Dervişlerin Sanatı - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.552 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 2 ileti gönderildi.. Toplam : 22879 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Dervişlerin Sanatı, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2484 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Dervişlerin Sanatı}   Okunma sayısı 2484 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Rehnüma

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.138
  • Konu: 197
  • Derviş: 20900
  • Teşekkür: 129
Dervişlerin Sanatı
« : 25/09/14, 17:14 »
“Can satıp oldu her birisi bir belâ müşterisi,
Aşk şehrinde budur san’atı dervişlerin.”
(Ahmed Paşa)

[Aşk şehrinde dervişlerin her biri canını satıp (karşılığında) belâ almaya (çalışıyor). Onların (bütün işi), uğraşı budur.]

Ezelde, Ademoğullarının sulbünden kıyamete kadar dünyaya gönderilecek bütün insanların ruhlarına Cenab-ı Mevlâ şöyle hitap buyurdu: “Elestü bi-Rabbiküm?” (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) Ruhlar; “Belâ!” (Evet, hiç şüphe yok ki sen bizim Rabbimizsin!) dediler.

Bu, aynı zamanda Alemlerin Rabbine her nerede ve hangi şartlar altında olursak olalım, O’nun ulûhiyetini unutmayacağımıza, O’na teslimiyetle kulluk edeceğimize dair verilmiş bir söz, bir misaktı. Ruhlar Alemi’ndeki misakımız bizim müslümanlığımızın, yani Cenab-ı Hakk’a sadakat ve teslimiyetle kulluğumuzun başlangıcı olduğu kadar aşkımızın da başlangıcıydı. Elest Bezmi’nde mutlak Cemâl sahibi Hak Tealâ ile mülâki olmanın emsalsiz zevkini, aslî vatanda ve huzurda bulunmanın emniyet, itminan ve huzurunu tadan safa halindeki ruhlarımız “Evet!” andıyla birlikte aşk badesini de içmişlerdi. Zaten aşk olmazsa sadakat de, teslimiyet de olmazdı.

Kur’an-ı Kerim’de A’raf suresinin 172. ayetinde haber verilen bu hadise, ister hatırlamamız gereken lafzî bir ahitleşme, ister fıtratımıza yerleştirilen “marifetullah kabiliyeti”ne işaret eden temsilî bir ifade olarak anlaşılsın, Allah Tealâ’ya kulluk hususunda bir misakla kendimizi bağladığımız hakikatini değiştirmez. Bu dünyada o misakın hatırlanması, kulluk mükellefiyetlerimiz kadar sıladaki safa halinin hatırlanmasıdır ki, Asl’ımıza duyulan aşk, hasret ve iştiyakı alevlendirir.

Fatih Sultan Mehmed Han’ın hem hocası hem veziri olan şair Ahmed Paşa’nın yukarıdaki beyti ilk bakışta, Elest Meclisi’ndeki “Belâ!” ahdini hatırlayanların bu dünyadaki halini anlatıyor gibi görünüyor. “Belâ müşterisi” olmak evvela ezelde Cenab-ı Hakk’a verdiğimiz sözün arkasında durmaktır. Bu da Allah Tealâ’nın emir ve yasaklarına harfiyen riayeti, mükellefiyetleri hakkıyla ifayı gerektirir.

Arapçada, dilimize de geçmiş olan, “dert, musibet, felaket, imtihan” manalarına gelen bir “bel┠kelimesi daha vardır ve olumsuz soruları olumlayarak tasdik etmek için kullanılan “bel┠edatıyla aynı şekilde yazılır. Beyitteki “bel┠kelimesiyle her ikisi de kastedilmiştir. Çünkü mükellefiyetler sürekliliği ve meşakkati ile nefse ağır gelir ve belâ müşterisi olmak bu ikinci manasıyla kulluk vazifelerimizi ifa hususunda her türlü mihneti göze aldıran bir kararlılığa sahip olmaktır. Gerektiğinde candan bile geçmeye kulu seve seve razı eden bir kararlılıktır bu.

Şairin can dediği beşeriyetimizdir, dünya hayatıdır, nefistir. Kişi dünyalık ihtiyaçlarının veya nefsinin yönlendirmesine rağmen kulluk vazifelerini öne alıyor, ihmalden sakınıyorsa, belâya müşteri olduğunu, bunun için candan geçebileceğini ispat ediyor demektir. Allah Tealâ’nın lütuf ve inayetiyle insana ebedi saadeti kazandıracak olan böyle bir tavır bu dünyada ancak aşkla, muhabbetle sergilenebilir. Bu sebeple beyitteki “aşk şehri” ifadesinden, muhabbetullahın ispat mahalli olan dünyayı anlamakta beis yoktur.

Fakat şuraya kadarki izahat dervişler de dahil bütün müslümanlara mahsus temel bir mümin tavrını anlatmaktadır. Halbuki beyitte “can satıp belâya müşteri olmak” dervişlere mahsus bir “sanat” olarak ifade edilmiştir. Sanat, “kazanç getiren ve kendisiyle iştigal edilen iş, meslek” demek olduğuna göre, dervişler canları pahasına belâ satın almaya çalışarak daha hususi bir kârın peşinde yahut kendilerine has bir meşguliyetin içindedirler. Onlar, zikir ehli olmakla verdikleri sözü her dem hatırlar; ahdine sadık kalmaya, sözünün eri olmaya gayret ederler.

Aşk şehri, dervişler bahis mevzuu olduğunda tasavvuf terbiyesinin verildiği dergâhlardır. Seyr ü sülûk ile buralarda kendine gelen, kendini bilen, her dem kendinde olduğu için fıtratındaki misakı duyan, böylece Rabbini bilen Hak aşığı dervişler “bel┠misakıyla birlikte o misakın alındığı meclisteki safa halini de hatırlayıp özlemekte, vuslata ermenin çarelerini aramaktadır.

Onlar şunu fark etmişlerdir: Bizi aslî vatanımızdaki huzurdan mahrum bırakan, nefha-i ilahî olan ruhumuzun Asl’ıyla vuslatını engelleyen, dünyayı bize gurbet eyleyen ve elbette misakımızı da unutturan beşeriyetimizdir. Beşeriyetimizden ve onun taleplerinden, yani kesif olan, fani olan varlıklardan kurtulup ruhumuzu ten kafesinden uçurmayınca Elest Bezmi’ndeki safvet ve letafete ulaşmanın imkanı yoktur. Bu imkana ölümle kavuşulacaktır ama derviş ölümü beklemeye kail değildir. Ölmeden evvel ölmeye koyulur. Nefis terbiyesiyle beşeriyetinin bütün ihtiyaçlarını yok hükmünde gördürecek bir çabadır bu. Son derece meşakkatli, mihnetli bir yoldur.

Dervişin sanatı zorlu bir yolu usulünce yürümekten ibarettir. Beşeriyetinden ve nefsinin tahakkümünden sıyrılmak üzere çıktığı çetin yolda her türlü derdi belâyı lütuf bilip hoşlukla karşılayabildiği, yolun sonuna varmak için badireleri canı pahasına aşma kararlığı taşıdığı nispette sanatının ustasıdır. Şu fani dünyada bundan daha kazançlı bir sanat yoktur. Üstelik bu kadar kârlı bir sanatı çırak, yani çerağ olmak, bu işin ustalarından ateş alıp bir uçtan tutuşmak kaydıyla herkesin öğrenip tatbik etmesi mümkündür. Madem böyledir, fırsatı heba etmemek gerekir!

T. Ziya Ergunel | Temmuz 2014 | DİĞER YAZILAR
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/dervislerin-sanati-t35473.0.html



Arada bir yar köyüne varan derviş olur amma,
Gittiği her yeri yar köyü yapan kesin aşık’tır.
(Serdar Tuncer)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Eksplorasi.exe Hatası ve Çözümü Nimete Dönen Musibet ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.207 saniyede oluşturulmuştur


Dervişlerin SanatıGüncelleme Tarihi: 22/08/19, 22:37 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim