Hâl Dili - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.570 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22883 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hâl Dili, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 10045 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hâl Dili}   Okunma sayısı 10045 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Yeni: Hâl Dili
« Cevapla #15 : 04/07/13, 00:48 »


Tabiîn’den Said b. Müseyyeb rh.a. evlatlarına şu nasihatte bulundu:
 
“İlmin ardına düşün. Şimdi her ne kadar toplumun küçüklerinden olsanız da ileride büyüklerinden, ileri gelenlerinden olacaksınız. Cehalet çok fena şeydir, hele ki yaşı ilerlemiş kimselerde daha da fena…”
 

Allah Biliyor
 
Âmir b. Abdullah rh.a., aklını yitirmiş kimselere yemek yedirir, karınlarını doyururdu.
 
– Niye onlara yemek yediriyorsun, onlar bunu bilmezler ki, dediklerinde şöyle cevap vermişti:
 
– Onlar anlamasa da muhakkak Allah Tealâ biliyor. Bu bana yeter.
 
İmam Şa‘rânî, Tabakâtü’l-Kübrâ
 

Zor Olanı Tercih
 
Rebi b. Haysem rh.a. hizmet etmek isteyenlere izin vermez, evini kendisi süpürür, temizlerdi. Bu hususta soranlara:
 
– Ben nefsimin sıkıntı çekmesini seviyorum, derdi.
 
Tabakâtü’l-Kübrâ
 

Kalp Katılığı
 
Bir keresinde Hasan-ı Basrî rh.a. hazretlerine bir adam gelerek:
 
– Kalbimin katılığından şikâyetçiyim, ne yapmam gerekiyor, dedi. Hazret ona şu tavsiyede bulundu:
 
– Zikir meclislerine devam et, zikir ehli kimselerle otur.
 
Tabakâtü’l-Kübrâ
 

Ecel Bekçisi
 
Bir defasında Hz. Ömer r.a.’a:
 
– Ey Müminlerin Emiri, sana bekçilik yapalım, dediler.
 
O şöyle karşılık verdi:
 
– Kişinin bekçisi ecelidir.
 
Tabakâtü’l-Kübrâ
 

İnsanların En Âbidi
 
Bir keresinde Said b. Cübeyr rh.a. hazretlerine:
 
– İnsanların en çok ibadet ehli olanı kimdir, diye soruldu. Şöyle cevap verdi:
 
– İşlediği günahı hatırladığında daha çok gayrete gelip salih amel işleyen kimsedir.
 
Hâris el-Muhasibî, er-Riâye
 

Gerçek Âlim
 
Bir gün adamın biri İmam Şabî rh.a. hazretlerine gelerek:
 
– Ey âlim! diye seslendi. İmam Şabî hazretleri ona şu cevabı verdi:
 
– Gerçek âlim Allah Tealâ’dan hakkıyla korkan, O’na saygı duyan kimsedir.
 
Ebu Abdurrahman Sülemî k.s., Uyûbü’n-Nefs
 

Hikmet Pınarı
 
“Hikmet ehli kimselerin dili kalbini takip eder. Bir söz söylemek istediğinde önce kalbine yönelir. Söz hayrına ise konuşur, yoksa susar. Cahilin kalbi ise diline tabidir. Diline ne gelirse düşünmeden söyler.” Hasan-ı Basrî rh.a.
 
“Bir kimsede bir iyilik gördüğünüz zaman o iyiliği takdir edin ki o kişi iyiliklerini artırmaya, daha iyi olmaya istek duysun. Muhakkak ki her iyiliğin yanında (daha başka iyilikler olarak) kardeşleri de vardır.” Urve b. Zübeyr b. Avvam rh.a.


Abdullah Demirtaş

| Mart 2013 |
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hal-dili-t30029.15.html




Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Yeni: Hâl Dili
« Cevapla #16 : 09/11/14, 23:18 »


HZ. OSMAN R.A. VE KABİR HALLERİ

Hz. Osman r.a.’ın azadlı kölesi Hanî r.a. anlatır:
Hz. Osman b. Affan r.a. bir kabrin başında durduğunda sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine sordular:
– Cenneti ve cehennemi hatırladığında ağlamıyorsun da, neden kabir karşısında ağlıyorsun?
Şu cevabı verdi.
– Rasulullah s.a.v.’in şöyle dediğini işittim: “Kabir ahiret menzillerinin ilkidir. Her kim kabir durağından selametle geçerse sonrakiler daha kolaydır. Kim de kabir azabından kurtulamazsa sonraki duraklar daha zor ve şiddetlidir.” Yine Allah Rasulü s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Kabirden daha korkunç bir manzara görmedim.”
Tirmizî; İbn Mâce

DİNİN DİREĞİ

Nakşibendî yolunun büyüklerinden İmam Rabbânî k.s. şöyle buyurur:
Bilmelidir ki, insanın imanını mutlaka düzeltmesi gerektiği gibi salih ameller işlemesi de gerekir. İbadetlerin en kapsayıcı olanı ve kulu Allah Tealâ’ya en çok yaklaştıranı namazdır. Peygamber Efendimiz s.a.v. namazla ilgili şöyle buyurmuştur:
“Namaz dinin direğidir; onu dosdoğru kılan dinini dosdoğru yapmıştır. Onu terk eden, dinini yıkmıştır.”
İmam Rabbânî, Mektûbât

NEFSİ KIRMAK İÇİN

İmam Rabbânî k.s. hazretleri şöyle buyurmuştur:
“Peygamberlerin gönderilmesi, kitapların indirilmesi ve dinin emrettiği yükümlülüklerden maksat, kötülüğü emreden nefsin yönelişlerini ortadan kaldırmaktır. Nefsin arzularını kırmak da dinin hükümlerini yerine getirmeye bağlıdır.”
Mektubât-ı Rabbânî

TASAVVUF NEDİR?

Cüneyd-i Bağdadî k.s. hazretlerine “Tasavvuf nedir?” diye sorulduğunda şöyle buyurdu:
“Tasavvuf kalbi halka uymaktan arındırmak, tabiattan gelen huylardan ayırmak, beşerî sıfatları söndürmek, nefsanî davalardan uzaklaşmak, ruhanî sıfatlar üzere bulunmak, hakikat bilgisi ile yücelmek, ümmete karşı samimi davranmak, Allah’a verilen söze ve ahde vefa göstermek ve şeriata tabi olmaktır.”
Tezkiret’ül Evliya, Feridüddin Attar

SONRA KİM?

Hz. Ali r.a’ın oğlu Muhammed  ibn Hanefiyye rh.a. anlatıyor:
Babama dedim ki:

– Babacığım, Rasulullah s.a.v.’den sonra insanların en hayırlısı kimdir?
– Ebu Bekir, dedi.
– Sonra kim, diye sordum.
– Ömer, dedi.
“Sonra kim?” diye sormaya devam ettiğim müddetçe başkalarının ismini söyleyeceğinden korktum. Bu sebeple:
– Sonra sensin ey babacığım, dedim. Babam:
– Ben sadece müslümanlardan biriyim, karşılığını verdi.
Buharî; Ebu Davud; İbn Mâce

İSA A.S.’A BİLDİRİLEN HABER

Allah Tealâ’nın Hz. İsa a.s.’a şöyle buyurduğu rivayet edilir:
“İnsanlara nasihat etmek istediğinde öncelikle kendi nefsine vaaz et. O nasihatı kendin kabul edip yerine getirdiğin vakit insanlara vaaz et. Aksi takdirde benden hayâ et, utan!”
Ahmed b. Hanbel, Kitâbü’z-Zühd; Sülemî, Uyûbü’n-Nefs

HİKMET PINARI

 Hakikî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır ve iman hakikatleri dairesinde bulunur. Yoksa, dünyevî bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur.
Bediüzzaman Said Nursî rh. a.
***
 “Bir kimse, nefsin arzularını yapmaya gücü yettiği halde, Allah’tan başka kimsenin görmediği bir yerde bu arzularını sırf Allah için terk ederse, bu o kimsenin sağlam bir imana sahip olduğuna delildir.”
İbn Receb Hanbelî rh.a.
***
 “Nefsinden daha büyük düşmanı olduğunu düşünen kimse, nefsini tam olarak tanıyamamıştır.”
İbn Hacer Askalânî rh.a.

Abdullah Demirtaş | Eylül 2014 | HÂL DİLİ




♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Yeni: Hâl Dili
« Cevapla #17 : 02/12/14, 20:52 »


FAZLA ÖDENEĞİN SEBEBİ

Fatih Sultan Mehmed Han, vezirleriyle bütçe müzakeresi yapıyordu. Sultan’ın medreselere ayırdığı tahsisat bir hayli kabarıktı. Maliye veziri bu rakama hayret ederek derin bir sükûta büründü. Vezirin bu tavrını fark eden feraset ve basiret sahibi Fatih Sultan Mehmed Han:
– Paşa! Bütçe meselesinde asıl konuşması gereken kimse maliye veziri iken, acep siz niçin konuşmaz oldunuz, dedi.
Vezir halini belli etmek istemeyip:
– İstifade ediyorum sultanım, dedi. Fatih:
– Paşa! Galiba medreselerin tahsisatı için koyduğum meblâğı fazla gördünüz, diyerek onun düşüncesine vâkıf olduğunu hissettirince vezir mecburen:
– Evet sultanım. Memleketin bin bir derdi varken bunlardan sadece biri olan ilim tahsiline gereğinden çok fazla tahsisat ayırmışsınız, diyerek sükûtunun sebebini açıkladı.
Bunun üzerine hem vezirini küstürmemek hem de meseleyi halletmek isteyen Sultan Fatih, sakin ve ikna edici bir üslûp ile şunları söyledi:
– Paşa! Her meslek fire verir. Bilhassa ilim mesleğinin firesi daha çoktur. Çünkü Hazret-i Peygamber s.a.v.: “Alimler peygamberlerin vârisleridir.” buyurmuşlardır.Peygamber vekili olabilmek ise öyle kolayca elde edilebilecek bir makam değildir. İşte bu bakımdan ilim mesleğinin firesi, diğerlerine göre daha fazla olur.
Diğer meslekleri şöyle düşünürüm. Kirli bir suya kurşunî yahut kahverengi bir kumaşı batırırım. Kuruduğunda da onu sarık diye sarabilirim. Çünkü rengi kir göstermez. Fakat bir beyaz tülbent öyle mi? O değil kirli bir suya batırmak, üzerine sinek bile konsa farkedilir ki, ilim mesleği de böyledir.
Osman Nuri Topbaş, Abide Şahsiyetleri ve Müesseseleri ile Osmanlı

FARZDAN ÖNCEKİ FARZ

İslâm’ın Delili ünvanına mazhar olan İmam Gazâlî k.s. şöyle der:
“Bil ki, farz-ı ayn olan ameli yapmakta kullanılan bütün bilgileri aynı şekilde öğrenmek de kesinlikle farz-ı ayndır.
Allah Tealâ’yı tanımakla, namaz, zekât, oruç, hac, haram ve helalle alakalı olan bilgileri öğrenmek de farzdır. Erkek ve kadın bütün müslümanların bu ilimleri talep ve tahsil etmeleri, bununla birlikte namaz, zekât ve benzeri diğer farz amelleri de mutlaka yerine getirmeleri gerekir.”
Gazâlî, Minhacü’l-Müteallim

GÜZEL GEÇİMİN SIRRI

Büyük veli İmam Şa’ranî k.s. güzel geçimin sırrını şöyle açıklar:
“Mümin kardeşim! Eğer sen hanımının doğru, güzel huylu ve ahlâklı olmasını istiyorsan, kendin yüce Allah’a karşı doğru olmaya bak. Birçok insan bunu bilmediklerinden ve kendi nefslerinin huylarına bakmadan hanımının ahlâkından şikâyet etmekte. Eğer bu inceliği bilmiş olsalardı önce kendi kusurlarına bakar, onları düzeltir ve böylece hanımlarının kötü ahlâkı da kendiliğinden düzelmiş olurdu.
Allah kendisinden razı olsun, ben bu durumu kendi ailem üzerinde çok denedim. Ben ne zaman açık veya gizli bir kusur işlesem bunun hemen onda bir yansımasını görürdüm. Halbuki o gerçekte güzel ahlâklı bir kadındı. Ancak ben değişince o da elinde olmadan değişiyordu. Buna çok defa şahit oldum. Bunun için hanımımda sevmediğim bir hareket görsem hemen kendimi kontrol ederdim. Onun benim yüzümden değiştiğini düşünürdüm. Ben kendime çeki düzen verince onun da kendiliğinden düzeldiğini görürdüm.”
S. Muhammed  Saki Erol, Aile Saadeti
***
“Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet (ibadet, kulluk) boşu boşuna gitmez. Bir dâr-ı mükâfat (mükâfat yurdu), bir mahall-i saadet (mutluluk mekânı) senin için ihzar edilmiştir (hazırlanmıştır). Senin şu fâni dünyana bedel, bâki bir Cennet seni bekler.”
Bediüzzaman Said Nursî rh.a.
***
“Namaz, zekât ve bunlara benzeyen farz amelleri terk eden kimse azaba uğratılacağı gibi, bunlarla alakalı bilgileri öğrenmeyi terk eden kimse de azaba uğratılacaktır. Bu farz amelleri terk eden kimse fasık kabul edildiği gibi, bunlarla ilgili ilimleri terk eden kimseler de fasık kabul edilir. Yine namaz gibi farz bir ibadeti terk eden kimsenin şahitliği kabul edilmediği gibi, bu ilimleri öğrenmeyen kimsenin de şahitliği kabul edilmez.”
İmam Gazâlî k.s


Abdullah Demirtaş | Ekim 2014 | HÂL DİLİ




♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Yitik Ruhumuz Fütüvvet Ziyâeddîn Nurşînî ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.505 saniyede oluşturulmuştur


Hâl DiliGüncelleme Tarihi: 15/09/19, 14:23 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim