Dünya Liderini Arıyor - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.640 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22909 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Dünya Liderini Arıyor , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1523 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Dünya Liderini Arıyor }   Okunma sayısı 1523 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Sabikun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.779
  • Konu: 671
  • Derviş: 14575
  • Teşekkür: 2
Dünya Liderini Arıyor
« : 12/09/11, 13:51 »
                        Dünya Liderini Arıyor


Aralık 2008 - 120.sayı


Halil AKGÜN kaleme aldı, KAPAKTAKİLER bölümünde yayınlandı.

21. yüzyılın başında bütün dünya toplumları kendilerine yeni liderler arıyorlar. Batılı toplumlar ahlâkî ve sosyal bir kaosun içindeler. İslâm toplumları baskı, cehalet ve bölünmüşlük sorunlarıyla uğraşıyor. Bugün insanlığa ilham kaynağı olacak ne Gandiler, ne de Aliya İzzetbegoviçler var.

Amerika’nın ilk zenci başkanı olan Barack Obama, dünyadaki liderlik tartışmasını yeniden canlandırdı. Adil ve vizyoner lider arayışındaki kitleler, Obama’nın seçilmesini coşkuyla karşıladılar. Afrika’dan Asya’ya, Türkiye’den Latin Amerika’ya herkes güncel politik hesapların ötesine geçip, yeryüzünde adalete şahitlik edecek bir lider arayışında. Obama’ya duyulan ilginin arkasında bu arayış yatıyor. Peki liderler nasıl ortaya çıkıyor? Büyük tarihî simalar, dünya tarihine nasıl yön veriyor? Liderler mi toplumu dönüştürüyor yoksa toplumlar mı büyük liderler çıkartıyor?

İslâm, bunun ilkesini açık bir şekilde koymuş: “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz.” Liderler gökten zembille inmediği gibi, ellerinde kimsenin bilmediği sihirli formüller de yok. Tarihi doğru okuyan, doğru zamanda doğru kararları veren insanlar lider oluyor. Ama bunun için liderlerin yön verdiği kitlelerin de aynı hedefleri paylaşması, aynı ilkelere sadık olması gerekiyor. İslâm’a göre adalet ve hakikat, yukarıdan aşağıya doğru indiği gibi, aşağıdan yukarıya doğru da çıkmak zorunda. Vahiy bu ilkeleri vazederken, insanların onları hayata geçirmesi gerekiyor.

Bu yüzden Kur’an “Bir kavim kendi içinde olanı değiştirmedikçe, Allah onların içinde olanı değiştirmez.” diyor. Değişimin mahiyetini ve yönünü doğru okuyabilen toplumlar büyük liderler çıkartabilir. Harun Reşid’den Salahaddin Eyyubî’ye, Fatih Sultan Mehmet’ten Şeyh Şamil’e kadar İslâm tarihinin en büyük liderleri, müslüman toplumların da hakikat ve adalet üzere yaşadığı dönemlerde çıktı. Zemini çürük bir yola dünyanın en iyi arabasını sürseniz, bir müddet sonra çamura saplanır. Yol alamaz. Sünnetullah, önce zeminin sağlam olmasını şart koşuyor. Bu yüzden büyük lider aramadan önce, bireylerin ve toplumun ne hal üzere olduğuna bakmak ve ona çeki düzen vermek gerekiyor.

Beceri değil, ilke ve sistem

Peygamberler, ilâhi vahyin ışığı altında evrensel ilkeleri hayata geçirmek için geldiler. Onların yolundan giden salih kullar ve Allah dostları da aynı yolda ilerlediler. Hepsinin amacı, evrensel hakikat ve adalet ilkeleri doğrultusunda yeryüzünde doğruluğu, iyiliği ve güzelliği ikame etmekti. Bilge krallar, zeki ve becerikli oldukları için değil, sağlam ilkelere dayandıkları için başarılı oldular. Toplumsal vasat, bu ilkelerin ışığında şekillendiği müddetçe liderler tarihe yön verebildiler. Bu vasat ortadan kalktığında kaos her şeye hükmeder hale geldi.

Lider olmak demek, günlük rutinin, beşerî hesapların ötesine geçip büyük resmi görebilmek demektir. Tarihe yön vermek için tarihin üstüne çıkmak, gündelik yaşama farklı bir zaman diliminden bakmak gerekir. Bunun için zaman ve mekân üstü evrensel ilkeleri rehber ittihaz etmek zorundadır lider. Aksi halde işler tersine döner. Değerler yaşamımızı şekillendirecekken, yaşadığımız hayat değerlerimizi belirlemeye başlar. Değişen zaman ve zemin şartlarına göre de değerlerimiz, ilkelerimiz, hedeflerimiz sürekli değişir. Böyle bir pragmatizm, bizi her tür ahlâki ve evrensel değeri fiilen terk etmek gibi elim bir sonuçla karşı karşıya bırakır.

Bu yüzden İslâm siyasi düşünce tarihinin ürettiği “yöneticiye nasihat” risaleleri bu ilkeleri hatırlatmak için kaleme alınmıştır. Ahlâkî ilkelere bağlanmamış, hidayet pınarından beslenmemiş kişisel dehanın, gücün, kudretin insanlığa yarardan çok zarar getirdiğini tarihte defalarca gördük. Allah’ın kendisine verdiği yetenekleri heba eden o kadar çok insan var ki!.. Kendi haline bırakılmış deha kibre kapılır. Dünyaları -hâşâ- kendisinin yarattığını zannetmeye başlar. Her şeye istediği gibi hükmedebileceğini düşünür. Oysa kibir ve zan, günahların en sinsisi ve tehlikelisidir.

Lider ve toplum

Liderlerin toplumları değiştirebilme gücü, toplumların değişim kapasitesiyle doğrudan ilgilidir. Zaten misyonunun farkında olan bir lider, her şeyden önce önderlik ettiği toplum üzerinde çalışması gerektiğini bilir. Bu yüzden öndeki liderle toplum arasında sürekli ve dinamik ilişki vardır. Toplumla irtibatını kaybeden, onun değerlerine yabancılaşan birinin lider olması mümkün değildir. Nitekim bunu hisseden kitleler o lideri derhal alaşağı ederler ve tarihin çöp kutusuna gönderirler. Bu yüzden lider kişinin kendi toplumunu ve onun da ötesinde insanlığın durumunu çok iyi tahlil etmesi gerekir.

21. yüzyılın başında bütün dünya toplumları kendilerine yeni liderler arıyorlar. Batılı toplumlar ahlâkî ve sosyal bir kaosun içindeler. İslâm toplumları baskı, cehalet ve bölünmüşlük sorunlarıyla uğraşıyor. Diğer dünya toplumları, adeta tarihin kenarına itilmiş bir vaziyette olup biteni büyük ölçüde seyrediyorlar. Bugün insanlığa ilham kaynağı olacak ne Gandiler, ne Aliya İzzetbegoviçler var. Bu örneklere bakınca kral, devlet başkanı, başbakan, yönetici, vs. olmakla lider olmak arasındaki fark çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Bir insanı lider yapan onun bir devletin ya da kurumun başına geçmesi değil, halkın gönlünde taht kurmasıdır. Devletler yıkılır, zor günler yaşar, kurumlar çöker, dağılır. Ama halkın gönlünde yer etmiş liderler tarihe geçerler.

‘Müslüman lider’ nerede?

İslâm dünyası da bugün böyle bir arayışın içerisinde. İslâm’ın evrensel değerlerini hayata geçirebilecek ve bütün insanlığa örnek olabilecek liderler nerede? Neden İslâm ülkelerinde lider koltuğunda oturan insanların büyük çoğunluğu baskıcı, totaliter ve halkına yabancılaşmış kişiler? Neden müslüman toplumlar bu insanlardan kurtulup müslüman onuruna yakışır, adil ve hakkaniyet sahibi yöneticileri iş başına getiremiyor?

Bu sorular, zihninde ve gönlünde müslümanlığın izini taşıyan her bireyin sorduğu ve sorması gereken bir soru. “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz.” ilkesine göre bu durumdan sorumlu olan ne yabancı devletler, ne tarihin cilvesi, ne de felektir. Bu durumdan sorumlu olan, zillet içinde yaşamaya razı olan müslüman bireylerin ve toplumların kendisidir. Nasıl zulme göz yummak zulme iştirak etmek demekse, kötü yönetime razı olmak da zalim yöneticinin safında yer almak demektir. Liderini aramayan ve talep etmeyen bir topluluğun, içinde bulunduğu zillet halinden şikayet etmesi de doğru değildir.

Tarih üstü ilkeleri yeniden hatırlamak

Bu kısır döngüden çıkış yolunu yine Kur’an bize işaret ediyor: içinizde olanı değiştirin ki Allah da sizin halinizi değiştirsin, hayra tebdil etsin. Bu yüzden müslüman toplumların ve diğer ulusların liderlik arayışı, ancak kendi içlerindeki özü değiştirdikleri zaman sonuç verecektir. Liderlik teorileri üzerinde konuşabiliriz. Liderlerin sahip olması gereken hasletleri uzun uzun anlatabiliriz. Tarihten çarpıcı örnekler verip, farklı lider profilleri çizebiliriz. Ama Harun Reşid gibi bir lideri, Fatih Sultan Mehmet gibi bir kumandanı taşımasını bilen bir topluluk ortaya çıkmadan bu liderlerin hiçbiri hayat alanı bulamayacaktır.

Müslüman toplumlar hem kendi ülkelerine hem de insanlığa liderlik yapabilecek insanları yetiştirebilir. Onların önderliğinde daha adil, barışçıl ve huzurlu bir dünya düzeninin kurulmasına katkı sağlayabilir. Üstelik bunu sadece kendi değerlerine bağlı kalarak yapabilir. Fakat bunun için önce kendimize, içimizdeki cevhere bakmamız gerekiyor. Tarihi değiştirmek için tarih üstü ilkeleri yeniden hatırlamamız, onlara sımsıkı sarılmamız gerekiyor. Aksi halde başka ulusların liderleriyle kendimizi avutmak zorunda kalabiliriz.


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/dunya-liderini-ariyor-t28182.0.html



Alperen: İmzanızdaki resim adresi görüntülenemiyor. Yeniden yükleyiniz...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

64.Hatm-i Şerif Eskişehir Odunpazarı Evleri ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.572 saniyede oluşturulmuştur


Dünya Liderini Arıyor Güncelleme Tarihi: 22/11/19, 12:55 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim