Hâl ile öğüt veren, sözle öğüt verenden iyidir - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22885 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hâl ile öğüt veren, sözle öğüt verenden iyidir , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2428 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hâl ile öğüt veren, sözle öğüt verenden iyidir }   Okunma sayısı 2428 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30

Hiç şüphesiz insanlar karakter ve şahsiyete hayran olur, karakter ve şahsiyetin peşinden giderler. Çünkü sağlam bir şahsiyetin sergilediği en küçük hâl ve davranış bile bazen en beliğ sözlerden daha tesirlidir. Nitekim şu hâdise bunun bâriz bir misâlidir:

“Gönlü İslâm’ın güzellikleriyle yoğrulmuş, kumaş ticâreti ile uğraşan müslüman bir tâcir, günün birinde kumaşlarını bir gemiye yükleyerek Endonezya’ya gider ve oraya yerleşerek ticaretine orada devam eder.

Kaliteli olan kumaşları tam da halkın aradığı cinstendir. Kendisi de kanaat sahibi bir insan olduğundan; «kazancım az olsun, lâkin temiz ve helal olsun» düşüncesindedir. Bu sebeple gabn-i fâhiş denilen, bir malı değerinin çok üstünde satmaya hiç meyletmez. Kısa zamanda zengin olma hayal ve hırsına asla kapılmaz.

İşe geç geldiği bir gün, tezgâhtarın sattığı mallardan çok iyi bir kâr elde ettiğini görür ve bunun üzerine tezgâhtar ile aralarında şöyle bir konuşma geçer:

“–Hangi kumaştan sattın?”
“–Şu kumaştan efendim.”
“–Metresini kaça verdin?”
“–On akçeye.”
“–Nasıl olur? Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Adamcağızın bize hakkı geçmiş. Görsen tanır mısın onu?”
“–Evet, tanırım!”
“–O hâlde hemen git ve o müşteriyi buraya getir. Onunla vakit kaybetmeden helâlleşmem lâzım.”

Tezgâhtar gider, müşteriyi bulup getirir. Dükkân sahibi müşteriyi karşısında görür görmez, kendisinden helâllik ister ve tezgâhtar tarafından alınan fazla parayı da müşteriye uzatır. Müşteri ise daha evvel hiç karşılaşmadığı bu güzel davranış karşısında büyük bir hayret içindedir. Kendi kendine “Hakkını helâl et?” cümlesinin içindeki derin mânâyı kavramaya çalışır.

Bu hâdise kısa sürede dilden dile dolaşır. Çok geçmeden de kralın kulağına kadar varır. Sonunda kral, kumaş tüccarını saraya çağırır ve:

“–Sizin yaptığınız bu davranışı daha önce biz ne duyduk, ne de gördük!.. Sizin bu hâliniz, bize bir muammâ oldu. Bunu îzah eder misiniz?” diye sorar.

Tüccar ise kemâl-i edeple:
“–Ben bir müslümanım. İslâm’da ise mülk, Allâh’ındır. Kul sâdece bir emanetçidir. Ayrıca İslâm’da haksız menfaat, fâiz, istismar, gabn-i fâhiş (kandırmak sûretiyle değerinin çok üstünde satış yapmak) ve toplumun zararına olan bütün satışlar yasaktır.

Bu alışverişte ise müşterinin bana hakkı geçmişti, dolayısıyla kazancıma haram girmişti. Ben sadece bir yanlışı düzelttim.” diyerek cevap verir. Bunun üzerine kral:

“–İslâm nedir, Müslüman olmak neyi gerektirir?” gibi peş peşe sorular sorar.

Tüccar da sorularını birer birer en güzel bir üslûp ile cevaplandırır.

Böyle bir dinin varlığını bu hasbihâl ile ilk defa duyan kral, fazla vakit geçirmeden İslâm ile şereflenir. Daha sonra kısa bir müddet içinde halk da müslüman olur.[1]

İşte 250 milyonluk nüfusa sahip olan bugünkü Endonezya’nın İslâm’ı kabul etmesindeki sır, belki de sadece beş akçelik bu kumaştır. Müslüman tâcirin yaptığı şey ise:
İslâm şahsiyet ve vakârını temsil ederek İslâm’ın güler yüzünü ve rûhânî dokusunu fiilen sergilemektir.

Bilinmelidir ki, insanın davranışlarına tesir eden iki mühim müessir vardır. Bunlar:


1-Kazanılan para:

Paraya haram ve şüpheli şeyler karışmamasına son derece dikkat etmelidir. Zira haram veya şüpheli yerden gelen para, kalbi hantallaşır, mânevî duyguları köreltir.


2-Gönülde muhabbeti taşınan insanlar:

İnsan, muhabbetle bağlandığı kimsenin iyiliğinden de pay alır, kötülüğünden de… Bundan dolayıdır ki, boğazımızdan geçen gıdânın helâl, muhabbet ettiğimiz kimselerin de sâlih veya sâliha insanlardan olmasına dikkat etmek zarûrîdir.

Yukarıda zikrettiğimiz misâlde, tâcirin helâl lokmaya olan hassâsiyet ve dikkati, onun bedenine mânevî bir zehir girmesine mânî olmanın ötesinde, istikbâle kadar uzanan bir sadaka-i câriye kapısına da vesile olmuştur. Gerçekten ihlâs ve takvâ dolu bir kalpten yerinde ve zamanında söylenen sözler, ve yine böyle bir gönülden akseden rûhâniyet dolu güzel ahlâk ve örnek davranışlar, muhatap olunan insanlar üzerinde kalıcı tesirler bırakmaktadır.

Nitekim Câfer-i Tayyâr d’ın Habeşistan’a hicret ettiğinde sergilediği güzel ahlâk, tevzî ettiği mükemmel şahsiyet ve kullandığı yerinde üslûp, Habeş Necâşîsi (hükümdârı) Ashama’nın hidâyet bulmasına vesîle olmuştur.


Yine ecdâdımız Osmanlı’nın ince bir siyaset izleyerek, yeni fethedilen yerlere evvelâ, gönül ehli, sâlih ve velî zâtlar iskân etmesi de Mevlânâ Hazretleri’nin ifâde buyurduğu gibi:

“Hâl ile öğüt veren, sözle öğüt verenden iyidir.” hikmetine binâendir.

Mânevî fetih ordusu olan velîler, gönül âlemlerinin rûhâniyet ve feyzini, yeni fethedilen ülkelerin her karış toprağına ve bölge halkının kalplerine nakşediyorlardı. Böylece yeni fethedilen topraklarda yaşayan yerli hristiyanlar, Osmanlı halkının nezih yaşayışına, ahlâkına, bilhassa merhamet ve şefkat duygularına hayran kalıyor ve bu keyfiyet de, onların İslâm’la şereflenmelerini kolaylaştırıyordu. Zira esas fetih, kalplerin fethidir. Kılıç ise, netice itibariyle bir demir parçasıdır. Ancak zulmü bertaraf etmek için kullanıldığı nisbette makbuldür. Aksi hâlde başlı başına bir zulüm vâsıtası hâline gelebilir.


[1] Mehmet Paksu, İman Hayata Geçince
Şebnem Dergisinde Osman Nuri Topbaş Hocamızın İslâm Şahsiyeti Sergilemek Yazısından Alıntıdır..

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hal-ile-ogut-veren-sozle-ogut-verenden-iyidir-t23246.0.html;topicseen




Çevrimdışı İntisab

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.488
  • Konu: 4
  • Derviş: 9353
  • Teşekkür: 1

Çevrimdışı sergüzeşt

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 431
  • Konu: 14
  • Derviş: 83
  • Teşekkür: 1

Çevrimdışı Sehl

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.912
  • Konu: 208
  • Derviş: 2261
  • Teşekkür: 16
    • Gönül Hanesi..

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.191
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

cep telefonu format kodları lazım olur. Allah Kimlere Lanet Etti ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.197 saniyede oluşturulmuştur


Hâl ile öğüt veren, sözle öğüt verenden iyidir Güncelleme Tarihi: 20/09/19, 23:05 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim