman zaman ziyaret eder, çeşitli konularda Edebali Hazretleri’nin irşad ve görüşlerinden istifade ederdi.

Osman Gazi, Edebali’nin misafiri olarak dergâhta kaldığı gecenin birinde şöyle bir rüya görmüş: Şeyh Edebali’nin koynundan çıkan bir ay, gelip kendi koynuna girer. Hemen göbeğinden bir ağaç biter, büyüyerek dünyayı kaplar. Gölgesinde birçok dağlar görülür. O dağların dibinden pınarlar çıkıp akarsuya dönüşür. Bu sulardan kimi bağ-bahçe sular, kimi çeşmeler akıtır...

Ertesi gün rüyasını anlatan Osman Gazi’ye Edebali şöyle demiş: “Ey Osman Gazi, sana müjdeler olsun! Yüce Allah sana ve nesline sultanlık verir ve bütün âlem, evladının himaye gölgesinde olur. Mübarek olsun. Benim kızım Malhan da senin helalin oldu.” Bu müjdeyi verdikten sonra kızını Osman Gazi’ye nikahladı. (Kızın diğer adı Rabia yahut Bâlâ Hatun’dur.)

Bu sırada Edebali’nin müritlerinden Turud (Turgud) adlı bir derviş de hazır bulunmuştu. O dedi ki: “Ey Osman Gazi! Yüce Allah sana padişahlık verdi, bize de şükrâne (bir hediye) gerek.” Osman Gazi: “Padişah olduğum zaman sana bir şehir vereyim..” deyince derviş: “Şehirden vazgeçtik, bize şu köyceğiz yeter.” dedi. Osman Gazi bu isteği kabul etti. Derviş bunun üzerine: “Bize şimdi yazılı bir belge ver.” deyince Osman Gazi: “Ben yazı yazmasını bilmem. Atadan kalma bir kılıcım ve maşrapam var. Bunları nişan olarak sana vereyim.” dedi ve onları dervişe bıraktı.

Edebali hazretleri, yüz yirmi yıldan fazla yaşamış, biri gençliğinde, diğeri ihtiyarlığında iki hanım almış; ilk hanımından olan kızını Osman Gazi’ye vermiştir. Aşık Paşazâde der ki: “Bu hikâyeyi Sultan Murad’ın babası Sultan Mehmet Çelebi zamanında Edebali oğlu Mahmud Paşa’dan işittim. Mahmud Paşa, yüz yaşından fazla yaşamış idi.”


Aşık Paşazâde, Osmanoğulları’nın Tarihi (haz. Kemal Yavuz - Yekta Saraç, İstanbul 2003), s.57-59; Mehmed Neşri, Kitab-ı Cihannüma (Ankara 1987), 1/81-85; İ. Hakkı Uzun Çarşılı, Osmanlı Tarihi (Ankara 1988), 1/105, 560.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/binbir-damla-t18111.0.html




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Binbir Damla
« Cevapla #1 : 19/12/09, 21:00 »
Emir Külâl’in Pehlivanlığı
Bahaeddin Nakşibend hazretlerinin mürşidi olan Seyyid Emir Külâl (ö.772/1370), Buhara’nın Süharî köyünde doğmuş (683/1284) ve bütün hayatını o bölgede geçirmiştir. Çömlekçilikle meşgul olduğundan “çömlekçi” anlamında “Külâl” ismiyle tanınmıştır. Rivayete göre annesi ona hamileyken, şüpheli bir lokma yediği zaman karnı ağrırdı. Bu durum birkeç kere tekrarlanınca, annesi bunu karnındaki çocuğun bir kerameti olarak kabul etmiş, yediği lokmalarda daha dikkatli ve ihtiyatlı davranmaya başlamış ve onun dünyaya gelmesini ümitle beklemiştir.

Seyyid Emir Külâl, gençlik çağında güreş tutmayı severdi. Onun güreşini izlemek için birçok kimse toplanırdı. Bir dün dervişin birisi de bu güreşi seyredenler arasındaydı. O devirde Buharalılar güreşi bid’at olarak görüyor ve bunu bilhassa bir seyyide yakıştıramıyorlardı. Onun güreşini seyretmekte olan derviş de aklından: “Nasıl olur da böyle muhterem bir seyyid güreşerek güç gösterisinde bulunur ve bid’at ehlini yolunu izler?” diye bir düşünce geçirmiş. O sırada onu bir uyku bastırmış ve şöyle bir rüya görmüş: Kıyamet kopmuş, kendisi de bir çamurun içinde göğsüne kadar batarak çaresizlik halinde çırpınmaya başlamış. O sırada Emir Külâl çıkagelmiş ve onu kollarından tutarak çamurdan çekip çıkarmış! O sırada uykudan uyanmış ve Emir Külâl kendisine dönüp bakarak: “İşte biz bu çetin gün için güçlenmeye çalışıyoruz.” demiş.

Bir gün Râmiten köyünde güreşirken, Büyük mürşidlerden Muhammed  Baba Semmasî’nin yolu oraya düşmüş. Güreşçileri dikkatle seyrederken, yanındakilerden birinin bu duruma hayret ettiğini sezmiş. O da demiş ki: “Bu güreş meydanında sohbeti birçok kimseyi kemale erdirecek birisi var; ben onu seyrediyorum, onu avlamak istiyorum.” Bir ara güreşteki Emir Külâl ile göz göze geldikten sonra yoluna devam etmiş. Ardından Emir Külâl hemen güreşi bırakarak Baba Semmasî’yi evine kadar takip etmiş. Baba Semmasî onu evlatlık olarak kabul etmiş ve tarikat adabını öğretmiştir. O günden sonra Emir Külâl’in güreş yaptığı görülmemiş; yirmi yıl boyunca Baba Semmasî’nin sohbetlerine devam etmiş, haftada iki gün Suharî köyünden beş fersah (yirmi beş km.) uzaktaki Semmas köyüne gidip gelmiştir.


Mevlâna Ali es-Safî, Reşehat (İstanbul 2005), s. 103-104; Diyanet İslâm Ansiklopedisi, 11/137.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Binbir Damla
« Cevapla #2 : 19/12/09, 21:01 »
Sübkî ve Keramet Meselesi
Büyük İslâm alimlerinden Mısırlı Taceddin İbnü’s-Sübkî (ö.771/1370), çeşitli konularda toplam yirmi beşten fazla eser vermiş, Şafiî mezhebinde fıkıh ve hadis bilginlerinin ileri gelenlerindendir. Eserleri içinde altı cilt ve on cilt olarak baskıları yapılmış “Tabakâtü’ş-Şâfiîyyetü’l-Kübra” isimli biyografi kitabı en önemlisidir. Bu kitapta, kendi zamanına kadar gelip geçmiş Şafiî alimlerinden 1419 şahsın hayatına yer verilmiştir. Kitap yalnızca bir biyografi kitabı değil; başta fıkıh ve hadis olmak üzere tarih, edebiyat, kelam ve tasavvuf gibi çeşitli ilim dallarına ve önemli meselelere de yer veren bir eserdir.

İşte bu eserde 68. sırada Ebu Turab en-Nahşebî namındaki veli bir alimin bazı kerametlerini belirttikten sonra; kerametin gerçeği, onu inkâr etmenin tutarsızlığı ve keramet çeşitleri hakkında otuz sayfalık bilgi verir. Bu meyanda Ashab-ı Kiram’dan farklı keramet örnekleri de anlatır. Bunlardan Hz. Ali r.a.’ya ait olanı şöyledir:

Hz. Ali r.a. ve oğulları Hasan ve Hüseyin, bir gece bir adamın şöyle bir şiirini duydular:

“Ey karanlıkta yalvaran çaresize cevap veren / Ey zararları, bela ve hastalıkları gideren... / Hata sahipleri affını ummazlar ise eğer / Günahkârlara cömertlikle kim verecektir değer?”

Hz. Ali,  oğullarından birini gönderip adamı yanına çağırdı. Adam felçli idi, bir ayağını sürükleyerek geldi. Hz. Ali “Derdin nedir?” deyince adam dedi ki: “Bir zamanlar eğlence ve günahlara dalmıştım. Babam bana öğüt veriyor ve: Allah’ın intikamları vardır. Bu intikamlar zalim ve fâsıklardan hiç uzak değildir, diyordu. Öğüt vermeyi arttırınca ben de onu dövdüm. O ise, Mekke’ye giderek beni Allah’a şikayet edeceğine yemin etti. Gerçekten de öyle yaptı. Onun bedduasıyla sağ yanım felç oldu. Ben de yaptığıma pişman oldum, özür dileyip rızasını aldım. Bu sefer de gidip aynı yerde bana dua edeceğine söz verdi. Devesini hazırlayıp onu bindirdim. Fakat deve yolda birden kaçarak onu iki kaya arasına attı ve babam oracıkta öldü!”

Hz. Ali r.a.: “Baban gerçekten senden razı oldu mu?” diye sorunca, adam yeminle babasının razı olduğunu söyledi. Hz. Ali kalkıp biraz namaz kıldı ve gizlice dua etti. Sonra adama: “Haydi kalk mübarek.” dedi. Adam kalktı, sapasağlam olarak yürüdü. O zaman Hz. Ali: “Babanın senden razı olduğuna yemin etmeseydin, sana dua etmezdim.” dedi.


Tabakatü’ş-Şafiîyyetü’l-Kübra, 1/516-17.

SEMERKAND - Aylık Tasavvufî Dergi
Yusuf YAVUZ • 130. Sayı / BİNBİR DAMLA





Çevrimdışı Gavsın Gülleri

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 291
  • Konu: 73
  • Derviş: 3198
  • Teşekkür: 2
Cevaplandı: Binbir Damla
« Cevapla #3 : 09/04/10, 12:42 »
Hz. Ali,  oğullarından birini gönderip adamı yanına çağırdı. Adam felçli idi, bir ayağını sürükleyerek geldi. Hz. Ali “Derdin nedir?” deyince adam dedi ki: “Bir zamanlar eğlence ve günahlara dalmıştım. Babam bana öğüt veriyor ve: Allah’ın intikamları vardır. Bu intikamlar zalim ve fâsıklardan hiç uzak değildir, diyordu. Öğüt vermeyi arttırınca ben de onu dövdüm. O ise, Mekke’ye giderek beni Allah’a şikayet edeceğine yemin etti. Gerçekten de öyle yaptı. Onun bedduasıyla sağ yanım felç oldu. Ben de yaptığıma pişman oldum, özür dileyip rızasını aldım. Bu sefer de gidip aynı yerde bana dua edeceğine söz verdi. Devesini hazırlayıp onu bindirdim. Fakat deve yolda birden kaçarak onu iki kaya arasına attı ve babam oracıkta öldü!”

Hz. Ali r.a.: “Baban gerçekten senden razı oldu mu?” diye sorunca, adam yeminle babasının razı olduğunu söyledi. Hz. Ali kalkıp biraz namaz kıldı ve gizlice dua etti. Sonra adama: “Haydi kalk mübarek.” dedi. Adam kalktı, sapasağlam olarak yürüdü. O zaman Hz. Ali: “Babanın senden razı olduğuna yemin etmeseydin, sana dua etmezdim.” dedi.


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Bir Sultan'ın Hac Hadisesi... 26.Hatm-i Şerif ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.298 saniyede oluşturulmuştur


Binbir DamlaGüncelleme Tarihi: 22/10/19, 20:08 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim