Faziletli Vakitler - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.983 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.350 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 3 ileti gönderildi.. Toplam : 22813 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Faziletli Vakitler, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1250 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Faziletli Vakitler}   Okunma sayısı 1250 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Semerkandq

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 7
  • Konu: 7
  • Derviş: 21704
  • Teşekkür: 0
    • Semerkand
Faziletli Vakitler
« : 20/07/15, 23:42 »
Cenab-ı Hak bazı vakitleri fazilet yönünden üstün kılmıştır. Gün içindeki en faziletli vakitler namaz vakitleridir. Haftanın en faziletli günü Cuma günüdür. Peygamber Efendimiz s.a.v. yıl içerisindeki belli günlere dikkat çekmiş, o günlerde yapılan hayırlı amellerin daha faziletli olacağını bildirmiştir.
Rivayete göre, Rasulullah s.a.v. Ramazan ayının son on günü girdiğinde yatağını toplar ve kendisini ibadete verirdi. Bir başka rivayete göre ise, Ramazan ayının son on günü girdiğinde Rasulullah s.a.v. kendisini ibadete verir, ailesini de ibadete teşvik ederdi. Onlar da ibadetlerini artırır ve bu uğurda bir takım yorgunluklara katlanırlardı.
Nakledildiğine göre Rasulullah s.a.v. buyurdular ki: “Amellerin Allah katında en sevimli ve en faziletli olanları, Zilhicce ayının ilk on gününde yapılanlardır. O günlerde bir gün oruç tutmak, bir sene oruç tutmaya eşit olur. Bir gecesini ibadetle geçirmek, Kadir gecesini ibadetle geçirmeye denk olur.”
Bunun üzerine orada bulunanlar: “Ya Rasulallah, Allah yolunda cihad bundan daha faziletli değil mi?” diye sordular.
Efendimiz s.a.v. şöyle buyurdu: “Allah yolunda cihad etmek de, bundan daha faziletli değildir. Ancak bir kimse canıyla, malıyla cihada çıkar ve her ikisini de kaybederse o müstesna.”
(Tirmizî, Savm, 52; İbnu Mace, Savm, 39; Beyhakî, Şuabu’l-İman, No: 3757)
Yüce Allah bir kulunu severse, kul en faziletli vakitlerde en hayırlı amellerle meşgul olur ve Allah kendisine en üstün sevabı verir. Cenab-ı Hak bir kulundan hoşnut olmazsa, o kul faziletli vakitlerde en kötü amellerle meşgul olur. Böylece ganimet olan vakitlere hürmetteki noksanlığı sebebiyle haramlara dalması kötülüğünü artırır.
Denilmiştir ki, bir kulun ilahî yardıma ulaştığının alameti üçtür. Bunlar, niyeti olmasa bile hayırlı ameller için vesilelerle karşılaşması, istemediği halde bile kötülüklerin ondan uzaklaştırılması, her zaman ve her durumda Allah’a yönelme ve yalvarma kapısının kendisine açılması…
İlahî yardımdan mahrum olmanın alameti de üçtür. Bunlar, arzu ettiği halde hayırlı amellerin kişiye zorlaştırılması, kaçıp kurtulmak istediği halde kötülüklerin önüne gelmesi, iyi veya kötü bütün hallerde Allah’a yönelme ve yalvarma kapısının ona kapanmış olması…
Allah Tealâ’nın lütfuyla hayırlara yönelme dileriz. Razı olmadığı işlerden ve amellerden O’na sığınırız.
Muhasebe Nasıl Olmalı?
Dünyada Allah korkusu ile yaşayanlara, hesap günü Cenab-ı Hak ile karşılaştıklarında korku yoktur; emniyet vardır, en güzel dönüş vardır. O’nun huzurunda yakîn ehlinden olacaklarına dair müjdeler vardır.
Allah korkusu ile yaşamak, kalbe gelen düşünceleri muhasebe etmeyi gerektirir. Muhasebe ise şu şekilde yapılır: Kulun kalbine bir düşünce geldiği zaman önce durup düşünür. Gelen düşüncenin iyi mi kötü mü olduğunu ayırt eder, kaynağını belirler. Eğer düşünce Allah için bir niyet, karar, azim, fiil ve gayret ile kalbi Allah Tealâ’ya sevkediyorsa Allah için, Allah yolunda bir düşünce demektir. Bu durumda kul o düşünceyi tasdik eder ve gereğini yerine getirir.
Eğer kalbe gelen düşünce nefsten kaynaklanan dünyevî arzuları ve gafleti içeren bir düşünce ise, onu reddeder ve kalbinden silmek için gayret eder. Gelen kötü düşünceyle ilgilenerek, içinde onu tekrarlayıp durarak kalbine yerleşmesine imkan vermez. Yoksa kötü düşünce kalbe yerleşir ve söküp atması zorlaşır. İleri safhada bu düşünce niyete dönüşmeye başlar ve kalpten atmak daha zor olur. Sonuçta kötü düşünce bir müddet sonra amel şeklinde ortaya çıkar.
Gelen düşüncenin Allah’a ait olması, O’nun rızasına uygun olması demektir. Kulun niyet, azim ve gayretinin de Allah için olmasıdır. Gelen düşünceyle nefsin keyfi değil, Allah katında kabul gören amellerin istenmesidir.
İnsan bazen aklına gelen düşüncenin nereden geldiğini anlayamaz. Gelen düşüncenin Allah katında makbul olup olmadığını, o düşünceyle yapılacak amelin doğru olup olmayacağını bilemez. Düşüncenin kaynağının ayırt edilememesi şu üç sebepten birine bağlıdır:
Birincisi, yakîninin zayıf olmasıdır ki bu, kulun marifet ilminin noksanlığı demektir. İkincisi, gelen düşünceyle ilgili derin hükümleri bilmediği için kaynağını anlayamamasıdır. Üçüncüsü ise, insanın nefsindeki gizli olan kötü arzuların galip gelmesidir.
Alimlerden biri demiştir ki: “Alim sadece hayrı ve şerri bilen değildir. Bunu her akıllı bilebilir. Gerçek alim, iki şerden daha hafif olanını bilir, mecbur kaldığında zararı az olanı yapar. Yine, iki hayırdan daha az faydalı olanını bilir ve gerektiğinde ondan sakınır.”
Veciz Nasihatler
Enes b. Malik’in rivayetine göre, hikmet sahiplerinin reisi Rasulullah s.a.v., vefatına yakın, devesinin üzerinden beyan ettiği bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:
“Ey insanlar! Sanki bize dünyada ölüm yazılmamış… Sanki ibadet etmek yaratılanlar içinde bize değil, başka varlıklara emredilmiş… Öldüğünü ilan ettiğimiz kimseler sanki sefere çıkmış da kısa bir süre sonra bize dönecek. Onları kabirlerine yerleştiriyor ve miraslarını yiyoruz. Onlardan sonra ebedi olarak dünyada kalacakmışız gibi bütün öğüt veren şeyleri unuttuk. Bütün musibetlerden emin mi olduk?
İnsanların ayıplarıyla ilgilenmeyip kendi kusurlarıyla meşgul olan, harama bulaşmadan kazandığı maldan infak eden, fakir ve miskinlere merhamet eden, ilim ve hikmet ehliyle beraber olan kimselere müjdeler olsun! Nefsinin kibrini kıran, ahlâkını güzelleştiren, nefsini ıslah eden ve insanlara kötülüğü olmayan kimselere de müjdeler olsun! Bildikleriyle amel eden, malının fazlasını hayra sarf eden, dilini boş konuşmalardan koruyan ve Sünnetim ile amel edip bid’atlara bulaşmayan kimseye de müjdeler olsun!”
(Ebu Nuaym, Hilye, III, 202; Bezzar, Müsned, No: 3225; Beyhakî, Sünen-i Kübra, IV, 182)
Hz. Ali r.a.’ın şöyle dediği rivayet edilmektedir: “Şüphesiz kişiyi kendisine takdir edilen bir şeye ulaşması sevindirir. Kendisine zaten ulaşmayacak bir şeyi kaçırması ise üzer. Öyleyse dünyada elde ettiğin şey seni çok sevindirmesin. Elinden kaçırdığın şey de seni fazla üzmesin. Sevincin, yaptığın salih amellerle olsun. Üzüntün ise yapamadığın vazifeler ve ihmal ettiğin ibadetler sebebiyle olsun. Bütün gayen ahiret, gayretin ise ölümden sonrasına hazırlık yapmak için olsun.”

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/faziletli-vakitler-t36286.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Fakir derviş nedir? Keramet ve İstidraç ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.202 saniyede oluşturulmuştur


Faziletli VakitlerGüncelleme Tarihi: 23/01/19, 22:42 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim