Esma-i Hüsna İle Dua Ve İbadet - Akaid ve Fıkıh Bilgileri
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.935 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.081 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22732 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Esma-i Hüsna İle Dua Ve İbadet, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3290 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Esma-i Hüsna İle Dua Ve İbadet}   Okunma sayısı 3290 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.172
  • Konu: 793
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Esma-i Hüsna İle Dua Ve İbadet
« : 30/08/12, 02:19 »
Esma-İ Hüsna İle Dua Ve İbadet

Allahu Teala'ya, güzel isimleri ile dua iki şekilde olur. Birincisi, bu isimlerden birisi, bir kaçı veya hepsi ile O'nu yüceltmek, övmek ve zikretmek şeklindedir. İkincisi de, bu güzel isimlerle Allahu Teala'dan bir şey istemek, ilahi huzura ihtiyaç ve dertlerimizi açmak, onlarla yalvarmak şeklinde olur. Kul, Yüce Rabbine hangi derdini açacak ise, ona uygun bir ismi zikrederek dua eder.

Mesela, günahlara bulanmış fakat içi yanıp pişman olmuş bir bir kul elini açıp: "Ya Ğaffâr=Ey günahları affeden, Ya Rahim=Ey kullarına çok acıyan, Ya Settâr=Ey günahları örten, Ya Tevvab=Ey tevbeleri kabul eden Allahım, beni affet diyerek affını ister.

Başı darda kalıp bunalan bir kul: "Ya Rahman=Ey kullarına rahmet eden, Ya Alîm=Ey kullarının halini en iyi bilen, Ya Hakîm=Ey her işi hikmet özere olan, Ya Aziz=Ey her şeye ve herkese hükmü geçen, Ya Kadir=Ey her şeye gücü yeten Allahım, benim şu sıkıntımı gider diye dua eder. Diğer isimlerle yapılan dualar da böyledir.

Allame Alûsî (rah), Allahu Teala'nın isimleriyle yapılacak en güzel duanın, dil ile değil fiil ile olduğunu söylemektedir. (Alûsî, Ruhu'l-Meani, V, 121. ) İmam Gazzali (rah.), fiille duanın nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor:

"Bil ki, kulun kemale ermesi ve saadeti ele geçirmesi ancak Allahu Teala'nın ahlakı ile ahlaklanmakla yani O'nun isim ve sıfatlarının edebiyle süslenmekle mümkün olur. Bundan, kul ile Allah arasında bir benzerlik olur ve ikisi aynı konuma gelir zannedilmesin. Kulda ilahi ahlak ve sıfatlardan bir derece bulunması mümkündür. Allahu Teala bizlere hayat, görme, işitme, konuşma, bilme, dileme, sevme gibi sıfatlar vermiştir. Bütün bunlar aynı zamanda kendisinin sıfatlarıdır. Bununla, biz Allah'a benzedik, O'nun gibi olduk denebilir mi? Heyhat, bu ne kötü bir anlayış. ( Gazzali Ravdatut talibin 48-49) Kul, kendisinde ve kainatta tecelli eden ilahi sıfatların güzelliğini görünce onlara hayran olur, onlardan nasiplenmek ister, bunun derdine düşer, yoluna girer, kalbini açar. Bütün ilahi isimlerin kendine has tecellileri mevcuttur. Bir noktaya kadar kul onlardan pay sahibi olabilir, ilahi isimlerin edebiyle edeblenen kul, ahlak olarak meleklere benzer. Bu kimseye "Rabbani=Allah'ın boyası ile boyanmış, O'nun ahlakı ile ahlaklanmış" insan denir. Bunun için kalbin Allah'tan gayri şeylerden tamamen temizlenmesi, şehvet ve gazabın sönmesi gerekir. (Geniş bilgi için bkzıAlûsî, Ruhu'l-Meani, V, 121-122.)

Rasulullah (s.a.v) Efendimiz buyurmuştur ki:

"Allahu Teala'nın doksandokuz ismi vardır ki; onları sayan ve hıfzeden Cennete girer." (Buhari, Deavat, 76; Müslim, Zikir, 5-6; Tirmizi, Deavat, 82.)

İmam Tirmizi'nin rivayetinde, Rasululllah (s.a.v) Efendimiz Esma-i Hüsna'yı şu sırayla saymışlardır:

"Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah, er-Rahîm, er-Rahmân, el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hâlik, el-Bâri, el-Musavvir, el-Ğaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Razzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi', el-Muizz, el-Müzill, es-Semî', el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-latîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafur, eş-Şekûr, el-Aliyyü, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyyü, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdiü, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâlî, el-Müteâlî, el-Berru; et-Tevvâb, el-Müstekım, el-Afüvvü, er-Raûf, Mâlikü'l-Mülk, Zü'l-Celâli ve'l-İkram, el-Muksid, el-Câmi, el-Ganiyy, el-Muğnî, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', en-Nûr, el-Hâdî, el-Bedî', el-Bâkî, el-Vâris, er-Raşid, es-Sabûr (Celle celâlühû)" (Tirmizi, Deavat, 82; Hakim, Müstedrek, l, 16; ibnu Hıbban, Sahih, No: 808.)

imam Hakimin bir rivayetinde bu rivayette bulunmayan şu isimler geçmiştir: el-İlâh, er-Rabb, el-Hannân, el-Mennân, el-Ehad, el-Kâfî, ed-Dâim, el-Mevlâ, el-Mübîn, el-Cemil, es-Sâdık, el-Karib, el-Vitru, el-Ekremu, Zü't-Tavli, Zü'l-Fadli, Zü'l-Meâric, el-Hallâk, el-Kefil.

Hadisler, Allahu Teala'nın isimlerinin bu kadarla sınırlı olduğunu bildirmiyor. Allahu Teala'nın doksandokuz ismi var ki, onları hıfzeden bu nimete ulaşır demek isteniyor. Bunlara "ihsâ İsimleri" de denir. İhsâ üç manaya gelir: Saymak, ezberlemek ve manalarını şuurla anlamak. (Osman Tatlısu, Esma-i Hüsna Şerhi, 13. )

Arifler demişlerdir ki: "Avam halk Esma-i Hüsna'yı diliyle tekrar ederek, kalbiyle Allah'ı yücelterek korku ve saygı içinde zikreder. Havas tabakası, manalarını düşünerek ve onların kime ait olduğunu bilerek zikreder. Mukarrabun makamındaki veliler ise, kalbiyle tamamen Allah'a yönelmiş, Allah'tan gayri şeylerden gönlünü ve gözünü çekmiş bir halde Esma-i Hüsna'yı zikrederler. Onlar her zikredişlerinde ayrı bir mana, yeni bir ilim, değişik bir zevk elde ederler."( et-Tîbî, Mişkâtü'l-Mesâbih, V, 11.)

Ariflerin belirttiği gibi, Allahu Teala'ya hakkıyla kulluk etmek, O'nu yakinen tanımak, O'nu sevmek ve O'nun tarafından sevilmek ancak bu isimlerin hakikatini anlamaya ve onların rjurundan bir nasip almaya bağlıdır. Şuurlu bir ibadet de ancak bu şekilde mümkün olur.

Bir şeyi anlamanın yollarından birisi de onu sıkça tekrar etmektir. Tekrar edilen şeyler, hafızada yer eder. Bu şey ilahi isim ve sıfatlardan birisi olunca o bir çeşit zikir olur. Zikir, zikreden kimseyi zikrettiği zat ile beraber eder. Allahu Teala'nın: "Siz beni zikredin ben de sizi zikredeyim" müjdesi zikir ehli için ne büyük bir saadettir. .

Mesela, Allahu Teala'nın "es-Selâm" ismini çokça zikreden, fikreden ve bu şerefli ismin tecellilerinden bolca nasiplenen bir kul, önce bozuk düşüncelerden fikrini, şek ve şüpheden kalbini, yalan ve iftiradan dilini, haram ve zulümden fiilini temizler; kendisine ve başkalarına selamet olur. Kimse ondan incinmez. Herkese selam verir, herkes ondan bir fayda görür. İşte o zaman gerçek bir müslüman olur. Müslüman, "es-Selam" ismine mazhar olmuş kimsedir.

"el-Hakim=Her işini sağlam ve hikmet üzere yapan" ism-i şerifini çokça zikreden, fikreden ve onun tecellilerinden nasiplenen bir kul, bütün işlerini sağlam yapar, yerince davranır; sakat, bozuk, yersiz, sebepsiz iş yapmaz.

Allahu Teala'nın "Rezzak=yarattıklarma gereken rızkı veren" ism-i şerifinin tecellisine mazhar olan kulun, kalbinde rızık endişesi, geçim kaygısı kalmaz, Allah'a tevekkül ve teslimiyeti tam olur. Rızık ararken gafleti değil, zikir ve sevgisi artar.

"Settar=Kusurları çok örten, ayıpları saklayan" ism-i şerifinin tecellisine mazhar olan kul, insanlardan gördüğü her kusuru örter, onları yaymaz, kusur sahibini halk içinde rezil etmez; özellikle kendisine karşı yapılan kusurları görmezlikten gelir, affeder. Kendisinden meydana gelen kusurları Yüce Rabbinin nasıl örtüp sakladığını, bunun ne kadar güzel bir şey olduğunu gören kul, bu ahlaka ulaşmak için can atar. Böylece Allahu Teala'nın sevdiği güzel ahlak sahibi bir kul olur. Diğer ism-i şerifleri zikretmek, fikretmek ve onların tecellilerinden nasiplenmek de bu manada gerçekleşir.

Akaidin temeli Allahu Teala'yı tanımaktır. Allah'ı zikretmeden ve O'nun boyasına boyanmadan Zat-ı Bâri'yi ay-ne'l-yâkin derecesinde tanımak mümkün değildir. İlahi sıfatları sadece akaid kitaplarından okumak yeterli olmaz. Kendi nefsimizde ve kainatta o sıfatların tecellilerini, hikmetlerini, cilvelerini görüp okumadıkça, okuyup anlamadıkça, anlayıp Allah'a koşmadıkça imanımız taklitte, sevgimiz dilde kalır.( Bu konuda geniş bilgi için bkz: ibnu Hacer, Fethu'l-Bari, XII, 528-529; Aliyyü'l-Kari, Mirkâtü'l-Mefâtih, V, 73; et-Tıbî, Mişkâtü'l-Mesâbih, V, 6-11.)

Bu isimleri nerede, ne zaman, nasıl okuyalım? denirse, deriz ki: işte o güzel isimlerin tecellisi olan hayat ve kâinat önümüzde duruyor. Biz hergün onlarla içice hayat sürüyoruz. Daha doğrusu biz o güzel isimlerin tecelli ve bereke-tiyle hayatta ve ayaktayız. Bizler ruhumuzla mana aleminde yüzerken, anne rahminde şekil alırken, doğarken, büyürken, bir ömür bu alemde yaşarken, ölürken ve öldükten sonra yeni hayatla tanışırken hep ilahi isimlerin tecellilerine mahal ve mazhar oluyoruz. Bize düşen, üzerimizde ve gözümüzün önünde cerayan eden şeyleri bir nebze düşünmek ve bir gerçeği farketmektir. O gerçek şudur:

Alemde Yüce Allah'dan başka kendisine ibadet edilecek, boyun eğilecek, el açılıp bir şey istenecek başka bir ilah yoktur.

Hergün görüp durduğumuz şu canlılar ve canlılık, Yüce Yaratıcımızın "Hayy" sıfatının tecellisidir. Bunu gören ve farkeden uyanık kalbli bir mü'min "Ya Hayy" der, Yüce Allah'ı zikreder. Aslında nefes alan her canlı, ta ciğerinden gelen bir sesle ister istemez" "Hû Hû" der, O'nu zikreder.

Yeryüzündeki ince düzeni, gök yüzündeki büyük intizamı ve kainatın ayakta duruşunu gören uyanık kalbli bir mü'min "Ya Kayyûm" der, yeri ve gökleri kudretiyle ayakta tutan Yüce Allah'ı zikreder.

Varlıklardaki değişik suret, şekil, çeşit ve renkleri gören uyanık kalbli bir mü'min "Ya Musavvir" der, herbir canlıya ayrı bir renk, şekil ve suret veren Yüce Allah'ı zikreder.

Dört mevsim, hergün dağıtılan sayısız rızıkları, yaratılan yiyecek, içecek, giyecek ve hayat sebeplerini seyreden uyanık kalbli bir mü'min "Ya Rahman", "Ya Rezzak" der, bütün canlılara rızıklarını gönderen Yüce Allah'ı zikreder. Kalbinde azıcık iman, vicdanında birazcık insaf bulunan her insan bunca nimetlerin başında, içinde veya sonunda muhakkak bir çeşit fikir ve zikirle nimeti yaratanı hatırlamalı; O'nun adını zikretmeli, O'na bir derece hamd ve şükür yapmalıdır.

Ehli Sünnet vel Cemaat - Dr.Dilaver Selvi

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/esmai-husna-ile-dua-ve-ibadet-t31715.0.html



"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: Esma-i Hüsna İle Dua Ve İbadet
« Cevapla #1 : 30/01/13, 18:40 »
 



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Derviş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 993
  • Konu: 15
  • Derviş: 18535
  • Teşekkür: 0
Okundu: Esma-i Hüsna İle Dua Ve İbadet
« Cevapla #2 : 31/01/13, 10:29 »
Allah (cc) razı olsun inşâAllah. 



Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez, gafil olma, ilme çalış, geçen günler geri gelmez...
Bizim şöhretimiz ''MÜSLÜMANLIĞIMIZDIR''


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Kadın, Kocası Ve Koca'nın Anası Bu Şehir (İstanbul ) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.069 saniyede oluşturulmuştur


Esma-i Hüsna İle Dua Ve İbadetGüncelleme Tarihi: 19/08/18, 15:44 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim