Dışarıda İslamcı olup;Evde ruhsuzlaşan erkeklere!!! - Ailem
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.668 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22917 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Dışarıda İslamcı olup;Evde ruhsuzlaşan erkeklere!!! , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 8068 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Dışarıda İslamcı olup;Evde ruhsuzlaşan erkeklere!!! }   Okunma sayısı 8068 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı (toprak)

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 312
  • Konu: 60
  • Derviş: 18
  • Teşekkür: 3


Dışarıda İslamcı olup;Evde ruhsuzlaşan erkeklere!!!

Bugünüm senden geçti
Zaman geçmeyecek artık
Ellerim kesik
Bedenim sessiz
Yarım kalmış bir cümleyim artık
Yarım Bıraktın/Yarsız bıraktın beni
Yalnız değil/Issız bıraktın beni...

diyordu bir dizinin şarkısının sözlerinde...
Dizi izlemek gibi bir adetim olmamasına rağmen nedense bu konuyu yazıp yazmama hususunda şarkının son sözleri tetikleyici etken oldu.Siz bir dizi müziğinin sözleri olarak değilde hayatın içinden bir gerçeğin resmini gösterebilmek açısıdan değerlendirin olur mu?

Ele almaya çalışacağım konu mahrem olmakla birlikte kanayan bir mahrumiyetin ele alınış çabasından ibarettir.

Çünkü mahrem demek bizim algımızda: "kol kırılır yen içinde kalır" anlamına geliyor çoğu zaman.Bunu ailevi dilde söyleyecek olursam: Bir evin kadını/annesi maneven ölür; ruhunun cesedi salonda kalır,mutfakta kalır,yatakodasında kalır.Ve kimse bilmez.

Sözlerim aslında bazı erkeklere...
Özellikle dışarıda İslamcı olup; evde ruhsuzlaşan erkeklere sözüm.Bir nevi zulfiyare dokunmak.Sürç-i Lisan edersem affola.

Gelin bir karar verelim artık ve evlerimizdeki kadınların kalplerini kırmayalım; onaralım daha çok.Onların bizden başka kimseleri olmadığını ve bizimde onlardan başka kimsemiz olmadığını görmekle başlayalım isterseniz söze.Bir de Allah Rasulu'nun buyurduğu gibi: "Onları Allah'tan bir EMANET olarak aldınız"sözünü bir ilke olarak koyalım başucumuza.

Öfkeli ve çaresiz Kadınlarla karşılaşıyorum ne zamandır.Öfkeli ve birdaha artık baharların gelmeyeceğine inanmış kadınlarla...

Bu kadınların erkekleri neredeler şimdi? Oğulları ve yeğenleri?

Oysa Nisa suresi 34. ayette vurgulanan neydi?

"Erkekler kadınlar üzerine titrer; onları koruyup kollarlar.(...)"
Kavvam diyor Kur'an bu duruma.Nedir Kavvam?

esas itibariyle "çokça ayağa kalkan" yani çok ilgili olan, anbean tepki veren,muhattabıyla interaktif ilişki halinde olan demektir.Nitekim bir "kayyım" olaak atanan kimse ,başına geçtiği işi anbean takip eder, üzerine titrer,koruyup kollar.

Bu ayette erkeklerle ilgili olarak mübalağa sigasıyla gelen qavvam vurgusunun yönü, erkeğin kendisinden ziyade kadına veya eve, çocuklara doğrudur.Söylenmek istenen sanırm şudur:"Erkekler evlerine karşı, özelliklede kadınlara karşı yüksek derecede ilgili,sevgili ve saygılı olmalıdırlar.Anbean sürekli iletişim halinde olmalıdırlar.Sevgi,şefkat,ilgi ve alakadan bir an bile geri durmamalıdırlar.Eş ve çocuklarının en küçük ayrıntısıyla bile yakından ilgilenmelidirler. Yani "çokça ayağa kalkmalı", her dertlerine koşmalı, daima yanlarında olmalıdırlar.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/disarida-islamci-olupevde-ruhsuzlasan-erkeklere-t17136.0.html



En büyük hizmet,güzel ahlaklı ve edepli bir insan olmaktır...

Gavs-i Sani Hz.

Çevrimdışı (toprak)

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 312
  • Konu: 60
  • Derviş: 18
  • Teşekkür: 3


Evlilik hayatını bir yük olarak görmemelidirler. Eğer öyle görüyorlarsa evlenmemeli,bu sorumluluğun altına girmemeliydiler.Madem girdiler o halde hakkını tam olarak vermeli ve qavvam olmalıdırlar.Öyle anlaşılıyorki gerçek anlamda qavvam olmak budur.

Bu kelimedeki vurguyu kadına ve eve doğru değil de, erkeğin bizzat kendisine , güç ve kudretine doğru yorumlayan kimi müfessirler, aslında kadını dinleme gereği duymayan,güçlü kudretli, sert, yönettikleriyle iletişimsiz, onlara sürekli yukarıdan emirler yağdıran bir "reis" profili çiziyorlar.



Aslında onlar, Allah'ın "hayyu gayyum" olmasını da aynen böyle anlıyorlar.Halbuki orada da asıl vurgu, karşısındakini dinlemeyen, heybetiyle arşta kurulu tahtında oturan, oradan emirler yağdıran değil; olayların ve süreçlerin içerisinde yer alan, yarattkları üzerinde titreyen, statik değil dinamik, interaktif iletişim halinde olan ve böylece "olan birlikte olan" Allah tasavvuru söz konusudur.

Demeki qavvam, üzerine titreme, koruma ve kollama, çok ilgili, gayet hassas ve ileri derecede sorumluluk duyma halini anlatmaktadır.Qavvamlık, sırf bir erkek biyolojisine sahip olmakla, tarlaya tohum ekmekle bahşedilen bir şey değil, ilgiyle, alakayla,sorumluluk idraki ile "kazanılan" bir şeydir (*)

Erkekler herşeyden önce bir denge unsurudurlar.O yüzden bir erkek hanımını annesine feda etmeyeceği gibi, annesini de hanımına feda etmemeli.Kaynana - Gelin çatışmasında erkeğin her iki tarafa da yaklaşımı adilane ve ilişkilerde kimsenin kimseyi ezmesine müsade etmeyecek şekilde olmalıdır.İdeal olan ilke budur.Bunu İlkokul sıralarındaki bir çocuk bile bilirken;

Peki ya gerçek hayattaki durumumuz nedir? Hepimiz birçok kere şahid olmuşuzdur ki Siyasi açıdan Rabbani, Tevhidi, Kur'an'i bir duruşu olan, oy vermeyen, çizgisindeki radikalliği bozmayan "bazı erkeklerimiz" aile içi ilişkilerde tam bir Cahiliye duruşu sergilemektedirler.


Eşini ya annesi karşısında ya da kızkardeşi karşısında ezmiş yahut ezilmesine göz yummuştur.Aktif-Adil Hakem rolü geri planda kalırken Pasif-Taraflı Hakim yönü aileler arası dengeler doğrultusunda ön plana çıkmıştır.

Bizim toplumumuzda Batı toplumlarındaki görülen parçalanma henüz söz konusu olmasa da kendi içerisindeki çürümeyi tartışmaya açmak zorundayız.Bizler hanımlarımızı kaybediyoruz beyler! Onları ellerimizden başkaları almıyor belki ama onları Mutfağa, Salona, ev işlerine, betona ve duvara gömüp öyle yaşıyoruz; bilmem farkında mısınız?


Sizler eşlerinizi, kızlarınızı,annelerinizi sabah işe giderken evde bırakıyorsunuz ama onları sabah sabah kadın programları ve müzik kanalları bir bataklık olarak beklemekte.
Birde siz akşam geldiğiniz zaman sizi bekleyen o kadınlara karşı davranışlarınızı gözden geçirin isterseniz.





En büyük hizmet,güzel ahlaklı ve edepli bir insan olmaktır...

Gavs-i Sani Hz.

Çevrimdışı (toprak)

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 312
  • Konu: 60
  • Derviş: 18
  • Teşekkür: 3


Hep,sinirli, yorulmuş olan sizlersiniz ama ya onlar?
Onların böyle bir hakları yok tabiki.Çünkü kadın kocasının dini üzerinedir değilmi?
Ya kocalar yanlış yoldalarsa?
Akletmeyecek miyiz?

Bir kadının ruhu yara aldığı zaman öncelikle yüzünden gülümsemesi çeker gider.Sonra sesi değişir.Eviniz belki hala temiz, terlikleriniz hala ayaklarınıza gelir belki ama o eve giresiniz gelmez.

Bir kadının bir evden çekip gittiğini anlamak istiyorsanız o eve girip girmeme isteğinizin kalıp kalmadığına bakın.Bir eve dönmek ile bir otele dönmek arasında fark kalmadı artık.Eve dönmek Beytullah'ın küçük modeline dönmektir.

Eve dönmek Hira'dan Haticelere dönmektir. Eve dönmek Günahlardan helale dönmektir.Eve dönmek şeytanın ve teşhirin, cinselliğin, yalanın,kavganın hakim olduğu sokaklardan, caddelerden, ekmek kavgasından masumiyete,sadeliğe ve kardeşinize dönmektir.

Evdeki kadınlarımız, kızlarımız ve annelerimiz bizim herşeyden önce KARDEŞLERİMİZDİR. "İman edenler ancak kardeştir".Bunu unutmadan yaşayalım ne olur!!!



Kadınlarla konuşun,uzun uzun.Onları sessizliğe mahkum etmeyin.

Katıldığım iletişim psikolojisi derslerinin birinde eğitmenimiz ERKEK VE KADIN farklılıklarının analizini yaparken; Kadınların neden çok konuşma gereksinimi hissi içinde olduklarını anlatmış ve şunu üzerine basa basa vurgulamıştı.Kadınların günlük konuştukları kelime sayısı erkeklerden daha fazladır.Peki neden demişti?Hiçbirimiz cevap veremedik.



-"Çünkü" dedi: Allah onları öyle programladı; Çocuk konuşmayı anneden öğrenir.Kadın anneliğe programlandığı için iletişim yeteneği ve hissiyatı erkeğe oranla daha çok ayrıntılı ve gelişmiştir.Ana dilimiz kavramı da buradan gelmektedir.!"

O zamana kadar hakim erkek kültüründe büyürken sık sık kullandığımız "ne kadar çok dırdır ediyorlar" "ne kadar gevezeler" "nerden buluyorsunuz bu kadar lafı" gibi ifadeler aklıma geldi ve orada anladım ki: Birçok erkek kadınları tanımıyor.Kadınlar da erkekleri...

Dedikodudan dem vuracaklar çıkacaktır.Zira onlara da erkeğin dedikodusunun kadından pek geri kalmadığını hatırlatmalıyım.O yüzden dedikodu kadının işidir gibi bir kabulu doğru yere oturtmak gerekiyor.Dedikodu basit insanların işidir. Kadının değil.

Boşanmalar artıyor.İstatistikler inandırıcı gelmiyorsa çevrenize dönüp bakabilirsiniz.Ben sadece son bir yılda beş boşanmaya denk geldim.Ve boşananlar ne yazıkki Müslüman ailelerdi.Her kadın boşanma yoluna gitmiyor tabiki.Boşanmalar buz dağının görünen kısmı. Asıl çürüme derinlerde.Suyun altında.Yani hayatın gün yüzünde değil dört duvar arasında.





En büyük hizmet,güzel ahlaklı ve edepli bir insan olmaktır...

Gavs-i Sani Hz.

Çevrimdışı (toprak)

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 312
  • Konu: 60
  • Derviş: 18
  • Teşekkür: 3


Bundan aylar önce İstanbul'da Fırat Kültür Merkezinde psikolok Mücahid Gültekin "Psikolojik açıdan Hz. Fatıma ve günümüz Müslüman kadını" adlı sunumunda kendilerine başvuran hastalarının büyük çoğunluğunun ekonomik açıdan orta sınıf ve alt sınıf diyebileceğimiz İslamcı-Muhafazakar ailelerin orta yaş hanımlarının olduğunu belirtmiş ve salonda bulunan binlerce insana bunun nedenini sormuştu.

Ben de Aile Psikiyatrilerinin bu çığlıklarını duymamız gerektiğini düşünüyorum. Aile içi çatışmaların nedenleri hepimizin takdir edeceği üzere


-Aileyi ve bireyleri ilgilendiren konular üzerinde, yüzeysel konuşma

-Aşırı soru sorma, yersiz şüphe ve tereddütler

-Yapay ilgi gösterme

-Konuşma ve izah etme olmadan, karşı tarafın hareketlerini, düşüncelerini yorumlamaya ve tahmin etmeye çalışma

-Geçmişteki üzücü ve tatsız olayların sık sık gündeme getirilmesi

-Sorulan soruları cevapsız bırakma

-Bireylere söz ile baskı kurmaya çalışma

-Abartılı bir şekilde onaylama veya reddetme

-Sık sık öneride bulunma veya kişisel düşünceleri kabule zorlama

-Suçlama, eleştirme, olumsuz değerlendirmeler yapma

-Emir verme, tehdit etme

-Samimiyetten uzak kalma, yalan söyleme

-Alay etme, küçük düşürmeye çalışma, fikirlere değer vermeme

-Olayların olumsuz yönlerini çıkarmaya çalışma

-Küçük hataları çok abartma

-Fedakarlığı devamlı karşı taraftan bekleme

-Ortak faaliyetlere gereken önemi vermeme

-Karşıdakini ifade etme imkanı tanımama

gibi kişisel problemlerden kaynaklanmakta olduğunu göreceğiz.Lakin ben eşler arası çatışmaları genel tespitlerden öte Modern çağa bir cevap iddiasında olan İslamcılığın kendi içerisindeki Müslüman erkek unsuru üzerinden de bir değerlendirme yapılması kanaatindeyim.

Medeniyet adına empoze edilmiş Modernizmin kadını dışarıya çağırmasının arkasındaki nedenleri İslamcı erkekler çok iyi biliyor.Dışarıda ayakta kalması gereken azgın bir tüketim sektörü var.

Bu sektör kadını çok iyi kullanıyor.Onu metalaştırıp vitrine koyuyor.İslamcı söylem ise çözümü evde annelikte ve kanaatte olduğunu -haklı olarak- söylüyor. Peki, örtüsü ev olan kadın bu örtünün altında ne kadar sağlıklı? Ne kadar değer görüyor? Ne kadar anlamlı? Evin içindeki Geleneksel ve Modern çürümeyi ne zaman konuşacağız?





En büyük hizmet,güzel ahlaklı ve edepli bir insan olmaktır...

Gavs-i Sani Hz.

Çevrimdışı (toprak)

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 312
  • Konu: 60
  • Derviş: 18
  • Teşekkür: 3


Kadının evdeki ruhsal ölümünden ilk erkek etkilenecektir.Bu ölümden sadece erkek sorumlu değildir. Lakin sorumluluk açısından erkeğin ihmali.aldatmalara, msn arkadaşlıklarına, ciddi kaymalara, bunalımlara, ilişkinin çatırdamalarına sebeb olacaktır.

Siyasal İslamcı, radikal, tevhidi, Kur'an'i olduğunu iddia eden bir çok erkeğin kullandığı dil: siyasileşmiştir.Sosyal içerikten çoğu zaman yoksundur.


O yüzden bu tip erkekler ev tefsir sohbetlerinde, seminerlerde, tartışma alanlarında ve kendi ilgi alanlarında çok aktif ve yapıcı iken evlerinde dut yemiş bülbüle dönmelerinin ve eşleriyle ortak bir dil yakalayamamalarının bir sebebi de politize olmalarıdır.

Bununla birlikte hanımıyla arasındaki seviye farkı, eğitim farkı ve yaş farkı da eklendiği zaman ortaya korkunç bir iletişimsizlik ve duygusal uyumsuzluk çıkmaktadır.

Bunu aşacak olan ve bununla mücadele edecek olan erkektir.Lakin bir çok ağabeyimizin bu konuda bir çaba ortaya koymasını bırakın , bize heyecanla İsrail'in bölgedeki politikalarını anlatan ağabeylerimizin , yan odada çırpınan, ruhu yaralı ve mutsuz eşinden haberi dahi olmamaktadır.

Tağuti düzen, Rab, İlah, Din, İbrahimî duruş kelimelerinin bol bol tüketildiği bir iletişim çağında İslamcı bir erkeğin ailesindeki bunca iletişimsizlik ne yazıkki yazarların ve kanaat önderlerinin gündemlerinde ilk yer alması gerekirken , kenarından şöyle bir dokundukları meseleler olarak kalmaya devam ediyor.

70 li ve 80 li yıllarda Akıncılar-MTTB çizgisinden ve yer yer tevhidi uyanış öbeklerinde Kur'an'la ve onun Tevhidi daveti ile tanışan nice erkek elbette kendileri gibi bilinçli hanımlarla evli değillerdi.O yüzden kendileri Kur an i açıdan netleşip bilgilendiler ama bu eve ne kadar yansıdı?

Şu an orta yaş ve orta yaşın biraz üzerinde olan bir çok İslamcı erkek, hanımıyla ciddi anlamda bir iletişim koması yaşamaktadır.

Psikolog Mücahid Gültekin ve nice Aile uzmanının hasta kitlesi, bizim camiamızın depresyondan ve sinir hastalıklarından başını kaldıramayan hanımları ve kızlarından oluşmakta ise buraya bir "mim!" koymak gerekmektedir.


Nereye kadar, suç Tağutun?, Laisizmin?,Modernizmin acaba?


Kur an dan anlamak ile bir kadının ruhundan anlamak farklı şeylerdir.

"Ev hanımları neden pasif kalmaktalar,hayat mücadelesinin ve dava mücadelesinin içinde erkeğiyle birlkte neden yer alamamaktadırlar?" sorusunun cevabını bu bağlamda salt ekonomik zorluklara, çocuklara ve ev işlerine bağlayarak çözemeyiz.Bunlar etkendir belki ama belirleyici/çözümleyici olan erkektir.

Anneler bir toplum doğururlar. Annenin ruhu ölürse toplumun da ruhu ölür.Bir kadın çok şeydir aslında.O,Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı,bir bahçıvan, bir muhasebeci...

Bir annedir...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...


Bir kadın öldüğü zaman kaç tane cenaze kaldırdığınızı siz bile tahmin edemezsiniz! Ki bu ölüm biyolojik bir ölüm olması da gerekmez. Zira Ölümlerin en acısı bir insanda Ruhun ölmesi yani Ruhsuzlaşması ve beraberinde gelen kalp katılığıdır.



Seminerlere , Mitinglere, Tefsir derslerine giden ve nitelikli bir İslamcı bay-bayan davetçi, alanında uzman, para göz olmayan Aile Psikologlarının kapılarını aşındırmalı ve onlarla bilgi alışverişine girmekten kaçınmamalıdır.

Zira bizim boş bıraktığımız bu alanı Emperyalizm, seküler Rehberlik ve Danışmanlık ağlarıyla donatmaktadır.
Trendi yükselen bir alan olduğu için psikoloklara fahiş ücretler ödenmektedir.Bununla birlikte haplarla , ilaçlarla ayakta kalmaya çalışan bir ev kadını kitlesi türemektedir.

İslamcı erkekler özellikle bu alanda Yaygın veya Örgün eğitim almamış dahi olsalar, kendi özel çabaları ve özverileriyle kendi hanımlarının ve ailelerinin psikoloğu , ruh doktoru olabilecek donanımı kazanmalıdırlar. Tağuti çürümeye verilecek en güçlü cevab burdan gelecektir çünkü!

***


Yarım Bıraktığınız her kadın; Yarsız bıraktığınız bir ruhdur.
Yalnız değillerse de /Issız bıraktığınız bir duldur!

Kadınlarımızı kazanmamız dileğiyle...

(*): Yaşayan Kuran-İhsan Eliaçık!

KADİR BAL



En büyük hizmet,güzel ahlaklı ve edepli bir insan olmaktır...

Gavs-i Sani Hz.

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Allah celle celaluhu razı olsun selam ve dua ile. :X06


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı Şa'yâ

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.505
  • Konu: 207
  • Derviş: 511
  • Teşekkür: 146
Allah cc razı olsun.


kim,daha çok görünür olmak istiyorsa................
içindeki boşluğun büyüklüğünü farkedecektir............


"Hiç kimsenin beklemediği aydınlanmayı bir İslamcı, İslam tasavvufunun önünün açılmasını bir sosyalist sağlayabilir."

 Mahmud Erol Kılıç

Çevrimdışı AbdulVEDUD

  • Üye
  • **
  • İleti: 108
  • Konu: 5
  • Derviş: 21039
  • Teşekkür: 11
“İki yüz senesinden sonra insanların en hayırlısı, zevcesi ve evladı olmamakla yükü hafif olanıdır."(İmam-ı Gazali,İhya, II/24) hadisi mevcut.
"İki yüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafifü'l-hâz olandır." Hadiste geçen hafifü'l-haz kelimesinin anlamı mal ve çoluk çocuk yükü az olan kimse demektir. (İbnü'l- Esir, en Nihaye fi Garibi'l-Hadis)

Kadın için evlenmemek daha hayırlı bence. Öyle dramlara şahit oluyorum ki kadınların yaşadığı. Sözle anlatılmaz tanık olmak lazım... 




Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.711
  • Konu: 1190
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 212

(*): Yaşayan Kuran-İhsan Eliaçık!

Böyle bir güruhun burada adı geçmesi çok rahatsız edici!


"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Hiç'e karşılık.. Ebnâsî ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.414 saniyede oluşturulmuştur


Dışarıda İslamcı olup;Evde ruhsuzlaşan erkeklere!!! Güncelleme Tarihi: 15/12/19, 13:41 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim