Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı? - Kıssalar ve Menkıbeler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.016 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.491 yorum yapıldı. Bugün 1 konu ve 2 ileti gönderildi.. Toplam : 22860 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3304 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?}   Okunma sayısı 3304 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« : 20/10/08, 18:32 »
Ben okurken titredim ve sonunda gözyaşlarımı tutamadım ve sizlerle bu yaşanmış hikayeyi paylaşmak istiyorum: X:04



Resulullah [s.a.v.] rüyada göründüler ve: "Bugün burada bir çinli vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin." buyurdular.

Bundan altı, yedi ay önce Çin'in değişik bölgelerinden on kişi İstanbul'a gelir. Bu on kişi sıradan insanlar değildir.


Bunların ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarıdır. Umre için İstanbul üzerinden Arabistan'a gideceklerdi. Hepsi de yeni Müslüman olmuş. Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, en uzağı iki ay önce Müslüman olmuştu. Ne yeterince İslami bilgileri vardı, ne de yapacakları umre ile ilgili bir bilgileri.

Yanlarına, kendilerine yardımcı olacak, hem Çince'yi, hem Arapça'yı iyi bilen, hem de İslami bilgisi olan birini rehber olarak alacaklardı.

Mevla'mızın takdiri, Türkistan'daki Çin zulmünden kaçıp İstanbul'a yerleşmiş bir Uygur kardeşimiz, bu on Çinliye rehber oldu. Bundan sonra hadiseyi bu kardeşimizden dileyelim:

Bahsi geçen kardeşimiz şu anda bizim yanımızda bulunmaktadır.

- "Yeni Müslüman olmuş bu on Çinli ile birlikte yola çıktık. Kısa zamanda aramızda iyi bir dostluk kuruldu. Yeni mü'min olmuş bu insanlar, büyük bir heyecan yaşıyorlardı.

Hiçbirinin İslami bilgisi yoktu. Hatta namazda okuyacakları sureleri bilmedikleri gibi Fatiha'yı bile bilmiyorlardı. Bazı zikirleri yaptırmaya çalışıyor, ancak Çince telaffuz zor olduğu için zikirleri tam okuyamıyorlardı.

Namazlarda sadece "Elhamdülillah, Allahu Ekber" diyebiliyorlardı. Bana sormuşlardı "Ne yapalım?" diye.

Ben de onların kimine "Elhamdülillah", kimine "La ilahe illallah" ve benzeri zikirleri öğretmeye çalışıyordum. Onlar da namazlarda bunları söylüyorlardı.

Önce Mekke'ye gittik. Kabe'de onların hali görülmeye değerdi. Yeni doğmuş çocuklar misali heyecan ve neşe içinde, kah ağlıyor, kah gülüyorlardı.

İsimlerini değiştirmiştik: Muhammed    (Çan Çing) Hasan, (Çun Fang) gibi her biri yeni ismi ile çağırılıyordu. On Çinli kardeşimizden biri olan Muhammed   ' de bir farklılık vardı. Bu durum dikkatimi çekmişti. Her namazını gözleri yaşlı olarak bitiriyordu. İyice dikkat ettim. Evet, Muhammed    namazlarında ağlıyordu. Bana da sürekli sorular soruyorlar, İslam hakkında bilgi ediniyorlardı. Ben de bildiğim kadarıyla onlara bilgiler veriyordum.

Bir gün Muhammed    sordu:

- İçki nedir, İçkiye dinimiz nasıl bakar?

- Rabbimiz içkiyi kesin olarak yasaklamıştır, içilmesi, yapılması, taşınması, satılması yasaktır.

Kaldığımız otele gelmiştik. Muhammed    bir telefon edeceğini söyledi ve ona memleketine telefon etme imkanı sağladık. Çin'deki kardeşini arıyordu, kardeşine aynen şöyle diyordu:

- İçki fabrikamızı kapat, Allah'ımız öyle emretmiş. Bize bu emre uymak düşer. Kardeşi bunu yapamayacağını, birçok bağlantısının olduğunu, durup dururken, kapatırlarsa, yüz binlerce dolar zarar edeceklerini, hiç olmazsa kendisine biraz zaman vermesini söyler. Fakat Muhammed    kararlıdır:

- Allah  emretmiş, bize uymak düşer. Fabrikayı hemen kapat, ben gelince borçları hallederim.

İçki fabrikası kapanıyor. Mekke'deki ibadetlerimize devam ediyoruz.

Yine bir gün bana sordukları sorularda çıkardıkları bir neticeyi açıklarlar:

- Kadın modası, kadınları yarı çıplak resmetmek gibi faaliyetler de dinimizde yasak mıdır?

- Evet yasaktır. Aynı gün otele geldiğimizde yine Çin'i aradı ve bu sefer de kardeşine moda evinin kapatılması emrini verdi. Kardeşi yine itiraz etti, ancak Muhammed    ne itiraz dinledi, ne de kararından vazgeçti.

- Rabbimiz emretti ise, bize bu emre uymak düşer. Mekke'deki ziyaretimizi bitirdik ve Medine'ye gittik.

Medine'de bir sabah namazı. Efendimizin "Burası cennet bahçesidir." buyurduğu yerde sabah namazının farzını kılıyoruz.

Muhammed    benim yanımda. Diğer Çinli kardeşlerimizle aynı saftayız. İlk secdeye varıyoruz, secdeden kalkıyoruz, ikinci secdeye varıyoruz, sonra kıyama kalkıyoruz. O da ne?

Muhammed    hala secdede, kalkmadı. Tekrar secde ediyoruz, ettahiyyatü okuyoruz ve selam veriyoruz. Muhammed    hala secdede. Düşündüm ki, yorgunluktan ve uykusuzluktan bazen insana bir geçkinlik geliyor, Muhammed   'e de secdede böyle bir şey oldu, uyudu. Elimi uzattım, omzuna dokundum ve hafifçe çekeyim dedim ki, sağ tarafının üzerine yuvarlandı. Muhammed   'in ölmüş olabileceğini düşündüm. Olay duyulmuştu. Görevliler müdahalede bulundular, dışarı çıkardılar, bir ambulansa koyarak hastaneye götürdüler. Biz de gittik. Hastanedeki ilk muayenede çoktan vefat ettiğini söylediler. Muhammed   'i hastanenin morguna kaldırdılar.

Çinli kardeşlerimle birlikte hastanenin önünde ne yapacağımızı bilemez bir halde üzüntü içinde bulunuyorduk. O sırada bir araba ile makam mevki sahibi bir zat geldi. Herkes onu hürmetle karşıladı, sonradan öğrendik ki bu zat Medine'nin ileri gelen yöneticilerinden biri idi. Hastane yetkililerine sordu:

- "Bugün burada ölen bir Çinli var mı?"

- "Evet", cevabını alınca şu açıklamada bulundu:

- "Dün gece Efendimiz rüyamda bana göründü ve buyurdular ki,

- "Yarın burada bir Çinli kardeşim vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin."

Bir anda her şey değişti. Muhammed   'i morgdan aldılar, bir devlet yetkilisine yapılanlardan daha fazlasını yaptılar. Cennetü'l Baki'ye defnettiler.

Bu hadiseyi bizzat yaşayan ve onlara rehberlik yapan Doğu Türkistanlı kardeşimiz hadiseyi bu şekilde anlattı.

Teslimiyeti gördük değil mi? "Rabbim emrettiyse, bize uygulamak düşer." Zararmış, ziyanmış, önemi yok. Rabbimiz emretmiş ve iş bitmiştir. İşte sahabe inancı.

Bu Çinli kardeşimiz de o inanca ulaştı ulaşmasına; ancak dünyada fazla kalamadı. Çünkü bu dünya pisliğinin içinde fazla kalamazdı ve kalmadı da. Efendimizin de ilgisine mazhar oldu. Ne mutlu bu Çinli kardeşimize, ruhu için elfatiha.

Bakın teslimiyete. "Emir Mevla'dan ise, bize uymak düşer."

Çinli Muhammedimize bak! O bir anda koskoca bir fabrikayı nasıl feda etti?!

alıntı


 X:04 X:04 X:04


Bize uymak düşer...Baki ve Muhabbetle Vesselam!...
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/bugun-burada-olen-bir-cinli-var-mi-t5322.0.html




Çevrimdışı bastoon

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 165
  • Konu: 9
  • Derviş: 246
  • Teşekkür: 0
Okundu: Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« Cevapla #1 : 20/10/08, 18:38 »
 :flower:
vay beee demeden geöçemiyor insan...
 XgülllX


hişşşttt
numara yapma...

Çevrimdışı kamebu

  • Üye
  • **
  • İleti: 100
  • Konu: 2
  • Derviş: 1586
  • Teşekkür: 0
Okundu: Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« Cevapla #2 : 20/10/08, 18:48 »
oyy Allah razi olsun iste bizlere de boyle tam teslim bir mumin olmak duser...insallah bir cinli Muhammed  de biz oluruz


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı sergüzeşt

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 431
  • Konu: 14
  • Derviş: 83
  • Teşekkür: 1
Okundu: Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« Cevapla #3 : 26/10/08, 22:35 »
  Bu Zamanda Sahabe Olunur Mu?
« : 18 Ekim 2008, 12:57:02 » Alıntı 

--------------------------------------------------------------------------------
Bundan altı, yedi ay önce Çin'in değişik bölgelerinden on kişi İstanbul'a gelir. Bu on kişi sıradan insanlar değildir. Bunların ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarıdır. Umre için İstanbul üzerinden Arabistan'a gideceklerdi. Hepsi de yeni Müslüman olmuş Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, en uzağı iki ay önce Müslüman olmuştu. Ne yeterince İslâmî bilgileri vardı, ne de yapacakları umre ile ilgili bir bilgileri. Yanlarına, kendilerine yardımcı olacak, hem Çince'yi, hem Arapça'yı iyi bilen, hem de İslâmî bilgisi olan birini rehber olarak alacaklardı. Mevlâ'mızın takdiri, Türkistan'daki Çin zulmünden kaçıp İstanbul'a yerleşmiş bir Uygur kardeşimiz, bu on Çinliye rehber oldu. Bundan sonra hâdiseyi bu kardeşimizden dileyelim. Bahsi geçen kardeşimiz şu anda bizim yanımızda bulunmaktadır.

Yeni Müslüman olmuş bu on Çinli ile birlikte yola çıktık. Kısa zamanda  aramızda iyi bir dostluk kuruldu. Yeni mümin olmuş bu insanlar, büyük bir heyecan yaşıyorlardı. Hiçbirinin İslâmî bilgisi yoktu. Hatta namazda okuyacakları sûreleri bilmedikleri gibi Fatiha'yı bile bilmiyorlardı. Bazı zikirleri yaptırmaya çalışıyor, ancak Çince telâffuz zor olduğu için zikirleri tam okuyamıyorlardı.

Namazlarda sadece "Elhamdülillah, Allahu Ekber" diyebiliyorlardı. Bana sormuşlardı "Ne yapalım?" diye. Ben de onların kimine "Elhamdülillah", kimine "Lâ ilâhe illallah" ve benzeri zikirleri öğretmeye çalışıyordum. Onlar da namazlarda bunları söylüyorlardı. Önce Mekke'ye gittik. Kâbe'de onların hâli görülmeye değerdi. Yeni doğmuş çocuklar misali heyecan ve neşe içinde, kâh ağlıyor, kâh gülüyorlardı. İsimlerini değiştirmiştik: Muhammed , Hasan  gibi her biri yeni ismi ile çağırılıyordu. On Çinli kardeşimizden biri olan Muhammed 'de bir farklılık vardı.Bu durum dikkatimi çekmişti. Her namazını gözleri yaşlı olarak bitiriyordu. İyice dikkat ettim,evet,Muhammed  namazlarında ağlıyordu. Bana da sürekli sorular soruyorlar, İslâm hakkında bilgi ediniyorlardı. Ben de bildiğim kadarıyla onlara bilgiler veriyordum. Bir gün Muhammed  sordu:

- İçki nedir, İçkiye dinimiz nasıl bakar?

- Rabbimiz içkiyi kesin olarak yasaklamıştır, içilmesi, yapılması,taşınması, satılması yasaktır. Kaldığımız otele gelmiştik.Muhammed  bir telefon edeceğini söyledi ve ona memleketine telefon etme imkânı sağladık.Çin'dekikardeşini arıyordu, kardeşine aynen şöyle diyordu:

- İçki fabrikamızı kapat, Allah'ımız öyle emretmiş. Bize bu emre uymak düşer. Kardeşi bunu yapamayacağını, birçok bağlantısının olduğunu, durup dururken, kapatırlarsa, yüz binlerce dolar zarar edeceklerini, hiç olmazsa kendisine biraz zaman vermesini söyler. Fakat Muhammed  kararlıdır:

-Allah emretmiş, bize uymak düşer. Fabrikayı hemen kapat, ben gelince borçları hallederim. İçki fabrikası kapanıyor.

Mekke'deki ibadetlerimize devam ediyoruz.Yine bir gün bana sordukları sorulardan çıkardıkları bir neticeyi açıklarlar:

- Kadın modası, kadınları yarı çıplak resmetmek gibi faaliyetler de dinimizde yasak mıdır?

- Evet yasaktır. Aynı gün ötele geldiğimizde yine Çin'i aradı ve bu sefer de kardeşine moda evinin kapatılması emrini verdi. Kardeşi yine itiraz etti, ancak Muhammed  ne itiraz dinledi, ne de kararından vazgeçti.

- Rabbimiz emretti ise bize bu emre uymak düşer.

Mekkedeki ziyaretimizi bitirdik ve Medine'ye gittik. Medinede bir sabah namazı. Efendimizin "Burası cennet bahçesidir." buyurduğu yerde sabah namazının fazını kılıyoruz. Muhammed  benim yanımda. Diğer Çinli kardeşlerimizle aynı saftayız. İlk secdeye varıyoruz, secdeden kalkıyoruz, ikinci secdeye varıyoruz, sonra kıyama kalkıyoruz. O da ne? Muhammed  hâlâ secdede, kalkmadı. Tekrar secde ediyoruz, tahiyyat okuyoruz ve selâm veriyoruz. Muhammed  hâlâ secdede. Düşündüm ki, yorgunluktan ve uykusuzluktan bazen insana bir geçkinlik geliyor, Muhammed 'e de secdede böyle bir şey oldu, uyudu. Elimi uzattım, omzuna dokundum ve hafifçe çekeyim dedim ki, sağ tarafının üzerine yuvarlandı. Muhammed 'in ölmüş olabileceğini düşündüm. Olay duyulmuştu. Görevliler müdahalede bulundular,dışarı çıkardılar, bir ambulansa koyarak hastaneye götürdüler. Biz de gittik. Hastanedeki ilk muayenede çoktan vefat ettiğini söylediler. Muhammed 'i hastanenin morguna kaldırdılar. Çinli kardeşlerimle birlikte hastanenin önünde ne yapacağımızı bilemez bir hâlde üzüntü içinde bulunuyorduk. O sırada bir araba ile makam mevki sahibi bir zat geldi. Herkes onu hürmetle karşıladı. Sonradan öğrendik ki bu zat Medine'nin ileri gelen yöneticilerinden biri idi. Hastane yetkililerine sordu:

- Bugün burada ölen bir Çinli var mı?

- Evet.. Cevabını alınca şu açıklamada bulundu:

- Dün gece Efendimiz rüyamda bana göründü ve buyurdular ki, Yarın burada bir Çinli kardeşim vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin."

Bir anda her şey değişti. Muhammed 'i morgdan aldılar, bir devlet yetkilisine yapılanlardan daha fazlasını yaptılar. Cennetü'lBakî'ye defnettiler.

Bu hâdiseyi bizzat yaşayan ve onlara rehberlik yapan Doğu Türkistanlı kardeşimiz hâdiseyi bu şekilde anlattı. Teslimiyeti gördük değil mi? Rabbim emrettiyse, bize uygulamak düşer. Zararmış, önemi yok. Rabbimiz emretmiş ve iş bitmiştir. İşte sahabe inancı..

Bu Çinli kardeşimiz de o inanca ulaştı ulaşmasına; ancak dünyada fazla kalamadı. Çünkü bu dünya pisliğinin içinde fazla kalamazdı ve kalmadı da Efendimizin de ilgisine mazhar oldu. Ne mutlu bu Çinli kardeşimize, ruhu için fatiha.

Bu hâdiseyi niçin anlattık? Bu hâdiseden çıkaracağımız dersler var da onun için anlattık. Bu Çinli kardeşlerimiz, internet sayesinde İslâm ile şereflendi. Gerek ülkemizde, gerekse dünya üzerinde bir kıvılcım bekleyen nice insanlar var. Bizim yapmamız gereken; bizden bir ışık, bir kıvılcım bekleyenlere bir an önce ulaşmak.

Alıntı



Çevrimdışı onursahin

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 573
  • Konu: 64
  • Derviş: 137
  • Teşekkür: 4
Okundu: Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« Cevapla #4 : 26/10/08, 22:43 »
ahhh,teslimiyet ...

 X:04


Kelimelerim yalan,gözyaşlarım sahte,
Cezbelerim palavra,tefekkürlerim vahim,düşüncelerim vesvese,
Nasıl nasıl nasıııl anlatırım Seni bu durumda
...gir gönlüme sil beni
...sen anlat sana seni

Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Okundu: Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« Cevapla #5 : 26/10/08, 22:46 »
Allah razı olsun kurban burdan devam edelim;


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  



Çevrimdışı sergüzeşt

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 431
  • Konu: 14
  • Derviş: 83
  • Teşekkür: 1
Okundu: Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« Cevapla #6 : 26/10/08, 22:52 »
ben de bu yazıyı ben bi yerden gözüm ısırıyor diyordum..adaletin kestiği parmak acımazmış.. :)



Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Okundu: Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« Cevapla #7 : 26/10/08, 23:21 »
Başlık yanılttı galiba kardeşim...Önemli değil...Amaç paylaşmak...Vesselam!...



Çevrimdışı A-emanet

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 40
  • Konu: 3
  • Derviş: 6345
  • Teşekkür: 0
Okundu: Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« Cevapla #8 : 10/09/09, 06:08 »
Resûlullah [s.a.v.] rüyamda göründüler ve: "Bugün burada bir çinli vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin." buyurdular.

Bundan altı, yedi ay önce Çin'in değişik bölgelerinden on kişi İstanbul'a gelir. Bu on kişi sıradan insanlar değildir.


Bunların ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarıdır. Umre için İstanbul üzerinden Arabistan'a gideceklerdi. Hepsi de yeni Müslüman olmuş. Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, en uzağı iki ay önce Müslüman olmuştu. Ne yeterince İslâmî bilgileri vardı, ne de yapacakları umre ile ilgili bir bilgileri.

  Yanlarına, kendilerine yardımcı olacak, hem Çince'yi, hem Arapça'yı iyi bilen, hem de İslâmî bilgisi olan birini rehber olarak alacaklardı.

  Mevlâ'mızın takdiri, Türkistan'daki Çin zulmünden kaçıp İstanbul'a yerleşmiş bir Uygur kardeşimiz, bu on Çinliye rehber oldu. Bundan sonra hâdiseyi bu kardeşimizden dileyelim.

  Bahsi geçen kardeşimiz şu anda bizim yanımızda bulunmaktadır.

  - "Yeni Müslüman olmuş bu on Çinli ile birlikte yola çıktık. Kısa zamanda aramızda iyi bir dostluk kuruldu. Yeni mü'min olmuş bu insanlar, büyük bir heyecan yaşıyorlardı.

  Hiçbirinin İslâmî bilgisi yoktu. Hatta namazda okuyacakları sûreleri bilmedikleri gibi Fatiha'yı bile bilmiyorlardı. Bazı zikirleri yaptırmaya çalışıyor, ancak Çince telâffuz zor olduğu için zikirleri tam okuyamıyorlardı.

  Namazlarda sadece "Elhamdülillah, Allahu Ekber" diyebiliyorlardı. Bana sormuşlardı "Ne yapalım?" diye.

Ben de onların kimine "Elhamdülillah", kimine "Lâ ilâhe illallah" ve benzeri zikirleri öğretmeye çalışıyordum. Onlar da namazlarda bunları söylüyorlardı.

Önce Mekke'ye gittik. Kâbe'de onların hâli görülmeye değerdi. Yeni doğmuş çocuklar misali heyecan ve neşe içinde, kâh ağlıyor, kâh gülüyorlardı.

  İsimlerini değiştirmiştik: Muhammed  (Çan Çing) Hasan, (Çun Fang) gibi her biri yeni ismi ile çağırılıyordu. On Çinli kardeşimizden biri olan Muhammed  de bir farklılık vardı. Bu durum dikkatimi çekmişti. Her namazını gözleri yaşlı olarak bitiriyordu. İyice dikkat ettim. Evet, Muhammed  namazlarında ağlıyordu. Bana da sürekli sorular soruyorlar, İslâm hakkında bilgi ediniyorlardı. Ben de bildiğim kadarıyla onlara bilgiler veriyordum.

  Bir gün Muhammed  sordu:

- İçki nedir, İçkiye dinimiz nasıl bakar?

  - Rabbimiz içkiyi kesin olarak yasaklamıştır, içilmesi, yapılması, taşınması, satılması yasaktır.

Kaldığımız otele gelmiştik. Muhammed  bir telefon edeceğini söyledi ve ona memleketine telefon etme imkânı sağladık. Çin'deki kardeşini arıyordu, kardeşine aynen şöyle diyordu:

  - İçki fabrikamızı kapat, Allah'ımız öyle emretmiş. Bize bu emre uymak düşer. Kardeşi bunu yapamayacağını, birçok bağlantısının olduğunu, durup dururken, kapatırlarsa, yüz binlerce dolar zarar edeceklerini, hiç olmazsa kendisine biraz zaman vermesini söyler. Fakat Muhammed  kararlıdır:

  - Allah emretmiş, bize uymak düşer. Fabrikayı hemen kapat, ben gelince borçları hallederim.

İçki fabrikası kapanıyor. Mekke'deki ibadetlerimize devam ediyoruz.

  Yine bir gün bana sordukları sorularda çıkardıkları bir neticeyi açıklarlar:

  - Kadın modası, kadınları yarı çıplak resmetmek gibi faaliyetler de dinimizde yasak mıdır?

  - Evet yasaktır. Aynı gün ötele geldiğimizde yine Çin'i aradı ve bu sefer de kardeşine moda evinin kapatılması emrini verdi. Kardeşi yine itiraz etti, ancak Muhammed  ne itiraz dinledi, ne de kararından vazgeçti.

  - Rabbimiz emretti ise, bize bu emre uymak düşer. Mekke'deki ziyaretimizi bitirdik ve Medine'ye gittik.

  Medine'de bir sabah namazı. Efendimizin "Burası cennet bahçesidir." buyurduğu yerde sabah namazının fazını kılıyoruz.

  Muhammed  benim yanımda. Diğer Çinli kardeşlerimizle aynı saftayız. İlk secdeye varıyoruz, secdeden kalkıyoruz, ikinci secdeye varıyoruz, sonra kıyama kalkıyoruz. O da ne?

  Muhammed  hâlâ secdede, kalkmadı. Tekrar secde ediyoruz, ettahiyyatı okuyoruz ve selâm veriyoruz. Muhammed  hâlâ secdede. Düşündüm ki, yorgunluktan ve uykusuzluktan bazen insana bir geçkinlik geliyor, Muhammed 'e de secdede böyle bir şey oldu, uyudu. Elimi uzattım, omzuna dokundum ve hafifçe çekeyim dedim ki, sağ tarafının üzerine yuvarlandı. Muhammed 'in ölmüş olabileceğini düşündüm. Olay duyulmuştu. Görevliler müdahalede bulundular, dışarı çıkardılar, bir ambulansa koyarak hastaneye götürdüler. Biz de gittik. Hastanedeki ilk muayenede çoktan vefat ettiğini söylediler. Muhammed 'i hastanenin morguna kaldırdılar.

  Çinli kardeşlerimle birlikte hastanenin önünde ne yapacağımızı bilemez bir hâlde üzüntü içinde bulunuyorduk. O sırada bir araba ile makam mevki sahibi bir zat geldi. Herkes onu hürmetle karşıladı, sonradan öğrendik ki bu zat Medine'nin ileri gelen yöneticilerinden biri idi. Hastane yetkililerine sordu:

  - "Bugün burada ölen bir Çinli var mı?"

  - "Evet", cevabını alınca şu açıklamada bulundu:

  - "Dün gece Efendimiz rüyamda bana göründü ve buyurdular ki,

  - "Yarın burada bir Çinli kardeşim vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin."

  Bir anda her şey değişti. Muhammed 'i morgdan aldılar, bir devlet yetkilisine yapılanlardan daha fazlasını yaptılar. Cennetü'l Bakî'ye defnettiler.

  Bu hâdiseyi bizzat yaşayan ve onlara rehberlik yapan Doğu Türkistanlı kardeşimiz hâdiseyi bu şekilde anlattı.

  Teslimiyeti gördük değil mi? "Rabbim emrettiyse, bize uygulamak düşer." Zararmış, ziyanmış, önemi yok. Rabbimiz emretmiş ve iş bitmiştir. İşte sahabe inancı.

Bu Çinli kardeşimiz de o inanca ulaştı ulaşmasına; ancak dünyada fazla kalamadı. Çünkü bu dünya pisliğinin içinde fazla kalamazdı ve kalmadı da. Efendimizin de ilgisine mazhar oldu. Ne mutlu bu Çinli kardeşimize, ruhu için elfatiha.

  Bakın teslimiyete. "Emir Mevlâ'dan ise, bize uymak düşer."

 Çinli Muhammedimize bak! O bir anda koskoca bir fabrikayı nasıl feda etti?!

Madem ölüm tek bir defa gelecek



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?
« Cevapla #9 : 10/09/09, 08:21 »
 :X06




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Balık Tüketiminde Sınıfta Kaldık Osmanlıca-Türkçe Sözlük (L) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.121 saniyede oluşturulmuştur


Bugün Burada Ölen Bir Çinli Var mı?Güncelleme Tarihi: 26/05/19, 19:38 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim