Gemileri Yakmak- Tarık Bin Ziyad - Edebiyat Kültür Sanat
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.052 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.595 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 2 ileti gönderildi.. Toplam : 22896 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Gemileri Yakmak- Tarık Bin Ziyad, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2242 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Gemileri Yakmak- Tarık Bin Ziyad}   Okunma sayısı 2242 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Nuryolu

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.198
  • Konu: 132
  • Derviş: 774
  • Teşekkür: 0
Gemileri Yakmak- Tarık Bin Ziyad
« : 04/07/10, 16:42 »
Geri dönüşü olmayan olaylar için kullanılan bir deyimdir ‘gemileri yakmak’… Cesur insanların bütün riskleri üzerlerine alarak kendilerini öne atması ve kahramanlık göstermesiyle ilgili olarak söylenir. Gemileri yakmak herkesin yapabileceği bir iş değildir. Kararlılık ifade eden bu deyimin bir de hikâyesi vardır. Daha doğrusu bu deyim yaşanmış bir hadiseye dayanıyor. Dilerseniz bununla ilgili anekdotu sizlerle paylaşayım:


Berberiler Batı Afrika’da yaşayan göçebe bir toplumdur. Kökenleri Orta Asya’ya uzanan bu topluluk Emevi Müslümanlarının buralara yayılmaları sonrası Müslüman olmuştur. O dönemde Kuzey Afrika valisi Nusayr oğlu Musa idi. Avrupa’ya yayılmak için Berberi askerlerden oluşan bir ordu hazırlaması için gene bu halktan olan kölesi Ziyad’ın oğlu Tarık’ı görevlendirdi. Tarık on iki bin kişilik bir ordu hazırlayıp gemilere bindirerek karşı sahildeki bir dağa ulaştı ve oraya Tarık Dağı adını verdi (Cebelitarık)



O dönemlerde o bölgede kökenleri Cermen ırkına dayanan Batı Roma İmparatorluğu’nu yıkarak Roma’yı yağmalayan Batı Gotları (Vizigotlar) adlı barbar bir kavim hüküm sürmekteydi. Bunlar oradaki halka ağır bir şekilde zulmetmekteydi. Tarık’ın ordusu ile bu bölgeye geldiği haberini alan Vizigotlar sayıca daha üstün olan ordularını onların üzerine doğru sürdü. Çarpışma yaklaşıyor ve gerilim yükseliyordu. İşte bu noktada Tarık askerlerinin zoru görünce kaçmasını önlemek için oraya gelmek için kullandıkları tüm gemileri ateşe verdi. Askerlerine “Artık bizim için geri dönmek imkânsızdır. Önünüz düşman arkanız deniz ile çevrili bulunuyor. Direnmekten başka şansınız yok. Canınızı kılıçlarınızla kurtarmaktan başka bir şey yapamazsınız. Kısa bir süre derde ve güçlüğe katlanmayı göze alırsanız uzun süre rahat edersiniz. Ben düşmana hücum ediyorum siz de arkamdan gelip saldırın. Ben ölürsem zafere ulaşana ya da şehit olana dek savaşın”.


Savaşın sekizinci günü Tarık’ın ordusu sürekli tazelenen Vizigotlar karşısında yorulmaya ve geri çekilmeye başladı. Bunun üzerine Tarık tekrar askerlerine “ Kahramanlar nereye gidiyorsunuz? Gaflete kapılıp nereye kaçmayı düşünüyorsunuz? Unuttunuz mu önünüz düşman ve arkanız denizdir. Bana bakınız ve ben ne yaparsam siz de onu yapınız” diyerek düşmana doğru atıldı. Kendisine barbar kavmin sancağını hedef aldı. Sancağın yanındaki kıymetli taşlarla süslü tahtında rahat bir şekilde oturan Vizigot kralı Rodrik’i bir anda karşısında bulan Tarık hasmını öldürdü. Bunun etkisi ile Vizigot ordusu dağıldı. Ancak Musa Tarık’ın başarılarını kıskanarak Tarık’a kaçanları kovalamamasını bildirdi. Ancak böyle davranmak büyük bir hata olacaktı. Tarık mantıklı olanı yaptı ve düşmanı kovaladı. Gotların başkenti olan Toledo kentini alarak 350 yıllık barbar Got hâkimiyetini yıktı. Bundan sonra Batı Avrupa’da yaklaşık sekiz yüz yıl sürecek farklı bir uygarlık dönemi başlayacaktı.



Bunların dışında Endülüs’ün fethiyle ilgili yine bazı garip olaylar da anlatılır. Şöyle ki Tarık b. Ziyad Cebel-i Tarık Boğazı’nı geçip Endülüs’e girince esirler arasında yaşlı bir kadın ona şöyle demiş: ‘- Böyle olayları iyi bilen bir kocam vardı. Buralara gelip galip olacak bir komutandan bahsedip dururdu. Bu komutanın sol omuzunda kıllı bir ben olduğunu söylerdi.’ Tarık elbisesini kaldırınca söylendiği gibi bir ben görüldü. Tarık ve yanındakiler bunu da bir fetih müjdesi saydılar.



‘Gemileri yakmak’ zamanla dilimize yerleşerek deyimleşti. Bugün kararlılık ifade eden bir manaya büründü. Bilindiği üzere başarmanın yarısı inanmaktır. Siz evvelâ kendinize güveneceksiniz ve inanacaksınız ki zafer peşinden gelsin. Tarihteki zaferler hep inananların ve inandıkları davanın peşinde kararlılıkla yürüyenlerin olmuştur.



O insanlar davalarında ısrarcı ve kararlıydılar. Onların kor gibi yürekleri vardı. Ölümden korkmuyorlardı. Çünkü  ve vatan için ölmenin ecrini çok iyi biliyorlardı. Ölüme düğüne gider gibi tebessümle gidiyorlardı. Hayatı ve ölümü takdir eden ’a sığınıyorlardı. Haysiyetlerinden asla taviz vermiyorlardı.



Bugün İslâm dünyasına baktığımızda büyük bir enkazla karşılaşıyoruz. Müslümanlar darmadağın ve paramparça… Ümmet şuuru kaybolup gitmiş… Haysiyetli davranış ve tutumlar mumla aranır olmuş… Ortadoğu’da ve Arap Yarımadası’nda dolar milyoneri idareciler saltanatlarını sürdürmenin peşindeler. Lübnan’da ve diğer İslâm beldelerinde kan oluk oluk akarken onların kılı kıpırdamıyor. Utanmadan sıkılmadan hiçbir şey olmamış gibi zevk ü sefasını sürdürüyorlar. Müslüman kanı emen çağın vampirlerine karşı imanın en zayıf işareti olarak kin bile duyamıyorlar.



Vaktiyle yönetimin temel kuralını Hz. Muhammet(SAV) şöyle açıklamıştır: “Nasılsanız öyle idare edilirsiniz.” Demek ki Müslümanlar hâl ve hareketleri nedeniyle böyle idarecilere müstahak oldular. Buna bir çeşit ceza da diyebiliriz. Dünya Müslümanları tez elden uyanmalı titreyip kendine dönmelidir. Fakat bunu bugünkü idarecilerle gerçekleştirmek mümkün değildir.




Suriye’de Arabistan’da Irak’ta Sudan’da Tunus’ta Mısır’da Afganistan’da devleti idare edenler Batı’ya ve ABD’ye göbekten bağlanmışlardır. Bunların birçoğu Batı’da yetişmiş ve bugünkü makamlarına atanmışlardır. Bunların hiçbirinden Müslümanlara hayır gelmez. Halk acı ve sefalet içinde yüzerken onlar ancak dolar milyoneri olarak sefalarını sürerler. Onların yerine asil ve ümmetçi idareciler gelmesi için öncelikle bizler hizaya gelmeliyiz temizlenmeliyiz manevî kirlerden arınmalıyız.  Müslüman ümmetini korusun ve gaflet uykusundan uyandırsın.



Rabbim bize yeri gelince gözünü kırpmadan gemileri yakabilecek Tarık bin Ziyatlar nasip eylesin

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/gemileri-yakmak-tarik-bin-ziyad-t21620.0.html




Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Cevaplandı: Gemileri Yakmak- Tarık Bin Ziyad
« Cevapla #1 : 04/07/10, 20:19 »
Amin.Güzel bir konu olmuş.
Allah(c.c) razı olsun.


 :X06  X:33X  :X06



Çevrimdışı İntisab

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.488
  • Konu: 4
  • Derviş: 9353
  • Teşekkür: 1
Cevaplandı: Gemileri Yakmak- Tarık Bin Ziyad
« Cevapla #2 : 04/07/10, 23:04 »
kurbanlar siz isteyin, Allahın izniyle, ben onların tersanelerini yakarım,kaşa göze gerek yok, :X06 :X06 :X06




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Müslümanlar nasıl dua etmeli? Mesleklerin Yeni İmajı ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.106 saniyede oluşturulmuştur


Gemileri Yakmak- Tarık Bin ZiyadGüncelleme Tarihi: 20/10/19, 12:44 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim