Dünya Hayatı Ahiret İle Anlamlıdır - Serbest Kürsü
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.089 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.742 yorum yapıldı. Bugün 3 konu ve 8 ileti gönderildi.. Toplam : 22952 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Dünya Hayatı Ahiret İle Anlamlıdır , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1455 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Dünya Hayatı Ahiret İle Anlamlıdır }   Okunma sayısı 1455 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Dürr-i_yekta

  • Üye
  • **
  • İleti: 130
  • Konu: 55
  • Derviş: 6801
  • Teşekkür: 0

Dünya Hayatı - Ahiret
Ahiret bilinci, müslüman bireyin hayatına yön veren en önemli ilkelerden biridir. Kuran-ı Kerim'in ısrarla üzerinde durduğu ahiret ve hesap günü, bir yandan ölümden sonraki hayatın gerçekliğine ve ebediliğine atıfta bulunurken, bir yandan da içinde bulunduğumuz dünya hayatının nasıl yaşanması gerektiğine dair önemli ipuçları sağlar.


Ahiret gününe yakîn bir iman ile inanan kişinin, sıradan bir hayat yaşamasını beklemek imkansızdır. Zira bu dünyada aldığı her nefesin, attığı her adımın, söylediği her sözün, bir gün karşısına bir sinema perdesi gibi çıkartılacağını bilen insan, dünyanın sıradan bir yerlisiymiş gibi yaşayamaz. Bu açıdan baktığımızda ahiret bilinci, dünya hayatına sıradışılık kazandıran, onu anlamlı kılan bir bilinç halidir.

Dünya hayatı, ötesi olmayan kapalı bir mekanizma olarak düşünüldüğünde, anlamdan yoksun hadiselerin ardarda olup durduğu bir oyundan öteye gidemez. Bu süreci ve hadiseler zincirini anlamlı kılacak dünya ötesi (aşkın) bir ilkeye ihtiyaç vardır. Bu zincirin halkalarına takılıp kalmak, bize zincirin anlamını çözme konusunda hiç bir fayda sağlamayacaktır.

Bunu, bir filmden izlediğimiz kesitlere benzetebiliriz. Nasıl başını ve sonunu bilmediğimiz bir filmin çesitli kesitlerinden bütüncül bir mana çıkartmamız ve gördüğümüz sahneleri anlamamız mümkün değilse, dünya hayatının başı ve sonu hakkında net bir bilgiye sahip olmadan da onu anlamlandırmamız mümkün değildir.

Bu yüzden Kur'an, evrenin yaradılışı ve sonu ile ilgili bize son derece ayrıntılı ve yer yer tüyler ürpertici bilgiler verir. Bir yanda evrenin yaradılışıyla ilgili ayetlerin bizde bıraktığı azamet ve haşyet duygusu, öte yanda kıyamet günüyle ilgili muazzam tasvirler, bize içinde bulunduğumuz yolculuk ve yürüyüş hakkında sağlam bir bilinç ve iman kazandırmayı hedefleyen ilahi işaretlerdir. Bir başka ifadeyle, ahiret yoksa dünyanın da anlamı yok demektir.

Batı düşüncesinin son yüzyıllardaki en büyük sorunlarından biri, dünya hayatına, hiç bir ilahî ve aşkın ilkeye atıfta bulunmadan anlam kazandırma gayreti olmuştur. Metafizik duyarlılığını yitiren modern batılı insan, dünyayı kendi kendine yeten bir mekân olarak görme eğilimindedir. Hayata anlam kazandıran ilahi ve aşkın değerler sistemi bir defa reddedildiğinde, geriye kalan tek çıkış yolu, dünyayı kendi kapalı devre yapısı içinde anlamlandırmaya çalışmaktır.

Yukarıda verdiğimiz film örneğini hatırlayacak olursak, bunu şu şekilde ifade edebiliriz: filmden alınan her bir kesit, kendi içinde anlamlı olmaya zorlanmalıdır. Böylece başlangıç ile son, yani yaratılış ile yeniden diriliş arasına yerleştirilen dünya hayatı, kendi başına mutlak bir değer haline getirilmeye çalışılır.

Bu düşünme ve inanış tarzının yarattığı sorunlar, burada ele alamayacağımız kadar çok boyutludur. Lâkin ortaya çıkan neticelerden bir kaçına işaret etmekte fayda var. Nihilizm, yani hayatın anlamsız bir hiçlikten ibaret olduğu felsefesi, yüzlerce değişik surete bürünerek yaşamaya devam etmektedir. Bunun güncel hayattaki en somut göstergesi, intihar tesebbüslerinde görülen artıştır. Hayatın bir hiçten ibaret olduğu sonucuna varan bir insan için, intihar tek çıkış yoludur. İslâm’ın, intiharı büyük günahlardan biri olarak yasaklaması da, işte tam bu noktada netlik kazanır. İntihara teşebbüs eden kişi, bir tarafta Allah'ın kendisine verdiği canı O'nun iradesi dışında almaya kalkışmakta, öte yanda hayatın anlamsız olduğu fikrinden hareketle, Yaratıcı'nın koyduğu hayat nizamını ve ahiret gerçeğini hiçe saymaktadır.

Yeniden vurgulayacak olursak: Ahiret bilincine sahip olan kişi, dünyayı ahiret açısından değerlendirir ve böylece dünya hayatına sıradan değil, ilahi ve aşkın bir mana kazandırır. Dolayısıyla mümin kişinin dünya ve ahiret bilinci, tam bir bütünlük arzeder. Dahası, hayatın anlamı ve insanın nihai olarak döneceği yer açısından bakıldığında, dünya ve ahiret arasında çoğu kişinin zannettiği gibi kategorik bir ayrım söz konusu değildir. Dünyanın gerçekliğini duyuları vasıtasıyla kavrayan insana, aklı ve imanı vasıtasıyla ahiretin daha da gerçek olduğu sürekli hatırlatılır. Böyle baktığımızda, ahiret sadece bu dünyanın sonunda başlayan bir şey değildir. Tersine, bu dünya, kendisine doğru nefes be nefes yaklaştığımız ahiretin başlangıcıdır. Bir başka ifadeyle, hepimizin ahireti şu anda başlamış durumdadır ve aldığımız her nefes ile satır satır yazılmaya devam etmektedir.

Ahiret bilincinin bu merkezî öneminden dolayı, İslâm’da ahiret ile dünya arasındaki ilişki tam bir denge üzerine kuruludur ve bu, İslâm ile Hıristiyanlık gibi diğer dinleri birbirinden ayıran hususların başında gelir. İslâm, dünya hayatını ahiretin bir hazırlık yeri olarak tanımladığından, mümin kişi için dünya hayatından kaçmak diye bir şey sözkonusu değildir. Tam tersine İslâm, hayatın bizzat içine girerek onu kutsal bir anlam çerçevesinde yeniden şekillendirmeyi hedefler. Yani İslâm’ın gayesi, sıradan dünya hayatı içinde 'dinî bir alan' oluşturmak ve onun dışındaki herşeyi olduğu gibi bırakmak değil; bilakis doğumdan ölüme, paradan aileye ve insan ilişkilerine kadar hayatın her alanına din çerçevesinde kutsal bir anlam kazandırmaktır. Kur'an’ın bu kuşatıcı bakış açısından dolayı İslâm’da hiç bir zaman manastır hayatı ortaya çıkmamıştır.

Hıristiyanî dünya görüşü açısından yaratıcısına yaklaşmak isteyen kişi, hayatın kendisini terketmek ve bir kenara çekilmek zorundadır. 'Allah'nın hakkı Allah'ya, Sezar'ın hakkı Sezar'a' tavrının arkasında yatan felsefe de budur. Yaratıcı'nın hakkının üstünde başka hiç bir hak tanımayan İslâm, bu görüşü bütünüyle reddeder.

Bu yüzden İslâm'da Allah'ın sevgili dostları olan veliler, diğer din ve medeniyetlerin tersine, hayatın tam ortasında bulunurlar. Zira hayatı dünya-ahiret bütünlüğü içerisinde ele alan İslâm, hayatın her alanını kuşatarak ona bir anlam katar. Bu manada insan hayatında 'dinî' olmayan, yani dinin çizdiği anlam çerçevesinin içine girmeyen hiç bir alan yoktur. Bu bilinç ile hareket eden kişi, her ameliyle hem dünyasını mamur etmekte, hem de ahiretine yönelik büyük bir yatırımda bulunmaktadır.


Halil Akgün



Konu Adresi: http://www.dervisler.net/dunya-hayati-ahiret-ile-anlamlidir-t19406.0.html



...Aşk; susmaktır. Ey Sevgili! Onun güzelliğini, iyiliğini tarif etmeye gücün yetmediği an susmaktır. Kelâmın, kalemin, sözün tükendiği yerde, manayı sessizliğe yükleyip susmaktır. Artık sustum Ey Sevgili. Bilesin! Aşk dediğin susup beklemektir, Aşk dediğin...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

kasperesky uyarıyor! "furkan61" Kardeşimizin Yeni Görevi Hayırlı Olsun.... ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.115 saniyede oluşturulmuştur


Dünya Hayatı Ahiret İle Anlamlıdır Güncelleme Tarihi: 05/04/20, 19:50 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim