Hac ve Umre'nin Fazileti - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.640 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 1 ileti gönderildi.. Toplam : 22909 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hac ve Umre'nin Fazileti, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 6895 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hac ve Umre'nin Fazileti}   Okunma sayısı 6895 defa

0 Üye ve 3 Misafir konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gavs Kölesi

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 847
  • Konu: 66
  • Derviş: 3752
  • Teşekkür: 6
Hac ve Umre'nin Fazileti
« : 14/03/10, 11:21 »
Elhamdulillahi Rabbil âlemîn.
Vesslâtü vesselâmü alâ  seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn.

Bazı ibadetlerin Allâh Teâla tarafından belirlenmiş bir zamanı vardır. Vakti gelince o ibâdeti yapmak farz olur.
Namaz, oruç, hac, zekat gibi...
Hac ibadetinin vakti Ramazan Bayramı’nın birinci günü olan Şevval ayında başlar. Ve onu tâkip eden Zilkâde ayı ile Zilhicce ayının ilk on gününü içine alır.1 Bu zaman dilimi toplam yetmiş gündür.
Hac, Mekke-i Mükerreme’de bulunan Kâbe-i Muazzama’ya ibadet niyetiyle gitmek ve orada belirli fiilleri yapmaya niyetlenmektir.
Belirlenmiş bu fiiller ihram giymek, Kâbe’yi tavaf etmek, Arafat ve Müzdelife’de vakfe yapmak, sâ’y yapmak ve şeytan taşlamaktır.

Hac ibadeti, hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmıştır. Rabbimiz Teâla şöyle buyurur:


فِيهِ آيَاتٌ بَيِّـنَاتٌ مَّقَامُ
إِبْرَاهِيمَ وَمَن دَخَلَهُ كَانَ آمِناً وَلِلّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ
مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ الله غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ

“Orada (Mescid’i Haram’da) apaçık âyetler (işâretler) var. Ve İbrâhim’in makamı var. Oraya giren emniyette olur. Güç yetirenlerin o evi haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim de bu hakkı tanımazsa bilmiş olsun ki Allah’ın buna ihtiyacı yoktur. Ve O, bütün âlemlerden müstağnîdir.” (Âli İmran-97)

Âyeti kerîme meâllerinde de açıkça görüldüğü gibi hac, kadın-erkek her Müslümana farz kılınmıştır.

Tefsirinde ise ; (Onda) o muazzam beytullahta tacil; alâmetler) vardır. Onun kutsi bir mabet olduğuna acık deliller vardır. Ona suikasitte bulunan fil ordusu gibi zorbalar ilâhî kahra uğramışlardır.
Asırlardan beri onun üstünden kuşlar uçup gitmezler, ona tazim için etrafında dolaşırlar. Onda Hazret i (İbrahim'in makamı vardır) Kabe-i muazzam ayı inşa ederken üzerine bastığı taşta mübarek ayaklarının izleri bulunup halen ziyaret edilmektedir. Bununla beraber Beytullah'ı halisane bir surette ziyaret edenler, âhiret azabından emân bulmuş olurlar. Elverir ki, bilahara mes'illiyeti gerektiren bir harekette bulunmasınlar. (E.H.Yazır)

Ebû Hureyre’nin (r.a.) rivâyet ettiği bir hadisi şerifte ;

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.)’e, amellerin en faziletlisi hangisidir diye soruldu.
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.):
- Allah ve Rasûlüne iman etmektir, diye cevap verdi.
- Sonra hangisidir? diye sorulunca:
- Allah yolunda cihad etmektir, buyurdu.
- Sonra hangisidir? diye tekrar soruldu.
- Haccı mebrurdur. Mebrûr haccın mükâfatı ise ancak cennettir, buyurdu.(Buhârî)

Mebrur olan hac, kabul olunmuş hac ibadeti demektir. İslâm âlimleri, makbul olan hacca, günahın bulaşmadığı hac anlamını vermişlerdir.

Haccın pek çok faydaları vardır. En başta kişinin günahlarının bağışlanmasını sağlar. Yukarıda geçen hadisi şerifte belirtildiği gibi, bir kimse haccederken kötü söz söylemez ve günaha dalmamak için azami gayret gösterir ve hac ibadetini yerine getirirse, anasından doğduğu günkü gibi günahlarından temizlenmiş oluyor.
Yaptığımız her ibadette zalim nefsin arzusunu engelleyecek ilâhi bir şart vardır elbette. Hac ibadetindeki şart ise günah işlememektir. Bu günahlar kitaplarımızda bellidir. Haccın güzelce yapılabilmesi için bu şarttır. Bunun için de hacca gitmeden bütün günah çeşitlerine tövbe etmek gerekir. Hacca tövbekâr olarak gidilmelidir. Ayrıca arkasında kul hakları bırakmamalıdır.

Muhterem Kardeşim!

Annen-baban perişan bir vaziyette gözyaşı dökerken, hanımın inim inim inlerken hacca gitme, önce helâlleş. Tövbekar ol, sonra hacca git. Hacca gider, sonra tövbe ederim deme. Nefsin kancalarından yakayı kurtarıp günaha tövbe et. Bu ilim meselesi değildir. İman meselesidir. Allah’a yönelmektir. O’na teslim olmaktır.
Haccın kabul olmasının belirtileri vardır. Bunu alimler haber veriyorlar. Hac kabul edilmişse gelişmeler güzel, işler hayırlı olur. İstikâmet doğru, ahvâl temiz, gönül ilâhi hükümlere dönük olur.

İşte insanımız bunları bildiği için günahları terk etmeden hacca gitmeye cesaret edemiyor. Hatta, kendilerine zemzem ikram edildiğinde bile içmekten çekiniyorlar. Ağızlarından kötü söz çıkar korkusuyla içmeye dahi cesaret edemiyorlar.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuyor mu?

“Bir kimse haccederken kötü söz söylemez ve günaha saplanmazsa anasından doğduğu günkü gibi günahlarından temizlenmiş olur.” (Buhârî)

Hacta itişip kakışmak bunun için yasak, kötü söz sarfetmek yapacağımız salih ameli zedeliyor hatta yok ediyor. Ne yazık ki bu hassasiyete dikkat etmeyenler, hac esnasında boks maçındaymış gibi birbirlerini itip kakıyorlar. O zaman hac ibadeti de bizim ruhumuza tesir etmiyor!

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Hac ve umre yapanlar, Allahü Teâla’nın misafirleridir. Dua ettikleri vakit Allah onların dualarını kabul eder. Bağışlanma dilediklerinde, onları affeder.” (İbn Mâce)

Hac ibadeti, kul hakkı dışında kalan bütün günahların affedilmesini sağlar, nefsi temizler, imanı kuvvetlendirir. Mahşer gününü hatırlatır. İnsanların tövbe etmesine vesile olur. Ölümü düşündürür. Hac, mümine İslâm’ın muhteşem güzelliğini gösterir. Öte yandan yolculuk sebebiyle insanı sabra alıştırır. Allah’ın nimetlerine şükretmenin kapısını aralar.

Nimetlere şükür üç türlü olur:

1- Beden nimetine şükür: Allah’a ibadet ederken, çeşitli sıkıntılara, ıstıraplara katlanmakla olur.
2- Mal nimetine şükür: Edindiği malı Allah yolunda harcamakla olur.
3- Kulluk nimetine şükür ise: Farz ibadetleri yerine getirmekle olur. Hac, kulluk nimetine bir şükürdür. Hem bedenle hem de malla yapılır.

İşte bu yüzden maddi imkanı olan ve sağlığı yerinde olan her müslümanın ömründe bir kez haccetmesi farz kılınmıştır.(İlgili ayet için bkz: Âli İmran, 97)

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur:

“Hac ve umreyi peş peşe yapın. Çünkü hac ve umre yoksulluğu ve günahları giderir.” (Tirmîzî)

Kıssa

“İlk insan ve ilk peygamber Âdem (a.s.) cennetten yeryüzüne indirildiğinde, Hindistan yakınlarında Serendip denilen bölgeye indirilmiştir.”( İbn Kesîr)
“Âdem babamız ile Havvâ anamız ilk defa Arafat’ta buluştular. Âdem (a.s.):
-Ya Rabbi, ben nefsime zulmettim. Eğer beni affetmezsen ziyana uğrayanlardan olurum, diyerek niyazda bulundu. Allahu Teâla da onun tövbesini kabul etti.
Allah Teâla, bunun üzerine Âdem Peygambere (a.s.) Beytullah’ı (Allah’ın evi, bugünkü Kabe-i Muazzama) yapmasını emretti. Allahu Teâla ona Beytullah’ın yerini göstermek ve hacta yapılacak ibadetleri (menâsik) öğretmek için bir de melek gönderdi.”
Beytullah’ı yaptıktan sonra Adem Aleyhisselam Cenab-ı Hakk’a şöyle niyaz etti:
-Ya Rabbi, benim neslimden her kim günahlarını benim gibi itiraf ederse onu affeyle.
Allahu Teâla :
- Ey Âdem, Beytullah’ın ücreti olarak, orayı tavaf edenleri affedeceğim, buyurdu.
Âdem (a.s.) Beytullah’ı yaptıktan sonra Cebrâil (a.s.) ona haccın nasıl yapılacağını öğretti.
Allahu Teâla Âdem Aleyhisselam’a hitâben:
“Senin neslinden, Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih edip ibâdet eden kişiler yaratacağım. Yeryüzünde anılmam için mescitler bina ettireceğim. Onlar arasında bu yeri (Kâbe’yi) “Beytim” diye adlandırıyorum.
Mescitler içerisinde onu kendime izâfe ediyorum, buyurdu. (İbn Sa’d, Tabakat)

İşte bu yüzden, dünyanın neresinde amel işlense bir amele on misli karşılık verilirken, Beytullah’ta bire karşılık yüzbin misli sevap verilir.

Zira Allah’ın evi (Beytullah) rıza makamı, ikram mahallidir. Allahu Teâla’nın büyüklüğünün tecellî ettiği mekandır. Bütün insanlar orada toplanır. Hac günleri adeta mahşerî bir kalabalık oluşur.
Hac dönüşü Medine-i Münevvere’de kırk vakit namaz kıldık. Zira bu konuda bir müjde var.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

“Kim Mescidi Nebevî’de kırk vakit namaz kılarsa, onu cehennemden âzat eder. Ve o kimseye münâfıklıktan kurtuluş müjdesi verir.” (Heysemî)

Tüm yeryüzü mescitlerinde en faziletli olan ibadet namazdır. Beytullah’ta en faziletli amel ise tavaftır. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Beytullah’a yüz yirmi rahmet iner. Altmışı tavaf edenlere, kırkı namaz kılanlara, yirmisi ise Beytullah’ı seyredenleredir.” (Heysemî)

Kabe’yi tavaf eden her hacı, onu sadece bir taş yapı olarak değil, Allahu Teâla’nın emir ve rıza makamı olarak görür. Buradaki bakış rastgele bir bakış değildir. Bu yüzden Beytullah’a sadece nazar edene bile, inen rahmetten nasip vardır.

Kâbe’yi ziyaret eden kimseye layık olan, Kâbe’ye kalp huzuru ile girmektir. Çünkü Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.):
“Kâbe’ye bakmak ibadettir.” (Buhârî ) Buyurmuştur.

Muhyiddin-i Arabi hz. ise ne güzel buyurmuştur ;

Vücuduna göre kalbin ne ise , her şeyi çevreleyen arş’a göre kabe öyledir.

Hac İbadetinin Faziletleri

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Kim kendisini Beytullah’a ulaştıracak kadar azık ve bineğe sahip olduğu halde haccetmemişse o kimsenin Yahudi veya Hristiyan olarak ölmesi arasında fark yoktur! ” (Tirmizi)

Şu halde, bir Müslüman meşru bir mazereti yokken hacca gitmemezlik edemez, aksi halde sorumlu olur.

     Hadis âlimleri ; “Yahudi veya Hristiyan olarak ölmesi arasında fark yoktur!” ifadesini, Yahudi veya Hristiyan olur şeklinde değil, hacca gitmeyenler, onlar kadar kötü duruma düşmüş olur ve bu şekilde ölen kimse dininin güzelliğini kaybetmiş olur, şeklinde açıklamışlardır.

Kıssa

Ali İbnü’l Muvaffak ismindeki veli zat, altmış defa hacca gitmiş ve bir gün:
-Bu kadar hac yaptım, acaba kabul oldu mu? diye Hicr’de oturmuş, düşünmekteymiş.
Böyle düşünürken bir ara uyuyakalmış ve bir rüya görmüş. Rüyasında birisi ona hitaben soruyor:
- Ey İbnü’l Muvaffak! Sen, evine seni sevmeyenleri davet eder misin?!..
Rüyadan uyanmış ve vesvesesinin gitmiş olduğunu hissetmiştir. (Tabâkâtü’l-Evliya)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sırayla şu hadisleri buyurur:

“Kim Allah yolunda hac, umre ve gaza için çıkar da bu uğurda can verirse Allahu Teâla o kişiye kıyamete kadar gaza, hac ve umre yapmış sevabı verir. ” (Beyhaki)

“Amellerin en üstünü Allah ve Resulüne iman, sonra yolunda cihad, sonra hacc-ı mebrûrdur.”(Buhârî)

“Bir kimse haccederken günah, kötü söz ve münakaşa yapmadan haccını tamamlarsa anasından doğduğu günkü gibi günahlarından temizlenmiş olur.” (Müslim)

Bütün bu müjdeler hac ibadetinde toplanmıştır. Dahası da var:
“Hac, kendinden önceki birikmiş günahları temizler.” (İbn Mace)

“Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın(c.c) misafirleridir. Eğer dua ederlerse, duaları kabul olur, bağışlanma dilerlerse affedilirler.” (İbn Mâce)

Şu halde, bu mübarek beldeye giden Müslümanlar kimin huzurunda ağırlanmakta olduklarını iyi düşünmeliler. Bu beldeler Allah’ın sofrası olduğu için, orada türlü türlü nimetler vardır.
Bu nimetlerin herbiri üstündür. Mesela Mescid-i Haram’ın içinde bir amel bin misli kıymet ifade eder. Kötü ameller de öyledir. Karşılığı çok büyüktür.

Şeyh Ebü’l-Abbas el-Mürsî Hazretleri (k.s) şöyle diyor:

“Mekke’ye varmaktan maksat Kâbe’yi görmek olmamalıdır. Asıl gaye, Kabe’nin sahibi olmalıdır.”

Bunun anlamı şudur:

Putlara tapanlar gibi taşın etrafında dolanıp durmayın. Taş semboldür. Hakikatteki manâyı arayın. Affedilmeyi gaye edinin. Bu bina bir vesiledir.

İmam-ı Şârânî hazretleri ise ; “Allahu Teâla, hiç bir şeyle keffâret olunmayacak kadar büyük olan günahların affı için haccı vesile kılmıştır” diyor. (el-Yevâkit ve’l-Cevâhîr)

Her ibadete nefis ve şeytan karışmak ister. Eğer, bunlar karıştırılmadan yapılabiliyorsa ibadetlerin sevabı çok büyük olur. Bilinmelidir ki hac, turistik bir gezi değildir. Benzetme yapılırsa günah yıkayan bir ibadettir, denilebilir.

Hac esnasında cinsel ilişki yasaktır. Şehvet konuşmaları da böyledir. İhrama giren yeni doğmuş gibi sayılır. Şehvet ve kötü konuşmalar haccın faziletini zedeler.

Basiret gözüyle bakan kimse bu mübarek yerde kendisinin, önceden yapmış olduğu iyiliklerini kusurlu olarak görür. Önceden beğendiği ve övündüğü amellerin çok eksik olduğunu anlar.

Kıssa

İmam Nesefî Hazretlerinin (k.s) anlattığına göre salihlerden birisi hacca gitti. Arafat’ta para kesesini unuttu. Hatırladı, geri döndü. Orada gördü ki Arafat Meydanı maymunlarla, domuzlarla dolmuş. Hayvanlar kendisine seslendiler:
-Korkma! Biz, siz hacıların bıraktığı günahlarız. Bizi bırakıp temiz olarak döndünüz. Para keseni de almayı unutma. Bunun üzerine para kesesini alarak geri döndü.

İnsanların en günahkârı, Arafat’da vakfe yaptığı halde kendisinin affedilmediğini zanneden kimsedir. Günahlar içinde bir bölümü vardır ki Arafat vakfesinden başka hiçbir şey onları temizlemez.
Allahu Teâla, Arafat’da bir kulun günahını bağışladığı vakit, aynı günahı işlemiş diğer hacıların günahlarını da bağışlar.
Kulluk Allah’a itaattır. Hac da kulluğun ölçüsü, kemâlatın mihenk taşıdır. Hacda uyuyup bir vakit namaz geçirilirse, haccın bütün sevabı bir namazın günahını ödemez. Bunun için namazlara çok dikkat etmek gerekir.

İmam-ı Gazâlî Hazretleri şöyle diyor:

“Hac yolcusu kendini korumalı ve dinin vecibelerini yerine getirmelidir. Haccının faziletlerini yok etmemek için çok dikkatli olmalıdır. Bilhassa uyuyacağı zaman kendini muhafaza etmelidir.

Nakledildiğine göre Şeyh Muhyiddin Arabî Hazretleri (k.s) hicri 604 senesinde Mekke’de iken Rasûlullah (s.a.v.)’i rüyasında görmüştür.
 Rasûlullah (s.a.v.)’in kendisine söylediklerini şöyle anlatır:

“Ey bu Beyt’te olanlar, tavaf edenlere söyleyin. Her tavafın akabinde iki rekat namaz kılsınlar. Allahu Teâla kişinin kıldığı namazından bir melek yaratır. Ve o melek kıyamete kadar Allah’ı tesbih eder. Her türlü eksik sıfatlardan uzak olduğunu itiraf ederek Allah’ı zikreder.”
Allahu Teâla günahlarımızı bağışlasın.
Bu mübarek beldelerin hakikatını bize göstersin. Faziletine inanarak, edeple, mebrûr hac yapmayı bize nasip eylesin.  Amin. (el-Futuhâtü’l Mekkiyye)

Kıssa

Sehl bin Abdullah et-Tüsterî Hazretleri (k.s) şöyle anlatıyor:

“Velinin halka karışması zillet, halktan uzaklaşıp Allah’a kavuşması izzettir.”
İşte kendini uzlete çeken bu velilerden birisi de Abdullah b. Salih idi. Halktan kaçmak için şehir şehir dolaşır, hiçbir yerde uzun müddet kalmazdı.
Bir gün Mekke’ye geldi. Ama orada çok uzun süre kaldı. Ona bunun sebebini sordum, şöyle dedi:
- Rahmet ve bereketin bu beldeye indiği kadar hiçbir beldeye indiğini görmedim. Melekler sabah akşam iniyorlar, muhtelif suretlerde, ardı arkası kesilmeksizin Beyt’i tavaf ediyorlar. Gördüklerimin hepsini söylesem pek çok kişi inanmaz.
Kendisinden, gördüklerinin birazını anlatmasını istedim. Şunları anlattı:
- Bütün veliler her Cuma gecesi burada buluşuyor. Onun için burada kalışım uzun sürüyor. Burada Malik bin Kasım el-Ceylî isminde zat gördüm.
Elinde taze pide vardı. Sofradan henüz kalktığını düşündüm. O ise bana haftalardır yemek yemediğini söyledi. Fakat evde annesine yemek yedirdiğini ve sabah namazına yetişmek için acele geldiğini, pide parçasının da annesine yedirdiği pidelerden arttığını söylüyordu.
Annesinin bulunduğu yerin, Mekke’ye dokuz yüz fersah (yaklaşık dokuzbin kilometre) uzaklıkta olduğunu söyledi. Ne dersin sen inanıyor musun tüm bu olanlara?!..
- Elbette ki inanıyorum.
- Allah’ım sana hamdolsun, anlattıklarıma inanan birine rastladım, dedi. Ve anlatmaya devam etti:
- Kâbe’nin etrafında melekleri, peygamberleri, velileri görüyordum. Kâbe’de Peygamberlerin ve velilerin her birine tahsis edilmiş makamları vardır. Peygamberler ümmetleriyle birlikte orada oturuyorlar.
Bizim peygamberimizin yanında o kadar veli toplanıyor ki sayılarını bilmek mümkün değildir. Ancak Allahu Teâla bilir.
İbrahim Aleyhisselam, evladı İshak ve İsmail ile Kâbe kapısının yakınında otururlar. Musa Aleyhisselam, ashâbıyla Kâbe kapısıyla Rükn-i Yemânî arasında, İsa Aleyhisselam, ashâbıyla Hicr yakınında oturur.
Meleklerden her birinin bulunduğu yer ise Hacerü’l-Esved’in yanıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashâbı ve veliler ile Rükn-i Yemânî’ye gelir.
Hepsi de Ümmet-i Muhammed ’e muhabbet beslemektedirler. Onlar Ümmet-i Muhammed ’in manevi güzellikleri arttıkça huzur duymakta, ferahlamaktadırlar.”





Medine şehri ve sonsuz Rahmeti

Peygamber Efendimiz s.a.v. medine ilgili buyurduğu hadisler ;

“Şüphesiz Medine’de ölenlerin şefaatçisi benim.” ( İbn Mâce)

“Muhakkak İbrahim (a.s.) Mekke’yi harem etti, halkına dua etti. (Ben de İbrahim’in (a.s.) Mekke’yi mübarek kılması gibi ve Mekke’ye dua etmesi gibi, Medine’ye dua ediyor ve bereket diliyorum)..”(Müslim, Hac)

Diğer hadislerinde ise ;

“Kim ki hac yapar, ölümümden sonra kabrimi ziyaret ederse, beni sağlığımda ziyaret etmiş gibi olur.”

“Kim kabrimi ziyaret ederse, muhakkak ki Allah onun günahlarını mağfiret eder. Kıyamette şefaatime nail olur” (eş-Şevkânî -Neylü’l-Evtâr)

“Medine’de benim mescidimde kılınan bir namaz, başka mescitlerin bin rekat namazından daha faziletlidir. Ancak Mescid-i Haram müstesnadır.” (Müslim)

Efendimiz mubarek belde medine için şöyle dua etmiştir ;

“Ey Rabbim, Medine’ye (Mekke’ye verdiğin bereketin) iki katı bereket ver.” ( Buhârî)

Peygamber efendimiz s.a.v ;

“Kim temizlenerek, benim mescidimde namaz kılmak maksadıyla evinden çıkar, mescidime gelip namaz kılarsa bir hac sevabı alır. Mescid-i Kuba’da kılarsa umre sevabı alır.”

“Kim benim mescidimde kırk vakit namaz kılarsa ona cehennemden azat olma beratı verilir, münafıklıktan kurtulur.” (Heysemî)

Gönül kabesi

Cenab-i Hakkin nazar ettigi, ilahi tecellilerin mahzar oldugu , Kabe gibi mukaddes bir yerdir. Fakat nasil ki ayna tozlaninca suretleri göstermezse , gönül de dünyevi arzularla kirlenince Hakkin tezahürü gerçeklesmez. Bu yüzden gönül temiz olmali , samimiyet ve askla dolmali; hirs , kin, riya gibi duygulara izin verilmemelidir.

Allahu Teala Kabe’yi insanlar için bina etmiştir,insanı ise , kudret eliyle yaratmıştır. Sonra onlar içinden kamil olanlarını dinini temsil edecek halifeler yapmıştır.

Abdullah b. Amr (r.a) anlatıyor ;

Resulullah (a.s.)’ı Kabe’yi tavaf ederken gördüm ; ‘’ Sen ne güzelsin, kokun da ne hoştur. Sen ne kadar büyüksün, hürmetin de ço büyüktür.
Muhammed ’in nefsi elinde olan Allah’a yemin olsun ki, müminin hürmet ve kıymeti senin hürmetinden daha büyüktür. (ibnu mace, Fiten)

İnsan-ı kamil, bazı yönleriyle Kabe’den daha faziletlidir. Birisi ‘’ Allah’ın evi (Beytullah), diğeri ‘’ Allah’ın velisi’’ (veliyullah) dır.

Eşref-i Rumi (k.s) velinin gönlü hakkında şu güzel açıklamaları yapmıştır ;

‘’ Hakk velilerinin gönülleri de birer kabedir. Mekke-i Mükerreme’d bulunan Kabe’ye; Kabe-i Halili derler. Gönül kabesin de: Kabe-i Celili derler. ( Müzekki’n Nüfus)

Mekke ki Kabe’yi Halil İbrahim (a.s) taşla ve toprakla bina etmiştir. Gönül kabesini ise Aziz Celil olan Allah ( azamet  nurları ve edeb süsleri ile) süslenmiştir.

Herkesin terbiye seviyesi edebiyle anlaşılır. Özellikle kalbi Allahu Teala’nın nazar yeri ve manevi kâbe hükmünde olan kâmil mürşidlerdir.

Mevlana hz. İse ;

Mevlana, Hak'kin sevgisini barindirmayan gönül harap olmus, yikilmis bir sehir gibidir. Allah sevgisiyle dolu gönül ise ; Hak günesinin nurunu aksettirir, mamur haldedir. (Mesnevi I /35)

Böyle mamur gönüller Hakkin evidir: "Kabe'den maksat velilerin ve nebilerin gönülleridir ve burasi Allah’ın vahyinin yeridir. Kabe onun feridir. Eger gönül olmazsa , Kabe ne ise yarar ?" (Fihi Mafih, 254)

Zahir kabesini ( Allah için ) ziyeret edenin vücudu ateşten kurtulur. Velilerin gönülleri olan batın kabesini ( kamil insanı Allah için) ziyaret edenlerin ise, hem canları, hem vücudları ateşten kurtulur.
Kaldı ki , Yüce dosta ulaşmakta bu kabede mümkün olur.

Onun için Mevlana Celaleddin-i  Rumi (k.s) ;

Siz Ey hacca giden kavim; neredesiniz, nerede? Maşukunuz buradadır ; Geliniz hep bu yana geliniz!

Şeyh Safi (k.s) ;
 
Bu beyt’i şöyle açıklar ; Beytullah, yani Allah’ın evi yeryüzüde ikidir. Birisi Mekke-i Mükerremedeki Beytullahtır ki halk onu farz oldukça ziyaret ve tavaf eder. Diğeride Ehlullah’ın gönül kabesidir.
Yukarıdaki beyitte geçen hitap , o kabenin taliplerinedir. Burada şu denmek isteniyor ; Mekkedeki kabeyi ziyaret eden kimse islamın bir farzını yerine getirmiş olur. Ariflerin gönül kabesini ziyaret eden kimse ise geçek marifete erer, Yüce Rabbini tanır. ( Müzekkin Nufüs)

İmam-ı Rabbani (k.s) demiştir ki ; Kabe, manen bu ümmetin evliyasını ziyaret eder; Onların nurlarından bereket isteyinde bulunur. (İmam-ı Rabbani mektubat)

Kamil mürşid, Allah ve Resulü adına hürmete saygıya ve edebe laiktir. Müminlere bu vazife vaciptir.

Aynı şekilde, kamil velileri sevmeki onlara hürmet göstermek , huzurlarında üzerlerindeki ilahi heybetten tevazu ve edep içinde bulunmak Allah ve Resulünün emridir. (Kaynaklarıyla Tasavvuf)

Allah, için olan ve edebe uyan hersey güzeldir.

Allah c.c bu kutsal beldeleri ziyaret etmeyi hac farizasını yerine getirmeyi bu müjdelere nail olmayı, Bir Allah dostunun gönül kabesinde yer almayı nasip eylesin Âmîn, bi hürmeti Seyyidi ‘Mürselîn. Velhamdü lillahi Rabbilâlemin.


Kaynaklar =(E.H.Yazır)-(Buhârî)-(İbn Mâce)- (Tirmîzî)- (Heysemî)-(İbn Kesîr)- (İbn Sa’d, Tabakat)- (Tabâkâtü’l-Evliya) (Beyhaki)- (Müslim)- (el-Yevâkit ve’l-Cevâhîr)-(el-Futuhâtü’l Mekkiyye)-(Ümre ve Hac Faziletler M.Ildırar)- (Fihi Mafih, 285)- (Mesnevi I /35)- (Kaynaklarıyla Tasavvuf)- (İmam-ı Rabbani mektubat)- ( Müzekkin Nufüs)- (ibnu mace, Fiten)
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hac-ve-umrenin-fazileti-t19700.0.html;topicseen



� Size amellerinizin en hayırlısını, Rabbimiz katında en temiz olanını, derecenizi en çok yükseltenini; altın ve gümüş infak etmekten, düşmanla karşılaşıp onları öldürmenizden veya şehit düşmenizden daha hayırlı olanını haber vereyim mi: Allahu Tealâ�yı zikretmek.� (Tirmizî, İbn-i Mace,Ahmed,Hakim)

Çevrimdışı Murat Ayhan

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.573
  • Konu: 269
  • Derviş: 737
  • Teşekkür: 67
    • Terk-i-Ben
Cevaplandı: Hac ve Umre'nin Fazileti
« Cevapla #1 : 26/03/10, 05:08 »
Allah(cc) razi olsun mübarek


" BEN`i terk et , O´nu bulursun ! "

ESKİ 'AKİF15'


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Yaz kızım Öfke ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.213 saniyede oluşturulmuştur


Hac ve Umre'nin FaziletiGüncelleme Tarihi: 20/11/19, 23:30 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim