Güzel Ahlak Örnekleri - Fahr-i Kainat Efendimiz H.Z MUHAMMED (s.a.v)
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.969 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.275 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22779 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Güzel Ahlak Örnekleri, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1920 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Güzel Ahlak Örnekleri}   Okunma sayısı 1920 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 18
Güzel Ahlak Örnekleri
« : 03/03/12, 23:58 »
Hiç şüphe yoktur ki her yüce ahlâkta ve övülmüş sıfatta en üstün örnek, beşeriyetin efendisi Hz. Muhammed ’dir. O, her şeyde tam bir örnek teşkil etmektedir. Hak Teâlâ bu hususu şöyle ifade etmektedir:

“Andolsun ki sizin için, Allahı ve âhiret gününü ümit eden ve Allahı çokça anan kimseler için, Resûlullahta güzel bir örnek vardır.”(91)

Zira onu Rabb’i terbiye etmiş ve terbiyesini en güzel bir şekilde gerçekleştirmiştir. O da ümmetinin her tür övülmüş huy ve olgun davranış üzere terbiyesine büyük bir özen göstermiştir. Geçmiş büyüklerden her biri -Allah onlardan razı olsun- güzel ahlâkta başlı başına bir örnekti. Bu onların hayatında ve yaşantılarında açıkça görülmektedir. Büyük velî Hamdûn el-Kassâr (k.s) der ki:

“Geçmiş büyüklerin ahlâk ve yaşayışlarını inceleyen, kendi kusurlarını anlar ve büyüklerden geri kalma sebeplerini öğrenir. Ashâb-ı kirâmın, selef-i sâlihinin, velîlerin hayat hikâyelerini okumak, insanın iyiliğe yönelmesine ve iyi huylu olmasına sebep olur.” (92)

Âriflerin bir güzel ahlâkı da kaba tabiatlı insanlara karşı nazik ve yumuşak davranmalarıdır. Onlar bu huyun gereğini yerine getirirken Resûlullah’ın (s.a.v) şu hadisiyle amel ediyorlardı:

“İnsanlara karşı güzel huylu ol.”(93)


Düşmanına Bile Rahmet Okuyan Peygamber

Uhud Gazvesi’nde Resûlullah’ın (s.a.v) mübarek yüzü yaralanıp dişi kırılınca, ashâb-ı kirâm çok üzüldüler. Resûlullah’a (s.a.v), “Beddua et, Allah Teâlâ, cezalarını versin” dediler. Resûl-i Ekrem (s.a.v), “Ben lânet etmek için gönderilmedim. Hayır dua ve mahlûkata merhamet etmek için gönderildim” buyurdu ve peşinden, “Yâ Rabbi! Bunlara hidayet et. Onlar hakkı bilmiyorlar” diye dua etti. Düşmanlarını affetti.(94)

Yine bir defasında Resûl-i Ekrem (s.a.v) harp için yapılan bir yolculuk esnasında, ashâb-ı kirâmdan ayrılmış, bir ağacın altında istirahat buyuruyordu. Gavres b. Hâris adında bir müşrik, aniden onu öldürmek için gelip kılıcını çekti. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) başucunda durup,
“Söyle bakalım, şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?” dedi.

Resûlullah Efendimiz de (s.a.s) yüksek sesle, “Allah!” buyurdu. O anda adamın elinden kılcı düşüverdi. Bu defa Peygamber Efendimiz kılıcı alarak ona,

“Ya seni şimdi benim elimden kim kurtaracak?” diye sordu. Adam çok korktu, titredi ve yalvarmaya başladı.

“Ne olur beni öldürme! intikamını alsan da, intikam alanların en hayırlısı sen ol” dedi. Resûl-i Ekrem (s.a.v) onu bağışlayıp salıverdi. Adam koşarak kavmine geldi ve onlara,

“Şu anda, insanların en hayırlısı olan kimsenin yanından geldim”dedi.(95)

Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) güzel ahlâkına dair bir diğer hadise de kendisini zehirleyen yahudi kadını, suçunu itiraf ettikten sonra affetmesidir. Bilindiği gibi kadın, Peygamberimiz’i (s.a.v) ve ashabını yemeğe davet edip kızartılmış zehirli koyunu önlerine koydu. Önce Peygamber Efendimiz (s.a.v) yemeğe başladı, eti ağzına alınca, et ilâhî izinle dile gelip, “Ben zehirliyim, benden yeme!” diye ses verdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) hemen ağzındaki eti çıkardı, ashabını da uyardı. Herkes sofradan elini çekti. Kadın yakalandı, suçunu itiraf etti. Bunu niçin yaptığı sorulunca şöyle dedi:

“Eğer bu zat gerçek peygamber ise zehirli et ona zarar vermez; yok sahte bir peygamber ise ölür de halk ondan kurtulur, diye düşündüm” dedi.96 Resûlullah (s.a.s), kadını affetti, ona hiçbir ceza uygulamadı.


Herkes Fıtratınca Davranır

Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Hz. Peygamber’le birlikte yürüyordum. Üzerinde Necran’dan gelme kenarı kalın bir cübbe vardı. Bir bedevî cübbenin eteklerine asılarak öyle bir çekti ki Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) ensesi kızardı ve cübbe onun mübarek ensesinde iz bıraktı. Ve sonra şöyle dedi:

“Yâ Muhammed  (s.a.v), benim şu iki deveme, yanında bulunan ganimet mallarından mal yüklet! Sen kendin ve babanın malından mal yükletmiyorsun ya!”

Resûl-i Ekrem (s.a.v) biraz sükût ettikten sonra şöyle buyurdular:

“Mal Allah’ın malıdır. Ben de onun kuluyum.”

Sonra şöyle buyurdu:

“Ey Arabî! Bana yaptığın bu şeyin tıpkısı ceza olarak hakkında tatbik edilsin mi?” Bedevî,

“Hayır, çünkü sen kötülüğe, kötülükle mukabele etmezsin” dedi.

Bu cevap karşısında Hz. Peygamber (s.a.v) güldü. Sonra onun bir devesine arpa, bir devesine de hurma yükletilmesini emretti.(97)

Yine Resûl-i Ekrem (s.a.v), Kureyş’in amansız eziyetleri karşısında canına kasteden kavmi için,

“Allahım! Kavmimi affet, onları hidâyetine sevket. Çünkü onlar bilmiyorlar.” diye hayır dua ediyordu.

Kâdî iyâz (rah.), Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) bu duasındaki rahmet ahlâkını şöyle anlatır:

“Ey insan! Şu sözde bulunan fazilet, güzel ahlâk, büyük kerem, üstün sabır ve hilme bak! O, kavminin kendisine yaptıklarına sadece sükût edip onları bağışladığını göstermedi. Onlara şefkat ve merhamet etti. Kendileri için şefaatçi olup,

‘Allahım! Kavmimi hidayet et! Onları affet! Zira onlar bilmiyorlar (bilseler bana bu eziyeti yapmazlar)’diye dua ediyordu. Sonra, ‘Kavmimi’ diyerek, bu şefkat ve merhametin sebebini ortaya koydu. Peşinden, ‘Onlar bilmiyorlar!’ diyerek, cehaletlerinden dolayı onlar adına Allah Teâlâ’ya Özür beyan etti.”(98)

Kendisini taşa tutup kan revan içinde bırakan Tâif’in düşük seviyeli insanlarına karşı Cebrâil (a.s) ve dağlarla görevli melek tahammül edemeyip helâk edilmeleri için kendisinden izin istemişlerdi. O ise Allah için hilim ve sabır gösterdi, beddua etmedi. Meleklere,

“Bunlar böyle, fakat ümit ederim ki onların zürriyetinden ‘lâ ilâhe illallah’ diyecek ve Allah’a kulluk edecek bir nesil gelecektir” diyerek helâklerine mani oldu. Onun bu sabrı karşısında dağlarla görevli melek,

“Gerçekten sen, Rabb’inin seni isimlendirdiği gibi99 Raûf’sun (çok bağışlayansın) ve Rahîm’sin (çok acıyansın)” dedi.(100)

Çok geçmeden Tâif halkı, İslâmiyet’le şereflenerek halka-i Muhammed î’ye girdiler ve onun saadetli meclisinde yer aldılar. Hz. Peygamber’in affi en azılı düşmanları bile kuşatmıştı. Onun affi sayesinde baş düşmanlar, dostlar sınıfına geçmişti.


91) Ahzâb 33/21.
92) bk. ibnü’I-Cevzî, Sifatüs-Safve, 2/363; Sülemî, Tabakatüs-Sûfiyye, s. 127.
93) Mâlik, Muvatta’, Hüsnü’I-Hulk, 1.
94) Taberâni, et-Mucemül-Kebîr, nr. 5694; Kâdî iyâz, eş-Şifâ, 1/81; Emevî, Hayâtü’I-Kulûb, s. 270.
95) Müslim, Fezâil, 4; Ebû Ya’lâ, Müsned, nr. 1778; ibn Hibbân, es-Sahih, nr. 4537; Ebû Nuaym, Delâilü’n-Nübüvve, 1/196; Begavî, el-Envâr fî 5emâili’n-Nebî, 1/180; Kâdî iyâz, eş-Şifâ, 1/82; Bursevî, Rûhui-Beyân, 8/503; ibn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 3/85.
96) Buhârî, Hibe, 28; Edebül-Müfred, nr. 243; Müslim, Selâm, 18; Ebû Davud, Diyât, 6; Tebrîzi, Mi5kâtül-Mesâbih, nr. 5931; Zehebî, Siyeru Atâmi’n-Nübelâ, 2/86, Ebû Nuaym, Delâilü’n-Nübüvve, 1/197; Begavî, el-Envârfî,5emâili’n-Nebî, 1/181.
97) Buhâri, Edeb, 68; Ebü Davud, Edeb, 1 (nr. 4775); Ahmed b. Hanbel, elMüsned, 3/153; Münzirî, et-Tergib ve’t-Terhîb, 3/419; Ebü Nuaym, Delâilü’n-Nübüvve, 1/184; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve, 1/318; ibn Ebü’d-Dünya, Mekârimül-Ahiâk, nr. 380; Zehebî, Siyeru Atâmin-Nübelâ, 2/386; Begavî, el-Envâr fî eemâilin-Nebi, 1/173; Gazâlî, İhyâ, 2/1471; Kâdî iyâz, eş-Şifâ, 1/83; Jbn Kesîr, Şemâilü’r-Resûl, s. 65; es-Sîretü Nebeviyye, 3/682.
98) Kâdî lyâz, eş-Şifâ, 1/83.
99) Allah Teâlâ Kur’ân-i Kerîm’de Hz. Peygamber’e (s.a.v) “Raûf” ve “Rahîm” isimlerini vermiştir. bk. Tevbe 9/128.
100) Şâmî, Sübülü’I-Hüdâ ve’r-Reşâd, 2/440; ibn Kesir, es-Siretü’n-Nebeviyye, 2/152; Zerkânî, Şerhu ara Mevâhibü’I-Ledünniyye, 2/52.



Edep Ya Hu
Siraceddin Önlüer

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/guzel-ahlak-ornekleri-t30047.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı gülyüzlüm

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.258
  • Konu: 131
  • Derviş: 9365
  • Teşekkür: 166
Okundu: Güzel Ahlak Örnekleri
« Cevapla #1 : 04/03/12, 21:55 »
Allah c.c razı olsun...  :X06



Çevrimdışı Mostar

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 891
  • Konu: 21
  • Derviş: 3265
  • Teşekkür: 3
Okundu: Güzel Ahlak Örnekleri
« Cevapla #2 : 05/03/12, 07:30 »
Allah(cc)razı olsun. :X06


RABBİMİZ " Soracak : " BEN Hep Seninleydim , Ya Sen Kulum Kiminleydin ???


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

lutfen okumadan gecmeyin... Bir kalpte îmân varsa ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.171 saniyede oluşturulmuştur


Güzel Ahlak ÖrnekleriGüncelleme Tarihi: 13/12/18, 04:33 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim