Günahın çirkinliği ve verdiği zararlar - Günün Sohbeti
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22886 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Günahın çirkinliği ve verdiği zararlar, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 4020 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Günahın çirkinliği ve verdiği zararlar}   Okunma sayısı 4020 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30

Günah neden çirkindir?

Şah Veliyullah Dehlevî günahı şöyle tarif eder: “Günah, insanın şeytana uyarak yaptığı ve arzusunda fanî olduğu, dünyada ve ahirette cezasını çektiği, bütün mükemmel olanları fesada uğratan, Allah’a itaate ters olan ve Allah ile kul arasındaki perdeyi kuvvetlendiren her fiildir.” (1)

Günah neden çirkindir?

1-Günah bizatihi insan haysiyetine ters olduğu için çirkindir.

2-Günah, normali anormal, fıtri olanı gayrı fıtri hale getirip bozduğu için çirkindir.

3-Günah, her an kendisini görüp duran Allah-u Teâlâ’nın huzurunda işlendiği için çirkindir.

4-Günah, insanın kalbini, ruhunu zulmetle kirletip nurunu götürdüğü için çirkindir.

5-Günah, Allah-u teala “Yapma!”; Şeytan’ın ise “Yap!” dediği için çirkindir. Çünkü onu yapan Allah-u Teâlâ’nın emrini kenara atarak Şeytan’ın tarafına geçmiştir.

6-Günah, Allah-u Teâlâ’nın koyduğu sınırları aşmak olduğu için çirkindir.

Peki, madem günah bu kadar çirkin bir şeydir; günahkâr, bu çirkinliği nasıl işlemektedir? Cevabı çok basit: Günah işleyen insan, o esnada günahı çirkin değil aksine güzel gördüğü için işler.

O halde bir soru daha: İnsan günahı nasıl olurda güzel görür? Çünkü Şeytan, insana günahın çirkin değil; tersine güzel olduğu telkininde bulunur. Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “Şeytan, onlara amellerini güzel gösterdi…” (2)

Şeytanın en büyük icraatı, günahları insanlara güzel ve cazip bir şey olarak sunmasıdır. Mesela, iki kişi tartıştıklarında işi kavgaya kadar götürebilirler. Bu esnada, Şeytan onların her birinin gururunu okşayarak, “Sana nasıl böyle der!” gibi telkinlerde bulunur. Hatta bazen bir küçük tartışma cinayetle bile sonuçlanabilir. Sonuç olarak, taraflardan biri mezara, diğeri de hapse gider.

Bunlar selim bir akılla düşünseler, elbette böyle ağır bir fatura ödemeyeceklerdi. Ama şeytan onlara kötü amellerini güzel göstermiş ve böyle acı bir sonuca sevk etmiştir. Şeytanın günahları güzel göstermesi şuna benzer: Biri var, pislikleri çok güzel ambalajlara koyuyor, insanlara tatlı bir şeymiş gibi yediriyor…

Her günah sonrakini çağırır

Ayrıca, insanı günaha düşüren şeylerin başında daha önceki günahlar gelmektedir. Her günah, nefiste bir sonrakini işleme arzusu ve azmi oluşturur. Günaha düşe düşe, kalp de istemeyerek de olsa günahtan hoşlanmaya başlar. Çünkü kalbin yaratılışı icabı, yöneldiği veya yönlendirildiği şeyi sevmesidir.

İşte, günahın en tehlikeli yönü; bir sonraki günah için yol açmasıdır. Hem ilk defa günahla karşılaşan insan onu fıtraten çirkin görürken, zaman içinde onu güzel görmeye başlar. Zira, nefis artık onun hazzına alışmıştır. Hatta akıl onu işlemeyi reddetse bile nefis onu dinlemez. İradeye baskı yaparak isteğini kalbe zorla kabul ettirir.

Nevvas b. Sem’an radıyallahu anhu bir gün Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme “İyilik ve günah nedir?” diye sordu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem de ona şöyle cevap verdi: “İyilik, ahlâkın güzel olmasıdır. Günah ise kalbini tırmalayıp, insanların da muttali olmasından hoşlanmadığın şeylerdir.” (3) Hadiste belirtildiği üzere, günah insanın vicdanını ve kalbini rahatsız eder. Aynı zamanda insan, işlediği günahından başkalarının haberdar olmasını istemez.

Fasık da günahları seve seve işleyen kimse demektir. Öyle ki kalbindeki (vicdan) hayâ, iffet, kötülüğü istememek gibi fıtri duygular tamamen tahrip olur…

Sonuç olarak insana düşen nedir peki? Şeytan ve nefsin istediği şekilde günahların peşine mi düşecek? Yoksa Allah-u Teâlâ’dan korkup günahlardan uzak mı duracak? ...

Niçin Allah’tan korkmalıyız?

İnsan, sağlıklı bir şekilde düşündüğü zaman, Şeytan ve nefsin kendisine vaat ettikleri şeyin geçici bir zevk ve menfaat olduğunu görecektir. Peki, dediklerini yapmadığında Şeytan ve nefis insana ne yapabilir, onu nasıl cezalandırırlar?

Cevap: Hiç! Şeytan insan üzerinde ciddi bir tesire sahip değildir ki bir de ona ceza verebilsin. Çok çok, daha büyük bir azimle onu azdırabilmek için taktik değiştirir.

Nefsi ne yapabilir? Nefis de insana olan hıncından, keyfini yerine getirmediği için küplere biner ama yapabileceği bir şey yoktur. Siner ve başka bir fırsat bekler. Israrından vazgeçmiş gibi yapar ama aslında aynı kararlılıktadır.

Görülüyor ki dedikleri olmadığı takdirde ne Şeytan ne de nefis insana hiçbir zarar veremezler. Peki, Allah-u Zülcelal de böyle midir?... Asla!
 
İnsanı ve taşıdığı nefsi yaratan, Şeytanı, kâinatı, Cennet’i ve Cehennem’i yaratan… Rabbu’l Âlemin… Sonsuz kuvvet ve kudret sahibidir O (celle celaluhu)…

O’nun tehdidi hiçbir şeye benzemez! Vaadi hak, sözü sözdür… “Mutlaka yapacağım!” dedi mi yapar! O (celle celaluhu) bir insanı hem dünyada hem de ahiret hayatında cezalandırmaya kadir, yegâne otoritedir. Kimse O’na mani olamaz…

O halde, her insan aklını başına toplamalı, kar ve zararını hesap etmelidir…

İşte bu nedenledir ki nefsimizin günaha meyletmemesi için sürekli onu; ölümle, cehennemle ve Allah’ın (cellele celaluhu) gazabı ile korkutmalıyız. Ölümü sık hatırlamamız gerektiği de bu yüzden tavsiye edilmiştir.

Fısk nedir? Fasık kimdir?

İsyan, Allah'ın emrini terk, hak yoldan çıkma, günah işleme, tohumun kabuğunu delip çıkması, demektir. (Fısk'ın çoğulu ‘fesekâ ve ‘füssâk'tır.)
Allah-u Teâlâ’nın emrini tanımayan, sapkın, günah işleyen, fesatçı, kötülük eden, amel etmediği halde kelime-i şehâdet getiren ve inanan kimse anlamlarında kullanılır. (4)

Dindeki anlamı ise büyük günahları işlemek veya küçük günahlarda devam etmek suretiyle, Allah'a itaat etmekten çıkmak manasına gelir. Ayet-i kerimede, “Rabbinin emrinden, O'na itaattan dışarı çıktı” denilmiştir. (5)

Fısk’ın üç derecesi vardır;

1- Günahı çirkin kabul etmekle beraber, zaman zaman işlemek,

2- Devamlı olarak günah işlemek,

3- Günahın çirkinliğini inkâr ederek işlemek şeklinde üç mertebesi vardır. (6)

Üçüncü mertebe, küfür mertebesidir. Yani, günahın çirkinliğini ve kötülüğünü kabul etmeyerek haram olduğuna inanmayarak işleyen kimse dinden çıkmış olur.


Günahların sebep olduğu zararlar

1- Günahın yaptığı tahribatlardan biri, ilimden yoksun kalmaktır. Çünkü ilim Allah’ın kalbe attığı bir nurdur, günah ise bu nuru söndürür

Allah celle celaluhu günahlardan uzak duran muttaki kullarına ilim va’dinde bulunmuştur. Nitekim Allah celle celaluhu şöyle buyurmuştur: “... Allah’tan korkun. Allah size gerekli olanı öğretiyor. Allah her şeyi bilmektedir.” (7)

2- Tahribatlardan biri de; günahkârın kalbinde hissettiği bir yalnızlık bir boşluk duygusudur. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur:
“Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam’a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.” (8)

3- Günahkâr, zifiri karanlık bir gecenin karanlığını nasıl hissediyorsa aynı şekilde kalbinde de bu karanlığı hisseder, böylece günahın kalbe verdiği karanlık gözüne beliren karanlık gibi olur. Çünkü itaat nurdur, günah ise karanlıktır, zulmettir. Karanlık arttıkça şaşkınlığın artması gibi, günahkâr da nihayetinde farkına varmadan sapkınlıklara düşebilir.

Abdullah b. Abbas şöyle demiştir; “İyilik sahibinin, yüzde ışığı, kalpte nuru, geçimde genişliği, bedende bir kuvveti, insanların gönlünde de bir sevgisi vardır. Kötülük sahibinin de yüzünde siyahlığı, kabir ve kalbinde karanlığı, bedende bir ağırlığı, geçimde bir darlığı ve insanların gönlünde de hoşnutsuzluğu vardır. Nitekim Allah (celle celaluhu) bu karanlığı şu şekilde nitelemiştir. “Ayetlerimiz yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola iletir.” (9)

4- Günahlar kalbi ve bedeni zayıf düşürür, kalbi zayıf düşürmesi açık olan bir husustur, hatta günahkârın tüm hayatına kast edecek kadar zayıflatmaya devam eder.

Günahlar bedeni de zayıflatır; çünkü mü’minin kuvveti kalbinden kaynaklanmaktadır. Kalbi kuvvetlendikçe bedeni de kuvvetlenir. Günahkâr her ne kadar bedeni kuvvetlide olsa bu beden kuvveti, onu ihtiyaç halinde en zayıf bir durumda bırakıverir. Mesela, geçmişe bakacak olursak, İran ve Rumların fizik bedenlerinin en fazla ihtiyaç duyulan bir zamanda kendilerini yarı yolda bıraktığını, bunun yanı sıra mü’minlerin kalp ve fizik kuvvetiyle onları alaşağı ettiği görülmüştür.

5- Günahın tahribatından biri de -ki en tehlikeli tahribatlarından biridir-günahların kalbin iradesini zayıflatmasıdır. Böyle bir kişide, tevbe arzusu yavaş yavaş zayıflar, neticede kalbindeki tevbe arzusu tamamen çıkar.

Bir türlü Allah’a yönelmez ve kalbi günaha bağlı ısrarlı ve fırsat bulduğunda, o günahı tekrar yapmaya kararlı bir ruh hali içinde, diliyle yalandan tevbe ve istiğfar eder. Böyle bir tutum büyük bir manevi hastalık olup sahibini helâke götürebilir.

6- Günahın tahribatlarından biri de şudur: Kişinin kalbinden işlediği günahların çirkinliği çıkar da günahlar o kişi için normalleşir, ne insanların kendisini görmelerine çekinir ne de eleştirilerinden. Bu, fasıklar nezdinde tam bir eğlence ve kendinden geçmişliktir. Sonunda, kişi artık günahıyla övünür, kendisinin böyle bir günahı işlediğini bilmeyenlere yaptığını anlatır ve der ki; “Arkadaş! Ben şöyle şöyle işler yaptım” diyerek, yaptığını ballandıra ballandıra anlatır. İşte, bu tür insanların hastalıkları kroniktir, -Allah-u Teâlâ’nın özel bir yardımı olmasa- iyileşemezler.

7- Günahın tahribatlarından biri de şudur: Kişinin işlediği günahlar arttığında kalbinin mühürlenip gafillerden olmasıdır. Nitekim “Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir” âyeti hakkında Hasan-ı Basri rahmetullahi aleyhi şöyle demişti;, “Kalp körelene kadar peşpeşe günah işlemektir.” Yine, aynı ayet hakkında başkaları da “Günahlar çoğaldığında, günahlar (kirleri) kalpleri çepeçevre sarar.” demişlerdir.
   
 
Günaha düşünce tevbeye sarıl!

Günahın bu denli geniş tahripleri karşısında, sürekli teyakkuzda bulunmak, her müslüman için kaçınılmaz görünmektedir. Ancak bütün gayretine rağmen günaha düştüğünde de tevbenin rahmet iklimine koşmalı ve kana kana içmelidir…

İşte bu tevbe, Allah-u Teâlâ’nın razı olduğu kulluğun en belirgin vasfıdır. Eğer bir de bir Allah dostu ile beraber tevbe edilirse o kulun affa mazhariyeti daha fazla olur. Bir mürşide intisab da bu yüzden kuvvetle tavsiye edilmiştir.

Tevbenin zıttı inat, kibir ve hatada bile bile ısrardır. Ve bunlar, şeytanın ve şeytanın yolunda giden insanların özelliğidir. Âdem aleyhisselam hata etmiş ve tevbe etmiştir. Allah-u Teâlâ da onun tevbesini kabul etmiştir. Şeytan ise isyan etmiş ve kibirlenerek isyanında ısrar etmiştir. Allah da onu ebediyen ateşte bırakacağını söylemiştir.

Âlimlerimiz, ayet ve hadislerden yola çıkarak, günaha tevbe etmenin vacip olduğunu belirtmişlerdir. Farz olduğunu söyleyen âlimler de vardır.
“Bir günah işlendiği zaman, bunda ısrar etmemek, hemen tevbe istiğfar etmek vaciptir.” (10)


Dipnotlar: 1- Hüccetullahi’l – Bâliğa , I/121. 2- Neml Suresi, 24. 3- Tirmizî, Zühd, 52. 4- Kehf, 50. Muhammed  Hamdı Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, I, 282. 5- İbnü'l-Manzûr, Lisânü'l-Arab, X, 308; el-Cürcânî, et-Ta'rifât, fâsık maddesi.) 6- Kâdı Beydâvı, I, 58. 7- Bakara, 282. 8- En’âm, 125. 9- En’âm, 39. 10- Tirmizî.


Süleyman KARAKAŞ

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/gunahin-cirkinligi-ve-verdigi-zararlar-t30943.0.html




Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: Günahın çirkinliği ve verdiği zararlar
« Cevapla #1 : 02/02/13, 00:38 »
 



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Derviş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 993
  • Konu: 15
  • Derviş: 18535
  • Teşekkür: 0
Okundu: Günahın çirkinliği ve verdiği zararlar
« Cevapla #2 : 08/02/13, 15:49 »
Allah (cc) razı olsun inşâAllah. 



Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez, gafil olma, ilme çalış, geçen günler geri gelmez...
Bizim şöhretimiz ''MÜSLÜMANLIĞIMIZDIR''

Çevrimdışı smtkara

  • Üye
  • **
  • İleti: 83
  • Konu: 5
  • Derviş: 21289
  • Teşekkür: 18
Yeni: Günahın çirkinliği ve verdiği zararlar
« Cevapla #3 : 27/09/14, 18:19 »
 


İnsan yaşamadıkça şerri , maalesef görmüyor rahmaniyeti.
Gözümüzü kapatıp ,gönlümüzü açtık..
Onun o şerefli aşkına diyar, diyar dolaştık ..



Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Kur'an Nedir? Nemrut'un Topal Bir Sivrisinek ile Helak Edilmesi ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.262 saniyede oluşturulmuştur


Günahın çirkinliği ve verdiği zararlarGüncelleme Tarihi: 22/09/19, 13:45 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim