Dilim kalbe indirdim, buyur yar - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22886 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Dilim kalbe indirdim, buyur yar , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3380 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Dilim kalbe indirdim, buyur yar }   Okunma sayısı 3380 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
Dilim kalbe indirdim, buyur yar
« : 05/01/10, 12:57 »
"Bilmiş olun ki , kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur" ayet-i kerimesini her okuyuş,
"Hani ya aşkını O'na vermiştin; ispat et gönül, zamanı geldi" diye içimizi peşimize takıyor.

Zira bu alemde daimi değildik, bir süre konar sonra göçerdik. O halde, gaflet daha fazla saadete galebe çalmadan, "İnsana şah damarından daha yakınız" buyuran Allahu Teala'ya yakınlığımızın derecesini ölçmek için vücudun kıblegâhı sayılan kalbe bir davetimiz olmalı.

Belki aniydi hesapsızdı seslenişimiz."Hey gönül nereden su alıp batıyorsun?" diye soramamıştık bile. Kimbilir belki de rahmetin tecellisi olarak dünya, nefis ve şeytanın sultası altındaki aksak yürüyüşümüze rağmen fıtrattan gelen bir ihtiyaçtı bu davet. Bilmiyor olsak ta huzur ve sükûnetin o mahalde kalıp kalmadığını "Yar sana daim nazar eder, seni gafil görürse güzar eyler" diyene kulak verilmeliydi. Zira sevilenden gelen sitem, sevene kederdi. Onun içindir ki, yakayı tümüyle kaptırmadan, dünya ve nefsin meşguliyetleriyle kararan, katılaşan kalbi huzur iklimine sürmeliydi.

Aşık Paşa'nın; "Gönül masiva kaygısındna temizlenmedikçe tecelligah olmaz" sözü, sefa ile cefanın bir yerde barınamayacağı gerçeğini yüzümüze vuruyorken, ifsattan selamete çevirmeliydi viraneliğimizi. Eğer namaz, oruç, salavat, ilim talebi ve Kur'an tilaveti ile gönül derdini artıran iştiyakları bitirip, pusu kuran, aldatan nefsin ve şeytanın sırtını yere verecek kıvama gelemiyorsak, bunların yanında halimizi deşecek daha fazlasına ihtiyacımız var demekti.

Nefsimizin özel bir terbiye ve tedaviye tabi tutacak, sadece biz ve O (c.c.) arasında, meleklerin dahi bilip kalem oynatamayacağı bir hale varmalıydık. Bu arayış ölüm döşeğinde elinden tesbihi bırakmayıp, "Beni Allah Teala'ya yaklaştıran bu nesneyi terk edemem" buyuran Cüneyd-i Bağdadi'nin (k.s.) halini getiriyor gözümüzün önüne...Yordam gösteren bu tabiata ram olup, varlığının ve bu alemin sırrına vakıf olan ehl-i hikmetin yoluna yoldaş olmalı, nefsin çirkin sıfatlarına şifa akıtacak gıdayı vermek için kalbe lafz-ı Celal birbiri ardınca akmalıydı.

"Allah 'ı çokça zikreden erkekler ve kadınlar varya Allah onlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır." müjdesine nail olabilmek ümidiyle, dünyaya set çeken örtünün altında evvela " estağfirullah " dilenip, tesbihe gitmeliydi el. Silkelemeli tüm tozları ve fark etmeliydi gayeyi; "İlâhi ente maksûdi ve rıdâke matlûbi" bilinci ile.

Her halükârda O'nun (c.c.) zikrini yapmaya layık değilizdir tüm hata ve günahlarımıza rağmen. Ama zatına mahsus lütuf kapısına dayayıp ümidimizi, "olmalı, olacak gayret ve himmet ile" deyip her defasında yedeklemeli niyetlerimizi.
Bütün Allah dostlarının tecrübe ve tespitlerine göre; kalbin temizlenmesi ve nefsin terbiyesi için en etkili ilaç Allah Teala'yı zikretmektir.
Lakin zikrullahın ardından tespihi kılıfına sokup, özümüze zikre devam ettiremiyorsak sadakatimiz eksik demektir. Değil mi ki, kirli nazarlarda dolaşan gözle, zulümle ortak mesaisi olan el ve dil ile yapılan zikrin, gaflet vadisindeki sayıklamalardan öteye geçmesi muhaldir.

El ayasında birleştirmek değil, kalpte toplamaksa zikir, O'nu (c.c.) anmayı taksim etmeli her hale. Sabır şükür ve tefekkür eşliğinde.
Öğrenirken, öğretirken, hizmette, selamda, kelamda, aş ve iş telaşında her daim O'nunla (c.c.) olunabilirse işte bu farzların akabinde fazileti cem edip, kuşanabilmektir. Başka bir ifadeyle Muhammed  Parisa Hazretlerinin;" El kârda, gönül yârda" şeklinde özetlediği manaya erişebilmektir. İşte vücuda yayılıp bütün duygu ve düşünceyi tesiri altına alan bu çeşit aşktır ki, kül eder kalpteki siyahı, nefsinde öldürüp ruhta diriltir insanı.

Öyleyse, harap kalplerimizi mamur edecek reçeteye sarılıp, evvela dile vurulan zikir, oradan kalbe ve sonra özümüze inip, etrafa saçılmalı ki, "Lebbeyk Yâr".. diyebilmeli.



Semerkand-aile_Huriye Karnap

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/dilim-kalbe-indirdim-buyur-yar-t18357.0.html



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı Gökkuşağı

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.056
  • Konu: 276
  • Derviş: 9430
  • Teşekkür: 8
Cevaplandı: Dilim kalbe indirdim, buyur yar
« Cevapla #1 : 06/05/10, 14:43 »
 X:01

''Hey gönül!Nereden su alıp batıyorsun?'' :X06


Eğer aşk olmasaydı,aşk derdi olmasaydı,
Bu kadar tatlı sözü kim söyler,kim duyardı...

Çevrimdışı gürcan

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 216
  • Konu: 32
  • Derviş: 7323
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Dilim kalbe indirdim, buyur yar
« Cevapla #2 : 06/05/10, 17:42 »
 :X001   cevap çok hızlı geldi....  :S


“on derviş bir kilime sığar da iki sultan bir saraya sığmaz”

Çevrimdışı Aşka_Meftun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.209
  • Konu: 375
  • Derviş: 5881
  • Teşekkür: 5
Dili Kalbe İndirdim, Buyur Yâr ..
« Cevapla #3 : 28/05/10, 01:03 »





Dili Kalbe İndirdim Buyur Yâr ..

"Bilmiş olun ki kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur" ayet-i kerimesini her okuyuş "Hani ya aşkını O'na vermiştin; ispat et gönül zamanı geldi" diye içimizi peşimize takıyor.
Zira bu alemde daimi değildik bir süre konar sonra göçerdik. O halde gaflet daha fazla saadete galebe çalmadan "İnsana şah damarından daha yakınız" buyuran Allah,u Teala'ya yakınlığımızın derecesini ölçmek için vücudun kıblegâhı sayılan kalbe bir davetimiz olmalı.

Belki aniydi hesapsızdı seslenişimiz. "Hey gönül nereden su alıp batıyorsun?" diye soramamıştık bile. Kimbilir belki de rahmetin tecellisi olarak dünya nefis ve şeytanın sultası altındaki aksak yürüyüşümüze rağmen fıtrattan gelen bir ihtiyaçtı bu davet. Bilmiyor olsak ta huzur ve sükûnetin o mahalde kalıp kalmadığını "Yar sana daim nazar eder seni gafil görürse güzar eyler" diyene kulak verilmeliydi. Zira sevilenden gelen sitem sevene kederdi. Onun içindir ki yakayı tümüyle kaptırmadan dünya ve nefsin meşguliyetleriyle kararan katılaşan kalbi huzur iklimine sürmeliydi.




Aşık Paşa'nın; "Gönül masiva kaygısındna temizlenmedikçe tecelligah olmaz" sözü sefa ile cefanın bir yerde barınamayacağı gerçeğini yüzümüze vuruyorken ifsattan selamete çevirmeliydi viraneliğimizi.
Eğer namaz oruç salavat ilim talebi ve Kur'an tilaveti ile gönül derdini artıran iştiyakları bitirip pusu kuranaldatan nefsin ve şeytanın sırtını yere verecek kıvama gelemiyorsak bunların yanında halimizi deşecek daha fazlasına ihtiyacımız var demekti.


Nefsimizin özel bir terbiye ve tedaviye tabi tutacaksadece biz ve O (c.c.) arasında meleklerin dahi bilip kalem oynatamayacağı bir hale varmalıydık. Bu arayış ölüm döşeğinde elinden tesbihi bırakmayıp "Beni Allah Teala'ya yaklaştıran bu nesneyi terk edemem" buyuran Cüneyd-i Bağdadi'nin (k.s.) halini getiriyor gözümüzün önüne...Yordam gösteren bu tabiata ram olupvarlığının ve bu alemin sırrına vakıf olan ehl-i hikmetin yoluna yoldaş olmalı nefsin çirkin sıfatlarına şifa akıtacak gıdayı vermek için kalbe lafz-ı Celal birbiri ardınca akmalıydı.

"Allah 'ı çokça zikreden erkekler ve kadınlar varya Allah onlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır." müjdesine nail olabilmek ümidiyle dünyaya set çeken örtünün altında evvela " Estağfirullah " dilenip tesbihe gitmeliydi el. Silkelemeli tüm tozları ve fark etmeliydi gayeyi; "İlâhi ente maksûdi ve rıdâke matlûbi" bilinci ile.




Her halükârda O'nun (c.c.) zikrini yapmaya layık değilizdir tüm hata ve günahlarımıza rağmen. Ama zatına mahsus lütuf kapısına dayayıp ümidimizi "olmalı olacak gayret ve himmet ile" deyip her defasında yedeklemeli niyetlerimizi.
Bütün Allah dostlarının tecrübe ve tespitlerine göre; kalbin temizlenmesi ve nefsin terbiyesi için en etkili ilaç Allah,Teala'yı zikretmektir.
Lakin zikrullahın ardından tespihi kılıfına sokup özümüze zikre devam ettiremiyorsak sadakatimiz eksik demektir. Değil mi ki kirli nazarlarda dolaşan gözle zulümle ortak mesaisi olan el ve dil ile yapılan zikrin gaflet vadisindeki sayıklamalardan öteye geçmesi muhaldir.

El ayasında birleştirmek değil kalpte toplamaksa zikir O'nu (c.c.) anmayı taksim etmeli her hale. Sabır şükür ve tefekkür eşliğinde.
Öğrenirken öğretirken hizmette selamda kelamda aş ve iş telaşında her daim O'nunla (c.c.) olunabilirse işte bu farzların akabinde fazileti cem edip kuşanabilmektir. Başka bir ifadeyle Muhammed     Parisa Hazretlerinin;" El kârda gönül yârda" şeklinde özetlediği manaya erişebilmektir. İşte vücuda yayılıp bütün duygu ve düşünceyi tesiri altına alan bu çeşit aşktır ki kül eder kalpteki siyahı nefsinde öldürüp ruhta diriltir insanı.


Öyleyse harap kalplerimizi mamur edecek reçeteye sarılıp evvela dile vurulan zikir oradan kalbe ve sonra özümüze inip etrafa saçılmalı ki "Lebbeyk Yâr".. diyebilmeli.








Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

“Allâhümme innî es’elüke’l-hüdâ ve’t-tükâ ve’l-‘afâfe ve’l-gınâ:

Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim”      *R-H* 

Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.563
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 362
Cevaplandı: Dilim kalbe indirdim, buyur yar
« Cevapla #4 : 28/05/10, 23:34 »


Paylaşımınız için teşekkür ederiz, lütfen arama yapalım konularda inşaAllah

 :X06


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Cevaplandı: Dilim kalbe indirdim, buyur yar
« Cevapla #5 : 29/05/10, 01:21 »
Zikrullahın ardından Tesbihı kılıfına koyup, Özümüzde zikri devam Ettiremiyorsak Sadakatımız eksik demektır.... X:01    :X06  Katre kurban  Bizde arada  yapıyoruz hata arama yapsakta kimi gözümüzden kacıyor   :kafa: Hatasız kul olmaz :) Adminsiz de forum olmaz sahi Adminler ne yapar :)) :X42


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Tasavvufta Edep Merhamet ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.272 saniyede oluşturulmuştur


Dilim kalbe indirdim, buyur yar Güncelleme Tarihi: 22/09/19, 17:56 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim