Ergenekon Destanı.. - Tarih Sayfalarından
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22885 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Ergenekon Destanı.. , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3231 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Ergenekon Destanı.. }   Okunma sayısı 3231 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.701
  • Konu: 1190
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 212
Ergenekon Destanı..
« : 30/01/08, 22:43 »
ERGENEKON DESTANI


Ergenekon Destanı, "Büyük Türk Destanından bir parçadır. Türk kavimlerinden Göktürkler'i mevzu alır. Göktürkler'in menşeini açıklamak ister. Ergenekon Destanı'nın özeti şöyledir:

Türk illerinde Göktürkler'e itaat etmeyen bir yer yoktu. Bunu kıskanan yabancı kavimler birleşerek Göktürkler'in üzerine yürüdüler. Maksatları öç almaktı. Göktürkler, çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar. Çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince, vuruşma da başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi.


Bu yenilgiden sonra yabancı kavimlerin hanları ve beyleri av yerinde toplanıp konuştular.


"Göktürkler'e hile yapmazsak akıbet işimiz yaman olur," dediler.


Tan ağarınca, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar.


Göktürkler, "Bunların vuruşma güçleri bitti, kaçıyorlar," deyip arkalarından yetiştiler.


Düşman, Göktürkler'i görünce, birden döndü. Vuruşma sonunda düşman, Göktürkler'i gafil avlayıp yendi. Göktürkler'i öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını ve mallarını öylesine yağmaladı ki, bir ev kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdi. Küçükleri kul edindi. Her düşman birini alıp gitti.




Göktürkler'in başında İl Han vardı. Çocukları çoktu. Fakat bu uğursuz vuruşmada bir tanesi hariç, hepsi öldü. Kayı adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Han'ın Dokuz-Oğuz adlı bir de yeğeni vardı. Kayı ile Dokuz-Oğuz düşmana tutsak olmuşlardı. Fakat on gün sonra bir gece ikisi de kadınları ile beraber atlara atlayıp kaçtılar. Göktürk yurduna geldiler. Burada düşmandan kaçıp gelen çok deve, at, öküz ve koyun buldular. "Dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. Gereği odur ki, dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturalım," dediler. Dağa doğru sürülerini alıp göç ettiler.


Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine bir yoldu ki, bir deve veya bir at güçlükle yürürdü. Ayağını yanlış bassa yuvarlanıp parça parça olurdu. Göktürkler'in vardıkları yerde akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, meyveler, ağaçlar ve avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Allah'ya şükrettiler. Hayvanlarının kışın etini yediler; yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye "Ergenekon" adını koydular.


İki Göktürk prensinin Ergenekon'da çocukları çoğaldı. Kayı Han'ın çok çocuğu oldu. Dokuz-Oğuz Han'ın daha az oldu. Çok yıllar bu iki Hanın çocukları Ergenekon'da kaldılar. Pek çoğaldılar.


Dört yüzyıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki, Ergenekon'a sığışamaz oldular. Buna bir çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki, "Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasından yol izleyip bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında her kim bize dost olursa, onunla görüşelim. Düşmanla vuruşalım".


Kurultay bu kararı alınca, Göktürkler, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar, bulamadılar.


O zaman bir demirci dedi ki, "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat madene benzer. Şunun demirini eritsek, belki dağ bize geçit verirdi". Göktürkler, varıp demircinin gösterdiği dağ parçasını gördüler. Demircinin tedbirini de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü altını, yanını, yönünü böylece odun ve kömürle doldurduktan sonra, yetmiş deriden büyük körükler yapıp yetmiş yere koydular. Odun-kömürü ateşleyip körüklemeye başladılar,


Allah'ın gücü ve inayeti ile ateş, kızdıktan sonra demir dağ eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününün, kutsal saatini bekleyip bu yoldan Ergenekon'dan çıkmaya başladılar. Bu kutsal gün, ondan sonra Göktürkler'de bayram oldu. Her yıl o gün gelince büyük tören yapılır; bir parça demir alınıp ateşte kızdırılır. Bu demiri Önce Göktürk Ham kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver.

Ondan sonra Türk beyleri de böyle yapıp bu günü kutlarlar.


Ergenekon'dan çıkınca, Göktürkler'in ulu hakanı Kayı Han soyundan Börteçine, bütün illere elçiler gönderdi; Göktürkler'in Ergenekon'dan çıktıklarını bildirdi. Tâ ki, eskisi gibi bütün iller Göktürkler'in buyruğu altına girer.



ERGENEKON’dan ÇIKIŞ

BU DÜNYA, insanlığın büyük sınav yeridir
Türk’ün Ergenekon’u çok güzel örneğidir
Sorunlar sıkıntılar sınavın gereğidir
İmkânlar başarılar düğün ve derneğidir.

Öyle salınıp durma!. Bu dünya dardır, sıkış
İnsanlığın gayesi: Ergenekon’dan çıkış.

Türk’ün Ergenekon’u bereketli bostandı
Çalışarak kurduğu dünyalık gülistandı
Akıbet endişesi ruhlara dağıstandı
Rehber’in ışığıyla çıkışı bir destandı.

Akıbetini düşün. Bu dünya dardır, sıkış
Rehbersiz mümkün değil Ergenekon’dan çıkış.

Ergenekon demirden dağlarla çevrilmişti
Hayatın kıskacında sinirler gerilmişti
Bilge önderleriyle gönüller dirilmişti.
Ölüm – kalım dâvâsı ülkü oldu gelişti.

Doğru bilgiye ulaş. Bu dünya zordur, sıkış
Gerçek önderle olur Ergenekon’dan çıkış.

ERGENEKON darlığa sadece bir misaldir
Bu dünya çok karmaşık, insan da duygusaldır
Can tatlı, yaşamak hoş, hayat sanki masaldır
Ancak ilâhi hüküm gerçek, ölüm visaldir.

Aydınlık bir hayata bu dünya zardır, sıkış
Dağ delmeden, bir nefes Ergenekon’dan çıkış.

Misaller ve masallar gerçeği işarettir
Masallarla avunmak felâkettir, ibrettir
Hayat iman etmek ve gayretten ibarettir
Nefsin Allah’a güzel kulluğu hürriyettir.

Sevaplarla işlenir bu dünya nardır, nakış
Allah’a güzel kulluk Ergenekon’dan çıkış.

Türk’ün bozkurdu kimdir? Demirciler kimlerdir?
Çıkışın anlamı ne ve hangi erimlerdir?
Yesevi dergâhında yaşanan ilimlerdir
İşleri, gönüllere dokunan kilimlerdir.

ADNAN ÖZYİĞEN


Sâdat’ın vakf’ettiği bu dünya dardır, sıkış
Nefisleri eritmek Ergenekon’dan çıkış.

Sözde kalıp sembolle avunan ahmak olma
Demir dağlar örerek gönlün kara pas dolma
Bir hayali resimde takılıp kalma, solma
Sâdat’la buluşarak yürü, yaşa kaybolma.

Ahmağı sarhoş eder bu dünya bardır, çakış
Sâdat’la gerçek olur Ergenekon’dan çıkış.

Ergenekon’dan çıkmak Türk’ün dileği oldu
Ümidi ve sevdası, yüce ereği oldu
İslâm’la şereflendi, iman gereği oldu
Miraç bilinçli namaz dinin direği oldu.

Namazla yaşanınca bu dünya kârdır, koş koş
İmanla ölmek dilek Ergenekon’dan çıkış.

Ergenekon ovası bu dünyanın darlığı
Verilen kısa ömür imtihanın yarlığı
Yaratan Rabbi bilmek kul olmanın arlığı
Sâdat’la tevbe etmek hayatımın kârlığı.

Ebediyet yolunda bu dünya cardır, yokuş
Tevbe edip yaşamak Ergenekon’dan çıkış.

BU MİLLETİ yücelten evliya hazinesi
Evliyalar ocağı bu milletin sinesi
Tufanlardan kurtaran Sâdat’ın sefinesi
Millete yetiştirir kahraman kabinesi.

Zafer kazanmak niçin? Bu dünya hordur, bakış
Ebedi zafer için Ergenekon’dan çıkış.

Türk adını İslâm’dan ayırmaya kalkışan
Bir etnik isim gibi söylemeye çalışan
Etnik sataşma yapıp fesat için çatışan
İslâm’a düşman olup münafıkça kaçışan

Facir ve zalimlere bu dünya yardır, takış
Bu millet için İslâm, Ergenekon’dan çıkış.

Bu millet müslümandır, insanlığa sevdalı
Dünyanın her çağında edebli ve edalı
Dalgaların üstünde yürür barış sandalı
Masum ve muhtaçlara uzatır hep can dalı.

İslâm’la şereflen geç. Bu dünya ardır, yakış
Peygamber’in (a.s.) ahlâkı Ergenekon’dan çıkış.

SÂDAT’la tevbe etmek odunu ateşlemek
İbadet ve rabıta ateşi körüklemek
Hatme-i Hacegânlar birlikte dirlik etmek
Zikir, sohbet ve hizmet demirleri eritmek.

Tevbeden kaçanlara bu dünya surdur, yıkış
Sâdat’ın terbiyesi Ergenekon’dan çıkış.

Bu milletin dâvâsı, ülküsü ileridir
Ufukları çok geniş, gönlü aşkın yeridir
Helâl ve sevap için vergi alın teridir
Sâdat’ı seven yaşar, O, gönül serveridir.

Evliyanın işinde iyilik yârdır, bakış
Evliyanın hizmeti Ergenekon’dan çıkış.

Bu milletin rehberi Sâdat’ın kafilesi
Her türlü dağı deler evliyanın çilesi
Dünyaya sultan olur dostların kabilesi
Maksat sultanlık değil, ahiret gailesi.

Peşinden koşup durma, bu dünya çardır, çakış
Yalan dünyadan kaçış Ergenekon’dan çıkış

ADNAN ÖZYİĞEN
   

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/ergenekon-destani-t99.0.html



"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Cevaplandı: Ergenekon Destanı..
« Cevapla #1 : 17/07/11, 21:18 »
Alıntı
İslâm’la şereflen geç. Bu dünya ardır, yakış
Peygamber’in (a.s.) ahlâkı Ergenekon’dan çıkış.

SÂDAT’la tevbe etmek odunu ateşlemek
İbadet ve rabıta ateşi körüklemek
Hatme-i Hacegânlar birlikte dirlik etmek
Zikir, sohbet ve hizmet demirleri eritmek.

Tevbeden kaçanlara bu dünya surdur, yıkış
Sâdat’ın terbiyesi Ergenekon’dan çıkış.


 :aro2:




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Osmanlı'da Ramazan Ayı Ahmed Hilmi Efendi ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.202 saniyede oluşturulmuştur


Ergenekon Destanı.. Güncelleme Tarihi: 19/09/19, 20:46 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim