" Dünya fani, Allah Yar " - Kıssalar ve Menkıbeler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.640 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22909 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, " Dünya fani, Allah Yar ", konusunu okuyorsunuz... Bu konu 4276 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{" Dünya fani, Allah Yar "}   Okunma sayısı 4276 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mavi

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.494
  • Konu: 741
  • Derviş: 86
  • Teşekkür: 18
" Dünya fani, Allah Yar "
« : 07/07/08, 03:20 »
İhtiyar adam tapu dairesinden çıkarken sevinçliydi. Kendi kendine düşünüyordu; "-Oh. . be ferahladım. Ölümlü dünya".

Oturduğu evin tapusunu, çocuğunun üstüne kaydettirmişti. Tapu dairesinde çıktıktan sonra bir küçük lokantada öğle yemeğini yedi, vakit geçirmek için parkları dolaştı. Bir parkta Cem Karaca'nın şarkısı çalınıyordu; "Allah Yar! Allah Yar!".
Akşama doğru eve gitmek için yola çıktı. Bir yandan düşünceler içindeydi;

-Biz öldükten sonra bir sürü işlemle uğraşması gerek. Ne diye eziyet çeksin yavrum.

Oğlunun kendisini nerdeyse zorla doktora götürüşü aklına geldi; "-Kerata amma ısrar etmişti. Sağlığıma verdiği önem kadar, ziyarete gelmeye de önem verse ya. "

Bir an dalgınlaştı; "-Gerçi, gelin bizle geçinmeye çalışmıyor ama." derin bir nefes aldı "-Boş ver canım, ne de olsa torunlarımın annesi. Eşine, çocuklarına iyi baksın da." biraz da kendini teselli etmek için söylendi .biz bu gün varız, yarın yoğuz. "

Evine yaklaşınca yine durgunlaştı, "-Bakalım hanım ne diyecek? Gelin gelip-gitmiyor diye biraz kırgın ama.. " Düşünceler içinde zili çalarken, güleryüzlü olmaya çalıştı; "-Yook, iyi oldu canım. Biz ölünce oğlan rahat edecek, kötü mü?"

Hanımı kapıyı açtı. Gülümsemesini bozmamaya çalışarak hanımına;

-Nasılsın hanım bu gün bakalım?

Hanımı elindeki çiçek suladığı kabı gösterdi;

-Ne yapayım, bir iki çiçekle uğraşıyorum yeşillik olsun diye.
 
Eve girerken devam etti;

-İnsan şehirde özlüyor çiçeği, yeşilliği.

-Eee. . köy gibi olmaz buralar tabii.
 
Kadının durgun yüzünde acı bir tebessüm dolaştı;

-Köy gibi olmaz dimi? Şimdi köyde olsak ne güzel olurdu.

İhtiyar adam bir an yüzüne baktı hanımının;

-Sen köyü pek sevmezdin! Geçen sene bir ay kalalım demiştim de "-Ben torunları özlerim. " Diye tutturmuştun.
Kadın, yüzünü çiçeklere doğru döndü;

-Ne bileyim ben, düşündükçe bunalır oldum buralarda. İnsan çocukluğunun geçtiği yerleri özlüyor. Ağaçların altında, bahçelerde yürümeyi özlüyor.

-Allah Allah ! Tamam hanım gideriz. Sen iste yeter ki. Hele havalar ısınsın biraz gideriz

-Havalar kim bilir ne zaman ısınır. Beklemek şart mı?

-Yahu hanım, bunca yıllık eşimsin hala seni tam anladım diyemiyorum. Bir gün köye gitmem diye tutturuyorsun, bir gün de hemen gidelim diye. Dur da bu gün ne oldu anlatayım.

Kadın endişeyle baktı kocasına;

-Noldu, oğlanı mı gördün?

-Yok canım, nerden göreyim !

Koltuğuna oturdu, koynundaki tapu kağıdını çıkardı.

-Bu nedir biliyor musun?

-Hayırdır?

-Hanım, yarın ne olacağı belli olmaz, vademiz gelir de ölürsek, oğlumuz kapı kapı uğraşmasın, diye evin tapusunu onun üstüne yaptım.

Hanımının tepkisini beklerken, onun yüzündeki acı gülüşü gülümseme sandı. Hanımı fısıldar gibi söylendi;

-Oğlumuz da bu gün buraya gelmişti, öğleden önce.

-Öylemi, vay hayırsız. Demedin mi, 'uzun zamandır niye gelmiyon' diye. Seni üzülmesin diye söylemiyordum ama 'bizi unuttu', diye kızmaya başlamıştım. Torunları da getirdi mi?


-Murat'ı getirmiş. O da "-Sıkıldım, gidelim. " Deyip durdu.

-Vay kerata vay. Akşam gelse de ben de görseydim. Neyse, hayırdır, gündüz vakti niye gelmiş ?

Hanımı elindeki kapta suyu bitmiş olduğu halde, çiçekleri sular gibi durarak masadaki kağıdı gösterdi;

-Şu kağıdı getirmiş.

İhtiyar adam, hanımının sesinde bir titreme hissetti ama emin olamadı. İçindeki sevinci kaybetmemeye çalışarak masadaki kağıda uzandı.

Bir mahkeme kararı olduğunu gördü. Yaşlı kadın kızaran gözlerini kocasının görmemesine dikkat ederek, eşinin kolundan tuttu koltuğa oturmasını sağladı, tekrar çiçeklere doğru uzaklaştı.

İhtiyar adam, yakın gözlüğünü çıkardı ve içinden yavaş yavaş okudu. " Yaşı ilerlediği ve aklı muhakemesi yerinde olmadığına ve ekonomik varlığını idare ve idame edemeyeceği, ekteki doktor raporuyla da tespit edildiğinden, taşınır ve taşınmaz varlıklarının, resmi varisi oğlu Süleyman tarafından idaresine karar verilmiştir. "

Resmi kağıt, yaşlı adamın elinden yavaşça yere kaydı. Başını yere eğdi, kağıda boş boş bakmaya başladı. Hanımı, gözlerini sildikten sonra çiçeklerin başından ayrılıp yanına geldi. Eşinin titreyen ellerini tuttu. İhtiyar adam, oğlunun neden kendini doktora götürdüğünü anlamıştı. Yüreğindeki sızıyı bastırmaya çalışarak;

-Üç senedir uğramadık, köydeki ev ne haldedir?

-Canım ne olacak, bir gün de temizlerim ben.

-O evde, dizlerin üşürdü senin.

İhtiyar kadın, daralan göğsünü hafifçe bastırdı, "Yüreğimin üşümesi daha kötü diye düşündü".

-Merak etme, üşümem.üşümem.

-Yarın mı gidelim diyordun?

-Sen bilirsin bey.

-Eşyaları bir taksiye atarsak, Son otobüse yetişiriz.

-Olur. . Köyde zaten iyi kötü eşya var, ben hemen hazırlanırım.

-Hazırlan. Şu kağıdı da tapuyla beraber masaya koyuver, oğlan gelince aramasın.

İhtiyar adam, içinden düşünüyordu, "-Dünya fani, Allah Yar"

İhtiyar kadın, birileri gelmeden gitmek ister gibi telaşla hazırlanıyordu. Giysileri bir çantaya tıkıştırdı. Fotoğrafları duvardan toplarken oğlununkine bir an baktı, aldı, bir an düşünüp çantaya koymaktan vazgeçti. Masadaki kağıtların üstüne ters olarak bıraktı. En son duvardaki bir küçük patiği aldı, öptü. Bu büyük torununa ördüğü ama küçük gelmeye başlayınca hatıra olarak sakladığı mavi patiklerdi. Çantaya, fotoğrafların üstüne yerleştirirken, mavi patiklerin üstüne düşen göz yaşlarını yavaşça sildi.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/dunya-fani-allah-yar-t2514.0.html



Bulmak değil imiş bilmek, bilmek değil imiş bulmak, Evliyaya gönül vermek, rengine boyanmak imiş...

Çevrimdışı leylirumi

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 230
  • Konu: 11
  • Derviş: 432
  • Teşekkür: 0
Ynt: " Dünya fani, Allah Yar "
« Cevapla #1 : 07/07/08, 06:19 »


Server-i Kâinat (a.s.) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde:
“Allah-u Zü’l-Celâl Gayyûr'dur (Kıskançtır)."(1) buyuruyor. Muhakkak ki, Efendimiz (s.a.v.)’in hadis-i şeriflerinin, bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok derin manaları vardır. İşte bu hadis-i şerifin de çok derin manaları bulunmaktadır. Bu hadisi biraz açıklayalım; lakin bu izahatı yaparken Efendimiz (a.s.)’ın: “Akıllara göre, herkesin anlayacağı kadar konuşun.”(2) kelâmını dikkate almak zorundayız. Sadece bu hadis-i şerif için değil, bütün hayatımızda insanların anlayacağı şekilde, akıllarına göre konuşmak gerekir.
Rabbü’l-Âlemin’in kıskançlığı, kulların kıskançlığı gibi midir? Elbette ki değildir. Nasıl ki, Yaratan’la yaratılan bir değilse, kuldaki kıskançlıkla Hak’taki Gayyûrluk da bir değildir. O halde Yüce Mevlâ’nın Gayyûr sıfatı ne şekilde tecelli edecektir?
Allah Tealâ’nın kıskançlığı, kulunun günah işlemesini istememesi şeklindedir. Zira Efendimiz (a.s.), bu husustaki bazı hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
“Muhakkak ki Allah, mü’minler hakkında gayret ve hamiyet gösterir. Allah’ın gayreti (kıskançlığı), Allah'ın haram kıldığı fena şeyleri, mü’minin işlemesinden dolayıdır.”(3) “Allah Tealâ'nın korusu vardır. Cenâb-ı Hakk’ın korusu haram kıldığı şeylerdir.”(4) “Allah Tealâ bir kulunu sevdiği zaman onu dünyalık (arzular)dan korur.”(5)
Pekâlâ, Rabbimiz’in bu gayreti (kıskançlığı), bütün kulları için aynı şekilde midir? Elbette ki değildir. Bu kıskançlığın da iki şekilde tezahürü söz konusudur.
a) Avamın günah işlememesi: Gayesi Allah'a yakınlaşmak, Cenâb-ı Hakk’ın sevgisiyle yanmak yerine sadece farz ve diğer emirleri yerine getirip nehiylerden (yasaklardan) kaçarak cennete çalışan kulların Allah Teâlâ hırsızlık, zina, gıybet gibi günahları işlemesini istemez. Ve kullarını bu günahlara düşmekten kıskanır. İşte Cenâb-ı Hakk’ın “Gayyûr” sıfatının avam halkta tecellisi bu şekildedir.
b) Havassın (Tevhid ehlinin) hadiseleri, fiilleri Allah-u Zülcelâl’den görmemesi: İşte nasıl ki Cenâb-ı Hak, avam halkın günaha düşmesini kıskanırsa, gayesi kendisine yakınlaşmak, sevgisine ulaşmak olan tevhid ehli kullarının da başına gelen her hadiseyi kendisinden bilmesini ister. Bunun tersi olduğunda da o kulunu kıskanır.

Cenâb-ı Rabbü'l-Âlemin, sevgide şirketi (ortaklığı) kabul etmez. Kulunun her şeyden ziyade kendisini sevmesini ve her şeyi Rabbü'l-Âlemin olan zatından bilmesini ve görmesini ister.
Bayezid-i Bistamî Hazretleri vefat ettikten sonra bir talebesi, Hz. Pir'i rüyasında görür ve sorar: “Efendim, Âlemlerin Rabbi'nin size muamelesi nasıldı?” Bayezid-i Bistamî Hazretleri şöyle der: “Huzur-u İlâhî’ye vardığımda Cenâb-ı Hakk’a: ‘Yâ Rabbi! Huzuruna her şeyle geldim; fakat şirkle gelmedim.’ dedim. Allah Teâlâ ise bana: ‘Yâ Bayezid! Nasıl şirkle gelmedin?! Hani sen bir gün yoğurt yemiştin de, başın ağrımıştı. Sen de: ‘Keşke bu yoğurdu yemeseydim, başım da ağrımazdı.’ demiştin. Bundan daha büyük şirk mi olur?!’ buyurdu.”
İşte Allah Tealâ, tevhid ehli kulunun başına gelen her şeyi Allah'tan görmemesini dahi şirk olarak kabul etmiştir; ama bu şirk, bizim anladığımız tarzda Ebu Cehil'in şirki gibi koyu ve karanlık bir şirk değildir. Bu, Cenâb-ı Hakk’ın gayretinden (kıskançlığından) kaynaklanır.


Cenâb-ı Hak, sevgide şirketi kabul etmez dedik. Bunu biraz açıklayalım: Allah Teâlâ, bir kulu sevdiği zaman tam sever. Ve o kulunun da her şeyden ziyade kendisini sevmesini ve bağlanmasını ister. Eğer, araya gönlü meylettirecek derecede anne-baba, evlat, hanım sevgisi gibi sevgiler girerse, bu durum, sevgide şirket olarak adlandırılır. İşte Allah Teâlâ, kat’iyyen, tevhid ehli kulunda bu şirketi kabul etmez. Velev ki enbiya dahi olsa, bu böyledir.

Hazret-i Pir İmam-ı Sakaleyn Seyyid Abdülkadir-i Geylânî (k.s.) Hazretleri İlâhî Armağan (Fethu'r-Rabbanî) adlı eserinde Hz. Âdem (a.s.)’ın Hz. Havva annemize olan sevgisinin, yeryüzüne indirilmesi için sebep teşkil ettiğini ifade etmektedir.
Hz. Yusuf (a.s.) zindana düştüğünde, rüyasını tabir ettiği kişiye: “Sen, melikin yanına çıktığında beni hatırla ve benden bahset.” demişti. İşte onun bu sözü, Cenâb-ı Hakk'ın gayretine (Gayyûr sıfatına) dokundu. Bundan dolayı da Hz. Yusuf (a.s.)’ı, o rüyayı anlatacak, kendisini hatırlayacak kişiye unutturdu. İşte bu gayretullah (Allah'ın kıskançlığı), Hz. Yusuf'un zindan da yedi sene daha kalmasına sebep olmuştur.

 



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

 lâyık değilim amma lûtfedersin. Sultânım, Efendim, boynumda kemendin.

Çevrimdışı berigel_beri

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 460
  • Konu: 181
  • Derviş: 6330
  • Teşekkür: 6
Cevaplandı: " Dünya fani, Allah Yar "
« Cevapla #2 : 20/08/10, 01:47 »
 :X06



Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Yeni: " Dünya fani, Allah Yar "
« Cevapla #3 : 11/07/14, 00:31 »
"-Dünya fani, Allah Yar"



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Ebediyat

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 232
  • Konu: 2
  • Derviş: 21466
  • Teşekkür: 6
Yeni: " Dünya fani, Allah Yar "
« Cevapla #4 : 26/01/15, 10:54 »
Allah (c.c) razı olsun inşâAllah.


''Hizmet Nimettir.''


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Başım gözüm üstüne - Bedirhan Gökçe Nasıl bir ‘bilmek’? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.851 saniyede oluşturulmuştur


" Dünya fani, Allah Yar "Güncelleme Tarihi: 22/11/19, 06:29 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim