Ehl-i Sünnet’in Kalesi: İmam Eş’arî rh.a. - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.022 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.504 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22868 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Ehl-i Sünnet’in Kalesi: İmam Eş’arî rh.a., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2724 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Ehl-i Sünnet’in Kalesi: İmam Eş’arî rh.a.}   Okunma sayısı 2724 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30

İslâm tarihinde yanlış ve hatada ısrarla insanları doğru yoldan ayıranlar olduğu gibi, doğru yolu bulmalarına vesile olanlar, bu gayeye ömrünü adayanlar da vardır. Bunlardan biri İmam Eş’arî rh.a. hazretleridir. O, daha önce saptığı yanlış yoldan kendisi dönmüş ve insanların bozuk anlayışa düşmemeleri için vefatına kadar mücadele vermiştir.

İmam Eş’arî hazretleri rh.a., Ehl-i Sünnet’in Mâturîdilikle birlikte yaygın olan ikinci itikadî mezhebi Eş’arîliğin kurucusudur. Bu büyük alimin asıl ismi Ali b. İsmail, künyesi ise Ebu’l- Hasan’dır. Ashab-ı Kiram’dan Ebu Musa el-Eş’arî r.a.’ın neslinden gelir. 874 yılında Basra’da doğdu, 942 yılında Bağdat’ta vefat etti. İmam Eş’arî hazretlerinin kabri Bağdat’ta, Basra kapısı ile Kerh arasındaki kabristanlıkta yer almaktadır.
 
Kırk yıllık yanlış
 
Ebu’l-Hasan Eş’arî hazretlerinin on yaşındayken babası öldü. Babası, oğlunun ilim tahsil etmesini istemişti. Bu vasiyet tutuldu. İmam Eş’arî rh.a. çağının büyük alimlerinden Muhammed  b. Yakub el-Mukrî, Sehl b. Serh, Ebu İshak Mervezî, Zekeriyya b. Yahya es-Sâcî, Ebu Halife el- Cümehî, Abdurrahman b. Halef ve Ed-Dâbiî’den fıkıh, hadis ve tefsir dersleri aldı.
 
Annesi, Ehl-i Sünnet yolundan ayrılmış Mutezile fırkasının kelamcılarından Ebu Ali el-Cübbâî ile evlendi. Bunun üzerine üvey babasının yanlış görüşleri üzerine yetişip Ehl-i Sünnet anlayışından uzaklaştı, kırk yaşına kadar Mutezile yolunda ilerledi. Bu fırkanın önemli alimlerinden biri oldu.
 
Yazdığı kitaplarla Mutezile’nin yanlış fikirlerini savunan İmam Eş’arî, gayet tatlı, açık ve ikna edici konuşurdu. Bu yüzden hocası Cübbâî çoğu ilmî tartışmalara onu gönderirdi.
 
Üç kardeş
 
Ebu’l-Hasan Eş’arî hazretleri kırk yaşlarında Mutezile’den ayrılarak Ehl-i Sünnet anlayışa döndü. Bu dönüş için kaynaklarda çeşitli sebepler ileri sürülüyor. Bunların arasında en meşhuru, hocası ve üvey babası olan Ebu Ali Cübbâî’yle yaptığı tartışmadır. Bu tartışmada, kullar için en iyi olanı yapmanın Allah Tealâ için bir zorunluluk olup olmadığının konuşulduğu anlatılır. Kaynaklarda üç kardeş (ihve-i selâse) adıyla bahsedilen tartışma şöyledir:
 
İmam Eş’arî hazretleri rh.a. soruyor:
 
– Biri mümin, biri kâfir, diğeri de çocuk olarak ölen üç kardeşin ahiretteki durumları ne olur?
 
Üvey babası ve hocası Cübbâî:
 
– Mümin olan cennette yüksek bir dereceye nail olur. Kâfir ise cehennemde ebedi kalacaktır. Çocuk ise kurtuluşa erenlerdendir.
 
– Çocuk günahsız öldükten sonra cennetteki yüksek derecelere ulaşmak isterse bu mümkün olur mu?
 
– Hayır. Çocuğa denilir ki, “Mümin kişi bu dereceye sabır ve itaati sebebiyle nail olmuştur. Senin ise böyle amellerin yok.”
 
– O zaman çocuk Allah Tealâ’ya, “Benim bunda kusurum yok. Eğer benim ömrümü uzun yapsaydın ben de mümin kulun gibi ameller işlerdim.” der.
 
– Allah Tealâ çocuğa, “Sana uzun ömür verseydim asi olup cezayı hak edecektin. Ama senin iyiliğini düşünerek sorumluluk çağına gelmeden canını aldım.” buyurur.
 
– Bu sefer küfür üzere ölen kişi, “Ey Allahım, sen o çocuğun durumunu bildiğin gibi benim durumumu da biliyordun. Neden onun iyiliğini düşündüğün gibi benim de iyiliğimi düşünmedin..” derse?
 
İmam Eş’arî’nin, Allah Tealâ için bir zorunluluk olmadığının anlaşılmasını sağlayan bu sorusuna Cübbâî cevap veremeyip susmak zorunda kalır.
 
Rüyayla gelen ikaz
 
İmam Eş’arî rh.a.’in Mutezile’den ayrılıp Ehl-i Sünnet inancını benimsemesindeki bir diğer sebep ise rüyada Peygamber Efendimiz s.a.v.’i görmüş olmasıdır. Ramazan ayının ilk günlerinde görülen bu rüyada İki Cihan Sultanı s.a.v. ona, “Ya Ali! Benden nakledilen yola yardım et!” buyurur. Bu rüyadan kısa bir süre sonra, Ramazan ayının ortasında ikinci defa Rasulullah s.a.v.’i rüyada görmekle şereflenir. Efendimiz s.a.v., “Senden isteğimi ne yaptın? Benim bildirdiğim yola, sünnetime yardım et, bu yolda yürü!” buyurur. İmam Eş’arî rh.a. bu ikazdan sonra kelam ilmi ile uğraşmayı bırakır.
 
Aynı Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi Peygamber s.a.v. Efendimiz’i tekrar rüyada görür. Efendimiz s.a.v., “Senden istediğim şey ne oldu?” buyurur. İmam Eş’arî, “Kelam ilmini terk edip, Kur’an-ı Kerim’e ve hadis ilmine sarıldım.” der. Efendimiz s.a.v., “Benden bildirilen yola, sünnetime yardımcı olmanı istemiştim…” buyurur. Bunun üzerine İmam Eş’arî mahcup bir şekilde: “Meseleleri ve delillerini tahsil için otuz yıl harcadığım yolu nasıl bırakayım?” der. Efendimiz s.a.v., “Allah Tealâ sana yardım edecek. Bunu yakînen bilmeseydim senden istemezdim.” buyurur. İmam Eş’arî bu rüyayı gördükten sonra Ehl-i Sünnet yoluna girer.
 
Rivayete göre bu rüyayı gördükten sonra on beş gün evinden çıkmadı. Meseleleri inceden inceye gözden geçirdi. Sonra Basra Camii’ne gidip kürsüye çıktı. O sırada Mutezile yolunun meşhur alimi olarak bilinen İmam Eş’arî kürsüden cemaate şöyle seslendi:
 
“Ey insanlar! Beni tanıyan tanır. Beni tanımayana ise kendimi şimdi tanıtacağım. Ben falan oğlu filanım. Kur’an-ı Kerim’in yaratılmış olduğunu, Allah Tealâ’nın (ahirette) gözle görülemeyeceğini ve kötü fiillerin kişinin kendisi tarafından yaratılarak işlendiğini söylerdim. Şimdi ise bu görüşlerden döndüm ve tövbe ettim. Mutezile’ye karşı çıkmaya ve onların yanlış fikirlerini ortaya çıkarmaya karar verdim.
 
Bir süredir ortalarda yoktum. Çünkü düşünüyor ve delilleri inceliyordum. Tercih hususunda kararsız kaldım. Sonunda Allah Tealâ’dan beni doğru yola ulaştırması için niyaz ettim. Allah Tealâ da beni şu yazmış olduğum bilgilere yöneltti. Daha önce inandığım ve savunduğum her şeyden şu elbiseden sıyrıldığım gibi sıyrılıyorum.”
 
O sırada üzerinde bulunan cübbeyi çıkarttı. Sonra cemaate Ehl-i Sünnet itikadına göre yazdığı risaleleri dağıttı. Mutezile yolu üzere yazdıklarını ve bildirdiklerini iptal etti. Ömrünün sonuna kadar Ehl-i Sünnet inancının yayılması için büyük çaba sarf etti.
 
Firar edip kaçanlar
 
Ebu’l-Hasan Eş’arî hazretlerinin yaşadığı dönem, Mutezile savunucularının Ehl-i Sünnet’i çok yıprattığı, hatta kendi inançlarını insanlara zorla kabul ettirmeye başvurdukları bir zamana rastlar.
 
Valilik, kadılık gibi makamlar Mutezile taraftarlarının elinde bulunuyordu. Bu imkanlarla yanlış düşüncelerini müslümanlara aşılıyorlardı. Bu sırada İmam Eş’arî rh.a. Basra’da, çağdaşı olan İmam Mâturidî rh.a. de Semerkand’da gerek kitaplar yazarak gerekse münazaralarla onlara karşı Ehl-i Sünnet anlayışı savunuyorlardı. Hatta İmam Eş’arî rh.a. hiç yılmadan devlet yetkililerinin makamlarına kadar giderek onları Ehl-i Sünnet yoluna çağırıyordu. Kendisine neden onların yanlarına gittiği sorulduğunda: “Onlar
 valilik, kadılık gibi makamlarda bulunuyorlar. Kibirleri sebebiyle bize gelmezler. Biz de gitmezsek hak nasıl ortaya çıkacak?” cevabını veriyordu.
 
Basra’da bir mecliste İmam Eş’arî rh.a. ile Mutezile mensupları arasında büyük bir tartışma oldu. Mutezile taraftarları çok kalabalıktı. İmam Eş’arî rh.a. ile tartışmaya giren herkes mağlup oluyor, susmak durumunda kalıyordu.O gün çok zor duruma düştüler. Öyle ki İmam Eş’arî rh.a. ikinci defa böyle bir münazara için gittiğinde Mutezile’den kimse yoktu. Hiçbiri onunla tartışmaya cesaret edememişti. Bunun üzerine bir zat İmam Eş’arî’ye: “Firar ettiler, kaçtılar. Yaz, kapıya as!” dedi.
 
Talebelerinden Muhammed  b. Hafîf eş-Şirazî rh.a. de şöyle anlatıyor:
 
“İmam Eş’arî’yi görmek için Basra’ya gitmiştim. Heybetli ve nur yüzlü ihtiyar bir zat gördüm. Ona, ‘Ebu’l-Hasan Eş’arî’nin evi nerededir?’ diye sordum. ‘Onu neden arıyorsun?’ dedi. ‘Ona çok muhabbetim var. Mümkünse görüşmek istiyorum.’ dedim. ‘Yarın
 erkenden buraya gel.’ dedi. Ertesi gün gittim. Beni alıp Basra’nın ileri gelenlerinden birinin evine götürdü. İçeri girince o nur yüzlü zata yer gösterdiler. Mutezile’nin meşhur alimleri de oradaydı. Biz girip oturduktan sonra o mecliste bulunanlar Mutezile alimine çeşitli meseleler sormaya başladılar. O şahıs cevap vermeye başlayınca beni oraya götüren zat karşısına çıkıp söylediği yanlış şeyleri reddediyor, doğrusunu söyleyip onu ve dinleyenleri ikna ediyordu. Ben bu zatın haline ve ilmine hayran oldum. Yanımdakilere ‘Bu zat kimdir?’ dedim. ‘Ebu’l-Hasan Eş’arî’dir.’ dediler.
 
İmam Eş’arî meclisten çıktıktan sonra peşinden gittim. Yanına yaklaşınca, ‘İmam Eş’arî’yi ve hizmetini nasıl buldun?’ diye
 sordu. ‘Harikulâde!’ dedim. Sonra; ‘Efendim, orada neden siz baştan bir mesele sormadınız? Başkaları sorduktan sonra mevzuya girdiniz?’ dedim. ‘Biz bunlarla tartışmak için söze girmiyoruz. Yalnız Allah Tealâ’nın dininde yanlış şeyler söylediklerinde karşı çıkıyoruz. Hatalı olduklarını delilleriyle ispat edip onların doğru olanı anlamalarını sağlıyoruz.’ buyurdu.”
 
Bu olayı nakleden Muhammed  b. Hafîf eş-Şirazî rh.a. büyük bir evliyadır. Kaynaklarda zamanın şeyhü’l-meşayihi (şeyhlerin şeyhi) olarak zikredilir. Bu büyük zat gençliğinde İmam Eş’arî’den kelam dersleri almıştır. İmam Eş’arî de tasavvuf ilminde alim ve veli bir zat idi. Ebu İshak İsferanî söyle demiştir: “Benim ilmim, Şeyh Ebu’l-Hasen Bahilî’nin ilmi yanında denizde bir damla gibidir. Ebu’l- Hasan Bahilî’nin de, ‘Benim ilmim, Ebu’l-Hasan Eş’arî’nin ilmi yanında denizde bir damla gibidir’ dediğini işittim.” İlme olduğu kadar zühd ve takvaya da bağlılığı ile bilinen İmam Eş’arî rh.a.’in yirmi yıl boyunca gecelerini ibadetle geçirdiği rivayet edilir.
 
Talebeleri ve eserleri
 
İmam Eş’arî rh.a., ömrünü kitap yazarak, ilmî tartışmalara girerek ve talebe yetiştirerek geçirdi. Ehl-i Sünnet anlayışın yayılması ve böylece insanların ebedî kurtuluşa kavuşması için var gücüyle çalıştı. Muhammed  b. Hafîf eş-Şirazî, Şeyh Ebu Muhammed  Taberî el-Irakî, Ebu Abdullah Muhammed  b. Abdullah, Ebu Bekr Cürcânî, Ebu’l-Hasan Bâhilî, Zahir b. Ahmed Serahsî, Ebu Abdullah Hameveyh ve Dimyânî yetiştirdiği meşhur talebelerindendir.
 
İmam Eş’arî rh.a., kırk yaşından önce Mutezile mensubuyken yazdığı eserlerini daha sonra red ve iptal etmiştir. Bunlar dışında makalelerden, sorulara cevap olarak yazdığı risalelerden ve Hariciye, Mutezile ve Şia gruplarına, felsefecilere, yahudi, hıristiyan ve mecusilere yazdığı reddiyelerden oluşan eserler vermiştir.
 
Bunlardan “el-İbâne an Usûli’d-Diyâne” mutezilî fikirleri reddettikten sonra ilk kaleme aldığı bilinen eseridir. “Kitâbu’l- Fusûl” yahudi, hıristiyan ve mecusilere yazdığı reddiyelerden oluşur. “el-Lüma’ fi’r-Reddi alâ Ehli’z-Zeyga ve’l-Bid’a” adlı eserinde Allah Tealâ’nın sıfatlarından bahseder; kelamullah, irade, kader hakkında bilgi verir ve Hariciye, Mutezile ve Şia’nın yanlışlarını bildirir. “Kitâbun fi’r-Reddi ale’l-Felâsife” ise felsefecilere reddiyelerden oluşur.
 
“Risâletü Ketebe bihâ ilâ Ehli’s- Sagr bi Bâbi’l-Ebvâb”, Ehl-i Sünnet akidesinden bahsedilen bir kitaptır. “Kitâbu’l-Fünûn” dinsizlere cevap olarak yazılmıştır. Kelam ilmini anlattığı “Kitâbü’n-Nevâdir”i, iman konusunda bilgiler ihtiva eden “Risâletü’l-İmân” ve çeşitli meselelere cevap olarak yazdığı “Cevâbü’l-Horasaniyyîn”le birlikte “Kitâbun fi Cevâzı Rü’yetullâh bi’l- Ebsâr”, “Kitâbun fi Halki’l-A’mâl”, “Kitâbun fi’l-İstitâ’a”, “el-Cevher fi’r- Reddi alâ ehli’z-Zeyğı ve’l-Münker” ve “Kitâbun ale’d-Dehriyyîn” de eserleri arasındadır.

Bir Mektuptan
 
Ebu’l-Hasan Eş’arî rh.a., Hazar kıyılarındaki Demirkapı ve Derbend alimlerine yazdığı “Risaletün ilâ Ehli’s-Sagr” (Sagr Ahalisine Bir Mektup) adlı eserinde Ehl-i Sünnet inancının kimi esaslarından şöyle bahseder:
 
Bedir ehli arasında Aşere-i Mübeşşere’den (cennetle müjdelenmiş on sahabi) sonra üstünlük hicret ve müslüman olma sırasına göredir. İslâm’a iman ederek bir saat olsun Rasulullah s.a.v. ile görüşen yahut O’nu bir defa gören Ashab-ı Kiram, Tabiîn’den üstündür. Hz. Ebu Bekir ile Hz.Ömer’in diğer bütün ümmetten üstün olduğu muhakkaktır. Bunu kabul etmeyen cahildir veya inatçıdır.
 
Namaz ehli olup günahkâr olanları da Allah Tealâ: “Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzünüzü ve ellerinizi (dirseklerinizle beraber) yıkayın, başınızı meshedin ve ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz boy abdesti alın.” (Maide, 6) ayeti ile mümin diye adlandırmıştır. Eğer akidesi bozuk olan Mutezile’nin dediği gibi günahkârlar günahları sebebiyle imandan çıkmış olsalardı, onlara abdest farz olmazdı. Allah Tealâ’nın hitabı da bütün müminlere değil, yalnız itaat edenlere olurdu.
 
Kalbinde zerre kadar imanı olan kimse cehennemde cezasını çektikten sonra cehennemden çıkacaktır. Rasulullah s.a.v.’in şefaati, ümmetinden büyük günah sahipleri için olacaktır. Müminlerin üzerine emr-i maruf ve nehy-i münker (iyiliği emredip kötülükten alıkoyma) vaciptir. Muktedir olurlarsa yapılan kötülüğe el ve dil ile mani olurlar. Muktedir olmazlarsa kalpleri ile o işi kötü görürler. Allah Tealâ’ya ve Peygamber s.a.v. Efendimiz’in iman etmeye davet ettiği şeylere iman eden kimseleri küfürden başka hiçbir günah imandan çıkarmaz, imanlarını ancak küfür giderir. Ehl-i kıble, günahları sebebiyle imandan çıkmayıp dinin bütün emirleriyle mükelleftirler.



Yunus Kızılırmak

| Mart 2013 |
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/ehli-sunnetin-kalesi-imam-esari-rha-t33656.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Flash nasıl yüklenir / eklenir ? Saatin Yanında İsminiz Yazsın ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.17 saniyede oluşturulmuştur


Ehl-i Sünnet’in Kalesi: İmam Eş’arî rh.a.Güncelleme Tarihi: 17/06/19, 16:56 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim