Ecdada saygısızlık - Serbest Kürsü
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.089 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.742 yorum yapıldı. Bugün 3 konu ve 8 ileti gönderildi.. Toplam : 22952 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Ecdada saygısızlık, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1363 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Ecdada saygısızlık}   Okunma sayısı 1363 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mirdasoğlu

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 200
  • Konu: 3
  • Derviş: 10394
  • Teşekkür: 0
Ecdada saygısızlık
« : 02/05/11, 23:30 »
 

 Günümüzde yayınlanan gazete-dergi ve televizyonlarda hatta ders kitaplarında, Cumhuriyetin ilanından önceyi görmezden gelen bir zihniyet hakimdir.  Bugüne kadar Osmanlı, ya yok sayılmış, ya da kötü gösterilmeye çalışılmıştır. Tarihi, kahramanlıklarla dolu bu milletin zaferleri ise basit birkaç cümle ile geçiştirilerek, yüzeysel bilgi kırıntılarıyla anlatılmak istenmiştir. Gerçek tarihi anlatan az sayıdaki çalışma ise bu bilgi kirliliği içinde kaybolup gitmiştir.
"Bir çağı açıp bir çağı kapattı" gibi birkaç cümle ile anlatılmak istenen fetih hadisesi, dünya tarihinin en önemli olaylarından biridir. Ecdadın büyük gayreti, bir takım çevreler tarafından bilinçli bir şekilde görmezden gelinirken, yaptıkları buluşlar da başkalarının eseriymiş gibi gösterilmeye çalışıldı. Basit bir örnek verecek olursak; Çizim ve balistik hesaplamaları bizzat Fatih'e ait topların "Macar Urban'a yaptırıldı" gibi sözlerle bir Hıristiyan'a mal edilmesinin altında başka niyetler olduğunu söyleyebiliriz.

Bu tür anlatımların, ecdada sevgi, saygı ve muhabbeti yoketmeye yönelik çalışmalar olduğunu biliyoruz. Bugün İstanbul'un muhasara ve fethiyle ilgili çalışmaları okurken, art niyetli tarihçilerin geleceğimiz üzerinde yaptığı tahribatı da göz önünde bulundurmak gerektiğini düşünüyoruz.

Letüftahannel Kostantiniyyetu, feleni'mel emiru emiru ha, feleni'mel ceyşu zalikel ceyş

"İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan; ne güzel kumandan, onu fetheden asker, ne güzel askerdir"

Müslümanların, "Onu fetheden kumandan; ne güzel kumandan, onu fetheden asker, ne güzel askerdir" Hadis-i Şerif'in sırrına mazhar olmak için gerçekleştirdikleri Bizans muhasaralarının toplamı 29'dur. Bu uğurda şehadet şerbetini içmeyi arzulayan Müslümanlar içinde en iyi bilinen ise Peygamber Efendimiz'in Medine'deki ev sahibi Ebu Eyyüb El-Ensari'dir.

İstanbul, Osmanoğulları'ndan önce 22 defa muhasara edilmiş, bu 22 muhasaranın 5'ini Müslüman Araplar gerçekleştirmiştir Hazreti Osman'ın hilafet yıllarında başlayan ve Hicri 169/ Miladi 785 yılına kadar devam eden bu 5 muhasaradan biri, Hicretin 48-49'uncu senelerindedir ve ünlü sahabi Ebu Eyyüb El-Ensari Hazretleri bu muhasarada şehid düşmüştür.

Fetih hazırlıklarının en önemlisi Rumeli Hisarı'nın yapılmasıdır. İnşaatında 5 bin işçinin çalıştığı Rumeli Hisarı'nın yapılış amacı, Anadolu Hisarı ile birlikte Boğaz'ın emniyetini sağlamaktı. Dört metre kalınlığındaki Bizans surlarını parçalamak için özel olarak üretilen Şahi topları ise Edirne'deki denemelerinin ardından getirildiği İstanbul'da, Bizans'ın tarihe gömülmesindeki en önemli etkenlerden biri oldu.

Hadis-i Şerif'in sırrına mazhar olmak için Edirne'den yola çıkan Sultan Mehmed Han, Mart 1452'de Rumeli Hisarı (Boğazkesen)'nı yaptırdı. Daha önce dedesi Yıldırım Beyezid'in yaptırdığı Anadolu Hisarı (Güzelce Hisar)'nın tam karşısına yaptırılan Rumeli Hisarı, Bizans'a yardıma gelmesi muhtemel erzakın geçmesini engellemek içindi. İnşaasında daha önce burada bulunan kilisenin malzemeleriyle birlikte, İzmit ve Karadeniz Ereğlisi'nden getirilen kerestelerin ve diğer malzemelerin kullanıldığı hisar, üç buçuk ay (bazı kaynaklarda 6 ay) gibi kısa bir sürede bitirildi.

İnşaatta, Sultan Mehmed Han da çalıştı

Hisarın inşaatında beş bin işçi ile birlikte bizzat Sultan Mehmed Han da çalıştı. İçinde bir cami ve iki çeşmenin de bulunduğu Rumeli Hisarı'na 400 seçme asker yerleştirilerek Boğaz'ın güvenliği tam olarak sağlanırken, muhafızlığına da Firuz Ağa getirildi. İkisi denize, biri karaya hakim üç kulesi bulunan Rumeli Hisarı, yaklaşık otuz bin metrekare arazi üzerine kurulu muazzam bir yapı olarak günümüze kadar ayakta kalmış ender yapılarımızdan biridir.

Bizans'ı yıkan ordunun teşkili hakkında çeşitli rivayetler vardır. Yabancı kaynakların yüz kırk bin ila dört yüz bin olarak gösterdiği bu kuvvet, Osmanlı kaynaklarında ise seksen bin ila iki yüz bin arasındadır. Ayrıca ordumuzun top sayısı hakkında da iki çeşit görüş vardır. Her biri dört toptan mürekkep on dört batarya bulunduğunu söyleyen kaynakların yanında toplam iki yüz topun da olduğundan bahsedilir. Donanmadaki gemiler için de yüz elli ila dört yüz seksen arasında rakamlar vardır.

"...Bizans surları birçok kuşatma görmüş ancak o güne kadar tek bir taşı dahi düşmemişti!.."

Genel görünüşü üçgen olan Bizans surlarının yüksekliği 15-17 metre arasında değişirken, kalınlığı ise dört metre civarındaydı. Surların önüne kazılan hendekler onsekiz buçuk metre genişliğinde sekiz metre derinliğinde ve surların kuleleri tamamen kurşunla kaplanmıştı. Bizanslı tarihçi Dukas, surların Osmanlı tarafından dövülmesinin Bizans'ta ve imparator üzerinde doğurduğu panik konusunda şöyle bir not düşmüştür: "Bizans imparatoru kalelerin yıkılmış olduğunu görünce, bu halin hem şehir, hem de kendisi için felaket olduğunu düşünerek ümitsizliğe düşüyordu... Bizans, Büyük Konstantin zamanından beri nice savaşlar görmüş, kaç defa kuşatılmış, fakat kalelerinden tek taş bile düşmemişti. Şimdi ise Osmanoğlu, askeri, donanması ve mükemmel savaş vasıtalarıyla kaleleri yıkıyordu!.."

İstanbul'daki ilk cami

Arap Camii

İstanbul'un ikinci muhasarası, Emeviler'den Süleyman İbni Abdülmelik devrine rastlar, halifenin kardeşi olan Mesleme kumandasındaki İslam ordusu Hicri 97-99'da İstanbul muhasarasının yanı sıra, İznik'e kadar bütün araziyi ele geçirmiş ve bu önemli muhasara neticesinde, Bizanslılar ilk defa İstanbul'da bir cami inşa edilmesine müsade etmişlerdir. Günümüze kadar değişikliklere uğramış olsa da hâlâ ayakta olan Galata'daki Arap Camii'dir.

Arapların son seferi

Arapların Bizans üzerine son seferleri Abbasiler devrinde halife el-Mehdi zamanındadır. Bir rivayete göre, Arapları müteakip Selçukiler de Malazgirt'ten sonra Bizans önlerinde görülmüşlerse de, muhasaraya girişmeyip yalnız Üsküdar ve havalisini hakimiyetleri altına almışlardır.

Osmanlı 7 kere muhasara etti

Bizans, Osmanoğulları döneminde yedi kere muhasara edilmiş, yedincisi fetihle sonuçlanmıştır.

Bu muhasaraların ilk dördü Yıldırım Bayezid dönemindedir. Yıldırım'ın 1391'deki muhasarası 7 ay devam etmiş, Bizans'ın sulh isteği, ağır şartların kabulüyle kaldırılmıştır. 1395'teki muhasara ise haçlı ordusunun İstanbul'a doğru yürümesi üzerine kaldırılmıştır. Osmanlı, bu haçlı sürüsünü Niğbolu'da hezimete uğratarak dağıtmıştır.

Yıldırım Bayezid'in 1936'daki muhasarasında Anadolu Hisarı inşa edilmiştir, iki seneden fazla süren bu mahasarada Bizans'ın barış talebi karşılığında, İstanbul'da bir Türk mahallesi kurulması, cami ve mahkeme tesisi, hutbede Yıldırım'ın adının okunması, yıllık on bin altın haraç verilmesi gibi şartların kabul edilmesiyle muhasara kaldırılmıştır. O dönemde kurulan Türk Mahallesi, bu günkü Sirkeci Tren istasyonu ve Arabalı Vapur iskelesinin arasındaki bölümdür.

Yıldırım'ın son muhasarası ise 1400 yılında başlamış ancak Anadolu'daki Moğol istilası sebebiyle kaldırılmıştır.

Osmanoğulları'nın beşinci muhasarası Yıldırım Bayezid'in oğullarından Musa Çelebi'ye aittir. Bu muhasara Bizans İmparatoru'nun diğer şehzadeleri kışkırtması sonucu çıkan kargaşadan dolayı kaldırılmıştır.

Bizans altıncı defa Fatih Sultan Mehmed Han'ın babası Sultan II. Murad döneminde 1422'de muhasara edilmiştir. Emir Sultan ünvanıyla meşhur Şemseddin'i Buhari Hazretleri de muhasaraya 500 dervişiyle katılmış, ancak Sultan Murad'ın kardeşi Mustafa'nın çıkardığı isyan muhasaranın kaldırılmasına sebep olmuştur.

Bizans bundan sonra 31 yıl ayakta kalmış nihayetinde Sultan Mehmed Han'ın gerçekleştirdiği Fethi Mübin ile tarihe gömülmüştür.

İstanbul'un manevi fatihleri

İstanbul'un Fatihi, Sultan Mehmed Han anılırken, onu yetiştiren ve fethe hazırlayan hocalarını da anlatmak gerekir. II. Murad oğlu Mehmed'i iyi bir eğitim ve terbiye alması için Molla Gürani'ye öğrenci yapmış, şehzadenin yetiştirilmesi için ona büyük yetkiler vermiştir. Şehzade Mehmed'in eğitimi Molla Gürani eliyle başlamış diğer Osmanoğulları'nda görülmedik bir şekilde hayatı boyunca devam etmiştir. Bu eğitim hayatı boyunca birçok hocası olmuş, ancak bunlardan sadece birkaçının adı duyulmuştur: Molla Gürani, İstanbul'un manevi fatihi Akşemseddin, Molla Hayreddin, Molla Zeyrek, İbn Temcid, Molla Hüsrev, Vezir Hoca Yusuf Sinan Paşa, vezir Ahmed Paşa, Çelebi-zade Abdülkadir Amidi, Hatib-zade Mehmed Efendi, Molla Ayaş, Hasan Çelebi, Molla Siraceddin Paşa, Müderris Kınalı Abdülkadir Hamidi, Hace-zade Muslihuddin Mustafa Efendi.

Fatih'i ve fethi anlatan bir araştırmadaki sözler Fatih'in gençliğini şöyle anlatır: Genç Şehzade'nin çok iyi bildiği gerçek şu idi: Ancak hocaya, dolayısıyla ilme verdiği değer ölçüsünde, bir devletin kılıç kadar kaleme de dayanan askeri, siyasi ve fikri zaferlerini hazırlayacak tezgah işleyebilirdi; zira, devletlerini ilim ve tefekkür gücü ile sağlama almamış olan cihangirlerin fütuhat ve zaferleri, ruhsuz bir ceset gibi çürüyüp tefessüh etmeye mahkumdu. Tarih, bu çeşit zaferlerin yıkıcı bir sel gibi geçtiğine, misaller vermeye usanmayan bir şahit değil mi idi?"

"Şahi, bir Hıristiyan'ın eseridir" yalanı

Fatih Sultan Mehmed Han'ın ehemmiyet verdiği bir başka konu savaş silahlarının vazgeçilmezi olan toplardır. O güne kadar denenmemişi yaparak havan toplarının ilk örneklerini döktüren Sultan Mehmed Han, "Şahi" adı verilen topların da balistik hesaplamalarını bizzat yapmıştır. Uzunluğu 12 karış, güllelerinin ağırlığı ise bin iki yüz okka olan Şahi'ler, iki saatte doldurulabiliyor ve günde sadece 7-8 atış yapabiliyordu. Bu topun Edirne'den İstanbul'a nakil işi Rumeli Beylerbeyi Dayı Karaca Paşa'ya verilmiş, ayrıca Bizans etrafındaki toprakların zaptına da memur edilmişti.

Bizanslılar'ın "Ejder" ismi ile andığı ve o günün şartlarındaki en büyük savaş silahı Şahi, ilk olarak Şubat 1453'te Edirne'de denenmiş, 2 Nisan 1453 Pazartesi günü İstanbul önlerine getirilmişti.

"Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır"

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti' ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet' i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu' da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna'dan Fırat'a kadar yayıldı. Anadolu' da milli birlik tesis edildi.

Sultan Mehmed Han'ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul'un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa'da 37, Edirne'de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir.




Konu Adresi: http://www.dervisler.net/ecdada-saygisizlik-t26528.0.html



İlla EDEB! İlla EDEB!


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Sevmek Ölmekle Başlar Turk Hava Yollari:) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.058 saniyede oluşturulmuştur


Ecdada saygısızlıkGüncelleme Tarihi: 05/04/20, 19:25 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim