Hanım Sahabeler - Sahabeler, Ashab-ı Kiram
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22886 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hanım Sahabeler, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1518 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hanım Sahabeler}   Okunma sayısı 1518 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı CA GüL

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 36
  • Konu: 15
  • Derviş: 6083
  • Teşekkür: 0
Hanım Sahabeler
« : 24/01/10, 08:24 »

O AĞACIN ALTINDA SÖZ VERDİ, HAVZIN BAŞINDAKİ O AĞACIN; ÜMMÜ MÜBEŞŞİR (R.A)       
 
Ümmü Mübeşşir (r.a) Medineli bir hanımdı.
Ona El Ensariye derlerdi.
El Ensariye, ensarlı Müslüman hanım…
Hurma bahçeleri vardı.
Çalışırdı o bahçelerde.
Ağaçlar diker, ağaçları sular,
meyveler toplardı.
Toprak ellerindeydi.
Elleri topraktaydı.
Topraktan öte varan
o toprak yolu
elleriyle açardı şimdi.
O yola adımlar eklerdi.
Her yıl topladığı meyvelerin ilkini kendi elleriyle Peygamberimiz’e (s.a.v) getirir, ikram ederdi.
Severdi Peygamberimiz’i (s.a.v)
Bir sene iğneyle kuyu kazar gibi emek vererek yetiştirdiği meyvelerin ilkini gördüğünde içi coşar, kıpır kıpır olur; gördüğü ilk meyveleri, en çok sevdiklerini en çok sevdiğine getirirdi.
“Buyurun ey Allah’ın Rasulü
Yetiştirdiğimin en güzelleri
senin olsun
Sana getirdim
İlk tadan sen ol”

BİR AĞAÇ DİKMEK ŞİMDİ

Aleme rahmet olan bir peygamberdi o.
Zaman zaman bir deve gelir ona zalim efendisini şikayet ederdi gözü yaşlı. Allah Rasulü (s.a.v) devenin hakkını savunur gözyaşlarını silerdi.
O, ağzı dili olmayan ağacı da
bize anlatandır.
Bir ağacın hikayesini anlatır,
bizi bir ağaçla müjdeler.
Zaman zaman Ümmü Mübeşşir’i (r.a) bahçesinde ziyaret ederdi.
Bir kere ziyaret ettiğinde sordu:
“Bu ağaçları kim dikti? Diken Müslüman mıdır, kafir midir?”
“Müslümandır” dedi
Ümmü Mübeşşir (r.a).
Efendimiz (s.a.v) müjdeledi:
“Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir şey ekerse ve ondan herhangi bir insan ya da hayvan yerse o yenen şeyler
o Müslüman için sadaka olur.”
Yine başka bir gün de buyurmuştur: “İslam camiasından ağaç diken kimse için o ağaçtan yenilen mahsul sadaka olur. Yine o ağaçtan çalınan meyve de sadaka olur. Vahşi hayvanların yediği de o kimse hesabına sadaka olur. Kuşların yediği de sadakadır.
Her insanın yiyip eksilttiği
mahsul de onu diken
Müslüman’a ait bir sadakadır.”
Yarım hurmayla
ateşten korunuruz.
Ve toprak hala
ayaklarımızın altındadır.

HAYAT ŞAHİT OLSUN

Ümmü Mübeşşir (r.a) Allah Rasulü’ne (s.a.v) bir ağacın altında biat etmişti. Bir gün o ağacın altında Hafsa (r.a) ile oturuyordu.
Allah Rasulü (s.a.v) geldi.
Müjdeydi, müjdeledi:
“İnşAllah şu ağacın altında biat eden ashaptan hiç kimse cehenneme girmeyecektir.”
Hafsa (r.a) merak etmişti. Sordu:
“Ey Allah’ın Rasulü, Cenabı Hak şöyle buyuruyor: ‘Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.” (Meryem Suresi, 71)
Allah Rasulü (s.a.v) devamındaki ayetle cevap verdi:
“Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız.” (Meryem Suresi, 72)
Akabinde de ayetteki cehenneme varmaktan maksadın sırattan geçerken cehennemin yanından geçmek olduğunu, içine girmek olmadığını açıkladı.
O, Kur’an’ı ne güzel anlatırdı bize.
O’nun dilinden ne güzeldir kelam.
Ve müjdelerdi.
Onlar söz verenlerdir
ve sonuna kadar verdikleri
söze sadık kalanlardır.
Ağaç şahittir sözlerine.
Dal dal yaprak yaprak şahittir.
Bu müjdeyle
tatlı bir rüzgar eser şimdi.
Dallar sallanır usul usul.
Güzeldir bir ağaç altında olmak ve şimdi o ağaç Kevser Havzı’nın başında Kevser sularıyla
sulanan bir ağaçtır.
Ve bir Müslüman bir tohum koysa toprağa o Kevser Havzı’nın başında bekler onu.
Topraktan öteye, zamandan ötelere uzanır dalları.
     
O’NUN DİLİNDEN HEDİYELER
     
Ve Ümmü Mübeşşir (r.a) bizlere bir haber getirir Allah Rasulü’nün (s.a.v) sözlerinden.
Onun da içinde bulunduğu bir toplulukta Peygamberimiz (s.a.v) fitnelerin yaklaştığını söylüyordu. Ümmü Mübeşşir (r.a) sordu:
“Ey Allah’ın Rasulü, o fitne devrinde insanların en hayırlısı kimdir?”
Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu:
“Kendisine ait üç beş koyun ile birlikte Rabbine ibadet eden, namazını kılan, zekatını veren ve insanların şerrinden uzaklaşan kimsedir.”
     
•••           
     
Gel toprak ıssız kalmasın.
Kimsesiz kalmasın.
Sen alemlere rahmet olanı sevdin.
O rahmetten sana zerre zerre işlenen merhameti bekler toprak.
Seni bekler.
Her an ayaklarının altından kayabilir toprak.
Yürüyebilir dağlar.
Devrilebilir kayalar.
Elindeki fidan kuruyabilir her an.
Her şey her an bitebilir.
Her şey her an başlayabilir.
Her an masmavi bir dünya da kurulabilir.
Elindeki fidanı koy toprağa.
Bir can koy.
Toprağın hala ayaklarının altındayken.
Şahit tut toprağını söz söz, adım adım.
Masmavi bir dünya kurulsun son denilen o anda…
Elvida ÜNLÜ • 48. Sayı / KAPAKTAKİLER
Son Güncelleme: Salı, 01 Aralık 2009 19:55 

  DOSTUN DOSTU İDİ HAVLE BİNT TÜVEYT (R.A)       
* tarafından yazıldı.     
Cumartesi, 24 Ekim 2009 20:15 
 
NE GETİRDİYSEN…             

Allah Rasulu (s.a.v) buyurdular:
“Kişi dostunun dini üzeredir.
Öyleyse her biriniz kiminle dostluk yaptığına dikkat etsin.”
Ne güzel bir arkadaşı vardı. Havle bint Tüveyt’in (r.a)
Mekkeli Havle (r.a) Hatice (r.a) ile arkadaştı
Hatice (r.a), Efendimiz’in (s.a.v) iki dünyada eşi, sırdaşı, yardımcısı, yoldaşı…
Ne güzel arkadaştılar onlar. Hatice (r.a) anlattı arkadaşına:
“Bugün mübarek bir gündür
Bize bizi Yaratan’dan selam var
Gel bu selamı alalım
O’nu birleyelim
Kıralım içimizdeki, dışımızdaki putları
Gel dosta dost olalım”     

Dost olmak güvenmektir
Havle (r.a) güvendi arkadaşına
İnandı arkadaşının anlattıklarına
Bilirdi ki o iyi bir insandı, yoksullara yardım ederdi
Ondan doğrudan başka bir söz çıkmazdı
Hani bir gün Ebu Bekir’e (r.a) gelerek dediler ki “Arkadaşın Muhammed  bir gecede Kudüs’e gidip geldiğini söylüyor. Göklerde dolaşıp durmuş tüm gece.”
Beklediler ki Ebu Bekir (r.a) yalanlayacak arkadaşını
İşte bitti artık bu masal da
Fakat o da ne?
Ebu Bekir’in (r.a) dudaklarından tek cümle çıkar:
“O söylüyorsa doğrudur!”
Arkadaş olmak inanmaktır
İşte Ebu Bekir (r.a) nasıl inandıysa Havle (r.a) da arkadaşının kendisine getirdiklerine inanıyor, ilk inananların arasında
yerini alıyordu

BİR GÜN TOPRAK OLSAN DA…

Vefa; dosta,
dostun dostuna
Zira dostun dostuna
vefa dosta vefadır
Hüzün yılıdır
Artık yoktur Hatice (r.a)
İlk inanan
İlk destek veren
Allah Rasulü (s.a.v) ile çöl kumlarına ilk tohumları koyan 
Hatice
Tohumlar büyüyecek. Toprak hiç birini unutmadı Hatice
Mekke’den yayılacak
arza Allah bir!
Pek erken ayrıldın
Çile günlerinde kaldın
Arkadaşın Havle (r.a) özler seni
Gelir evine hala, unutmaz seni
Allah Rasulü (s.a.v) unutmaz
Arkadaşını ne güzel karşılar
Ayağa kalkar, hoş geldin der
Kimi zaman ziyaret eder, hediyeler verir
Hz. Aişe (r.a) şaşırır
Seni kıskandığı gibi senin dostunu da kıskanır
Zira o seven bir kadındır ve onun sevdiği en sevilendir
Yine bir gün Havle (r.a)
Hz. Peygamber’e (s.a.v) geldi. Yanına girmek için izin istedi. İzin verildi. Havle’nin (r.a) geldiğini gören Allah Rasulü (s.a.v) ayağa kalktı. “Hoş geldin, nasılsın?”
diyerek halini hatırını sordu.
Hürmet gösterdi.
Aişe (r.a) durumu
garipsemişti, sordu:
“Ey Allah’ın Rasulü, bu hanımı ayağa kalkarak karşılamanın, ona bu kadar hürmet göstermenin gereği var mıydı?”
Allah Rasulü (s.a.v) buyurdu:
“Bu hanım Hatice zamanında da bize gelir giderdi. Onlar arkadaştı. Güzel arkadaşlık imandandır.”
Yarın havzın başında buluşabilmek için hakiki dosta dost olanlarla dost
olmak bu günde
Onlarla olmak için sabretmek
Onlara inanmak
Çünkü inanılacak
tek gerçeğe inanmak
Yolda olmak, yoldaş olmak

YERİNE KOYMAK TAŞLARI

Havle (r.a) güzel insan
O, kulluğa ne kadar düşkündü
Ne kadar ibadet etse doymazdı
Yorgun düşer, bitap kalır belki farkına varmazdı o iklimdeyken
Yorgunluğu yer hissettirir
O namaz kılarken
yerde değildir ki hissetsin
Gece bir başlardı namaz kılmaya sabah olduğunu fark etmezdi
Bir gün Peygamber’e (s.a.v) geldi. Hz Aişe (r.a) ondan bahsetti:
“Ey Allah’ın Rasulü bu Havle’dir. O sabahlara kadar uyumadan ibadet ediyor.”
Allah Rasulü (s.a.v) bu durumu hoş karşılamadı.
Ve şöyle buyurdu:
“Gücünüz yetecek kadar amel yapın. Allah’a yemin ederim ki, siz usanmadıkça Allah usanmaz, (yeter demez)”

Ve bir gün Allah Rasulü (s.a.v) arkadaşlarından Osman bin Ma’zun’u (r.a) çağırtarak sordu:
“Sen sünnetimi beğenmiyor musun?” Osman (r.a) şaşırmıştı:
“Hayır, ey Allah’ın Rasulü, yemin olsun hayır! Aksine, aradığım şey senin sünnetindir!”
Allah Rasulü (s.a.v)
bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Bil ki ben hem uyurum, hem namaz kılarım; oruç da tutarım, kadınlarla evlenirim de. Ey Osman Allah’tan kork! Zira ehlinin senin üzerinde hakkı var,
misafirinin senin
üzerinde hakkı var, nefsinin senin üzerinde hakkı var. Öyleyse bazen oruç tut, bazen ye. Namaz da kıl, uykunu da al.”

* * *
Yine Allah Rasulü (s.a.v) buyurdular:
“Orta yolu tutunuz!
Amellerinizi mükemmelleştirmeye ve Allah’a yakın olmaya
gayret ediniz.
Sabahleyin,
öğle ile akşam arası çalışınız.
Bir parça da geceden faydalanınız.
Aman acelesiz gidin, telaşsız gidin ki, menzilinize, varacağınız hedefe ulaşasınız.”
Nasıl ki üzerinde yürüdüğümüz yolun bir hakkı varsa, yol bize emanet biz yola emanetsek ellerimiz ayaklarımız da
bize emanettir
Kalbimiz de ellerimize ayaklarımıza emanettir
Onların da üzerimizde hakkı vardır
Dinlemek gerek,
dinlendirmek gerek
Güzel ahlak adaletle tamam olur
Adalet hakkı teslim etmektir
Taşları yerli yerine koymaktır

Yola çıkalım bir gün
bırakarak her şeyi
Dostu bulmaya
Dosta varmaya
Dizlerimizi kanata kanata da
olsa olalım yolda
Biliriz ki düşersek
dost gelir bulur bizi
Yolda karşılaşır gibi bulur
Hep arıyormuş gibi bulur
Kaybetmiş gibi bulur
Yoldasın şimdi, dosta giden yolda, varamayacak olursan dostun seni bulacağı yolda
Bir selam ver yola
Yoldaki kuşa, taşa, ağaca
Göğe ve yere bir selam ver
Zira hepsinin dostu
görmüşlüğü vardır
Katılsın selamın, gökte bir yıldız olup dolaşan tüm selamlara
Bulsun dostu
Bir dosta yoldaş olalım ki
Rabbim sana varmış olsun
Bir dosta dost olalım ki
Sana dost olmuş olsun. 
 
 

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hanim-sahabeler-t18743.0.html




Çevrimdışı CA GüL

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 36
  • Konu: 15
  • Derviş: 6083
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Hanım Sahabeler
« Cevapla #1 : 24/01/10, 08:25 »

O AĞACIN ALTINDA SÖZ VERDİ, HAVZIN BAŞINDAKİ O AĞACIN; ÜMMÜ MÜBEŞŞİR (R.A)       
 
Ümmü Mübeşşir (r.a) Medineli bir hanımdı.
Ona El Ensariye derlerdi.
El Ensariye, ensarlı Müslüman hanım…
Hurma bahçeleri vardı.
Çalışırdı o bahçelerde.
Ağaçlar diker, ağaçları sular,
meyveler toplardı.
Toprak ellerindeydi.
Elleri topraktaydı.
Topraktan öte varan
o toprak yolu
elleriyle açardı şimdi.
O yola adımlar eklerdi.
Her yıl topladığı meyvelerin ilkini kendi elleriyle Peygamberimiz’e (s.a.v) getirir, ikram ederdi.
Severdi Peygamberimiz’i (s.a.v)
Bir sene iğneyle kuyu kazar gibi emek vererek yetiştirdiği meyvelerin ilkini gördüğünde içi coşar, kıpır kıpır olur; gördüğü ilk meyveleri, en çok sevdiklerini en çok sevdiğine getirirdi.
“Buyurun ey Allah’ın Rasulü
Yetiştirdiğimin en güzelleri
senin olsun
Sana getirdim
İlk tadan sen ol”

BİR AĞAÇ DİKMEK ŞİMDİ

Aleme rahmet olan bir peygamberdi o.
Zaman zaman bir deve gelir ona zalim efendisini şikayet ederdi gözü yaşlı. Allah Rasulü (s.a.v) devenin hakkını savunur gözyaşlarını silerdi.
O, ağzı dili olmayan ağacı da
bize anlatandır.
Bir ağacın hikayesini anlatır,
bizi bir ağaçla müjdeler.
Zaman zaman Ümmü Mübeşşir’i (r.a) bahçesinde ziyaret ederdi.
Bir kere ziyaret ettiğinde sordu:
“Bu ağaçları kim dikti? Diken Müslüman mıdır, kafir midir?”
“Müslümandır” dedi
Ümmü Mübeşşir (r.a).
Efendimiz (s.a.v) müjdeledi:
“Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir şey ekerse ve ondan herhangi bir insan ya da hayvan yerse o yenen şeyler
o Müslüman için sadaka olur.”
Yine başka bir gün de buyurmuştur: “İslam camiasından ağaç diken kimse için o ağaçtan yenilen mahsul sadaka olur. Yine o ağaçtan çalınan meyve de sadaka olur. Vahşi hayvanların yediği de o kimse hesabına sadaka olur. Kuşların yediği de sadakadır.
Her insanın yiyip eksilttiği
mahsul de onu diken
Müslüman’a ait bir sadakadır.”
Yarım hurmayla
ateşten korunuruz.
Ve toprak hala
ayaklarımızın altındadır.

HAYAT ŞAHİT OLSUN

Ümmü Mübeşşir (r.a) Allah Rasulü’ne (s.a.v) bir ağacın altında biat etmişti. Bir gün o ağacın altında Hafsa (r.a) ile oturuyordu.
Allah Rasulü (s.a.v) geldi.
Müjdeydi, müjdeledi:
“İnşAllah şu ağacın altında biat eden ashaptan hiç kimse cehenneme girmeyecektir.”
Hafsa (r.a) merak etmişti. Sordu:
“Ey Allah’ın Rasulü, Cenabı Hak şöyle buyuruyor: ‘Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.” (Meryem Suresi, 71)
Allah Rasulü (s.a.v) devamındaki ayetle cevap verdi:
“Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız.” (Meryem Suresi, 72)
Akabinde de ayetteki cehenneme varmaktan maksadın sırattan geçerken cehennemin yanından geçmek olduğunu, içine girmek olmadığını açıkladı.
O, Kur’an’ı ne güzel anlatırdı bize.
O’nun dilinden ne güzeldir kelam.
Ve müjdelerdi.
Onlar söz verenlerdir
ve sonuna kadar verdikleri
söze sadık kalanlardır.
Ağaç şahittir sözlerine.
Dal dal yaprak yaprak şahittir.
Bu müjdeyle
tatlı bir rüzgar eser şimdi.
Dallar sallanır usul usul.
Güzeldir bir ağaç altında olmak ve şimdi o ağaç Kevser Havzı’nın başında Kevser sularıyla
sulanan bir ağaçtır.
Ve bir Müslüman bir tohum koysa toprağa o Kevser Havzı’nın başında bekler onu.
Topraktan öteye, zamandan ötelere uzanır dalları.
     
O’NUN DİLİNDEN HEDİYELER
     
Ve Ümmü Mübeşşir (r.a) bizlere bir haber getirir Allah Rasulü’nün (s.a.v) sözlerinden.
Onun da içinde bulunduğu bir toplulukta Peygamberimiz (s.a.v) fitnelerin yaklaştığını söylüyordu. Ümmü Mübeşşir (r.a) sordu:
“Ey Allah’ın Rasulü, o fitne devrinde insanların en hayırlısı kimdir?”
Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu:
“Kendisine ait üç beş koyun ile birlikte Rabbine ibadet eden, namazını kılan, zekatını veren ve insanların şerrinden uzaklaşan kimsedir.”
     
•••           
     
Gel toprak ıssız kalmasın.
Kimsesiz kalmasın.
Sen alemlere rahmet olanı sevdin.
O rahmetten sana zerre zerre işlenen merhameti bekler toprak.
Seni bekler.
Her an ayaklarının altından kayabilir toprak.
Yürüyebilir dağlar.
Devrilebilir kayalar.
Elindeki fidan kuruyabilir her an.
Her şey her an bitebilir.
Her şey her an başlayabilir.
Her an masmavi bir dünya da kurulabilir.
Elindeki fidanı koy toprağa.
Bir can koy.
Toprağın hala ayaklarının altındayken.
Şahit tut toprağını söz söz, adım adım.
Masmavi bir dünya kurulsun son denilen o anda…
Elvida ÜNLÜ • 48. Sayı / KAPAKTAKİLER
Son Güncelleme: Salı, 01 Aralık 2009 19:55 

  DOSTUN DOSTU İDİ HAVLE BİNT TÜVEYT (R.A)       
* tarafından yazıldı.     
Cumartesi, 24 Ekim 2009 20:15 
 
NE GETİRDİYSEN…             

Allah Rasulu (s.a.v) buyurdular:
“Kişi dostunun dini üzeredir.
Öyleyse her biriniz kiminle dostluk yaptığına dikkat etsin.”
Ne güzel bir arkadaşı vardı. Havle bint Tüveyt’in (r.a)
Mekkeli Havle (r.a) Hatice (r.a) ile arkadaştı
Hatice (r.a), Efendimiz’in (s.a.v) iki dünyada eşi, sırdaşı, yardımcısı, yoldaşı…
Ne güzel arkadaştılar onlar. Hatice (r.a) anlattı arkadaşına:
“Bugün mübarek bir gündür
Bize bizi Yaratan’dan selam var
Gel bu selamı alalım
O’nu birleyelim
Kıralım içimizdeki, dışımızdaki putları
Gel dosta dost olalım”     

Dost olmak güvenmektir
Havle (r.a) güvendi arkadaşına
İnandı arkadaşının anlattıklarına
Bilirdi ki o iyi bir insandı, yoksullara yardım ederdi
Ondan doğrudan başka bir söz çıkmazdı
Hani bir gün Ebu Bekir’e (r.a) gelerek dediler ki “Arkadaşın Muhammed   bir gecede Kudüs’e gidip geldiğini söylüyor. Göklerde dolaşıp durmuş tüm gece.”
Beklediler ki Ebu Bekir (r.a) yalanlayacak arkadaşını
İşte bitti artık bu masal da
Fakat o da ne?
Ebu Bekir’in (r.a) dudaklarından tek cümle çıkar:
“O söylüyorsa doğrudur!”
Arkadaş olmak inanmaktır
İşte Ebu Bekir (r.a) nasıl inandıysa Havle (r.a) da arkadaşının kendisine getirdiklerine inanıyor, ilk inananların arasında
yerini alıyordu

BİR GÜN TOPRAK OLSAN DA…

Vefa; dosta,
dostun dostuna
Zira dostun dostuna
vefa dosta vefadır
Hüzün yılıdır
Artık yoktur Hatice (r.a)
İlk inanan
İlk destek veren
Allah Rasulü (s.a.v) ile çöl kumlarına ilk tohumları koyan 
Hatice
Tohumlar büyüyecek. Toprak hiç birini unutmadı Hatice
Mekke’den yayılacak
arza Allah bir!
Pek erken ayrıldın
Çile günlerinde kaldın
Arkadaşın Havle (r.a) özler seni
Gelir evine hala, unutmaz seni
Allah Rasulü (s.a.v) unutmaz
Arkadaşını ne güzel karşılar
Ayağa kalkar, hoş geldin der
Kimi zaman ziyaret eder, hediyeler verir
Hz. Aişe (r.a) şaşırır
Seni kıskandığı gibi senin dostunu da kıskanır
Zira o seven bir kadındır ve onun sevdiği en sevilendir
Yine bir gün Havle (r.a)
Hz. Peygamber’e (s.a.v) geldi. Yanına girmek için izin istedi. İzin verildi. Havle’nin (r.a) geldiğini gören Allah Rasulü (s.a.v) ayağa kalktı. “Hoş geldin, nasılsın?”
diyerek halini hatırını sordu.
Hürmet gösterdi.
Aişe (r.a) durumu
garipsemişti, sordu:
“Ey Allah’ın Rasulü, bu hanımı ayağa kalkarak karşılamanın, ona bu kadar hürmet göstermenin gereği var mıydı?”
Allah Rasulü (s.a.v) buyurdu:
“Bu hanım Hatice zamanında da bize gelir giderdi. Onlar arkadaştı. Güzel arkadaşlık imandandır.”
Yarın havzın başında buluşabilmek için hakiki dosta dost olanlarla dost
olmak bu günde
Onlarla olmak için sabretmek
Onlara inanmak
Çünkü inanılacak
tek gerçeğe inanmak
Yolda olmak, yoldaş olmak

YERİNE KOYMAK TAŞLARI

Havle (r.a) güzel insan
O, kulluğa ne kadar düşkündü
Ne kadar ibadet etse doymazdı
Yorgun düşer, bitap kalır belki farkına varmazdı o iklimdeyken
Yorgunluğu yer hissettirir
O namaz kılarken
yerde değildir ki hissetsin
Gece bir başlardı namaz kılmaya sabah olduğunu fark etmezdi
Bir gün Peygamber’e (s.a.v) geldi. Hz Aişe (r.a) ondan bahsetti:
“Ey Allah’ın Rasulü bu Havle’dir. O sabahlara kadar uyumadan ibadet ediyor.”
Allah Rasulü (s.a.v) bu durumu hoş karşılamadı.
Ve şöyle buyurdu:
“Gücünüz yetecek kadar amel yapın. Allah’a yemin ederim ki, siz usanmadıkça Allah usanmaz, (yeter demez)”

Ve bir gün Allah Rasulü (s.a.v) arkadaşlarından Osman bin Ma’zun’u (r.a) çağırtarak sordu:
“Sen sünnetimi beğenmiyor musun?” Osman (r.a) şaşırmıştı:
“Hayır, ey Allah’ın Rasulü, yemin olsun hayır! Aksine, aradığım şey senin sünnetindir!”
Allah Rasulü (s.a.v)
bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Bil ki ben hem uyurum, hem namaz kılarım; oruç da tutarım, kadınlarla evlenirim de. Ey Osman Allah’tan kork! Zira ehlinin senin üzerinde hakkı var,
misafirinin senin
üzerinde hakkı var, nefsinin senin üzerinde hakkı var. Öyleyse bazen oruç tut, bazen ye. Namaz da kıl, uykunu da al.”

* * *
Yine Allah Rasulü (s.a.v) buyurdular:
“Orta yolu tutunuz!
Amellerinizi mükemmelleştirmeye ve Allah’a yakın olmaya
gayret ediniz.
Sabahleyin,
öğle ile akşam arası çalışınız.
Bir parça da geceden faydalanınız.
Aman acelesiz gidin, telaşsız gidin ki, menzilinize, varacağınız hedefe ulaşasınız.”
Nasıl ki üzerinde yürüdüğümüz yolun bir hakkı varsa, yol bize emanet biz yola emanetsek ellerimiz ayaklarımız da
bize emanettir
Kalbimiz de ellerimize ayaklarımıza emanettir
Onların da üzerimizde hakkı vardır
Dinlemek gerek,
dinlendirmek gerek
Güzel ahlak adaletle tamam olur
Adalet hakkı teslim etmektir
Taşları yerli yerine koymaktır

Yola çıkalım bir gün
bırakarak her şeyi
Dostu bulmaya
Dosta varmaya
Dizlerimizi kanata kanata da
olsa olalım yolda
Biliriz ki düşersek
dost gelir bulur bizi
Yolda karşılaşır gibi bulur
Hep arıyormuş gibi bulur
Kaybetmiş gibi bulur
Yoldasın şimdi, dosta giden yolda, varamayacak olursan dostun seni bulacağı yolda
Bir selam ver yola
Yoldaki kuşa, taşa, ağaca
Göğe ve yere bir selam ver
Zira hepsinin dostu
görmüşlüğü vardır
Katılsın selamın, gökte bir yıldız olup dolaşan tüm selamlara
Bulsun dostu
Bir dosta yoldaş olalım ki
Rabbim sana varmış olsun
Bir dosta dost olalım ki
Sana dost olmuş olsun. 
 
 





Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.734
  • Konu: 695
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
Cevaplandı: Hanım Sahabeler
« Cevapla #2 : 24/01/10, 08:34 »
Hayırdır ?


Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Goethe'nin Hz.Muhammed Şiiri Allahü teâlânın dinine hizmet... ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.325 saniyede oluşturulmuştur


Hanım SahabelerGüncelleme Tarihi: 22/09/19, 00:04 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim