Hakiki Mü'minlersiniz - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22886 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hakiki Mü'minlersiniz, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1507 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hakiki Mü'minlersiniz}   Okunma sayısı 1507 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mavi

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.494
  • Konu: 741
  • Derviş: 86
  • Teşekkür: 18
Hakiki Mü'minlersiniz
« : 05/09/08, 23:08 »

Kur’ân-ı Kerim’de, Fecr sûresinin 15 ve 16. âyet-i kerimelerinde,
iki ayrı insan tipinden/örneğinden bahisle şöyle buyurulmaktadır:

“İnsan, ne zaman Rabbi onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa
(bolca nimet ve zenginlik verse), o vakit der ki,
‘Rabbim bana ikrâm etti.’
Ama (yine) onu imtihan edip rızkını daralttığı vakit de der ki,
‘Rabbim bana ihânet etti.”

İlk âyette anlatılan insan, işleri yolunda, keyfi yerinde olandır...

Hâlinden memnun ve mes‘uttur.

Bu sebeple şurada-burada, “Rabbim bana ikrâm etti!..” deyip hâlini, böyle şükür
, minnettarlık ve hamd ü senâ içinde ifade eder.

Fakat devir hep böyle gitmez ya; günün birinde şartlar onu birazcık sıkıştırıp,
keyfini kaçırır; işleri bozulur...

İşte, sonraki âyette de insanın o hâlinden,
“Rabbim bana ihânet etti!” diyerek şikâyette bulunduğu haber verilmektedir.

Nimet ve rahata nâil olduğu zaman, “Rabb’inin ikrâm ettiğini”;
sıkıntı ve belâye mâruz kaldığı zaman da, “Rabb’inin ihânet ettiğini” söyleyen
bu insan tipi, elbette ki makbul bir tip değildir.

Çünkü makbul bir insanın, hakiki bir mü’minin yapması gereken şey;
işleri yolunda gittiği zaman şükretmesi; işleri bozulup, belâya dûçar olduğu zaman da sabredip isyân etmemesidir.

kâinatta hiçbir şeyin hikmetsiz cereyan etmediğini bilen mü’minin vasfı;
nimetlere şükredip, felâketlere de sabretmek...

 “Bunda da bir hikmet vardır. Bu da geçer yâhû!” diyerek,
tevekkülle rızâ göstermektir.

Nitekim bir gün Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, topluca oturup sohbet hâlinde
olan ashâbının yanlarına geldiler.

Ashâb-ı kirâmın, bilindiği gibi işleri-güçleri, geceleri-gündüzleri sadece
Allah’ın rızâsını kazanıp, Resûlü’nün şefâatini düşünmekten başka bir şey değildi.

Tek hedef, yegâne gâye; Allâh’ın ve Resûlü’nün rızâsı...

Binâenaleyh, sohbetlerinin ekseriyeti de bu mevzû üzerinde cereyan ediyordu.

İşte böyle bir sohbet esnâsında gelmiş bulunan
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), onlara şu suâli sordu:

“— Sizler kimlersiniz? Ashap cevap verdiler:

— Bizler mü’min kimseleriz. Resûlüllah Efendimiz tekrar sordu:

— Peki, mü’min olduğunuzun alâmeti nedir? Cevap verdiler:

— Mü’min olduğumuzun alâmeti odur ki; bizler, nimetlerin gelişine şükreder,
gidişine de sabrederiz.

Bu cevap üzerine Server-i Âlem Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

— Öyle ise sizler, hakiki mü’minlersiniz.”

Evet, hakiki mü’min odur ki; bollukta Rabbine şükretmesini,
darlıkta ise sabretmesini bilir.

Başına gelen kazâ, belâ ve felâketlere sabır ve rızâ ile mukabele eder.

Ve bilir ki, bu dünyanın nimetleri fâni olduğu gibi,
sıkıntı ve meşakkatleri de geçicidir.

Asıl mes’ele, ebedî olan âlemin mükâfat ve mücâzâtındadır.
Zira burada çekilen zahmetler, orada mükâfat olarak çıkacaktır karşımıza... N

itekim bir hadîs-i şerifte buyurulmuştur ki:

“Kıyâmet gününde bir takım insanlara kanatlar verilecektir.
 Bunlar, kanatlarını çırpa çırpa uçarak cennete gidecekler.
Melekler onlara soracak:

— Sizler hesap verdiniz mi? Sırât’tan geçtiniz mi?
Cehennemi gördünüz mü?

— Hayır.

— O halde sizler, hangi peygamberin ümmetisiniz?

— Bizler Muhammed    sallalâhü aleyhi vesellem’in ümmetindeniz.

— Allah aşkına söyleyin; sizlerin dünyada nasıl bir ameliniz vardı ki,
böyle hesapsız-sualsiz cennete girdiniz?

Onlar diyecekler ki:

— Bizim iki hasletimiz, sadece iki vasfımız vardı.

Bunlardan biri, takvâmızın devamlılığı... Yani gizlide de olsa, açıkta da olsa,
tenhâda da olsa, kalabalıkta da olsa takvâmızı devam ettirir, dînimizi yaşardık!

İkincisi de; uğradığımız belâ ve musîbetlere sabır ve tahammül gösterir, a
slâ ümitsizliğe kapılmazdık. Rabb’imizin verdiği kısmete rızâ gösterir,
bunda da hayır vardır, diyerek yolumuza devam ederdik.

Melekler bu defa şöyle söylerler:

— Öyleyse sizler, bu mükâfata lâyıksınız, yolunuza devam ediniz.”

Hulâsa, cennete böylesine kolaylıkla girenler,
bu dünyada mâruz kaldıkları felâket ve musîbetlere sabırla
kulluk vazifelerine devam edenlerdir.



Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hakiki-muminlersiniz-t4013.0.html



Bulmak değil imiş bilmek, bilmek değil imiş bulmak, Evliyaya gönül vermek, rengine boyanmak imiş...

Çevrimdışı Hadimül-Harameyn

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 214
  • Konu: 9
  • Derviş: 609
  • Teşekkür: 1
Ynt: Hakiki Mü'minlersiniz
« Cevapla #1 : 05/09/08, 23:35 »
Bu da geçer yâhû!    :X06  Allah razı olsun



Çevrimdışı Talha

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.017
  • Konu: 154
  • Derviş: 85
  • Teşekkür: 4
Ynt: Hakiki Mü'minlersiniz
« Cevapla #2 : 05/09/08, 23:54 »
hakiki mü'min odur ki; bollukta Rabbine şükretmesini,
darlıkta ise sabretmesini bilir.


hakiki müminlerden olmak dualarıyla...  X:02

Allah razi olsun kurban.. :X06


neye yakınlaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık..
anlaki yok Allah tan başkasına yakınlık..


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Hak Yolcularının Halleri Kaim (İdare edip ayakta tutan) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.437 saniyede oluşturulmuştur


Hakiki Mü'minlersinizGüncelleme Tarihi: 22/09/19, 13:47 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim