Filistin Tarihi ve Osmanlı - Tarih Sayfalarından
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.902 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22970 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Filistin Tarihi ve Osmanlı , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1984 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Filistin Tarihi ve Osmanlı }   Okunma sayısı 1984 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.728
  • Konu: 1190
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 214
Filistin Tarihi ve Osmanlı
« : 22/01/09, 04:20 »
Filistin’e Emevîler, Abbâsîler, Fâtımîler ve Selçuklular hakim oldular. 1099’da Haçlı Seferleri neticesi Kudüs’te, Hıristiyan Krallığı kuruldu. 1187’de Selâhaddin Eyyubî, Kudüs’ü yeniden fethederek Hıristiyan zulmünden kurtardı. 1281’de Akka’nın fethiyle Memlûklar'a bağlanan bölge, 1516 senesinde Yavuz Sultan Selim Hanın Mercidabık Zaferi'yle Osmanlı topraklarına katıldı. Tam 400 sene Filistin, Osmanlı Devleti'nin hâkimiyetinde kalmıştır. 8,5 sene içinde, Osmanlı Devletini iki misli büyülten Yavuz Sultan Selim Han, çok kuvvetli tarih, strateji, siyaset ve taktik bilgisine sahipti. İslâm ülkelerinin zayıf ve parçalanmış olmasının tehlikesini gören, nadir bir devlet adamıydı. Bir gün İslâm ülkelerinin Hıristiyan veya Yahudilerin sömürgesi olmaması için, o devirde en güçlü İslâm devleti olan Osmanlı Devleti etrafında topladı. Nitekim Osmanlı Devleti yıkılınca, bütün İslâm ülkeleri, Hıristiyan ülkelerin sömürgesi oldular. Osmanlı Devletinin en büyük hizmeti, Filistin’de Yahudi Devleti (İsrail’in) kurulmasını 430 sene geciktirmiş olmasıdır. İsrâil yarım asır önce kurulmuş olsaydı, bugün bütün Arap ülkeleri İsrâil işgalinde olacaktı. Bir asır önce kurulsaydı, bütün Müslümanlar imha edilmiş ve sapık yollarla İslâmiyet'ten uzaklaştırılmış olacaktı. Osmanlı Devleti, Yahudi'nin, Müslümanları ve İslâmiyet'i imha planını engellemiştir.
Osmanlı Devleti, Filistin’i, Kudüs, Gazze ve Nablus olmak üzere Şam Eyaletine bağlı üç sancağa ayırdı. Osmanlı Devleti zayıflamadan önce, Filistin halkı bolluk, refah ve huzur içinde yaşadılar. Osmanlı Devleti zayıflayınca, Filistin’deki sancaklar, eyalet sonra da bağımsız emirlikler hâline geldiler. 1799 yılında Napolyon Bonapart, Mısır Seferinde, Filistin’in Yafa’ya kadar olan bir bölümünü ele geçirdi. Ancak Cezzâr Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Akka önlerinde Napolyon’u geri püskürttü. Napolyon’un ilk hezimeti, Türkler karşısında oldu ve bu topraklardan geri çekildi. Bölge bundan sonra 1840 yılına kadar, Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın idaresi altında kaldı.

İngiltere, 19. asrın başlarında, Ortadoğu’nun zenginliklerinden faydalanmak, dünya hâkimiyetini devam ettirebilmek ve İslâm ülkelerini bölmek için, Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması ve bunun için dünya Yahudilerini bir bayrak altında toplama fikrini otaya attı. Bu fikir, Avrupa, Amerika ve Rusya’da hızla yayıldı. İngiltere’de İngiliz Hükümeti ve Yahudiler, Sir Herry Finch isimli bir avukata Calling of the Jews isimli bir kitap yazdırdılar. Bu kitapta, Filistin’de bir Yahudi Devleti kurulması fikri savunularak kamuoyu meydana getirildi.

Musos Haim Montefiore isimli bir İtalyan Yahudisi, Londra’da büyük bir servet edinmişti. Filistin’de Yahudi Devleti kurma fikrine uyarak, 1824’te Filistin’e göç etti ve 1837 senesine kadar Filistin’de kaldı. Bu tarihte Filistin’de 8000 Yahudi bulunuyordu. Bu kadar az kişi ile devlet kurulamayacağını anlayınca, Londra’ya döndü. 1837 tarihinde bastırdığı bir kitapla, Filistin’in ziraata elverişli olduğunu ve Yahudilerin Filistin’e göçünü teşvik etti. İngiltere hükümeti, bir tamimle Filistin’deki İngiliz konsolosluklarını, Yahudileri himayeye memur etti. 1862’de Hess isimli bir Alman Yahudisi, Roma ve Kudüs isimli kitabında; Yahudi davasının ortaya atılacağı ve emellerinin tahakkuk edeceği günün yaklaştığını, her ne bahasına olursa olsun Filistin’de bir Yahudi devleti kurulacağını, Fransa’nın bu işte yardımcı olacağını, Fransız ihtilâlinin bu maksatla yapıldığını yazdı.

Hess’in eserine cevap veren Fransız muharriri Ernest Laharn, kurulacak Yahudi devletinin sınırlarının dar olmayacağını söyledi. 1878’de Rusya’da Yahudi talebeler, muhtelif cemiyetler kurdular. Hayfa yakınlarında iki bin dönüm arazi alınarak, Mikfeh İsrael adıyla bir ziraat okulu kuruldu. Rusya’da Siyonizm'i sevenler cemiyeti kuruldu. Filistin’e Yahudilerin göçünü teşvik ettiler. Yine bu gayeyle kurulan “Bilu” ve “Hovevei Ziyon” gibi faal cemiyetler, 1881’de Çar İkinci Aleksandr öldürüldükten sonra, faaliyetlerini daha da arttırdılar. Filistin’de birçok koloni kurdular.

1884 yılında Silezya’nın Kattowitz şehrinde ilk “Yahudi Millî Kongresi” toplandı. Kongre başkanlığını Rus Yahudisi Leon Pinsker yaptı. 1891 de Rusya’dan Kudüs’e gelen El-Leze Ben Yehuda, Yahudi lisanının kaybolmaması için, İbranice lügat neşretti. Alman Yahudisi Hırsch, Yahudi devletinin Arjantin’de kurulması fikrini ileri sürdü. Yahudi muharrir Shmaryahu Levin Youth in Revolt eseri ile Yahudi devletinin Arjantin’de kurulması fikrinin, Yahudi davasına ihanet olduğunu söyledi. 1896’da Avusturyalı gazeteci Yahudi Theodor Herzl, The Jewish State (Yahudi Devleti) isimli bir kitap yazdı. Bu kitap, Siyonizm'in kuruluşunu temin etti. 1897’de Dünya Siyonist Teşkilâtı kuruldu. 1897’ye kadar Yahudilerin, Filistin’de toplanması ve Yahudi devleti kurulması bir fikir iken, 1897’de hedef oldu.

Siyonizm'in hedefini gerçekleştirmek için, ticarî bir şirket kuruldu. Çok uluslu şirketler, böylece ortaya çıktı. 1897’de İsviçre’de Basel şehrinde ilk Siyonist kongresi, Dr. Theodor Herzl başkanlığında 200 delege ile toplandı ve bu kongrede mühim kararlar alındı. İkinci Siyonist kongre 1898’de yine Basel’de toplandı. İki milyon sterlin sermayeli “Karen Kaymet” adlı bir vezne vasıtasıyla Filistin’de, Yahudi kolonileri teşkiline karar verildi. Norman Bertwich isimli bir Yahudi, İsrâil Resurgent isimli kitabında, Filistin’de Yahudi devletinin, İngilizlerin siyasî ve malî yardımı ile inşa edildiğini itiraf etmektedir.

Sultan İkinci Abdülhamid Han Hazretleri ,  Siyonizm tehlikesini çok iyi gören bir devlet adamıdır. Osmanlı tahtına çıkınca, ilk icraatı, Filistin’in bütün topraklarını, sarayın (Osmanlı Hanedanının) mülkü hâline getirmek olmuştur. Böylece, Filistin’de toprak satışı, kesin olarak önlendi. Ayrıca, Filistin’e, 33 senelik saltanatı esnasında tek bir Yahudi'nin girmesine izin vermedi. Siyonizm teşkilâtının lideri Dr. Theodor Herzl birçok defa, saraya ve Bâbıâli’ye mektup yazdı. İngiltere’nin aracılığı ile Theodor Herzl ve Haham Moşe Levi, Sultan Abdülhamid Han ile görüştüler. Dr. Theodor Herzl, Sultan İkinci Abdülhamid Hana şu teklifleri sundu. Filistin’de altın para karşılığı toprak sattığı takdirde:

1. Yahudiler, Osmanlı Devletinin bütün borçlarını ödeyecekler.

2. Osmanlı Devletine büyük malî yardımda bulunacaklar.

3. Sultan Abdülhamid Hanın siyasetini Avrupa’da destekleyecekler.

4. Yahudiler, Osmanlı Devletinde inşa edilecek savaş üslerinin parasını ödeyecekler.

5. Sultan Abdülhamid Han'a şahsı için büyük servet verecekler.

6. Filistin’de kurulacak büyük üniversitede aynı zamanda Türk talebeleri de okuyacak. Tahsil için Avrupa’ya gitmeye     lüzum kalmayacak.

Tahsin Paşa'nın hatıralarına göre, Sultan Abdülhamid Han, bu teklifler karşısında çok hiddetlendi ve yüksek sesle bağırarak: “Dünyanın bütün devletleri ayağıma gelse ve bütün hazinelerini kucağıma dökseler, size Siyonistlik adına bir karış yer vermem. Ecdadımızın ve milletimizin kanıyla elde edilen bir vatan, para ile satılamaz. Derhal burayı terk edin. Defolun!” demiştir. Bu teşebbüsün arkasında, İngiltere ve meşhur banker Yahudi asıllı Roçide bulunuyordu. 1909’da İkinci Meşrutiyet döneminde teşkil olunan Osmanlı hükümetinde, üç Yahudi veya dönme bakan (maliye, ticaret ve ziraat ile nafia bakanlıkları) bulunuyordu. İttihat ve Terakki, azınlıkların da toprak satın alabileceğine dair kanun çıkarttı. İttihat ve Terakki’nin ihanetlerinden biri de bu idi. Yahudiler, geniş topraklar alarak üzerlerine tapuladılar. Sultan Abdülhamid Hanın şahsî (Hanedan) arazisi, kasten ve yok pahasına Yahudilere satıldı. Birinci Dünya Harbi'nden önce İngiltere ve Fransa, Yahudilere teminat verdi. Osmanlı Devleti yıkılacak ve Filistin’de Yahudi Devleti kurulacaktı. İngiliz ve Fransızlar arasında, Mayıs 1916’da imzalanan “Sykes Picot” gizli anlaşmasına göre:

1. Irak ve Şark’ül-Ürdün İngiltere’ye bırakılacak.

2. Suriye ve Lübnan Fransa’ya bırakılacak.

3. Filistin’de önce beynelmilel bir idare, bilâhare Yahudi devleti kurulacak.

4. Hayfa, İngiltere'ye; İskenderun Fransa’ya ait birer serbest liman olarak kalacak.

2 Kasım 1917’de İngiliz bakanlarından Lord Belfour, bir beyanname neşretti. Bu beyannameyle Yahudi devleti kurulması vaad edildi. Vaad şöyledir: “Kral hazretlerinin hükümeti, Filistin’de Yahudilere millî bir vatan tesisine muhakkak nazariyle bakıyor. Bu gayenin tahakkuku için, büyük bir potansiyel harcayacaktır.” Belfour vaadi, kanunî dayanaktan mahrum olup, devletler hukuku kaidelerine aykırıydı. Tarih boyunca buna benzer bir vaka olmamıştır. İttihat ve Terakki liderlerinin bir emrivakisi ile Osmanlı Devleti, 1914’te Birinci Dünya Harbi'ne katıldı. Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Harbi'ne katılması ile, bu bölgede “Sina Cephesi” açıldı. Osmanlı toprakları ve Ortadoğu’da emelleri bulunan İngilizler, Mısır’ı işgal edip, üs olarak kullandılar. Osmanlı ordusunun 160 000 kişilik bir kısmı Alman General Liman Von Sanders komutasında, Kanal Harekâtı ile 1915 Şubatında taarruz etti. Fakat başarılı olunamadı. El-Ariş’e çekildiler. 1916 Ağustosundaki ikinci taarruz da sonuç vermeyince İngilizler, Filistin ve Suriye’yi işgal için harekâtı hızlandırdılar. İngilizler, 6 Ekim 1917’de Gazze’yi, 10 Aralık 1917’de Kudüs’ü işgal ettiler. 30 Eylül 1918’de İngilizler Şam’a, Fransızlar Beyrut’a girdiler. 29 Ekim 1918’de ateşkes anlaşması imzalandı ve Mezopotamya’daki Türk cephesi düştü. Yahudiler, Belfour vaadi ile sanki müstakil bir devletmişler gibi, hemen Siyon ordusu kurdular. 11 Aralık 1917’de Kudüs’e giren İngiliz kuvvetleri komutanı Allenby, beraberinde Yahudi (Siyon) kuvvetlerini de Kudüs’e soktu. 1920 San Remo toplantısında İngiltere, Fransa ve İtalya delegeleri; Filistin, Suriye, Irak ve Lübnan’ın İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmasına ve buralarda manda idaresi kurulmasına karar verdiler.

Tarih kitaplarında Birinci Dünya Harbi'nin hakiki ve zahiri sebepleri olarak çok şeyler söylenmiştir. Fakat gerçek sebep, Osmanlı Devleti'ni yıkmak ve Yahudi devleti kurmaktır. Filistin’i işgal eden İngilizler, derhal askerî idare ilan ettiler. Belfour vaadini ve planını tatbike koyuldular:

1. Filistin’e Yahudi muhacereti (göçü) teşvik edildi.

2. Yahudilerin toprak sahibi olmaları sağlandı.

3. Yahudilerin silah taşımalarına müsaade edildi.

4. Yahudilerin kültür teşkilatları adı altında topluluklar kurulması sağlandı.

5. Sivil idare için, 30 Haziran 1920’de Herbert Samuel isminde aşırı bir Siyonist'i komiser tayin ettiler.

6. 6 Temmuz 1921’de İngiltere’nin Filistin'deki hâkimiyetinin devamlı olacağı ilan edildi.

7. 24 Temmuz 1922’de Cemiyeti Akvam, bu kararı tasdik etti.

8. 24 Temmuz 1922’de Londra’da; İngiltere, Fransa ve İtalya, Filistin’deki manda şartları ile Yahudi devletinin     kurulma hazırlıklarını tespit ettiler. Yahudi devleti (İsrâil’in) temeli bu anlaşmayla atıldı.

9. Filistin, Suriye’den ayrıldı.

10. Yahudilerin sayısı artmaya başladı.

1919’da Filistin’de, Arapların sayısı, Yahudilerin 16 misliydi. 1922’de 600 000 Araba karşılık 80 000 Yahudi bulunuyordu. 1947’de ise Yahudi sayısı ile Arap sayısı eşit duruma geldi. Filistinli Müslümanlar tehlikeyi geç de olsa anladılar. Filistin’de Yahudi devleti kurulmakta olduğunu görebildiler. 1929’da Kudüs’te, Araplar ile Yahudiler arasında 15 gün süren kanlı çarpışmalar oldu. Yahudilerden 135 kişi öldü. İngilizler, Filistin’e Yahudi göçünü hızlandırırken, bu arada Yahudileri silahlandırdılar. Yahudi göçü, 1932’den sonra hızlandı ve Hitler’in Almanya’da iktidara gelişi ve Yahudi aleyhtarı politika takibiyle, Yahudilerin Filistin’e göçleri aşırı derecede arttı.

1936da Filistinli Arap emirleri toplanarak, Filistin millî hareketini sevk ve idâre etmek için bir heyet teşkil ettiler. Bu heyet seferberlik îlân etti. Filistinli Arap fedâî ve gönüllüleri ile diğer Arap ülkelerinden gelen gönüllülerle beraber Filistinli Müslüman sivil halk, İngiliz idâresine ve Yahûdîlere karşı isyân ettiler. Bu isyân 6 ay devâm etti. İngilizler, S.Arabistan ve bâzı Arap emirlerini arabulucu olarak kullanarak, bu isyânı 9 Ekim 1936da durdurdular. İsyânın durması Yahûdîlerin işine yaradı.
İkinci Dünyâ Harbi, Filistinde Yahûdî Devletinin kurulması için gerekli şartları hazırlamak maksadıyla siyonizm emrindeki beynelmilel teşkilatlarca çıkartıldı. İktidara gelmesi için Hitlere muazzam mâlî yardımda bulunan finansman teşkilâtları da Yahûdîlere âittir. İngiltere, 17/Mart">Mart 1939da neşrettiği Beyaz Kitapta Filistinli Araplara vâdettiği sözlerden geri döndü. İkinci Dünyâ Harbi müttefiklerin gâlibiyetiyle bitti. İngilizlerin Filistini Yahûdîlere hediye etmesine artık hiçbir mâni kalmamıştı. 16 Mart 1944te ABD başkanı Rosvelt (Yahûdî asıllı) Filistinde Yahûdî Devleti kurulması dâvâsını desteklediğini ve Filistin kapılarının Yahûdîlere açılmasından zevk duyacağını söyledi. Filistinde tekrar kanlı çatışmalar ve sabotajlar başladı. 1945te Arap Birliği kuruldu. Stalin, İsrailin kurulması için Yahûdîlere, silah ve mâlî yardım ve siyasî destekte bulundu. Henri Slovesin Fransada neşrettiği Rusyadaki Yahûdî Devleti kitabına göre, 1928 senesinde Rusya Devlet Başkanı Mikahil Kalinin imzâsı ile çıkan bir kararnâme ile Rusya-Kızıl Çin sınırı arasında Yahûdî Devleti kuruldu. Yahûdiler buraya göç etmeyince, 29 Ağustos 1936da Politbüro, Filistinde Yahûdî Devleti kurulması için karar verdi.
İngiltere, Filistin meselesini Birleşmiş Milletlere getirdi. 28 Nisan 1947de Birleşmiş Milletler 11 kişilik heyet seçti. Bu heyet Filistin için bir karar sûreti hazırlayacaktı. Bir netîceye varamadılar. Ekim ve Kasım 1947de Birleşmiş Milletler devamlı Filistin meselesi ile uğraştı. 29 Kasım 1947de ABDnin baskısı ve 25 oyla Filistinin Arap ve Yahûdîler arasında taksimine karar verdi. 13 devlet aleyhte ve 17 devlet çekimser oy verdi. Taksim kararı Arap ülkelerinde infiale sebeb oldu. Hayfa, Yafa ve Kudüs başta olmak üzere birçok yerde çarpışmalar oldu. İngilizler Filistin manda idârisini kaldırıp, yerlerini Yahûdîlere terk ederek, süratle Filistinden çekildiler.
Araplar ile Yahûdîler arasında savaş başladı. İngilizlerin Filistini terk edişlerinin ertesi günü, 14 Mayıs 1948de Yahûdîler, İsrâilin kuruluşunu îlân ettiler. 11 dakika sonra ABD ve 2 saat sonra Rusya İsrâili resmen tanıdı. 15 Mayıs 1948 günü Mısır, Lübnan, Suriye, Irak, Ürdün, S.Arabistan ve Yemen İsrâile harp îlân edip taarruza geçti. Filistine girdiler ve Filistinin çoğunu ele geçirdiler.İngiltere, ABD ve Rusya duruma müdâhale ederek, 9 Temmuz 1948de Araplar ve Yahûdîler arasında mütâreke imzâlamasını temin ettiler.Aslında bu mütâreke bir hîle olup, Yahûdîye zaman kazandırmak içindi. Nitekimİngiltere ve ABD, İsrâile silah yığdılar. ABD ve İngiltereden İkinci Dünyâ Harbine katılmış Yahûdî asıllı ABD ve İngiltere vatandaşı Yahûdîler, İsrâile acele geldiler. Filistinde Araplar lehine olan denge, bu mütâreke ile İsrâil lehine çevrildi.İsrâil mütârekeyi bozdu. Birinci Arap-İsrâil Savaşında İsrâilin nüfûsu 650 bin idi.Savaş İsrâil aleyhine netîcelenmesine rağmen, ABD, Rusya ve İngilterenin baskısı ile 24 Şubat 1949da Mısırla, Mart 1949da Lübnan ve Ürdünle, Temmuz 1949da Suriye ile mütâreke imzâlandı. Birleşmiş Milletler, Arap, İsrâil ihtilafı için arabulucu olarak Kont Bernadotu tâyin etti.Kont Bernadot, siyonizm hesâbına çalışmayı reddedince, Yahûdîler bir suikastla Kont Bernadotu öldürdüler.
11 Mayıs 1949da Birleşmiş Milletler, 1 oy farkı ile İsrâili Birleşmiş Milletlere üye kabul etti. 1949da Birleşmiş Milletler karma komisyonu, Gazzeyi Mısıra bırakıp, Filistini İsrâil ile Ürdün arasında taksim etti. Kudüs de ikisi arasında taksim edildi. İkinci Arap-İsrâil Savaşı, 19 Ekim 1956da oldu. İngiltere, Fransa ve İsrâil, Mısıra savaş îlân ederek Süveyş Kanalı bölgesine müdâhale ettiler. Fırsattan istifâde eden İsrâil, Sina Yarımadasını işgâle başladı. 6Kasım 1956 Birleşmiş Milletler çağrısına uyarak ateşkesildi. Sina Yarımadasına Birleşmiş Milletler Barış Gücü askeri yerleştirildi. 1964 yılında Filistinli Mülteciler tarafından Filistin millî varlığını devam ettirmeyi gâye edinen Filistin Kurtuluş Teşkilâtı (FKÖ) kuruldu. Ahmed Şukayri teşkilâtın başına getirildiyse de aşırı muhâlefet sebebiyle 1967de istifâ etti. Üçüncü Arap-İsrâil Savaşı, 5 Haziran 1967de sabahın ilk saatlerinde Mısır askerî hava üslerine baskın şeklinde İsrâil taarruzu ile başladı. 6 gün süren savaşta, Sina Yarımadası-Gazze, Batı Şeria, Golan Tepeleri ve Kudüsün tamâmı İsrâilin eline geçti.İsrâil bu baskın ve taarruza 16 senede hazırlandı. İsrâilin ilk başbakanı Ben Gerion bir konuşmasında:
“Filistinin bugün elimizdeki haritası, İngilizler tarafından çizilmiştir. Yahûdî milletinin bir diğer haritası daha vardır ve bu haritada bizim hudutlarımız Nil Nehrinden Fırat doğusuna kadar uzanır. Bu hedefi, istikbaldeki genç nesillerimiz gerçekleştirecektir.” demiştir.
Bu arada Filistinliler değişik teşkilâtlar kurarak mücâdelelerini hızlandırdılar. Yaser Arafat
başkanlığında koyu milliyetçi fakat Maonun halk savaşı taktiğini benimsemiş El-Fetih Teşkilâtı; Dr.George Habbaş başkanlığında Marksist-Leninist ideolojiye sâhip, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi; Ürdünlü Hıristiyan Naif Havatmen liderliğinde koyu Marksist Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi; Irak Baas sempatizanı olan Abdülvehhab Kayalı liderliğinde Arap Kurtuluş Cephesi; Suriye taraftarı El-Saika; Filistin Genel Yönetimi Halk Kurtuluş Cephesi ile Filistin Silahlı Mücâdele Komutanlığı gibi 7 büyük ve birçok küçük teşkilât kuruldu. 1969da bu teşkilâtlar, El-Fetih lideri Yaser Arafat etrafında Filistin Kurtuluş Teşkilâtı olarak birleşti. Yaser Arafat, Birleşmiş Milletlerce ve pekçok ülke tarafından Filistinlilerin kânûnî temsilcisi kabul edildi.
Birleşmiş Milletler, İsrâilin 1967de işgâl ettiği toprakları terk etmesi için karar aldı. İsrâil bu karara uymayınca Filistinli gerillalar uçak kaçırma, sabotaj ve suikastler düzenlediler. Böylece dünyâ kamuoyunun dikkatini çekmek istediler. 23 Temmuz 1970te ABD bölge devletlerine meselelerin halli için üç aylık bir ateşkesi ön gören “Roger Plânı”nı sundu. Bu plânı Ürdün, Sudan ve Lübnan kabul etti. Irak, Sûriye, Cezâyir ve Filistin Kurtuluş Teşkilâtı bu plânı reddetti. Arafat ateşkesi reddederek bütün Filistin kurtuluncaya kadar savaşılacağını bildirdi.
Ürdün Emîri Hüseyin, Filistinli gerillaların Ürdünde karışıklık çıkarması üzerine bunları kontrol altına almaya çalıştı, askerî hükûmet kurdu. Ürdünde iç savaş başladı. Filistinli gerillaların çağrısı üzerine Suriye tank birlikleri Ürdüne girdi (17 Eylül 1970). Arap ülkelerinin ve ABDnin teşebbüsleriyle Suriye birlikleri Ürdünden çıktılar. 25 Eylül 1970te Emir Hüseyin ile Arafat arasında ateşkes anlaşması yapıldı. 28 Eylül 1970te Kâhirede 8 Arap Devletinin arabuluculuğuyla anlaşmaya varıldı.
Dördüncü Arap-İsrâil Savaşına (6-22 Ekim 1973) Mısırlılar Ramazan Savaşı, Yahûdîler ise Yom Kiyyur Savaşı derler.Mısır, baskın ile Sina Yarımadasına girerek ilerledi. Camp David ile Mısır, Sina Yarımadasının tamâmını geri aldı. Bu savaşta Enver Sedatın hizmeti büyüktür. 1974te 14 milyon olan dünyâ Yahûdî nüfûsunun % 50si İsrâilde idi. 1974te 3 milyon olan Filistin halkı, 340 bini İsrâilde olmak üzere, 14 ülkeye dağılmıştır. Bu topraklara târih boyunca Yahûdîler sâdece 150 sene (M.Ö. 1075-926) hâkim olmuşlardır. Halbuki Türkler (1517-1918) arasında 401 sene hâkim olmuşlardır. 1976 senesinde Lübnanda üstünlük Filistinli gerillaların eline geçince İsrâil ile Suriye Devlet Başkanı Esat anlaştılar.
Suriye ordusu “Arap Barış Gücü” adı altında İsrâil, Fransa, Rusya ve ABDnin teşvik ve izniyle Lübnana girdi.Suriye ordusu Hıristiyan Flanjistlerle işbirliği yaparak Lübnandaki mühim Filistin kamplarını yerle bir etti.Lübnanın güneyindeki Filistinli gerillalar İsrâil sınırına yakın İsrâil yerleşim merkezlerini top ve füze atışlarıyla tâciz ediyorlar, bâzan da, İsrâil içlerine sızarak sobataj ve baskınlar yapıyorlardı. İsrâil, 1980 Haziranında Güney Lübnanı işgâl ederek Beyruta dayandı. Şehir muhârebesine alışmış Filistinli gerillalar karşısında hezîmete düşeceğini anlayan İsrâil, aylarca Batı Beyrutu bombaladı. Sivil halktan ölenlerin sayısı çok fazla olunca, Yaser Arafat ve Filistinli gerillalar Batı Beyrutu terk ettiler. Böylece Güney Lübnan ile Batı Beyrutta Filistinliler kalmamış oldu. Suriye ve Lübnan, Trablusşamdaki Filistin gerillaları, Arafat taraftarı ve Arafat muhâlifi olarak böldüler.Arafat taraftarı gerillalar,Trablusşamı terk etmek zorunda kaldılar. Böylece İsrâil adına Lübnan Filistinlilerden boşaltıldı. ABD Başkanı Reagan, bir Ortadoğu Plânı sundu. Bu plâna göre; Ürdün ile Batı Şerianın federasyonu ön görülüyor ve Filistin Devleti kuruluyordu. Bu plâna, İsrâil ve Arap ülkeleri îtiraz ettiler. Filistin meselesinin halli için Fasın Fes şehrinde toplanan Arap Birliği, Suudi Arabistan veliaht prensi Fahd bin Abdülazizin hazırlayıp sunduğu plânı bazı değişikliklerle Fes Plânı adıyla kabul etti (1982).
6 Aralık 1987den bu yana Filistinliler taş ve sopalarla İsrâil işgâline direnmektedir. 15 Kasım 1988de Filistin Millî Konseyinin Cezâyirde “Club Despins” (Çamlar Kulübü)te yapılan 19. olağanüstü toplantısında “Bağımsızlık Bildirisi” kabul edilerek saat 02.30da “Filistin Devleti” kuruldu.
2 Ağustos 1990da Irakın Kuveyti işgali ve bilâhare ilhakıyla başlayan körfez krizi ve savaşında Filistinin Irakı desteklemesiyle Yaser Arafat Arap ülkelerinin çoğunda ve dünyâ siyâset platformunda prestij kaybetti.Kuveyt ve diğer körfez ülkeleri S.Arabistandaki Filistinlilere mâlî yardımı kestiler. Filistinliler önemli maddî destek kaybettiler. Körfez Savaşı ve devam eden karışıklıklarda 6 Aralık 1987den 2 Ağustos 1990a kadar devam eden ve dünyâ kamuoyunun bir numaralı gündemi olan Filistinlilerin direniş hareketi unutuldu. Körfez Savaşı ve Irakın hatâsıyla İsrailin durumu çok güçlendi. Filistin meselesi Körfez Krizi Savaşıyla ağır darbe yedi.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/filistin-tarihi-ve-osmanli-t7895.0.html



"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Uyan ey nefsim uyan Affeyle!!... ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.549 saniyede oluşturulmuştur


Filistin Tarihi ve Osmanlı Güncelleme Tarihi: 02/06/20, 16:16 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim