Bir Günün Hesabını Veremeyen Ömrünün Hesabını Nasıl Verecek? - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.902 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22972 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Bir Günün Hesabını Veremeyen Ömrünün Hesabını Nasıl Verecek?, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2697 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Bir Günün Hesabını Veremeyen Ömrünün Hesabını Nasıl Verecek?}   Okunma sayısı 2697 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.890
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9

BİR GÜNÜN HESABINI VEREMEYEN ÖMRÜNÜN HESABINI NASIL VERECEK?


Yaratılmışların en şereflisi, yeryüzünde Cenab-ı Hakk’ın halifesi olan, Rabbimizin kendi ruhundan üfleyerek yaratmış olduğu insanoğlunun en önemli görevi; Rabbini bilmesi, anlaması ve O’nun yolunda olmasıdır Bir gününü, diğer bir deyimle 24 saatini bu uğurda harcaması insanın üzerine bir borçtur. Yararlı insan olmalı, hayırlı hizmetlerde bulunmalı, çevresine yaşayışı ile örnek olmalı, İslam’ı doğru öğrenmeli, doğru yaşamalı ve doğru tebliğ etmelidir. Bunu yaparken de ihlâslı olmalıdır. Zaten insanın yaratılış gayesi, bu dünyaya gönderiliş sebebi kâinatın yaratıcısını tanımak, O’na iman edip ibadet etmek değil midir? Rabbimiz:

“Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat 51/56)
“Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin 95/4)
“İnsanı yarattıklarımızın bir çoğundan çok üstün kıldık.” (İsra 17/70) buyurmaktadır.

İnsan ruhen, aklen ve bedenen mükemmel yaratılmış, üstün özelliklerle donatılmıştır.
Müslüman için en büyük mutluluk Allah’ı bilmek ve sevmekle olur. En önemli işimiz, tek derdimiz şu yarısı uykuda geçen kısacık ömürde ebedî hayatı kazanmak olmalıdır. İnsan büyük bir imtihanda olup bu imtihanın da tekrarı yoktur. Yaratılış gayesini bilemeyen, maddî ve manevî yapısının inceliklerini anlayamayan, varlığının derinliklerine dalamayan bir insanın huzurlu ve mutlu bir hayat sürmesi, insanlara örnek olması mümkün değildir. En güzel şekilde yaratıldığının şuurunda olamamak ne kadar acıdır.

Gönül dostu Mevlana:
“Bugün yapacağın iyiliği yarına bırakma. Aklını başına al da, ahiret çuvalına taşları değil, değerli olan cevherleri (salih amellerini) doldur! İşin sonunu bugünden görmeye çalış. Gaflette olma, nefsine uyma. Sermayeni bugün için değil, Hakk rızası için biriktir. Gününü iyi değerlendir elindeki fırsatı kaçırma.”

Sadi Şirazi:
“Ahiret azığını dünyada iken hazırla. Elindeki nimetleri sağlığında iken ver. Kapına gelen garibi boş çevirme. Gönlü yaralı olanların hatırlarını sor. Mazlum gönülleri sevindir. Muhabbet tohumu ekmeyen Cennetteki Tûbâ ağacından yemiş yiyemez. Giden geri gelmez. Geride kalan günlerinin kıymetini bil.”

İmam-ı Gazali:
“Bir mümin, sabah namazını kıldıktan sonra ve güne başlamadan önce, nefsiyle baş başa kalıp düşünmelidir. Nefsine şu ikazlarda bulunmalıdır: Benim sermayem ömrümdür. Ömrümün sonunda, anaparam, kâr ve kazancım her şey biter. Fakat bu başlayan gün yeni bir gündür. Rabbim bana zaman verdi. O halde bu günümün kıymetini bilmeliyim. Harama dalmamalı, günah işlememeliyim. Bir anını dahi boşa geçirmemeliyim. Hesaba çekilmeden önce kendimi hesaba çekmeliyim.” demektedir.

Müslüman, şu sorulara cevap aramalıdır: Doğumumdan şu ana kadar ömrümü hayırda mı, şerde mi geçirdim? Allah’a karşı kulluğumu hakkıyla yapabildim mi? Hayat defterimi nelerle dolduracağım? Rabbimin verdiği nimetlerin şükrünü nasıl eda edeceğim? Verdiğim sözlere sadık kalabilecek miyim? Hayırlı bir insan olabilecek miyim?

Müslüman, seher vaktinin bereketinden yararlanmalı, ilâhî rahmetle coşan af ve mağfiretten nasiplenerek gecenin feyzini gününe taşımalıdır. Günde 5 vakit yapılan çağrıya kulak vererek Allah’ın huzurunda kurtuluşa erebilmeli, günahlarından dolayı pişmanlık duyup, gözünden yaş akıtabilmelidir.

Yüce Rabbimiz:
“Kim tevbe edip salih ameller işlerse muhakkak o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.” (Furkan 25/71)

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
“Âdemoğlu hata eder Hata edenlerin hayırlısı tevbe edendir” (Tirmizî) buyurmuştur.

İnsan nefsinin ve şeytanın isteklerine dur diyerek, dilini gereksiz ve boş şeylerden koruyabilmelidir. Ailesinin geçimi için çalışmalı, başkalarına muhtaç olmamalıdır. Gününü fikir, zikir ve şükürle geçirmeli, insanlara şefkat, merhamet ve sevgiyle bakmalıdır.

Müslüman, Rabbinin nimetlerini ihtiyaç sahipleriyle paylaşabilmeli, mazlumları sevindirmenin, yüzlere tebessüm etmenin tadına varabilmelidi. Allah’ın kitabını okuyup, anlayıp, onu hayatına yansıtmalıdır. Kalbi selamete ulaştıranların başında Kur’an okumak, Allah’ı anmak, ölümü düşünmek, salih insanların toplantılarına katılmak gelir. Bu toplantılar cennet bahçelerinde oturmak gibidir. Hastaların şifa bulması, borçluların rahata ermesi için elinden geleni yapmalı, eş, dost ve akrabalarını ziyaret edip hatırlarını sormalı, karşılaştığı herkese Allah’ın selamını vererek onlarla dost olmalıdır. Eşine, çocuklarına ve çevresine karşı görevlerini hakkıyla yapmalıdır. Salih ve âlim insanları ziyaret ederek dualarını almalı, onlardan yararlanmalıdır. İlim ve irfanını artıracak çalışmalarda bulunmalıdır. Hayırlı hizmetlerin bir ucundan tutmalı, kötülük yapana iyilik yapıp affetmeli, vermeyene vermeli, kıskançlık ve hasetten sakınmalıdır. Kendisi için istediğini başkaları için de istemelidir.

Müslüman, bu gününün son günü olabileceğini, ömür sayfalarını nasıl açıp nasıl kapattığını, amel defterine sevaplar mı, günahlar mı yazıldığını düşünmelidir. Her anının melekler tarafından gözlendiğini bilmeli, kendisiyle hesaplaşabilmelidir. Verilen nimetlere karşılık bizler ne yapmaktayız? Ne yapmalıyız? Rabbimizin verdiği ömrü, bahşedilen değerli zamanı nasıl geçirmekteyiz? Nefsimizi sorgulayarak tatmin edici cevaplar alabiliyor muyuz? Bugün Allah için ne yaptım? Hayırlı bir insan olarak güzel ve yararlı hizmetlerde bulundum mu? Bir gönül kazandım mı? Bir açı doyurdum mu? Bir hastayı ziyaret ettim mi? Bir öksüzün, bir yetimin başını okşadım mı? Yaptığımız her şey yaratıcımız tarafından bilinmekte ve görülmekte olup adeta kameraya kaydedilmektedir Kur’an-ı Kerim’de:

“Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.” (Hadid 57/4) buyurulmaktadır.

Müslüman gün içinde yaptıkları için nefis muhasebesine hazır olmalıdır. İnsan yaratılış gereği hata yapabilir, nefsine ve şeytana uyabilir. Her gece başını yastığa koyduğunda bugün Hakk rızası için neler yaptım sorusuna cevap aramalı, yapmış olduğu hata ve günahlar için el açıp tevbe ve istiğfarda bulunmalıdır. Allah’tan yardım istemeli, dua ve niyazda bulunmalıdır Yüce Rabbimiz:

“Dua ve niyazınız olmasa Rabbim size niye değer versin…” (Furkan 25/77)
“…Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm…” (Bakara 2/186)

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
“Kişinin kardeşi için arkasından yaptığı dua geri çevrilmez. Bir kişi arkadaşının arkasından dua ettiği zaman, melek ‘aynısı sana da olsun’ der” (Müslim) buyurmuştur.

İnsan, gecede gündüzde Rabbini anmalı, yaratılışına uygun çalışmalı, hayırlı insan olma yolunda gayret göstermelidir.Müslüman, yüce kitabını okuyup, anlamalı ve onu hayatına uygulamalıdır. Kâinatın her zerresindeki hikmetleri düşünmelidir. “Niçin düşünmüyorsunuz?” İkazlarına kulak vermeliyiz. Hak rızası için düşünme nafile ibadetten üstün görülmüştür.

Müslüman, zamanın önemini ve değerini bilerek hayatını boşa geçirmez. Zamanın en büyük hazine olduğunu bilir. Zamanı iyi kullananlar; toprağa tohum atan çiftçiye, çiçeklere bakım yapan bahçıvana, eline teslim edilen öğrencilerini en iyi bir şekilde yetiştiren öğretmene benzer. Akıllı insan zamanı kulluk toprağına saçar, iman suyu ile sular, iyi bir bakım yaparak istediği en iyi ürünü alır. Dünya hayatı gelip geçicidir. Başı ve sonu olan bu fani hayatı en güzel şekilde değerlendirmek zorundayız. Ömrünü Allah yolunda geçirenler için ölüm bir bitiş değil bir başlangıçtır. Ebedî âleme açılan bir kapıdır. Sonsuzluğa doğuştur. Ahirette rahat etmek dünyadaki yaşayışımıza bağlıdır. İnanan insan sevinerek Rabbine koşar. Geçmişini unutmadan, geleceğe umutla yürüyen, ufuklara bakan, koşar adımlarla yarınlara koşan bir yarışçı gibi olmalıdır.

Müslüman, öncelikle ne yapacağını bilir, planını ona göre yapar. Gününü dolu dolu geçirir. Gecesini ve gündüzünü en iyi şekilde değerlendirir. Yatsı namazı ile gecesini, sabah namazı ile de gündüzünü ihya eder, cemaate devam eder. Bu vakitlerin önem ve değerini anlar. Sabah güneş doğmadan kalkar, güzelce abdestini alır, aile fertlerini de namaza kaldırır. Sabah kahvaltısını besmele ile yapar, verdiği nimetler için Rabbine şükreder. Yemekten önce ve sonra ellerini yıkar, dişlerini temizler Müslüman, güzel ahlak sahibidir Hadis-i şerifte:

“Sizin en iyileriniz, ahlâkı en iyi olanınızdır.”
“Müslüman elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği insandır.”(Buhari) buyurulmaktadır.

Ailesine ve çevresine karşı tatlı diliyle, güler yüzüyle muamele eder. Hangi işi yaparsa yapsın; ister amir ister memur, ister patron ister işçi, ister öğretmen ister öğrenci, her ne olursa olsun işlerini doğrulukla yaparak başkalarına örnek olur. Kâlden (söz) daha çok hâl(davranış) diliyle konuşur. İnsanlarla iyi geçinir. İnsanların hal ve hatırını sorar. Acılarla dertlenir, sevinçlere ortak olur.

Müslüman, gördüğü yanlışları kırmadan, incitmeden yumuşaklıkla düzeltmelidir. Hadis-i şerifte:

“İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin, buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğz etsin ki, bu imanın en zayıfıdır” (Müslim) buyurulmaktadır.

Müslüman hayır insanıdır. İnsanları iyiliğe ve güzelliğe çağırır. Tebliğ çalışmasını severek yapar. Müslüman işine besmele ile başlar. Allah ve Rasulünün istediği şekilde, helal rızık için çalışarak ailesinin geçimini sağlar ve kimseye muhtaç olmaz. Müslüman, helale harama dikkat eder. Haram yiyen kalpte hikmet ve marifetin olmadığını bilir. Kalbi korumak, cilalamak için helal rızkın yanında, geceleri ihya etmeli ve güzel insanlarla beraber olmalıdır. Zikirle gerçek huzura ermelidir. Rabbimiz:

“Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla gerçek huzura erer” (Ra’d 13/28) buyurmuştur.

Müslüman, ellerini açarak, boynunu bükerek Rabbine dua eder, vermiş olduğu sağlık ve huzurdan dolayı şükreder. Gününün bereketli ve hayırlı geçmesini ister, hayırlı işlerle uğraşır. Her zaman işinde doğru ve dürüsttür. Kimseyi kandırmaz, kimseyi aldatmaz. Her saatinin hesabını yapar. Yaşamının her anında kimseye kötülük etmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyle alay etmez. Gıybet, kin ve haset gibi kötü işlerden uzak durarak Allah’a sığınır. Müslüman, akşam olup da eve gelince ev halkını güleryüzle selamlar. İşinin stres ve sıkıntısını evine yansıtmaz. Ailesiyle sohbet eder, onları dinler. Eşine ve çocuklarına haksızlık yapmaz, adaletli davranır. Müslüman, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için çalışır. Onlara karşı çok hassas davranır. Onların dünyalarını tanır, ona göre muamele eder. Çocuklar güle benzer. Onları kırmadan incitmeden sevmeli, korumalı ve koklamalıyız. Sevgi çağlayanı olup o saf, tertemiz yüreklerine akmalıyız. Sevgi gülümüzün solmasına, koparılmasına razı olamayız. Yuvamız bir sevgi bahçesi olmalıdır. Sevgisiz ev kuru ağaca benzer. Çocuk Rabbimizin bir ihsanı, evimizin süsü, meyvesi ve hediyesidir. Evimizi sevginin, neşenin, huzur ve mutluluğun yurdu yapmalıyız.

Müslüman, yaptığı her işinde samimi olmalı, kötü niyet taşımamalıdır. İnsanları Allah için sevmeli, değer vermelidir. Yüce Rabbimiz kendi rızası için birbirini sevenler için:

“Allah için birbirini sevenleri, kıyamet gününde gölge olmayan bir günde, kendi gölgemde Arşın gölgesinde gölgelendireceğim” diye müjde vermektedir.

İnsanları anlamaya çalışmalı, zaman zaman olaylara onların gözüyle bakabilmeli, duyguları paylaşabilmeliyiz. Müslüman, doğru, dürüst ve güvenilir olmalı, verdiği söze sadık kalmalıdır. Her ne pahasına olursa olsun doğruluktan ayrılmamalıdır. Ne güzel söylenmiş:

“İnsana sadakat yakışır görse de ikrah,
Doğruların yardımcısıdır, Hazreti Allah”

Hayırlı hizmetlere talip olmalı, gün içinde sosyal ve kültürel çalışmalara katılmalıdır. Kimsesiz, fakir, öksüz, yetimler aranıp sorulmalı ihtiyaçları giderilmelidir. İşbirliği, yardımlaşma ve dayanışmalar yapan vakıflarda görev almalı, Allah rızası için çalışmalıdır. Zaman zaman hastane, mezarlık, hapishane, huzur evleri ve kimsesiz çocukların kaldığı yuvalar ziyaret edilerek buralardan ibretler alınmalıdır.

Müslüman, gününü en iyi şekilde değerlendirmek için çağın getirdiği her türlü teknik ve teknolojiyi davası için hayırlı hizmetlerde kullanmalıdır. Basın, yayın çalışmalarını yakından takip etmeli hayırlı hizmetler yapan kuruluşlarda görev almalı, çevredeki âlim ve salih kişileri ziyaret etmeli, sohbetlerine katılmalı, onların hayır dualarını almalıdır. Sıla-ı rahime büyük önem vermeli eş, dost, komşu, akraba ziyaretleri ihmal edilmemeli, özellikle yaşlılar görüp gözetilmeli, elleri öpülüp hayır duaları alınmalıdır. Bu ziyaretler muhabbeti artırır, malı çoğaltır, ömrü bereketlendirir. Yüce Rabbimiz:

“Ana babaya ve yakınlara iyilik edin.” (Nisa 4/36) buyurmaktadır.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
“Allah’a ve ahiret gününe inanan, akrabasını görüp gözetsin.” (Buhari) buyurmuşlardır.

Komşu hakkına azami dikkat gösterilmeli, onları kıracak, incitecek söz ve davranışlardan uzak durmalıyız. Yerine göre komşu en yakın akrabadan daha yakındır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem komşu hukukuna dikkat çekmiş ve:

“Cebrail bana komşu hakkından o kadar çok bahsetti ki, Allah Teala komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım” (Müslim) buyurmuşlardır.

Müslüman, dinini öğrenecek, bunu yaşayacak, yaşadıklarını da başkalarına anlatacak. Anlatırken karşısına çıkan zorluklara sabır gösterecek, asla tebliğden vazgeçmeyecek. Rabbimizin:

“Siz insanlar içinden çıkan hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız…” (Âl-i İmran 3/110) emri gereğince müslümanlar iyiliği emir, kötülüğü nehyetmekle görevlidir. Bu görev yapılmadığı zaman toplum bozulur, kötüler cesaret kazanır, kötülükler yaygınlaşır, mazlumlar ezilir, zalimler güçlenir. Bu görevini yapmayanlar Allah katında sorumludur. İyiliği emredip kötülükten sakındırmayan insanların gözyaşları kurur, kalpleri katılaşır, dünyaya karşı sevgileri artar. Müslüman kişisel olarak yapılan kötülüklere karşı tavır almak, ikaz etmek ve engel olmak zorundadır. Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

“Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir” (Âl-i İmran 3/104)

Nasihat Allah için olmalı, O’nun sevgisi kalplere nakşedilmelidir. Yüce Rabbimiz Peygamberimize:
“Sen sırf Allah’ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin yanından dağılıp giderlerdi…” (Âl-i İmran 3/159) diye buyurmaktadır.

Müslüman, günün her saatinde, her anında, sabah-akşam, yerken içerken, evinde, işinde, çarşıda pazarda, yolculukta, bulunduğu her ortamda konuşmasıyla ve davranışlarıyla tebliğ çalışmasını her işinin önüne almalıdır. “Ben ne yapabilirim ki?” “Elimden bir şey gelmez” “Yapacağım bir şey yok!” diyerek, sudan sebeplerle, bahanelerle görevden kaçmak müslümana yakışmaz. Davası için çalışmak, ayakta durmak, hedefe doğru yürümek zorundadır.
İslam’ın emirlerini, Kur’an’ın hakikatlerini anlatmalı, insanları uyarmalı, mazlumun hakkını korumalı, doğruları savunmalı, müslümanın meselelerine sahip çıkmalı, insanları şuurlandırmalıdır. Hayırlı işlerde ilk adımı kendisi atmalı, kendisi başlatmalıdır. Nefsin ve şeytanın sözlerine aldırış etmeden yoluna devam etmelidir. Oturduğumuz yerde şikâyet edip, karanlığa kurşun sıkmak yerine ayağa kalkıp yürümek, bir mum yakıp etrafımıza ışık saçmak durumundayız.

Müslüman, günün her saatinde her yerde kötülüğü iyiliğe, haramı helale, çirkini güzelliğe çevirmek için mücadele etmelidir. Buna önce nefsimizden, ailemizden, yakın çevremizden başlayarak sabırla, yılmadan, usanmadan yapmalıyız.

Müslüman denge insanıdır. Sevgi ve nefrette ölçülü olmalıdır. Hadis-i şerifte:
“Sevgi ve buğzda ölçülü ol. Gün gelir dostun düşmanın, düşmanın da dostun olabilir” buyurulmaktadır.

Müslüman, başına gelen bela ve musibetlere karşı sabırlı olmalı, her geleni Allah’tan bilmelidir. Bu dünyanın bir imtihan olduğunu bilmeliyiz. Yüce Rabbimiz kullarını çocuklarıyla, mallarıyla, canlarıyla, sevdikleriyle imtihana tâbi tutmaktadır. Sevdiklerimizi kaybedince, “Allah’tan geldik, yine Allah’a döneceğiz” ayetini okuyarak sabretmeli, başımıza gelenlerden gerekli dersleri çıkarmalıyız. İbadete devamda, günahlara karşı direnmede, musibetlerde ve hizmet yolunda sabırlı olmalıyız. Müslüman, çevresiyle güzel dostluklar kurmalı, onlara hakkı ve hakikati anlatmalı, onlarla hayırda yarışmalıdır. Dost denilince akla sevgi gelir. Dostluğun özelliği vefa, vefanın kaynağı da sevgidir. Gönül dostları arasında görünmeyen sevgi bağları, manevi kablolar vardır. Bu kablolar kolay kolay kopmaz. Gerçek dostluk, “iki ayrı bedende yaşayan tek ruh” olarak tarif edilmiştir. Gerçek sevgi sevilen uğruna her türlü fedakârlığa katlanmak değil midir? Sevmeyen ruh olgunlaşıp semaya yükselemez. Sevgisiz yürekler benliğin dolambaçlı yollarından kurtulamaz, kimseyi sevemez, sevgiyi sezemez, varlığın sinesindeki muhabbetten habersiz olarak yok olup giderler. Sevgi, sevilene karşılık beklenmeden sunulan eşsiz bir armağandır.

Müslüman, ben değil biz demelidir. Kendi hatasına savcı, başkalarının hatalarına karşı avukat, hata ve kusurları örtmede gece gibi olmalıdır. Sadi Şirazi şöyle diyor:

“Ölüm gelmeden uyan. Ahirete züğürt gitme. Gözünde yaş varken ağla. Dilin konuşurken af dile. Can her zaman bedende durmaz. Dil her zaman ağızda dönmez. Can tende iken bunu fırsat bil. Kuşu olmayan kafesin hiçbir değeri yoktur.”

Müslüman, affedici olmalı, kendi yaptığı iyilikleri ve kendisine yapılan kötülükleri unutmalı fakat başkasının kendisine yaptığı iyiliği unutmamalıdır. Acılarımızı kuma yazalım ki hemen unutulsun, iyiliklerimizi de taşa yazalım ki hiç unutulmasın. Müslüman, değerlerini korumada asla taviz vermez. Hayırlı çığır açmaya gayret eder, hizmet kuşağını kuşanır. Hakka hizmet yolunda olanlar yalnız değildir. Allah Teâlâ onların yardımcısıdır. İlâhî rahmetin sağanak halinde her an yağdığını görür. Rahmet okyanusunda yüzer, bereket hazinelerine dalar. Müslüman, İslam’ı öyle yaşamalı ki onu öldürmeye gelen onda dirilmeli, hayat bulmalıdır.

Ey müslüman, haydi, kalk ve yürü! Etrafına ışık saç! Bu mübarek yolda yürümek isteyenlere yol aç! Seni dört gözle bekleyenlere el uzat! Hayra açılan her kapının, hayra çıkan her yolun insanlığa bir umut olduğunu unutma!
Yatağından kalktığı andan gece yastığa başını koyana kadar hayırlı işler yapanlara, gecenin bir vaktinde kalkarak seherde doğanlara, gönlüyle, yüreğiyle Hakka bağlı olanlara selam olsun. Gününü en verimli bir şekilde Allah yolunda geçirenlerden olmamız duasıyla..


KAYNAKLAR:
1 İslam Ahkâmı, Zeki SOYAK, İlkadım Yayınları Nevşehir, 2002
2 Kıssalar Hisseler 1, Zeki SOYAK, İlkadım Yayınları Nevşehir, 2003
3 Kıssalar Hisseler 2, Zeki SOYAK, İlkadım Yayınları Nevşehir, 2004
4 Fazilet Toplumu, Zeki SOYAK, İlkadım Yayınları Nevşehir, 2005
5 Elden Ele Dilden Dile, Bahadır YILMAZ - Şükrü YILDIZ, Denizli, 2004
6 Altınoluk Dergisi, Sayı: 229, Mart 2005

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/bir-gunun-hesabini-veremeyen-omrunun-hesabini-nasil-verecek-t8166.0.html




Çevrimdışı mavi

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.494
  • Konu: 741
  • Derviş: 86
  • Teşekkür: 18

 Amin..

Alıntı
BİR GÜNÜN HESABINI VEREMEYEN ÖMRÜNÜN HESABINI NASIL VERECEK?

:yoo:

Allah olsun yardımcımız..

Allah (cc) razı olsun kardeş ..


Bulmak değil imiş bilmek, bilmek değil imiş bulmak, Evliyaya gönül vermek, rengine boyanmak imiş...

Çevrimdışı Mostar

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 891
  • Konu: 21
  • Derviş: 3265
  • Teşekkür: 3
Amin ecmain.Allah c.c razı olsun...


RABBİMİZ " Soracak : " BEN Hep Seninleydim , Ya Sen Kulum Kiminleydin ???

Çevrimdışı SELİMOĞLU

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 34
  • Konu: 0
  • Derviş: 16451
  • Teşekkür: 0
         :X06        Dostlarının duası ve bereketiyle  X:33X
       :X06       Allah c.c. olsun yardımcımız      X:02 :gül:



Çevrimdışı SEYYAH

  • Üye
  • **
  • İleti: 100
  • Konu: 6
  • Derviş: 45
  • Teşekkür: 0
 RABBIMIN rahmet denizi büyük hazinesi bol,
 mümine umitsizlik yakışmaz
''Mümin başına bir hal geldiğinde neden, niçin, nasıl olur demez ALLAHIN takdiri vuku bulmuştur der'' (abdulkadiri geylani) (k.s) RABBIM cümle kullarının YAAR VE YARDIMCI OLSUN inşaALLAH...


"Zaman en büyük öğretmendir, ne yazık`ki tüm öğrencilerini öldürür"

Çevrimdışı Derviş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 993
  • Konu: 15
  • Derviş: 18535
  • Teşekkür: 0
Allah (cc) razı olsun kardeşim.
Muhabbetle. 



Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez, gafil olma, ilme çalış, geçen günler geri gelmez...
Bizim şöhretimiz ''MÜSLÜMANLIĞIMIZDIR''


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Allah'a şükrettiği için otuz yıl tevbe etti Kimi aşağı, kimi yukarı! ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.116 saniyede oluşturulmuştur


Bir Günün Hesabını Veremeyen Ömrünün Hesabını Nasıl Verecek?Güncelleme Tarihi: 05/06/20, 06:37 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim