Delleniyoruz.. - Kişisel Gelişim ve Psikoloji
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.899 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22964 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Delleniyoruz.., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1749 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Delleniyoruz..}   Okunma sayısı 1749 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.728
  • Konu: 1190
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 214
Delleniyoruz..
« : 01/06/09, 17:10 »
Delleniyoruz

Önceden her köyün, her mahallenin bir delisi vardı. Türkiye şartları insanları öyle bir hale getirdi ki nerdeyse her evde de bir deliye rastlanabilecek. İşin espirisi bir yana psikoloji uzmanları Türk insanının ruh sağlığının iyiye gitmediğini söylüyor. Depresif bozukluklar gündelik yaşamı bozuyor ve gereksiz ızdırabların ortaya çıkmasına neden oluyor. Aile ve arkadaşlarla olan ilişkilere dramatik bir bakış attıran bu hastalık, ihmale gelirse ne evlilik bırakıyor ne de kariyer…
Ruh elden gidiyor
Her 5 kişiden 1i yaşamının bir döneminde depresyona giriyor. Ruh hastalarının sayısı 20 milyonu zorluyor. Bakırköy yolcuları artıkça artıyor.
Peki çağımız insanlarını tehdit eden stres ve depresyonu neler körüklüyor?
Çocukluktan başlayalım. Hani psikologların yaşadığınız her sorunu bağladığı çocukluğunuza…
Şiddet, taciz, aşağılama, güven eksikliği… gibi bir çok etken çocukta kapanması zor yaralar açıyor. Anne ve babaların çocuklarına karşı aldıkları umursamaz tutum ve ahlaki değerleri aktarımdaki zayıflık, onların zaten küçük olan dünyalarını tarumar ediyor. İleride bir alim ya da zalim olmasının temelleri o saf ve masum günlerine dayanıyor.
Gençlik çağları, sıkıntıların en yoğun yaşandığı dönem. Genç beyinler bu aktif zamanlarında önce ergenlik, sonrasında ise üniversite ile boğuşuyor. Ardından da işsizlik kıskacında ekmek derdine düşüyor. Diğer etkenler arasında internet ve medya da yer alıyor. Olumlu işlevinin yanı sıra internet, gerçeklik sınırlarını bozuyor. Şiddet ve saldırganlığı benimseyen genç yanlış arkadaşlıklar kuruyor. Medyaya gelince; özendirici, yanlışı tasvir edici yayınlar ve olumsuza teşvik beyinlerini yıkıyor, yanlış modeller edindiriyor. Ailesinden de duygusal destek alamayan genç, çıkış yolu bulamıyor. Yaratılışın sırrını, yaşamın anlamını, ölümün sebebini ve ahiretin varlığını sorgulayan gençler hayatın anlamsızlığı ya da güzelliği sonucuna varıyor. Anlamsız olduğunu kabul edenlerin sonu ya deniz diplerinde ya da bir ipin ucunda bitiyor.
İntihar zayıflığını Dünya Sağlık Örgütü (WHO) geleceğin sağlık sorunu olarak ilan ediyor. Bir ülke ne kadar gelişirse intihar olayları da o kadar artıyor. En çok genç grupta karşımıza çıkan intihar olayları yaşlılarda da görülüyor. Artan yalnızlık hissi ve yaşlılık sendromu onları dipsiz kuyulara götürüyor.
İntihar olguları yalnız Türkiyede değil tüm dünyada da en büyük sorun. İntihar hızı Japonya, Almanya, Finlandiya ve İsviçrede 100 bin de 25 iken, Türkiye´de bu rakam 100 binde 2 civarındadır. En kötüsü ise intihar yaşı gün geçtikçe düşüyor. Bir yılda Türkiyede 5-14 yaş arası 40-50 çocuk, daha hayatının baharında iken canına kıyıyor.
Şehirliler daha stresli
Örf, adet ve geleneklerin bireyler üzerinde oluşturduğu baskı ve aile düzenin bozulması ruhsal çöküntülere yol açıyor. Geçim sıkıntısı çeken kişilerde depresyon ve sinir bozukluğu oluyor. Ama bakıyorsunuz ki gelir düzeyi üst seviyelerde olan sosyete grubunun da parası mutlulukla paralel gitmiyor. Üstelik bu hastalık şehirde yaşayanlarda köy ve kasabada yaşayanlara oranla daha fazla görünüyor. Hayatın keşmekeşliği, trafik, iş hayatı, geçim derdi derken şehirli binbir şeyle uğraşıp kendini kaybediyor. Oysa köylünün varsa yoksa bir tarlası, ekerse kazanır ekmezse yok. "Azıcık aşım dertsiz başım" misali.
Kadınların hali vahim
Depresyona karşı herhangi bir bağışıklık bulunmadığı için herkesin yakalanması mümkün. Araştırmalara göre özellikle bayanlarda erkeklere oranla iki kat fazla depresyon görülüyor. Çünkü onlar hem anne, hem eş, hem de işkadını rollerini üstlenmek zorunda kalıyor. Amerikalı bilim adamları duygusal stres ile depresyon arasında genetik bir ilişki olduğunu söylüyor. Eskiden depresyona girme yaşı 40larda iken artık 20li yaşlarda ortaya çıkıyor. Her şey depresyona neden olabiliyor. En basitinden kendini ifade edememek bile depresyonun çok sık görülmesine neden oluyor. Yani hemen hemen herkes depresyona gebe. Dünya Sağlık Örgütüne göre böyle giderse 2020de ruhi sorunlarda patlama yaşanacak.
Yoksa sizde?
Genellikle psikolojik sorunları olanlar bunu kabullenmek istemezler. Eğer siz de ruh sağlığınızın bozukluğunuzdan şüphe ediyorsanız şu belirtilere dikkat kesilin.
Sürekli üzgün ya da boş hissetme.
Umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk ya da değersizlik duyguları
Konsantre güçlüğü ve uyku bozukluğu
Hiçbir şeyden zevk almama
Sürekli yorgunluk hissi, iş veriminde düşüş
İntiharla ilgili düşünceler
İçki ve ilaç kullanımı artışı
Kişilik değişimi, iştah kaybı veya aşırı yeme
Hızla artan yalnızlık
Bu tip özellikleri kendinizde iki haftayı aşkın süredir görüyorsanız; uzmanlara göre büyük olasılıkla depresyon geçiriyorsunuz. Bence önce bir doktora görünüp daha sonra vicdani ve ahlaki muhasebenizi yapmalısınız.
Ben nerde yanlış yaptım?
Depresyonun tıbbî yönünün yanı sıra bir de dini yönü var. Din ahlâkını yaşamayan, Allaha büyük bir teslimiyetle bağlanmayan insanlar sürekli üzüntü, sıkıntı ve stres içinde olurlar. Ruhta oluşan kırgınlıklar bedenlerine de yansır. Uyuşturucu madde bağımlılığı, uykusuzluk, deri, mide, tansiyon, nezle, migren ve kemiklerle ilgili bir çok hastalığın kaynağını stres ve depresyon oluşturur.
Hızla yıpranan vücutları çabuk yaşlanır ve çöker. Gözleri donuk ve cansız olur. Saçları çok dökülür. Yaşadıkları psikolojik sorunlar yüzünden derileri kalınlaşır ve sertleşir, kirli sarı ya da koyu esmer tonunu alır. Kuran ahlakının yaşanmadığı yerlerdeki insan tiplerinin genelde bu şekilde olduğu gözlemlenmiştir. Tabii ki Müminler de yaşlanır. Fakat bu psikolojik bir yaşlanma olmaz. Yaşantısının kaynağı olarak Allahı bilen kimse huzurlu ve mutlu bir yaşam sürdüğü gibi üzüntü ve sıkıntılardan da uzaklaşacağı için psikolojik beden rahatsızlıklarını daha az yaşar.
Müminler tam inançlarıyla başlarına gelecek her musibet karşısında dimdik durur, intiharı kesinlikle aklına getirmez. Tam tersine sıkıntılı anında sabreder, Allaha sığınır, esenlik diler. Asla isyana girip yaratıcısını sorgulamaz. Tüm olaylarda bir hayır arar.
Sağlıklı ve genç kalmanın formülü olarak verilen reçetelerde güler yüzlü olunması, hayata farklı açılardan bakılması, neşeli olunması gerektiği gibi tavsiyeler yer alır. Oysa bunlar zaten din ahlâkının özünü teşkil eden ince ayrıntılardır.
Sorunlar karşısında nasıl bir tutum sergileyeceğimiz zaten Kuranı Kerim, hadisler ve sünnetler aracılığı ile bize gösterilmiştir. Yaşam için gönderilen bu düzen bozulduğunda ortaya maddi ve manevi çöküşün çıkması kaçınılmazdır.
Sonuç olarak şunu diyebiliriz. Evet, Türkiye bir ruh sorunun peşinde hızlı adımlarla ilerliyor. Buna yoğun göç, işsizlik, kültürel bulanıklık, yoksulluk, depremler, güvensizlik ortamları… neden olarak gösterilebilir. Ama bence asıl sorun inanışımızda gizli. Ne zaman gerçek bir Müslüman gibi yaşarsak o zaman huzuru bulmuş olacağız.



Kaynaklar
1-Türkiye Ruh Sağlığı Profili Araştırması
2-Prof. Dr. Nevzat Tarhan- Psikolojik Savaş
3-Okan Okan-Dinsizliğin İnsan Üzerindeki Tahribatları
4-Hasan Taşkın-Ruh Sağlığımızda Kırmızı Alarm

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/delleniyoruz-t12065.0.html



"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)

Çevrimdışı ukba_

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 213
  • Konu: 6
  • Derviş: 29
  • Teşekkür: 0
Yanıt:Delleniyoruz..
« Cevapla #1 : 01/06/09, 18:29 »
 :X06 Allah razı olsun çok yerinde tesbitler... :X06



Çevrimdışı mavi

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.494
  • Konu: 741
  • Derviş: 86
  • Teşekkür: 18
Yanıt:Delleniyoruz..
« Cevapla #2 : 02/06/09, 02:04 »
Hastalıklar belli..

Doktorumuz, reçetemizde var hamdolsun..

Ne kadar düzenli ilaç, o kadar şifa.. gayret etmek lazım..

Allah razı olsun kardeş... :X06


Bulmak değil imiş bilmek, bilmek değil imiş bulmak, Evliyaya gönül vermek, rengine boyanmak imiş...

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Yanıt:Delleniyoruz..
« Cevapla #3 : 02/06/09, 10:04 »
 Allah c.c razı olsun...emeginize saglık :X42


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Hatıralar Senin Yokluğun Efendim... ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.065 saniyede oluşturulmuştur


Delleniyoruz..Güncelleme Tarihi: 26/05/20, 07:32 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim