Gözyaşlarıyla, kalbden niyaza devam etsinler! - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22885 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Gözyaşlarıyla, kalbden niyaza devam etsinler! , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2249 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Gözyaşlarıyla, kalbden niyaza devam etsinler! }   Okunma sayısı 2249 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................

Memleketin değişik yerlerinde dini hizmetlerde bulunan, en son Edirne il müftüsü olarak emekli olan muhterem İbrahim Koçaşlı Hocaefendi’den bir hatıra ile başlayalım.

Kendisi, 1952 yıllarında Muhterem Üstaz Mahmud Sâmi Ramazanoğlu (k.s) Hazretleri’ni tanımış.

Kayseri ulemasından Ahmed Kirazlı Hocaefendi vasıtasıyla Kayseri’de iken ders almış.

O tarihten sonra devamlı ziyaretlerine gitmiş, o büyük Allah dostunun sevgisini kazanmış.

Muhterem Üstaz (k.s) Hazretleri’nden bir hatırasını. geçtiğimiz Ramazan-ı Şerif’de Medine-i Münevvere’de kendisinden bizzat dinledim.

Şöyle anlattılar:

“1962 yıllarında Balıkesir’de vaizlik yapıyordum.

Muhterem Üstaz (k.s) Hazretleri’nin Balıkesir’e geleceğini duydum.

Fakirhanede misafir etmeyi arzu ettim.

Geldiklerinde karşılayıp evimize davet ettim.

“Davete icabet sünnettir” diyerek kabul ettiler.

O gece Muhterem Üstaz’ın sohbetleriyle feyizlendik.

Ertesi günü fakire:

“Şayed müsaid iseler, Hasan Basri Çantay Hocaefendi’yi ziyaret etsek” buyurdular.

Üstadımızın bu arzusunu yerine getirmek için hemen koştum.

Hasan Basri Çantay Hocaefendi’nin evine gidip durumu arzettim.

“Hocam! Erenköy’den Sami Efendi hazretleri şehrimize misafir geldi. Şu an fakirhanede kalmaktalar, sizden bir istirhamları var. Şayed müsaid iseler zât-ı alilerini ziyaret etsek” diye arzularını bildirdiler dedim.

Merhum Hasan Basri Çantay Hocaefendi büyük bir edeb, nezaket ve tevazu göstererek:

“Evladım! Aslında o büyük zâtı biz ziyaret etmemiz lazım. Biz onlara gitmemiz lazım. Ama önce onlar taleb etmiş buyursunlar!..”dedi.

Verilen saatte Muhterem Üstaz (k.s) Hazretleri’yle birlikte ziyarete gittik. Karşılıklı muhabbet ve hürmet içerisinde tatlı bir an geçirdik.

Hasan Basri Çantay Hocaefendi, o gün Sami Efendi Üstadımıza şöyle bir soru yöneltti:

“Efendi Hazretleri! Ülkemizin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Memleketin durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?” dedi.

Muhterem Üstaz (k.s) Hazretleri her zaman olduğu gibi çok kısa ve öz olarak:

“Elleyletü’l- hubl┠yani “Geceler, gebedir” buyurdular.

İki kelimelik bir cevap. Ama derin mânâlar ihtivâ eden bir cevap. Ümid dolu bir gönle sahip olmamız gerektiğini duyuran bir ses. İhlâs üzere dinde sebat eden, sabreden kimsenin zafere erişeceğini bildiren bir ses. Memleket üzerindeki kara bulutların dağılacağını güzel günlerin geleceğini müjdeleyen... Her şeyin fâni olduğu gibi, ihtilaller, baskılar ve sıkıntıların da geçici olduğunu söyleyen...

Muhterem Üstaz, bir manada, sabır ve sebatla hizmete, İslam’ı tebliğe devam edilmesini tavsiye ediyordu bu iki kelimeyle...

Akşamın sabahın sahibi olduğunu bizlere hatırlatan.

Çok yemek ömrü uzatmaz!

Allah dostları, sevenlerinin maddi ve mânevî bakımdan sağlıklı olmalarını arzu ederler. Onların hem bedenen hem de ruhen güçlü olmalarını isterler. Ruhun gıdası için zikri çok yapmayı, bedenin gıdası için de az yemeyi tavsiye ederler.

Sami Efendi Hazretleri’nin bu konuda söylediği çok veciz, hayat düsturu sözleri vardı.

Bu veciz sözlerden bir tanesini muhterem Abdullah Sert Bey şöyle nakleder:

“Muhterem Üstaz (k.s) Hazretleri, kalbî ve bedeni sağlığına çok itina eder, çok az yerlerdi.

Tabağına konulan yemeklerden birer lokma alır, geri kalanı etrafına ikram ederlerdi.

Sohbetlerinde az yemenin faziletinden bahseder ve şu sözü sık sık tekrar ederlerdi.

“Çok yemek ömrü uzatmaz, az yemek de ömrü kısaltmaz!” buyururlardı.

Ayrıca hayat düsturu şu sözleri devamlı hatırlatır ve buyururlardı ki:

“Kesret-i zikir insanı rûhen güçlendirir, kesret-i taam ise gaflet ve rehavet verir” derlerdi.

Ne tatlı, ne veciz bir söz!... Ne kıymetli, ne önemli bir düstur!...

Sâmi Efendi Hazretleri, kendileri de zarif, nahif bir nûrû mücessemdi. Az uyur, az konuşur ve çok az yerlerdi. Vakur ve heybetli idi. Allah ondan razı olsun. Rabbimiz bizlere o büyük Allah dostunun halinden hisseler nasib eylesin.

Gediz depreminde verilen reçete

Allah dostları, bela ve musibetleri defetmek için devamlı şu üç hususa dikkat çekmişlerdir.

1- Gönülden, samimi olarak istiğfar etmek,

2- Allah için bol bol infakta bulunmak,

3- Allah için kurban kesmek.

Allah dostları yaşadıkları çevrede olaylara bîgâne kalmazlar. Acı ve tatlı her an mümin kardeşleriyle beraber olurlar.

1970 yıllarında Ege bölgesinde bir deprem olmuştu.

Sâmi Efendi Hazretleri’nin o bölgede yaşayan kardeşlere nasihatleri ve tavsiyeleri vardır.

Bu tavsiyeleri o günün bir hatırası olarak muhterem Abdullah Sert bey şöyle anlatır:

“1970 yıllarda Gediz, Emet’de büyük bir deprem olmuştu.

Muhterem Üstaz Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s) Hazretleri o tarihte İstanbul’da idi.

O gün Musa Efendi Hazretleri’ni çağırır ve şu tenbihatta bulunur:

“Aman Musa Efendi! O kardeşlerimizin imdadına yetişin. Onlara imkânlar nisbetinde yardımcı olalım. Ziyaretlerine gidip, biraz yardım götürelim” buyurur.

Musa Efendi Hazretleri, bu tavsiyeyi kendisine emir telakki edip derhal harekete geçer. Kendi aile çevresinden bir bavul dolusu para toplar.

Ertesi gün devlethaneye gelir ve Muhterem Üstaz (k.s) hazretlerinin huzuruna çıkar. Çalışmaları ve topladığı yardımlar hakkında bilgi vererek şöyle der:

“Efendim! Kardeşlerimizden bir bavul dolusu para toplandı. İnşaallah yarın sabah yola çıkmayı düşünüyoruz, dualarınızı bekliyoruz” diye arz eder.

Sami Efendi (k.s) Hazretleri bu gayretlerden pek memnun olur. Orada yaşayan kardeşlere selam gönderir.

Onların sadece maddi değil, manevi ihtiyaçlarını da düşünerek onlara şu tavsiyelerinin ulaştırılmasını ister:

“Kardeşlerimize selam götürün. Seherlerde istiğfara sıkı yapışsınlar. Gözyaşlarıyla, kalbden tazarru ve niyaza devam etsinler!” buyurur.

Bu tavsiyeler, yüce Rabbimiz’in Enfal Suresi, 33. ayetinde bildirdiği reçeteye ne kadar benziyordu:

“Onlar istiğfar etmeye, mağfiret dilemeye devam ettikçe, Allah onlara azab edici değildir.”

Onun adı istirahatttir!

Allah dostları, edeb ve nezaket timsali insanlardır. Sözleri, kelimeleri seçerek kullanırlar. Lüzumsuz ve boş söz konuşmamaya dikkat ederler. Sami Efendi Hazretleri’nin hayatı hep bu titizlik üzere geçmiştir. Sevenlerinden, merhum Mustafa Alemdar Amca’dan naklen bir hatırayı muhterem Abdullah Sert Bey şöyle anlatır:

“Mustafa Alemdar Amca, Sami Efendi (k.s) ile bir Anadolu seyahatinde bulunmuş. Bir akşam Muhterem Üstaz (k.s) Hazretleri sohbet etmişler. Peşinden ikram, çay ve yatsı namazı derken vakit bir hayli uzamış.

Misafirler dağıldıktan sonra Mustafa Alemdar amca Üstadımıza:

“Efendim! Yatağınız hazır, yatabilir, uyuyabilirsiniz?” demiş.

Sami Efendi (k.s) Hazretleri tebessüm ederek:

“Onun adı istirahattır” karşılığını vermiş.

Mustafa Alemdar Amca bir müddet sonra tekrar:

“Efendim! Yeriniz hazır, isterseniz yatabilir, uyuyabilirsiniz?2 demiş.

Sami Efendi (k.s) hazretleri yine tebessüm ederek:

“Onun adı, uykunun adı istirahattır” buyurmuş.

Aradan bir zaman daha geçip aynı şekilde hatırlatmada bulununca Muhterem Üstaz Hazretleri:

“Biz istirahat edelim. Siz de yarım kalmış evrad ü ezkarınız varsa tamamlarsınız” buyurmuş.

Allah dostlarına hizmet çok dikkat ve titizlik ister. Gözüne, gönlüne, eline, diline, kulağına ve kalbine sahib olmalı.

Mustafa Alemdar Amca bu hatıranın peşinden:

“O gün dersimin yarısını yapmış, geri kalan kısmına vakit bulamamıştım.

Geç vakte kadar dersimi tamamlayamamıştım.

Hatırlatılınca hemen ilk işim dersimi tamamlamak oldu” derdi.

Askere giden gence iki tavsiye

Allah dostları, sevenlerini her konuda irşad ederler. Evlenecek, okuyacak, askere gidecek evladlarıyla ayrı ayrı ilgilenirler. Hepsinin durumuna göre maddi mânevi destek vermeye gayret ederler. Onlara dualar eder, önemli tavsiyelerde bulunurlar.

Sâmi Efendi Hazretleri Erenköy’de otururken, bu tür hatıraları olanlar çoktur.

“Bu kapı Hak kapısı” diyerek devlethanesine her gün ziyaretler olurdu. Bir gün sevdiklerinden biri, askere gidecek evladıyla ziyarete gelmişti.

Muhterem Üstaz kuddise sırruh hazretlerinin elini öpüp duasını alacaklardı.

Gelenlere kısa bir sohbetten sonra askere gidecek delikanlıya dönerek:

“-Askerde iki şeye dikkat etmek icab eder.

1. Allah’a itaat; bunun için namaza dikkat.

2. Emre itaat; verilen vazifeye dikkat.”

Bu iki tavsiye askerlikte de sivil hayatta da çok mühim iki düsturdu.

Bu iki tavsiyeye riayet eden her yerde rahat eder, huzur bulurdu.

İnsanoğlu bu iki düstura çok muhtacdı.

İşte Allah dostları bu ihtiyacı gidermek için fırsatları kaçırmazdı.

 

Mustafa Eriş
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/gozyaslariyla-kalbden-niyaza-devam-etsinler-t34922.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Gavs-ı Bilvanis Onbeşinci Sohbetden Bayram Çikolatalarınız ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.228 saniyede oluşturulmuştur


Gözyaşlarıyla, kalbden niyaza devam etsinler! Güncelleme Tarihi: 21/09/19, 12:56 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim