Doğruluk, Allah’ın Kılıcıdır - Günün Sohbeti
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22884 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Doğruluk, Allah’ın Kılıcıdır, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2119 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Doğruluk, Allah’ın Kılıcıdır}   Okunma sayısı 2119 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Doğruluk, Allah’ın Kılıcıdır
« : 01/09/12, 00:43 »

İstikamet ehlinin en büyük alâmeti, sadakat yani, doğruluktur. Allahu Zülcelal'in kendisi ile beraber olmasını isteyen kimse, sadakate dört elle sarılmalıdır. Çünkü Allahu Zülcelâl bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur; “Şüphesiz Allah, sadıklarla beraberdir.” (Bakara; 153)

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem de bir hadisi şeriflerinde; “Kesinlikle doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kul, sürekli olarak doğru söyler ve doğruyu ararsa Allah'ın katında doğru olarak yazılır. Kesinlikle yalan kötülüğe götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kul, sürekli olarak yalan söyler ve yalanı ararsa Allah'ın katında yalancı olarak yazılır.” (Buhari ve Müslim) buyurmuştur.

Sadakat diğer bir yönüyle, taat ve ibadetle Allahu Zülcelal’e verdiğimiz ahde vefa göstermektir. Çünkü Allahu Zülcelâl başka bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur; “İnananlardan, Allah'a verdikleri sözde duran, nice erler vardır.” (Ahzab; 23) Sadıkların özel olarak mükâfatlandırılacağı ise şu ayeti kerime ile sabittir: “Bu sebeple Allah, doğruları doğruluklarına karşılık mükâfatlandırır.” (Ahzab; 24)

Sadakat, Allahu Zülcelal'in kılıcıdır. Neyin üzerine konulursa konulsun, onu keser. Yani, doğruluğun açamayacağı hiçbir kapı yoktur.

Her amelin, peşin olarak ödenen karşılıkları da vardır. Her mükâfat ahirete bırakılmaz. Bu yüzden, şu üç husus, sadıktan başkasında bulunmaz; tatlı dil, heybetli bir görünüm, nurani bir yüz. İşte bunlar, özü sözü bir kimselerin, daha bu dünyadayken alacağı manevi hediyelerdir.

Sadık bir kimseyi, ya üzerinde farz olanı eda ederken veya nafile ibadetle meşgul olurken görürsün. Başka bir halde göremezsin. Onun için Haris Muhasibi rahmetullahi aleyhe; “Sadıkın alemeti nedir?” diye sorulunca, şöyle cevap vermiştir;
“Sadık o kimsedir ki, insanların yanındaki itibarının hepsi onların kalbinden çıksa (itibarsız bir duruma düşse) bile, buna hiç aldırış etmez. Sahip olduğu güzel amellerinden bir zerresine bile, halkın vakıf olmasını arzu etmez. Kötü amelinin insanlar tarafından bilinmesinden de hoşnutsuzluk duymaz. Çünkü bundan hoşnutsuzluk duyması, insanlar arasında itibarının artmasını arzu etmesi demektir ki bu da sadıkların ahlakından değildir.”
Denilmiştir ki; “Sadakatin hakikati, yalandan başka bir şeyin seni kurtaramayacağını sandığın bir yerde, doğruyu söylemendir.”

Doğruluğun çeşitleri

1- Dilin doğruluğu, yani doğru sözlü olmaktır. Şunu unutmamak lazımdır ki, her insanın görevi, daima doğru konuşmaktır. Yalancının alameti, teklif edilmeden, cömertçe yemin etmesidir. Her şeyin bir değeri vardır ama yalancının doğru söylemesinin hiçbir değeri yoktur. Onun için denilmiştir ki; “Doğruluğun zarar vereceğinden korktuğun zaman, doğru sözden ayrılma, bunun faydasını görürsün, yalanın fayda vereceğine kanaat ettiğin zaman da yalan söyleme çünkü bunun zararını görürsün.”
2- Niyet ve iradede doğruluktur. Bu da ancak samimi ve ihlâslı olmakla mümkündür.
3- Azmin doğruluğudur. Azim, doğruluğun üzerinde sebat etmektir. Sadık olan kişi, bütün hayırları yapmaya kararlı olan kişidir, Örneğin; “Allah bana mal verirse şu kadarını dağıtacağım” diyen kimse, hayır yapmak konusunda azimli ve kararlı demektir.
4- Azimde vefakârlıktır. Bazı zamanlarda nefis, cömertlik ederek bir takım vaatlerde bulunur. Ama iş, niyet edilen ve vaat olunan şeyi yerine getirmeye gelince, şehveti kabarır ve vaadini yerine getirmek istemez.
Mücahid radıyallahu anhu demiştir ki; “İki kişi, bir topluluğun yanına gelerek; ‘Allah bize mal verirse elbette dağıtacağız’ dediler. Fakat, Allahu Zülcelal kendilerine mal verince, cimrilik ettiler ve vaatlerinden döndüler. Bunun üzerine; “Onlardan kimi de; ‘Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve gerçekten salihlerden olacağız’ diye, Allah'a söz verdiler.
Allah, onlara lütfundan verince de cimrileştiler ve yüz çevirdiler. “Onlar zaten yüz çeviricidirler.
Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı, Allah da kendileri ile karşılaşacakları güne kadar, onların kalbine nifak soktu.” (Tevbe, 75-77) ayeti kerimesi nazil oldu.
Buna bakarak, insan hayırlı bir işe azmedip vaatte bulunduğu zaman, o vaadini yerine getirmek için gayret etmelidir. Nitekim Enes (ra) demiştir ki;
“Amcam Enes bin Nadr, Bedir harbinde bulunamamıştı. Bu çok ağrına gittiği için; “Allah Resulünün ilk harbinde bulunamadım. Allah'a yemin ediyorum ki; eğer Allah bana Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin bulunacağı bir harbi gösterirse ne yapacağımı Allah gösterecektir.”
Daha sonra, Uhud savaşına katıldı. Yolda Sa'd bin Muaz radıyallahu anhu ile karşılaştı, Sa'd; “Nereye?” diye sordu. Amcam; “Cennetin kokusu ne kadar hoş! Uhud dağının arkasından cennetin kokusunu alıyorum” dedi. Şehit düşene kadar, harp etti. Cesedinde seksen küsur ok, mızrak ve kılıç yarası vardı.” İşte, insanın vaat ettiği şeyi yerine getirmesi böyle olmalıdır.
5- Amellerde doğruluk. Bir kimse ki başkalarına gösteriş olsun diye, zahiren gayet düzgün bir biçimde namaza durur, fakat kalbi; çarşıda, pazarda ve şehvetlerinin (arzularının) peşinde dolaşırsa bu kimse bu amelinde yalancı demektir. Onun için insanın içinin de dışının da bir olması lazımdır.
En azından buna gayret eder ve Allahu Zülcelal'den yardım isterse Allahu Zülcelal'in hazineleri doludur; o kimseye amellerinde doğru olmayı nasib edecektir.

İnsanın kalbi, ibadet sırasında gaflete düşerse hemen bu halinden Allah'a sığınmalı ve Allahu Zülcelal'in huzurunda olduğunu bilerek, huzurlu bir şekilde ibadetine devam etmeye gayret göstermelidir.
Netice olarak, güzel niyet, ihlâs, istikamet ve doğruluğun Allahu Zülcelal'in rızasına giden cennet yolunda ne kadar büyük rehber olduğu anlaşıldı. Onun için insan, daima niyetini Allah için yapmaya, kalbine ihlâsı yerleştirmeye, hal ve hareketlerinde, taat ve ibadetlerinde istikamet ve doğruluk üzerinde bulunmaya gayret göstermelidir.
Her kim bu manevi rehberlerin peşine takılırsa kıyamet gününün karanlığında önüne, çok parlak bir nur almış olur ve bu nur sanki onun elinden tutarak doğruca cenneti âlâya götürür, inşaallah.


Kaynak: Seyda Muhammed  Konyevî; Cennet Yolunun Rehberi, Reyhanî Yayınları.
Gülistan Dergisi

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/dogruluk-allahin-kilicidir-t31752.0.html




Çevrimdışı gülyüzlüm

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.258
  • Konu: 131
  • Derviş: 9365
  • Teşekkür: 166
Okundu: Doğruluk, Allah’ın Kılıcıdır
« Cevapla #1 : 01/09/12, 10:02 »
 




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Allah'a İNANmıyor musun ? Öğretmen tipleri ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.41 saniyede oluşturulmuştur


Doğruluk, Allah’ın KılıcıdırGüncelleme Tarihi: 17/09/19, 04:09 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim