Dindarlık ve Zalimlik Bir Arada Olmaz.. - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 2 ileti gönderildi.. Toplam : 22884 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Dindarlık ve Zalimlik Bir Arada Olmaz.., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2089 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Dindarlık ve Zalimlik Bir Arada Olmaz..}   Okunma sayısı 2089 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı MenaKiB

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 261
  • Konu: 105
  • Derviş: 2621
  • Teşekkür: 1
İman mü'minin Allah'a söz vermesi, teslim olmasıdır. Mü'minin düşüncelerini ve işlerini dini şekillendirir. Allah Teala'nın emir ve yasaklarına göre bir hayat inşa etmek, dosdoğru yolda bulunmak, yani istikamet üzere olmaktır.

Mevlamız kullarını belli vazifelerle mükellef tutmuştur. Bu vazifeler yük değil, lütuftur. Nezih ve huzurlu bir hayatın, ebedi saadetin garantisidir. Buna göre mü'minin Rabbine, kendine ve çevresindeki insanlara karşı görevleri vardır.
Kişinin sağlam, kalbinde karar bulmuş bir iman ile Allah'a bağlanması, sonra imanın gereği olan farz ibadetlerini yerine getirmesi ilk vazifesidir. Sonra bu dünyada ve ahirette onu hüsrana uğratacak işlerden, askınması, temiz ve güzel bir ahlak sahibi olması, kimseye zarar vermemesi gelir. Bu da farzdır ve ibadetler kadar önemlidir.

Mücella dinimiz İslam müslümanları ve müslümanların yaşadığı ortamı "güvenilir" olarak tayin ve tavsif etmiştir. Müslüman kişi bu güven perdesini yırtacak hareketlerden sakınır, daima hayır ve iyilik üzere olur.
İmam Gazalî rh.aleyh Mükaşefetu'l-Kulub adlı eserinde şöyle der: "Cenab-ı Hak, Ümmet-i Muhammed 'i insanların en hayırlıları kılmıştır. Çünkü onlar iyiliği emreder, kötülüğe engel olurlar. İnsanların İslam'a girmesi için Allah yolunda mücadele ederler ve onlara yararlı olurlar. Allah Resulu s.a.v buyurmuştur: "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olan, en kötüsü de insanlara zararlı olandır."

Al-i İmran suresinin 110. ayetindeki "...ve Allah'a inanırsınız..." ifadesinden kastedilen şudur: Allah'ın birliğini tasdik eder ve bu inanç üzere sebat edersiniz. Muhammed  Mustafa s.a.v.'in Allah'ın peygamberi olduğunu ikrar edersiniz."

İkinci bin yılın yenileyicisi olan İmam Rabbanî k.s. hazretleri Mektubat'ında şöyle buyurmuştur:
"İşin aslı nihayetinde kalbe dayanır. Eğer kalp Allah'tan başka şeylere bağlanır ve kendini onlara kaptırırsa hali hiç iyi değildir. Sadece adete uyarak yapılan amellerle ve şeklî ibadetlerle bir şey ele geçmez. Bunun yerine kalbin imana tamamen sarılması ve bu haldeyken Allah'ın emrettiği bedene ait ibadetlerin yerine getirilmesi gerekir.
Salih amelleri yerine getirmeden kalbin iyiliğinden, temizliğinden söz etmek de boş bir iddiadır. Tıpkı dünyada bedensiz ruhun varlığı düşünülemediği gibi, salih amelsiz de kalbin selameti düşünülemez."


. . .

Dinimiz İslam haklar dinidir. Bireyin, toplumun, canlı cansız bütün varlığın hakkını korumayı esas alır. Güç ve iktidarın gelip geçiciliğini hatırlatır, her vesileyle mülkün asıl sahibinin Allah Teala olduğunu tekrarlar. Buna göre insan tevazu ile ömür sürmeli, elindeki imkanları, özellikle de kamu imkanını asla zulüm arası yapmamalıdır.

Fahr-i Kainat Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurur ki:
"Allah Teala şu beş kişiye öfkelenir. Bu öfkesini dilerse dünyada yürürlüğe koyar, dilerse ahirete bırakıp cehennemde karşılığını verir:
Birincisi şu devlet başkanıdır ki, halktan tam bir güç aldığı halde, onlara karşı insaflı davranmaz ve uğradıkları zulme karşı onları korumaz.
İkincisi şu toplumun yöneticisidir ki, halk kendisine itaat ettiği halde kuvvetli ile zayıfa eşit davranmaz ve kendi isteğine göre konuşur.
Üçüncüsü, aile reisidir ki, hanımına ve çocuklarına Allah'ın emirlerini uygulamalarını emretmez. Onlara dinin emirlerini öğretmez.
Dördüncüsü, iş sahibi bir insandır ki, işini yaptırmak için işçi tutar, işini yaptırır fakat ücretini tam olarak vermez.
Beşincisi ise, hanımına mihri konusunda haksızlık yapar."


Yine Allah Resulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurur:
"Aciz duruma düşmeden tevazu gösteren kişiye ne mutlu! Helal yoldan kazandığı parayı Allah yolunda harcayana ne mutlu ! Düşkün ve zavallı kimselere merhamet edenlere, alimlerle ve salih insanlarla oturup kalkanlara ne mutlu!"

Mevlamız bizi her türlü hak ihlalinden korusun. Özellikle de kul hakkından. O bütün günahları affedebileceğini, fakat kul hakkının vebalinden kurtulmak için kuldan helallik dilenmesi gerektiğini buyurmuştur.
Allah Resulu Sallallahu aleyhi ve Sellem insanlarla kurduğu ilişkilerde çok dikkatli davranmış ve kim olursa olsun üzmemek, zarar vermemek için çabalamıştır. Dört halife ve Ashab-ı Güzin de bu yolda yürümeye özen göstermişlerdir. Özellikle sert tabiatıyla bilinen Hz. Ömer r.anh, mesele kul hakkına ve insanların incinmesine geldiğinde, adeta titreyerek hareket etmiştir. "Faruk/Ayıran" sıfatı doğru ile yanlışı, hak ile batılı ayırması adaletli olması sebebiyle kendisine verilmiştir.
Allah resulu Sallallahu aleyhi ve Sellem ashabı, tüm insanlığı haklara riayet konusunda daima uyarmıştır.

İbn Ömer r.anh şöyle anlatıyor:
"Allah Resulu bir konuşma yapıp bize şunları söyledi:
-Sakın zulüm yapmayın! Çünkü zulüm kıyamet günü sahibini bürüyecek karanlıktır. Kötü söz söylemekten sakının. Mal düşkünlüğünden kendinizi koruyun. Sizden öncekilerden helak olanlar bu yüzden helak oldular. Mala olan düşkünlükleri onları yakınlarıyla alakalarını kesmeye yol açtı. Cimrileştiler, günaha, çirkin işlere daldılar.
O sırada bir adam kalktı ve:
-Ya Resulullah! İslam'ın ne üstün yanı hangisidir, diye sordu. Allah Resulu Sallallahu aleyhi ve Sellem:
-Müslümanların senin dilinden ve elinden güvende olmalarıdır, buyurdu."


Yine Allah Resulu Sallallahu aleyhi ve Sellem Tebük seferinde bir konaklama esnasında sahabilere şöyle seslendi:
"Allah bağışlayanı bağışlar, öfkesini yutana sevap verir. Başına helen musibetlere sabredenlere karşılığını verir. Dedikoduları dinleyip onlara uyanları rüsva eder. Allah sabredene kat kat sevap bahşeder. Kendine karşı gelene ise azap eder."

Allah Teala'nın göstermiş olduğu yolda azami dükkatle, hiçbir sapma olmaksızın yürüyen Allah Resulu Sallallahu aleyhi Ve Sellem böyle buyuruyor. Bizim de O'nun yolu üzere olmamız kendi iyiliğimiz için gereklidir. Herkes için hepimiz için hayırlı olan budur.

Rabbimizin tevfik ve inayetiyle...

S. Mübarek EROL / Aylık Tasavvufî Dergi Semerkand Ocak 2010
 
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/dindarlik-ve-zalimlik-bir-arada-olmaz-t18760.0.html



Bu dünya bir kuyu,havasız çömlek;
Daralıyorum !
Kelime manayı boğan bir gömlek !
Paralıyorum !
Allah ismi varken lûgat ne demek ! Karalıyorum ! Kapımı , buyursun diye o Melek; Aralıyorum ! Necip Fazıl Kısakürek

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
Cevaplandı: Dindarlık ve Zalimlik Bir Arada Olmaz..
« Cevapla #1 : 25/01/10, 02:29 »
 :X06


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: Dindarlık ve Zalimlik Bir Arada Olmaz..
« Cevapla #2 : 05/03/13, 17:33 »
 



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Edepte kalpten geçer Biz Hakkımızı Helal Ederiz Ama.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.249 saniyede oluşturulmuştur


Dindarlık ve Zalimlik Bir Arada Olmaz..Güncelleme Tarihi: 16/09/19, 20:20 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim