Diyete, Perhize Karşı (Ağlasak mı Halimize, Gülsek mi?) - Biraz Tebessüm
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.059 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.636 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22907 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Diyete, Perhize Karşı (Ağlasak mı Halimize, Gülsek mi?), konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2217 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Diyete, Perhize Karşı (Ağlasak mı Halimize, Gülsek mi?)}   Okunma sayısı 2217 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.704
  • Konu: 1190
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 212

"Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir. İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir nesne haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?
İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır.
Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.
Sakın bu oyuna düşmeyin!
Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek,
yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularımızı, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş,
sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.
Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza; kebap, soğan, çiğ köfte vb. lezzetleri yiyen,
bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize "hanzo-kıro" gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın,
"wog" adı verilen bir tencerede yarı pişmiş, yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. 
Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!

Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!"

Bir Kebapçı Dükkanından Alıntı(ymış)

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/diyete-perhize-karsi-aglasak-mi-halimize-gulsek-mi-t544.0.html



"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)

Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.578
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 363

Alıntı
"wog" adı verilen bir tencerede yarı pişmiş, yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır.  Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!

Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!"


 :)


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 

Çevrimdışı turab

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 275
  • Konu: 93
  • Derviş: 2817
  • Teşekkür: 1

"Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de
Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir.
Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra
bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren,
fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.
Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!"







Sıhhatli olmak en büyük nimetlerdendir. Çünkü, dünyayı kazanmak da, ahireti kazanmak da sıhhatle mümkündür. Peygamberimiz A.S. da sağlık hakkında şöyle buyurmuştur:


“ Sizlerden her kim vücutça sağlıklı, nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu, günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki dünyanın bütün nimetleri kendisinde toplanmış gibi olur.” (Tirmizi zühd Hadis 2346)


Yine bir başka hadislerinde;

“Sağlıklı mümin, hastalıklı müminden daha iyi, daha üstün ve Allah'a daha sevimlidir” buyurmuşlardır (İbni Mâce zühd Hadis 4168) .

Bir başka hadislerinde de;

“Ey insanlar! Şüphesiz ki dünyada insanlara, imân ve sağlıktan daha kıymetli bir şey verilmemiştir. Böyle olunca, yüce Allah'tan bunları isteyiniz” buyurdu (Müsned 1/8)
İslâmiyet, sağlık noktasında koruyucu hekimliği ön plâna çıkarır. Bir başka ifâde ile, hastalıkların sebeplerini nazara verir ve bunlara riayet edilmesini ısrarla ister. Bu hususta özellikle az yeme tavsiye edilmektedir.

Nitekim bir hadislerinde Peygamber A. S.

“ İnsanoğlu midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna belini doğrultacak birkaç lokma kâfidir. Mutlaka yemesi gerekirse, midesinin üçte birini yemeye, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes alıp vermeye (havaya) bırakmalıdır” buyurmuştur (Tirmizi zühd Hadis 2380)

Çok yeme, pek çok hastalığın sebebi olarak gösterilmiştir:

“Bir çok hastalığın gerçek sebebi çok yemedir” (C. Sağır 1/36)

Yine bir başka hadislerinde aynı konuya işaret etmiştir:

“Allah'a en sevgili olanınız; az yiyenleriniz, vücut bakımından da hafif olanlarınızdır”

(Kenzü'l Ummal 3/7084)

Sağlığın muhafazası için her türlü tehlikelerden uzak durulması istenir.

Nitekim Peygamber A.S.

“ Her kim korkuluksuz bir damda yatıp uyur da, geceleyin damdan düşüp ölürse sorumluluğu kendisine aittir. Her kim de fırtınalı bir zamanda deniz yolculuğuna çıkar, fırtınaya yakalanıp ölürse, bunun da sorumluluğu kendisine aittir” buyurmuştur. (Müsned 5/79, 271).

Yine Peygamber A.S. kirli ve pis şeylerden sakındırmıştır:

“Her kim elinde et kokusu (bulaşığı) olduğu halde, yıkamadan yatıp uyur, bu sebeple de kendisine bir şey isabet ederse, ancak kendisini suçlasın” (Ebu Davud etime Hadis 3852)

Cenab-ı Hak, dünyada imtihanın gereği , pek çok hikmetlerine binaen, insanların da sünnetulah'a riayet etmemesinin bir sonucu olarak, insanlara bir takım hastalıklar vermektedir. Bununla beraber, bütün hastalıkların da tedâvi çarelerini halk etmiştir.

İsrâ Suresi'nin 82. âyetinde Cenab-ı Hak,

“Biz Kur'an-ı müminler için bir şifa ve rahmet olarak indirdik” buyurmaktadır.

Yunus Suresi'nin 57. âyetinde ise,

“Ey insanlar! (İşte bu Kur'an) size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmet olarak gelmiştir.” ifadesi yer alır.

Peygamber s.a.v. da;

“İki şeyde şifa vardır: Kur'an okumakta ve bal şerbeti içmekte” buyurmaktadır. (Hakim tıp 4/200) .

Peygamberimiz saa. her hastalığın tedâvisinin mümkün olduğunu beyan etmiştir:

“Yüce Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (Buhari, tıp Hadis 7/12) .

Bir başka hadislerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“Ey Allah'ın kulları tedavi olunuz! Çünkü yüce Allah, ölüm ve ihtiyarlıktan başka şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (İbni Mâce, tıp Hadis 3436)

Bitkilerle tedâvi, tedâvi sırasında ilâç kullanmadan gıda maddeleri ya da benzerleri ile yapılan tedâvidir. Her hangi bir hastalık gıda maddeleri ve perhizle tedâvi edilebilirse, ilâç kullanması tavsiye edilmez. Gıda maddeleri ile tedâvide genel kâide; hastalığın tedâvisi sırasında faydalı gıdaları alıp, zararlı olanlarını terk ederek perhiz etmektir.

Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de gıdaların temiz ve helâl olmasına işaret etmektedir:

“Allah'ın sizlere rızk olarak verdiği şeylerden helâl ve temiz olarak yiyiniz! Eğer gerçekten Allah'a ibadet ediyorsanız, Onun vermiş olduğu nimetlere teşekkür ediniz” (Nahl 114)


Peygamberimiz A.S. bir başka hadislerinde de, bitkilerle tedâvinin yüce Allah tarafından öğretildiğini açıklamak üzere şöyle buyurmuştur:

“Süleyman Aleyhisselâm her ne zaman namazgâhta namaz kılsa, ansızın önünde bir bitki görür ve o bitkiye: 'İsmin nedir?' diye sorardı. Bitki de: 'İsmim şudur' diye adını söylerdi. Süleyman Aleyhisselâm: 'Niçin yaratıldın, ne işe yararsın?' diye tekrar sorardı. O bitki de:'Şunun için yaratıldım' derdi. Eğer bir hastalığa ilâç olarak yaratılmış ise, yazıp not ederdi. Eğer yer yüzüne dikilmek için yaratılmış ise, toprağa dikerdi”

(Abdüllatif Bağdâdî, Tıbb-ı Nebevî s. 58; Süyûti, Tıbb-ı Nebevî vr. 7a, 50b) .

Süleyman Aleyhisselâm'ın ilâhî vahye dayalı olarak bu şekilde tespit ettiği bitkilerin, “Bitkiler Kitabı”nda yer aldığı, ayrıca, pek çok ilacın ve hastalığın bu kitaba dahil edildiği belirtilir (A. Bağdâdî s.58,188) .

İnsanın ruh ve beden sağlığı üzerindeki çalışmalar bir bakıma insanlık tarihi kadar eskidir.

Yeme ve içme hususunda İslâm dinin koyduğu prensibin başında az yemek gelir.

İçilecek şeylerin de bir nefeste içilmemesini öğütler. Nitekim Peygamber A.S. her hangi bir şey içtiği zaman üç nefeste içer ve şöyle derdi:

“Bu şekilde içmek daha kandırıcı, sağlık için daha faydalıdır” (Müslim eşribe Hadis 123;Ebu Davut eşribe Hadis 3729; Tirmizî eşribe Hadis188)

Yine Peygamber sav.

“ Devenin içtiği gibi suyu bir nefeste içmeyiniz. Bardağı her defasında ağızdan uzak tutarak iki veya üç nefeste içiniz. İçerken besmele çekiniz, içtikten sonra da 'Elhamdülillah' deyiniz” buyurmuştur (Tirmizî eşribe Hadis 1885)

Bir hadislerinde de:

“Sizden biriniz su içtiği zaman yavaş yavaş içsin, bir nefeste içmesin. Zira, suyu bir nefeste içmek karaciğer iltihabı (ve nefes tıkanıklığı) meydana getirir” buyurmuştur (Adürrezzak 10/428 Hadis 19594).


Bir başka hadislerinde de ayakta su içmenin zararına işaret etmiştir:

“Eğer ayakta su içen kimse, midesine verdiği zararı bilseydi, içtiği suyu şüphesiz ki geri kusardı” (Abdürrezzak 10/427 hadis 19588).

Yine aynı konu ile alakalı olarak.

“Sizden biriniz ayakta su içmesin. Her kim unutur da içerse, kusmaya çalışsın” buyurmuştur (Müslim eşribe Hadis 116)



kebabcilari birakin ayet ve hadislere bakin 


BİLİYORSAN KONUS İLİM ALSİNLAR BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSİNLAR

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................

Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.704
  • Konu: 1190
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 212
kebabcilari birakin ayet ve hadislere bakin 

Bu konu ne ilmihal bölümnde açılmış bir konu ne de bir Fetva konusu değilken kurduğunuz alakaya şaşırdım doğrusu. Kıyas yaparken biraz daha düşünün. Kaale bile alınmayan bir tebessüm konusuna böyle bir muhalefet düşünemezdim.
Rabbim gönlünüzü hoş eylesin.  :X06



"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Necip Fazıl Kısakürek - Anneme Mektup Şiiri Muhsin Yazıcıoğlu - Üşüyorum ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.357 saniyede oluşturulmuştur


Diyete, Perhize Karşı (Ağlasak mı Halimize, Gülsek mi?)Güncelleme Tarihi: 17/11/19, 03:06 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim