Gökler O'na (S.A.V) Kucak Açtı - Fahr-i Kainat Efendimiz H.Z MUHAMMED (s.a.v)
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22884 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Gökler O'na (S.A.V) Kucak Açtı, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1644 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Gökler O'na (S.A.V) Kucak Açtı}   Okunma sayısı 1644 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.891
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9
Gökler O'na (S.A.V) Kucak Açtı
« : 15/02/09, 16:49 »
   GÖKLER O'NA (S.A.V) KUCAK AÇTI
   
   
   Alemlerin Efendisi, cenneti bütün güzellikleriyle görüp Cemalullah ile müşerref olduktan sonra gene bizim içimize döndü. Ona kal deselerdi de gene dönecekti. Cennetin güzelliklerine doyamamıştı ama orada kalmaya da niyet etmemişti. Çünkü o çoktan ikamet edeceği yeri seçmişti. O yer bizim sinelerimizdi.
   
   Hicret’ten bir buçuk sene önce idi. Zor ve sıkıntılı zamanlardı. Allah Rasulü A.S.’a en büyük desteği veren sevgili hayat arkadaşı Hatice Validemiz dünyasını değiştirmiş, ardından da kendisini en zor şartlarda bile himaye eden amcası Ebu Talip vefat etmişti. Müminler dayanılmaz işkencelerle yüz yüzeydi. İki Cihan Güneşi A.S.’ın boğazı sıkılıyor, başına işkembeler konuyor, mübarek simasına tükürükler savuruluyordu. Bilmiyor ve anlamıyorlardı ki, o yüzde tecelli eden, Allah Tealâ’nın nuru idi. Efendimiz’in mübarek kalbi kırık ve üzüntü içindeydi. Üst üste gelen bu felaketler karşısında herhangi bir insan olsaydı, kalbinin duruvermesi işten bile değildi. Fakat O, Allah tarafından destekleniyordu.

   İşte tam bu sıralarda, Allah Rasulü A.S.’ın kırık kalbini ziyadesiyle ferahlatacak büyük bir mucize gerçekleşti.
   
   En Kutlu Yolculuk: İsra ve Mirac

   Bir gece Kâbe’nin “Hatim” denilen mevkiinde uzanırken Cebrail A.S. yanıbaşında beliriverdi. Efendimiz A.S., Burak adı verilen ve şimşek manasına gelen beyaz bir binite bindirildi. Burak, sırtındaki mübarek yolcuyu Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya taşırken, adımını ufukta görülebilen en son noktanın da ilerisine atıyordu.

   İki Cihan Serveri A.S., Beytü’l-Makdis’e varınca, burada toplanan peygamberlerin ervahına imam olup namaz kıldırdı. Efendimiz A.S.’ın “isra” adını alan bu gece yolculuğu Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

   “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra/1)

   Hz. Peygamber A.S. Efendimiz, Cebrail A.S. ile birlikte Beytü’l-Makdis’ten manevi bir binekle semalara yükselmeye başladılar. Bütün zaman ve mekân mefhumları kaldırılmış ve maddi mesafe ölçüleri aşılmıştı. Yıldızlar birer kaldırım taşı gibi ayakları altında diziliyordu. Yedi kat semanın her bir katına uğradıkça gök kapıları açılıyor, burada nebiler, Alemlerin Efendisi’nin miracını tebrik ediyorlardı. Huriler perdedarlık yapıyor, melekler önünde saf saf duruyorlardı. Nihayet öyle bir noktaya varmışlardı ki, Cebrail A.S., “burası Sidre-i Müntehâ’dır. Ben buradan bir parmak ucu ileri geçersem yanarım” diyordu.

   Allah Rasulü A.S., vahiy meleğini ilk kez kendisine peygamberlik vazifesi verilirken Mekke’de asli suretiyle görmüştü. Haşmetli kanatlarıyla göğü kaplıyordu. İkinci kez de asli suretiyle Sidre-i Müntehâ’da gördü. Kur’an-ı Kerim bu mevzuya işaretle şöyle buyurmaktadır: “Hemen kendi asli suretine girip doğruldu. İşte o zaman, kendisi en yüce bir ufukta idi.” (Necm/6-7)
   
   Kaldırılan Perdeler ve Huzura Varış

   Şanlı yolcu bundan sonra Refref ile yoluna devam etti. Bu yolculukta arz, sema, mekân, altı yön diye bir şey kalmamıştı. Fakat Allah Rasulü A.S., yolculuğuna mübarek ruh ve lâtif cisimleriyle birlikte devam ediyordu. Yetmiş bin perde kaldırılmıştı.

   Artık “imkân”la “vücub” arası bir noktaya varmış, Allahu Tealâ’nın cemaliyle müşerref olmuştu. Bu nokta, “gabe kavseyn: iki yay arası”ndan sonra “ev ednâ: belki daha da yakın” (Necm/9) makamıydı.

   Cenab-ı Peygamber A.S., arada hiçbir perde olmaksızın Rabbi’nin cemalini müşahede ediyordu. Dünyanın bin senelik en mesut hayatı cennetin bir dakikasına bile denk değildir. Binlerce senelik cennet hayatı da bir tek dakika Cemâlullah’ı müşahedeye denk değildir. Müminler bu cemali görecekler ve görünce de cennetin nimetlerini unutacaklar.

   Cenâb-ı Peygamber A.S: “Ettehıyyâtü lillâhi ve’s-salavâtu ve’t-tayyibât: Bütün tazimler, tekrimler, dille ve bedenle yapılan her türlü ibadet yalnız Allah’a mahsustur.” Buyurarak selam verdi. Cenab-ı Rabbi’l-Alemin de: “Esselâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtuh: “Ey Nebi, Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun.” buyurdu.

   Sonra karşılıklı iki dostun konuşması harf ve sesten münezzeh olarak devam etti. Miracın bundan sonraki tafsilatını anlamaktan ve anlatmaktan insanoğlu acizdir. O habib ile mahbub arasında kalan bir sırdır. Fakat Allah Rasulü A.S., meleklerin ulaşamadığı noktaları tuttu. Arş, Kürsî, Cennet ve Cehennem gibi varlıkları bütün azametiyle gördü. Ta ki döndüğü zaman bu alemleri ümmetine yakîn ile haber versin.
   
   O Yine Aramıza Döndü

   Alemlerin Efendisi, cenneti bütün güzellikleriyle görüp Cemalullah ile müşerref olduktan sonra gene bizim içimize döndü. Ona kal deselerdi de gene dönecekti. Cennetin güzelliklerine doyamamıştı ama orada kalmaya da niyet etmemişti. Çünkü o çoktan ikamet edeceği yeri seçmişti. O yer bizim sinelerimizdi.

   Bu fani alemde belki ızdırap görecek, belki yine başına taşlar atılacak, topraklar saçılacaktı ama kıyamete kadar müminler muallâ bir taht gibi sinelerini O’na, O’nun sevgisine açacaklardı.

   Aradan asırlar geçtikten sonra Veli Abdülkuddüs K.S. Hazretleri diyor ki: “Hz. Peygamber A.S., miraçta bir faninin aşamayacağı noktaları aştı. Kimsenin varamayacağı noktaları tuttu. Allah’a yemin ediyorum, eğer ben o noktaya varsaydım vallahi geriye dönmezdim.”

   Gözünü Cemâlullah’a diken Allah Rasulü A.S., vuslata erinceye kadar “seyr-i ilellah” durumunda iken Melekût Alemi’nin acaip hallerine hiç iltifat etmedi. Vuslattan sonra dönerken cennet ve diğer alemleri en ince detaylarıyla müşahede etti. Zira Melekût Alemi’ni müşahede etmek her ne kadar makbul ise de, Cemâlullah’a nisbetle hiçbir şey değildi. Kur’an-ı Kerim onun bu halini şöyle övmekte: “Muhammed   ’in gözü kaymadı ve kamaşmadı” (Necm/17)

   İki Cihan Güneşi A.S. miraçtan bize bir çok hediyeler getirdi. Bu hediyelerin en büyüğü 'namaz' dı.

   Ruhumuz şu gurbet aleminde çok örselendi, çok hırpalandı. Başta Hz. Rasulullah A.S. olmak üzere sevdiklerimizin hemen hepsi öte alemde. Sevgililer Sevgilisi’ne vuslat da orada. Bizim de sevdiklerimize kavuşturacak bir Burak’a çok ihtiyacımız var; namaza ihtiyacımız var.
   

    Mehmet Emir / Semerkand

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/gokler-ona-sav-kucak-acti-t8352.0.html




Çevrimdışı Sehl

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.912
  • Konu: 208
  • Derviş: 2261
  • Teşekkür: 16
    • Gönül Hanesi..
Yanıt: Gökler O'na (S.A.V) Kucak Açtı
« Cevapla #1 : 15/02/09, 19:34 »
Allah razı olsun kurban Peygamber Efendimiz (s.a.v) şefaatçin olsun  :X06 :X06




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Bir adet "ALINTI"... İlk Türk Helikopteri.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.385 saniyede oluşturulmuştur


Gökler O'na (S.A.V) Kucak AçtıGüncelleme Tarihi: 18/09/19, 07:25 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim