Dürüstlük - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.086 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.734 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22952 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Dürüstlük, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1816 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Dürüstlük}   Okunma sayısı 1816 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı _Hizmet_

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 48
  • Konu: 9
  • Derviş: 14867
  • Teşekkür: 0
Dürüstlük
« : 22/09/11, 16:02 »
Dürüstlük

Dürüstlük; doğruluk, istikâmet, samîmiyet gibi sahtekârlığın ve hilekârlığın zıddı olan bir mânâ taşır. Dürüstlük, hayatın mânâsını anlamaya yardımcı olan ahlâkî bir fazilettir; olgun, vakarlı ve güvenilir bir şahsiyetin vazgeçilmez vasfıdır. Dürüstlük, kişiyi toplum içinde itibarlı, kendi içinde tutarlı ve mutlu kılar. Nitekim Allah Tealâ: "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!"(Hûd, 11/ 12) buyuruyor. Hz. Peygamber de (sav): "Müslüman, elinden ve dilinden diğer müslümanların emin olduğu, zarar görmediği kimsedir."1 "Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru ol!"2 "Şüphesiz Allah sizin sûretlerinize ve mallarınıza değil, kalplerinize ve amellerinize (davranışlarınıza) bakar"3 buyurmuştur. Demek ki, dinimiz dürüstlüğe büyük önem vermektedir.

Dürüst olmayanların durumuna gelince, onların vicdanı gelişmemiş, şahsiyeti olgunlaşmamıştır. Bunun için gerekli eğitimi almamış, şahsiyet gelişimini tamamlamamıştır. Dürüst olmayan kişiler, hayatlarının gayesini, hedefini tesbit edememiş veya yanlış tesbit etmişlerdir. Böylelerinin hayatını yönlendiren daha ziyade menfaatleridir. Menfaatleri uğruna kırk kılığa girerler, onu bunu kandırmayı marifet sayarlar. Şahsiyet zaafları vardır; bencildirler, başkalarına değer vermez saygı göstermezler. Gülücükleri ve saygıları gösterişten ibarettir. Yüzünüze gülerler, arkanızdan kuyunuzu kazarlar. Hakka, adalete ve liyakate göre değil, kendi menfaatlerine, kaprislerine ve bencil duygularına göre hareket ederler. Bu sebeple de toplumda etkileri ve yetkileri oranında bir yere sahiptirler. Etkilerinden ve yetkilerinden mevki ve makamlarından uzaklaştıklarında ise sevimsiz, itibarsız ve toplumdan dışlanmış bir şekilde kalakalırlar. Bu da onlar için büyük bir yıkım olur, daha dünyada iken azap çekmeye başlarlar.

Halbuki, dürüstlük öyle mi? Dürüst kişiler, her zaman alnı açık, itibarlı, mutlu ve başarılıdırlar. Hayatlarında bir düzen ve disiplin vardır. İçi dışı birdir, kimseden çekinecek, sakınacak bir durumları yoktur.

Dürüstlük bir zevktir. Ancak bu zevki tadabilmek için birtakım fedakârlıklar gerekir. Sözgelişi, alış verişde doğrudan ayrılmamak, yalan söylememek, sözünde durmak, disiplinli olmak kolay değildir. Ancak bu zorluğu yenerek fedakârlıklara katlanmak, dürüstlüğü başarabilmek, sizin için milyonlar ve milyarlarca paranın sağlayamayacağı bir mutluluk ve iç huzurunu sağlayacaktır. Dürüstlük tabiîdir, sahtekârlık ve hilekârlık ise tabiatımıza aykırıdır. Çünkü, dürüstlük hayatın tabiî akışına uygundur, kişiyi sağlam adımlarla mutluluğa doğru götürür; dürüst olmamak ise, zor durumlara düşürür, toplum içinde rezil eder. Dürüst olmayan kişi, yapmış olduğu sahtekârlıkların ne zaman ortaya çıkacağını, hile ve yalanlarının ne zaman yüzüne vurulacağını bilemez. Ama hep bunların bir gün karşısına çıkabileceğinin, yüzüne vurulacağının korku ve endişesi içinde kıvranır durur.

Vaktiyle yolculuk esnasında bir otobüste şöyle bir yazı ile karşılaşmıştım ve beni çok etkilemişti. Bu yazıda: "Bugün aldatan yarın aldanır" diyordu. Galiba o günlerde birinin gadrine uğramıştım ki, bu yazı beni epeyce teselli etmişti. Öyle değil mi? Bugün aldatan yarın aldanır. Çünkü, hep aldatmaya çalışan kişiler, zamanla toplumda itimatlarını kaybederler, artık kimseler onlardan alış-veriş yapmaz, darda kalınca da yardım etmez ve ilgilenmez olur. Kendisiyle alış-veriş yapılmayınca kimi kandıracak, kimi aldatacak? Böylece kendini aldatmış ve aldanmış olacaktır. Nitekim Hz. Peygamber (sav) de müslümanların kimseyi aldatmaması gerektiğini ifade ederek şöyle buyurmuştur: "Bizi aldatan, bizden değildir."4

Dürüstlük, mânevî bir zenginliktir. Çünkü, dürüst insanlara herkes yardım etmek ister. Ona güvenir, borçlu ise anlayış gösterir, onu sıkıştırmazlar. İş sahibi ise, herkes ona iş yaptırmak ister, müşterileri çok olur. Bugün toplumumuzda dürüstlük zaafa uğramış, bu sebeple sosyal hayatı bir güvensizlik duygusu sarmıştır. Sözgelişi, "Ticaretle uğraşıyorsan yalan söylemeğe mecbursun, çünkü yalan söylemezsen kazanamazsın" diyorlar. Böyle düşünenler her halde herkesi kendileri gibi zannediyorlar. Buna göre de sanki kendilerine mazeret arıyorlar. Kısa vadede böyle düşünenler haklı gibi görünebilirler, ama uzun vadede daima dürüstler haklı çıkacaktır. Çünkü, dürüstlükten ayrılmadan da hayatta bir yerlere varmak mümkündür ve bu bir fazilet mücadelesidir. Neticesi mutlaka maddî ve mânevî bakımdan büyük bir kazanç olacaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Doğru sözlü ve kendine güvenilir tacir, (âhirette) peygamberler, sıddîkler ve şehitlerle beraber bulunacaktır."5

Dürüst kişi, kendi mutluluğunu başkalarının mutsuzluğunda aramaz. Aksine, kendi mutluluğunu başkaların mutluluğunda bulur. Başkalarına yardım etmekten, onları memnun etmekten zevk duyar. Onun için herkesin mutluluğunu paylaşmaya, dertlerine de derman olmaya çalışır. Dürüst kişi, rüşvet, iltimas, adam kayırma gibi gayri meşru davranışları benimsemez. Hak, adalet ve liyâkat ölçülerine göre hareket eder. Kendisi işinin ehli olmaya çalıştığı gibi, işi de ehline verir. Böyle dürüst fertlerden meydana gelen toplumda maddî bakımdan kalkınma, manevî bakımdan da huzur ve güven olur.

Öyleyse bu dürüst kişileri yetiştirmek, toplumun dürüst şahsiyetlerden oluşmasını sağlamak için ne yapmak gerekir? Bu konuda da şunları söylemek mümkündür. Bir kere eğitim sisteminin hedefi bu dürüst, becerikli, başarılı ve olgun şahsiyeti geliştirmek ve yetiştirmek olmalıdır. Bunun için de gerekli olan her türlü tedbir alınmalıdır. Bu tedbirler arasında özellikle din eğitimine gereken önemin verilmesi icab eder. Milletimizin maddî, mânevî ve kültür değerleri arasında dinin yeri çok büyüktür. Bu sebeple, toplumun ferilerinin sağlıklı bir din eğitimiyle bir müslüman şahsiyet olarak dinini ve dünyasını iyi bilen, vatanını ve milletini seven, fert ve toplum haklarını koruyan kişiler haline getirilmesi gerekir. Çünkü İslâmiyet tabiî bir dindir, hayatın gerçeklerine uygun bir dindir. İslâmî eğitimle yetişen kişilerin de müsbet şahsiyet özelliklerine sahip olması; disiplinli, çalışkan, becerikli ve başarılı, vakarlı, sosyal, aktif, girgin ve atılgan kısaca dürüst ve olgun bir şahsiyet olması beklenir. Bunun müşahhas örneklerini çevremizde de görebiliriz. Bu arada tabiî ki, dürüst fertleri yetiştirmek, toplumda dürüstlüğü yaygınlaştırmak ve dürüst bir toplum oluşturabilmek için dürüstlerin zor durumlarda bırakılmaması, dürüstlüğün ödüllendirilmesi ve desteklenmesi gerekecektir. Dürüst olmayanların ise ıslâhı cihetine gidilmesi, yaptıkları kötülüklerin yanlarına kalmaması için gereken tedbirlerin alınması ve cezalandırılması gerekir. Böylece dürüst ve İslâmî bir toplumu oluşturmak mümkündür. Huzurlu, mutlu, güvenli, birlik ve bütünlük içinde bir toplum. Şairin dediği gibi:

İnsana sadâkat yakışır görse de ikrâh.

Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah."6

(Ziya Paşa)

Yazımızda bu anlatılmaya çalışılanları, en veciz bir şekilde ifade eden müttefekun aleyh bir hadîs-i şerif mealiyle bitirelim:

''Doğruluktan ayrılmayınız. Doğruluk sizi birr'e, o da sizi Cennete ulaştırır. Kişi doğru olur ve daima doğruyu araştırılsa Allah katında sıddîklardan yazılır.

Yalandan sakının. Yalan insanı fücura (günaha), o da Cehenneme götürür. Kişi durmadan yalan söyler ve yalan araştırırsa Allah katında yalancılardan yazılır." 7


>> Dr. Habil Şentürk (( 05.03.2009 ))


DİPNOTLAR

*) S.D. Üniv. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi

1-Tecrîd. I. 29

2- Müslim, İmân, 62

3- Müslim, Birr, 34

4- Müslim, İmân, 164; İbn Mâce, Ticârât, 45

5- Tirmizî, Büyü'. 4; İbn Mâce, Ticârât, 1

6- İ. Hilmi SOYKUT. Unutulmaz Mısralar, İstanbul 1968, s. 904.

7- Sonsuz Nûr, I, 89 (Buhârî, Edep, 69; Müslim, Birr, 105; Ebû Dâvûd, Edep, 80'den naklen) İstanbul 1994 Zaman Bsk.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/durustluk-t28312.0.html



Bir Yanım Tevazuda Bir yanım Dimdik Ayakta

Misal Lamelif...

Elifi Çözdüm Lamı  Düğümledim"Kendi"me Bir Mim Koydum  "Kendim"Oldum  Dönüp Dolaşıp Sonunda Bir Noktada Son Buldum...

Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.739
  • Konu: 696
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
Cevaplandı: Dürüstlük
« Cevapla #1 : 22/09/11, 17:00 »
Alıntı
Bir kere eğitim sisteminin hedefi bu dürüst, becerikli, başarılı ve olgun şahsiyeti geliştirmek ve yetiştirmek olmalıdır.
Bunun için de gerekli olan her türlü tedbir alınmalıdır.
Bu tedbirler arasında özellikle din eğitimine gereken önemin verilmesi icab eder.
Milletimizin maddî, mânevî ve kültür değerleri arasında dinin yeri çok büyüktür.
Bu sebeple, toplumun ferilerinin sağlıklı bir din eğitimiyle bir müslüman şahsiyet olarak dinini ve dünyasını iyi bilen,
vatanını ve milletini seven, fert ve toplum haklarını koruyan kişiler haline getirilmesi gerekir. 


:güel:



Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Sevgili Oğlum Hased Hastalığı ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.091 saniyede oluşturulmuştur


DürüstlükGüncelleme Tarihi: 05/04/20, 11:37 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim