Bu Gülşende Yanar Olmaz - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.899 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22965 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Bu Gülşende Yanar Olmaz , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2004 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Bu Gülşende Yanar Olmaz }   Okunma sayısı 2004 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı berigel_beri

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 460
  • Konu: 181
  • Derviş: 6330
  • Teşekkür: 6
Bu Gülşende Yanar Olmaz
« : 23/02/12, 01:30 »

Bu Gülşende Yanar Olmaz

“Eğer âşık isen yâre
Sakın aldanma ağyâre.
Düş İbrahim gibi nâre
Bu gülşende yanar olmaz!” (Seyyid Nizamoğlu)



Putperest bir idarenin, tevhit mücadelesinden dolayı cezalandırmak için Hz. İbrahim a.s.’ı ateşe atmasına Kur’an-ı Kerim’de biri Enbiya suresi, diğeri Ankebût suresi olmak üzere iki yerde işaret edilir. Bunlardan Ankebût suresinin 24. ayetinde, Allah’ın Hz. İbrahim’i ateşten koruyup kurtardığı beyan buyurulduktan sonra, bu hadisede iman edenler için ibretler bulunduğu haber verilir. Müminler o ibretlerden hissedar olsun diye, teslimiyet ve cömertliğiyle “Halîlullah” mertebesine çıkan Hz. İbrahim’in diğer kıssaları gibi ateşe atılması da, bilhassa tasavvuf ehli arasında öteden beri anlatılagelir.

Ümmî Sinan hazretlerinden hilafet alarak İstanbul’da 16. asrın ikinci yarısında irşada başlayan Halvetî meşayihından Seyyid Nizamoğlu da ibret almamız için bize aynı hadiseyi hatırlatıyor. Daha doğrusu Hak âşığı olduğunu iddia edenlere bir teklifte bulunuyor. Diyor ki, eğer gerçekten Hakk’a âşık iseniz, Hz. İbrahim a.s. gibi ateşe atılmaktan korkup tereddüt etmeyin. Çünkü Cenab-ı Hak, dostlarını, sevdiği kullarını esirgeyip koruyacak; onları korkudan azade kılıp mahzun etmeyecektir. O, kâmil bir imanla “hasbünallah” (Allah bize yeter!) diyebilenlerin en güzel vekili, sahibi ve yardımcısıdır. Kudreti sonsuz olan Allah Tealâ, kendisine tam bir teslimiyet ve tevekkülle sığınanları, şerleri hayra tebdil eyleyerek her türlü tehlikeye karşı koruyacaktır.

Bugün artık Nemrut’lar yaşamıyor, kimseyi ateşe de atmıyorlar diye düşünüp bu hadisenin zahirinde kalmamak lazım. Ateş, bizim dünya hayatımıza, maddi varlığımıza zarar vereceğini düşündüğümüz, nefsimizin hoşlanmadığı her türlü sıkıntı ve zorluğun sembolüdür. Fakirlik korkusu veya rızık endişesi böyledir mesela. İsimleri Nemrut olmasa da bugün de insanları istikamet üzere yürüme kararlılığından dolayı tehdit eden, Allah’a kulluktan ve tevhit akidesinden alıkoymaya zorlayan saikler vardır. Bunlar dünya imtihanımızın gereğidir. Kulluğumuzdaki samimiyet böylece ölçülecektir.

Kişi maruz kalacağı dünyevî bir tehlike yahut sıkıntı sebebiyle hakkı ve hayrı savunmaktan vazgeçiyor, kulluğunun icaplarını aksatıyorsa, Allah Tealâ’yı şanına yaraşır tarzda tanıyamamış, O’nun celâl ve cemâl sıfatlarından layıkıyla haberdar olamamış demektir ki, aşk ve takva eksikliğine işarettir. Bu eksikliğin temelindeki marifetsizlik “ağyar”a aldanmanın eseridir. Arapça “gayr” kelimesinin çoğulu olan ve “başkaları” manasına gelen ağyar ile kastedilen, dost yahut yâr olmayanlardır. Esasen yegâne sevgili ve yâr Allah Tealâ’dır ve bizi O’na götürmeyen her şey veya herkes ağyârdır. Bu sebeple masiva ağyârdır, hiç kimseye yâr olmayan dünya ağyârdır.

Kesrete takılıp kâinattaki vahdeti göremeyenler, dünyaya aldananlar, lafzen kulluklarını ikrar etseler, Cenab-ı Mevlâ’nın esirgeyiciliğinden dem vursalar bile, Allah’a itimat ve teslimiyetleri adına can gibi, mal gibi dünyalıklarından bedel ödemeye pek yanaşmazlar. Ancak hakiki âşıklardır ki ağır bedeller ödemekle karşı karşıya kaldıklarında ne korkarak geri çekilirler, ne tevile yeltenip durumu kurtarmaya çalışırlar, ne de “nasılsa Allah sonunda kurtarıyor” emniyetiyle ucuz kahramanlığa soyunurlar. Onlar, “İbrahim gibi nâre düşen”lerdir. Yani hak uğruna tereddütsüz, hesapsız, ivazsız, her türlü bedeli göze alarak gözünü kırpmadan ateşlere yürüyenlerdir. Yürüyüşlerindeki kararlılık ve pervasızlık dahi yine aşk ateşine İbrahim gibi düşmelerindendir.

Seyyid Nizamoğlu’nun galiba asıl anlatmak istediği de budur. Bizi dünyadaki hiçbir ateşten korkup müteessir olmamak için aşk ateşiyle yanmaya çağırmaktadır.

Tasavvufta nârın nûra, yahut Hz. İbrahim’in bahse konu kıssasında olduğu gibi ateşin gül bahçesine dönüşmesinden murat, kalbin tasfiye edilerek ilahî tecellilere mazhar hale gelmesidir. Tasavvuf lisanında gülşen (gül bahçesi), fethedilmiş, yani açılmış, Allah’ın esma ve sıfatlarının tecellisine uygun hale gelmiş kalp demektir. Kalplerin bu manada fethi aşk ateşine yanmakla gerçekleşmektedir. Çünkü ancak ilahî aşkla alev alev yananların gözü yârdan başkasını görmeyecek, ağyara kaymayacak; kalplerinde dünya yangınından kurtarma endişesine mahal verebilecek hiçbir şey kalmayacaktır.

Seyyid Nizamoğlu da “Bu gülşende yanar olmaz” demekle, kalplerini tasfiye ederek ilahî tecellilere açanları artık hiçbir ateşin yakamayacağını anlatmaktadır. Öyle de olmuş, tarih boyunca Allah dostlarını dünyadaki hiçbir ateş korkutup yakamamıştır.

Yanmaktan maksat, bir ateşe yahut eziyete maruz kalmak değil, o ateşi hissetmek, o eziyetin can yakmasından muzdarip olmaktır. Kalplerini beytullah kılan hak âşıklarının yanmaması da sıkıntılara düçar olmamaları değil; düştükleri o sıkıntıları dert etmemeleri, maruz kaldıkları ateşlere bigâne kalabilmeleridir. Bu sebeple Allah dostları, içinde bulundukları şartlar ne kadar ağır olursa olsun, hep telâşsız, rahat, huzurlu ve mütebessimdirler. Zira insanı burada da ötede de yakacak asıl ateş dünyalık kaybetme korkusudur. İçinde bulunulan rahat ve konfora rağmen daha fazla biriktirmek yahut bunları muhafaza etmek adına telaşla, endişeyle, gönül darlığıyla çaresizce oradan oraya koşuşturmaktır asıl yangın. Bu koşuşturmadır ki dünyayı yangın yerine çevirir. Ancak gönüllerini gülşen kılanlar yanmadan geçip giderler bu yangın yerinden.


T. Ziya ERGUNEL
Şubat 2012 158.SAYI

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/bu-gulsende-yanar-olmaz-t29988.0.html




Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Okundu: Bu Gülşende Yanar Olmaz
« Cevapla #1 : 23/02/12, 02:44 »
Allahu Teala razı olsun.. :X06


Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Vakıf üniversiteleri kontenjanları doldurdu Üç Hatlı Cep Telefonu Geliyor ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.082 saniyede oluşturulmuştur


Bu Gülşende Yanar Olmaz Güncelleme Tarihi: 27/05/20, 20:20 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim