Erkekler tek eşten sınıfta kaldılar! - Serbest Kürsü
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22885 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Erkekler tek eşten sınıfta kaldılar! , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1249 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Erkekler tek eşten sınıfta kaldılar! }   Okunma sayısı 1249 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı berigel_beri

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 460
  • Konu: 181
  • Derviş: 6330
  • Teşekkür: 6

ERKEKLER TEK EŞTEN SINIFTA KALDILAR!




Önceki yazımda “Bir erkeğin dört kadınından birisi olmak o kadının nefsini yenmesini sağlar demiştim” ve yazım yayınlandıktan hemen sonra itirazlar gelmeye başladı.

Geçen bir ay zarfında okuyucularımla ben arkadaş gibi konuşmayı, birbirimizi yanlış anlamamayı öğrendiğimiz için işler daha kolay artık, Allah hepinizden razı olsun. Birbirimize kızıp bağırmadan yazışıyoruz ne güzel. Zaten amaç bu değil mi? Tartışarak bir yere varacağımızdan eminim, yeter ki sonunu bekleyelim, çünkü tarzımı öğrendiniz artık. Bir yazı yazıyorum, sonra gerekirse asıl gelmek istediğim yere birkaç yazı sonra geliyorum, tüm mesele bu süre içinde ilk cümleden sonra “Abi seni okumayı bırakıyorum “ dememek! İki yazı arasındaki süreçte okuyucularımı ölçüp tartıyor, ayıklıyor, tefekküre fırsat veriyorum, niyet bu!

Ben yuva yıkıcı değilim, kadınları aşağılamak gibi bir amacım hiç yok, dört eş meselesini gündeme getiriyorsam “hepiniz dört kadın alın” demiyorum zaten ama yazılarımı okurken çok dikkat etmek gerekiyor. Mesela, birkaç gün sonra Dünya Sevgililer Günü, çaktınız değil mi?

 

Dört kadınla evlenebilecek kadar cesur, sabırlı, adil bir erkeğin kalmadığını biliyorum zaten?

Erkekler tek eşten sınıfta kaldı, yüzyıllardır dersi verip mezun olamıyorlar, ben “dört kadınla evlensinler” der miyim hiç?

İş yerinde bile ikinci kadın olmaktan sinirleri bozulan modern kadın, erkeğine dördüncü olur mu? Peki, bizi yaratan, bizim fabrika ayarlarımızı en iyi bilen olduğuna göre ne demek istiyor acaba?

İnsan, nefsine zor gelen şeyleri kendine yedirdikçe kibirden kurtulur. Bakın yine geldik kibire!

Kibir ki en büyük günah, cennetin önündeki en büyük çukur… Bülent Akyürek, kendini tekrarlıyor, “Modernizm, kibir” başka laf yok diyorlar. İnanın ölene kadar tekrarlayacağım kendimi… Kibir, kibir, kibir… Müslüman’ın cihadı kibir olana kadar sürdüreceğim konuyu.

Tek, biricik, özel olmak istiyoruz.

Fıtrattan bahsediyorum, kimseyi suçlamıyorum, fıtratı Allah veriyor… Kadınlar, kendi gözlerini bir erkeğin bakışlarıyla süsleyerek aynaya bakar ve son haliyle arzulanabilecekler mi acaba diye süslenmeye başlarlar diyorum. Dünyanın bütün kadınları toplanıp Kızılay Meydanı’nda kuklamı yaksalar bile, bu böyle!

İşte biz erkek ve kadınlar yaratılıştan getirdiğimiz davranış ve isteklerimizi durdurabildiğimiz kadar mümin olacağız.

Dört kadın, dedikten hemen sonra dünyanın tüm kadınlarının sesleri koro halinde kafamda çınlıyor sanki: “Hayır, ben eşimin sevgisini kimseyle paylaşamam…” Yaa… Gördünüz mü? Teşhisi koymak üzereyiz…

“Eşimin sevgisini başkasıyla paylaşamam” diyen kadın daha sonra oğlunu evlendirince de aynı çığlığı atıp kaynana olmuyor mu zaten? Kaynanalık sevgi pintiliğidir. Oğlunun sevgisini yalnızca kendisi için biriktiren, sevgisinin zekatını vermeyen kadının Yahudileşme sürecidir kaynanalık.

Bu uğurda güya çok sevdiği oğlu için ortalıkta yırtınan kaynana, annelik sevgisini faşistçe kullanmakta ustalaşır.

Müslümanca düşünmeyen kadın, dünyanın en önemli sevgisini şiddete çevirir: “Annelik şiddeti, annelik terörü, zulmü…”

Müslüman olamamış, tek olmaya çalışan, sevgisini paylaşamayan kadın evin içinde yırtıcı bir hayvan gibi kocasının, oğlunun, gelininin yüzünü tırmalamaya başlar, sonsuz pençeleri vardır onun. Tek olmanın gücüyle zulmünü her geçen gün artırır! Rabbimiz, kadının tek olunca nasıl zalimleşebileceğini şüphesiz bildiği için adil olabilen erkeklere çok evliliği öğütlemiştir. Kadın, nefsinin katmanlarını tek olmadığında aşabilir.

Eşini üç kadınla paylaşabilen kadın, kendisinin de kocasının da diğer kadınların da tek olmadığını fani olduğunu bilir, kemale erer, olgunlaşır…

Bir kadını mutlu edemeyen erkek toplumdan dışlanıyor, içine kapanıyor kendini geliştiremiyor. Oysa dört kadından bir ikisini nasıl olsa mutlu edecektir, kendine güveni gelecektir, belki de rekabet kızışacak tüm ev halkı yeteneklerini zorlayacaktır.

ÖSS’ye, KPSS’ye karşı çıkan zihniyet şöyle demiyor mu: “Bütün hayatımızın bir sınava bağlı olması ruh sağlığımızı bozuyor…” Gerçekten haklılar. Peki, tüm hayatını tek eş sınavına bağlayıp ömrünü zindana çeviren bir adama niçin acımıyoruz?

Cenabı Allah’tan başka hiçbir şey tek değildir ve olmamalı zaten. Elinizdeki şey tek ise kaybetme korkusuyla ruh sağlığınız bozulur. Tasavvuf tarihi deliren dervişlerle doludur. Biz ona “Düşme” diyoruz. Kul, bazen düşebiliyor. Ömrünü Allah ile geçiren, ondan başka kimsenin arkasından gitmeyen bir derviş şeytana bir kez uyup günaha batınca toza dumana karışıyor, düşüyor, yok oluyor, çünkü elindeki tek şeye yani Allah’a karşı gelmiştir.

Allah’tan başka hiçbir şeye bağlanmamak gerekiyor.

Müslüman’ın ruhu yaradanıyla nikâhlıdır.

Kendisi ve bütün canlılar ölümlüdür, fanidir. Allah uğruna bütün sevgi cinayetlerini işleyebilmelidir.

Hz. İbrahim, bir oğlan istedi. Adaklar adadı, söz verdi. Rabbimiz de ona bir oğlan verdi ama Hz. İbrahim’in oğluna olan sevgisi Allah ile Hz. İbrahim arasında mesafe oluşturuyordu. Kurbana bu yüzden “Yakınlaşmak”diyoruz. Allah ile aramıza giren her şeyi kurban edip yakınlaşmak zorundayız.

Kendimize bakacağız: Para mı, diploma mı, kadın mı, çocuk mu, ayna mı? Her neyse onu bulup kurban edeceğiz, yani en sevdiğimiz şeylerden kurtulacağız. Allah’a yürürken eşlerimiz ve çocuklarımız ayak bağı olmayacak. Kaybettiğimiz şeyler üstünde çok üzülmenin, göz yaşı dökmenin, yas tutmanın iyi olmadığını biliyoruz zaten. İncelik önce bilmekte sonra uygulamakta…

Hz. İbrahim aracılığıyla cenabı Allah, bizim kendisini nasıl sevebileceğimizi öğretiyor aslında:

İnsan doğar doğmaz minik elleriyle kendi yüzünü okşar, kendi vücuduna sarılır, sonra annesine bağlanır, bir kızı sevdiğinde annesinden, evlenip çoluk çocuk sahibi olduğunda eşinin sevgisinden, şeyhe bağlanınca hepsinden, Allah ve peygambere ulaştığında da kendisi dahil tüm sevgilerden kurtulur. Yani biz, kafamıza göre Allah’ı sevemeyiz…

Müslüman, sevgi katilidir. Allah’a yürürken sevgi cinayetleri işler, en sonunda da kendi nefsinden geçip yok olur… Yok olduğu an varlığını ispat ettiği andır aslında ama onun varlığını yalnızca Allah görüyordur artık. Allah’tan başka kendisini gören, denetleyen, teftiş eden kimsenin kalmadığını anlayan mümin tetikte, Allah ve cennet için yaşar. Onun cennetteki varlığı bu dünyadaki yokluğu kadar olacaktır. Burada silindikçe cennette netleşir, dünyada fakirleştikçe sonsuz alemde zenginleşir…

Tüm gününü eşinin, karısının geleceğine harcayan adam, rızkımıza kefil olan Allah’a edepsizlik boyutuna kadar gider. Müslüman, işlerini Allah’a bırakmasını bilir. Tüm işlerinin kontrolünü kendisi yapan, tövbe haşa Allah’a iş bırakmayan bu yüzden uyumaya vakti olmayan insanlara bir bakın. Onlara Müslüman diyebilir miyiz?

Eski yaşantımdan biliyorum. Ateisttim. İşim çoktu. Sabah uyanınca dünyadaki bütün işleri ben düzenleyeceğim, evrenin bütün trafiğini ben düzenleyeceğim diye çalışmaktan, düşünmekten canım çıkardı. Oysa hidayetten sonra anladım ki kader var, bu trafiği düzenleyen bir güç var, Allah var. Bize kul olmak yetiyor. Tabii, ilk iş olarak kişisel gelişimcilere kafayı takıp dünyanın ilk ve en hayırlı kitaplarından biri olan “İçinizdeki Öküze Oha Deyin- Fincan Yayınları) i yazdım. O kitap; kaderi, imanı, takvayı, rızık korkusunu, hidayete ermiş bir ateistin sonradan algılarının nasıl değiştiğini çok iyi anlatır. Lütfen kibir zannetmeyin cümlemi, çünkü iki yıldır on binlerce insan böyle dedi. “Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır?” Kitabım ise Müslüman’ın istikametini ciddi anlatıyor. Bu kitabı da hasta olanlara, darda kalanlara, umutsuzlara, gençlere okutmakta lütfen ciddi emek harcayın.

Gelelim erkeklere… Erkeklerin de işi çok zordur… Dört kadından bahsettik ya? Aslında erkeğin hayatında da bir çok erkek vardır. Erkeğin en sevdiği kadın annesidir ama o babasıyla birlikte olur. Bacısını başka bir adama verir. Evlenince kızlarını kınalayıp gönderir. Erkeklik bu açıdan kâbustur ama cenabı Allah, adamın kendi eşine, eşlerine zalim olmasın diye sanki bu yükü vermiştir sırtına. Erkek bunu aşmak zorundadır, yokuşu tırmanmak zorundadır.

Yazının başında demiştik: Nefsimize zor gelen şeylerle savaşarak mümin olacağız. Bu da tefekkürle, hikmetle mümkündür.

Toplumun diğer katmanlarından sık sık duyduğumuz bir söz vardır: “Din ele Allah arasına kimse giremez.” İşte biz yanlış söylenen bu sözü doğru hale getirip tekrarlıyoruz: “Kul ile Allah arasına hiç kimse, hiçbir şey girmemelidir!” ama önce kul olmanın inceliklerini bilmemiz gerekiyor. Kul olamayan, boyun eğemeyen adam nasıl Allah ile kendi arasına birşeyler sokmayacak? Kul olamadığımız an Allah ile aramıza kadın da, araba da, en küçük menfaatler de girecektir.

Erkekseniz bana Allah ile kul arasına giremeyecek bir şey söyleyin? Besmelesiz alınan bir nefes Allah ile kul arasına girmiyor mu, besmelesiz alınan nefeste şeytan safariye çıkmıyor mu?

Kuantum fiziği araştırmış bir kardeşiniz olarak şunu anladım. Kuantumcular diyor ki. Bardak masanın üstünde ama aslında bardak tam olarak masaya değmiyor, arada bir şey var, çözemiyoruz! Masa, yerin üstünde fakat aslında masanın bacakları da yere değmiyor arada bir şey var!

Babacığım arada ne var, kim var, niye adını söylemekte bu kadar zorlanıyorsunuz? Bizim Allah ile aramızdaki şeyler kullukla, takvayla, besmeleyle yok olur, ayaklarımız yere değer, boşlukta tek ayak üstünde durmaktan kurtuluruz. Fiziği zorladığımız kadar fıkhı zorlasak bir olacağız değil mi?

Biz kul olduktan, adil olduktan sonra, ha üç ha beş sayısı fark etmez, bir oluruz nasıl olsa.

Kibirlerinden dolayı şirke düşen, kişisel gelişimden geçip yarı Allah olan, modern, kapitalist, bütün metalara tapmakta zorlanmayan insanoğlu evlilik meselesine gelince nasıl tek eşte ısrar ediyor, yırtınıyor, vahdet istiyor, şaşırmamak elde değil!

Tek kadın güçlüdür. Dayatmacı ve faşisttir. Yasalar, hukuk, toplum onu korur. Küsüp de kocasına sırtını döndüğü an erkek, kendisi için haram olan zinanın düşüncesine dalar, şeytana uyabilir, bir hata yapıp hayatı boyunca karanlığa düşebilir. Bu zulme kimin hakkı var? Bu gücü kimden alıyorsunuz? Madem teksiniz, erkeğinizi paylaşmak zorunuza gidiyor, öyleyse küsmek yok, güç kullanmak, zulüm yok, tek ve biricik olan eşiniz ne zaman gel dese gideceksiniz…

Cenabı Allah, bize “kulum” diyor, “tek sahibin benim” diyor, tövbe kapısını kapatmıyor, “korku ve ümit arasında” olmamızı söylüyor, affına, rahmetine, merhametine sınır çizmiyor, biz de her ne yaparsak yapalım ondan kaçıp, ondan korkup yine ona sığınıyoruz, bize küsmüyor, son ana kadar tövbe kapısını kapatmıyor.

Konuyla ne alakası var abi, yanlış bir yoruma düşmeyelim diyenler vardır şimdi aranızda ama inanın anlatmak istediğim şey şu: Tek olmak zordur, risklidir, güç ister, adalet ister. Zaten ne diyor cenabı Allah: “Adil olabilecekseniz çok eş alabilirsiniz.” Sen eğer dört kadının tek erkeği olma cesareti gösteriyorsan, buyur öyleyse…

Konu şimdi anlaşıldı zannedersem.

Durup dinmeden Kuran’ı Kerim okuyacağız, üstünde düşünüp taşınacağız ve Hz. Ebubekir’in sözünü unutmayacağız: “Kaybettiğim devenin yularını bile Kuran’da bulabilirim.”



Bülent AKYÜREK / 10 Şubat 2010
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/erkekler-tek-esten-sinifta-kaldilar-t27174.0.html




Çevrimdışı deligibi

  • Üye
  • **
  • İleti: 65
  • Konu: 5
  • Derviş: 7113
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Erkekler tek eşten sınıfta kaldılar!
« Cevapla #1 : 15/06/11, 10:41 »
Alıntı
Cenabı Allah,
bize “kulum” diyor,
“tek sahibin benim” diyor,
 tövbe kapısını kapatmıyor,
“korku ve ümit arasında” olmamızı söylüyor,
affına,
rahmetine,
merhametine sınır çizmiyor,
biz de her ne yaparsak yapalım ondan kaçıp,
ondan korkup yine ona sığınıyoruz,
bize küsmüyor,
son ana kadar tövbe kapısını kapatmıyor.

XgülllX



Çevrimdışı Şa'yâ

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.505
  • Konu: 207
  • Derviş: 511
  • Teşekkür: 145
Cevaplandı: Erkekler tek eşten sınıfta kaldılar!
« Cevapla #2 : 15/06/11, 18:27 »
Farklı bakış açısı ve hayat tecrübesiyle yazılmış çok yönlü ve güzel bir yazı.

Yani biz, kafamıza göre Allah’ı sevemeyiz…

Allah cc razı olsun.



"Hiç kimsenin beklemediği aydınlanmayı bir İslamcı, İslam tasavvufunun önünün açılmasını bir sosyalist sağlayabilir."

 Mahmud Erol Kılıç


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Siz hiç... Terzinin.... ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.472 saniyede oluşturulmuştur


Erkekler tek eşten sınıfta kaldılar! Güncelleme Tarihi: 20/09/19, 01:38 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim