Hayat Dengemiz – Allah’a Götüren Her İz Mukaddestir - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.026 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.512 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22870 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hayat Dengemiz – Allah’a Götüren Her İz Mukaddestir, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1372 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hayat Dengemiz – Allah’a Götüren Her İz Mukaddestir}   Okunma sayısı 1372 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30

Ge­rek ken­di var­lı­ğı­mı­za, ge­rek can­lı can­sız bü­tün âlem­le­re ib­ret na­za­rıy­la bak­tı­ğı­mız­da ne gö­rü­rüz? Hiç şüp­he­siz, ku­sur­suz bir sa­nat ve mü­kem­mel bir iş­le­yiş. Bu, rab­bi­mi­zin “kud­dûs” is­mi­nin bir te­cel­li­si­dir. El­bet­te ku­sur­suz, yü­ce bir var­lı­ğın sa­na­tı olan bu âlem­ler de ku­sur­suz ola­cak­tır.
 
Bu nok­ta­dan ha­re­ket­le, her tür­lü dü­zen­siz­lik­ten, den­ge­siz­lik­ten, ka­rı­şık­lık ve is­yan­dan uzak ve te­miz ola­rak ya­ra­tı­lan mev­cu­da­tın mu­kad­des­li­ği ken­di­li­ğin­den an­la­şı­la­cak­tır. Zi­ra mu­kad­des ke­li­me­si, saf, te­miz­len­miş, arın­mış gi­bi mâ­na­la­ra ge­lmek­te­dir.
 
Mev­cu­da­tın fıt­ra­tın­da­ki bu sa­fi­ye­tin ya­nı sı­ra, çok önem­li bir ta­raf­la­rı da­ha var: Bü­tün var­lık­lar yü­ce ya­ra­tı­cı­yı ha­tır­la­tan bi­rer iz­dir. Te­fek­kür gö­zü açık in­san­lar için âlem­le­rin rab­bi­ne gö­tü­ren bi­rer iz. İn­san hem ken­di var­lı­ğın­da, hem de bü­tün kâ­inat­ta O’nu ha­tır­la­ta­cak, O’nun kud­re­ti­ni ve aza­me­ti­ni an­la­ta­cak bin­ler­ce işa­ret­le her an yüz yü­ze­dir. En­fü­sî ve afa­kî âyet­ler di­ye ad­lan­dır­dı­ğı­mız bü­tün bu işa­ret­ler el­bet­te mu­kad­des­tir.
 
Bir âşık, sev­gi­li­si­nin kü­çü­cük bir ha­tı­ra­sı­nı en de­ğer­li ema­net gi­bi sak­lar­ken, sev­gi­li­ler sev­gi­li­si­nin müh­rü­nü ta­şı­yan var­lık­lar na­sıl sı­ra­dan ve de­ğer­siz ola­bi­lir? Da­ha da önem­li­si, o sev­gi­li­nin en gü­zel ese­ri olan in­san na­sıl hor ve ha­kir gö­rü­le­bi­lir?
 
Kâ­inat­ta­ki bü­tün var­lık­lar ya­ra­tı­lış­la­rı ge­re­ği mü­kem­mel bir den­ge ve uyum için­de va­zi­fe­si­ni ye­ri­ne ge­ti­rir­ken, akıl ve ira­de sa­hi­bi in­san hür bı­ra­kıl­mış. Ya o da ya­ra­tı­cı­sı­na tes­lim ola­rak bu mü­kem­mel ni­za­mın bir un­su­ru ola­cak ya da is­yan­la ken­di­ne ve mev­cu­da­ta zul­me­de­cek ve kir­le­te­cek. İş­te İs­lâm bu uyu­mun, ken­di var­lı­ğı­nın ve bü­tün var­lık­la­rın hu­ku­ku­nu ko­ru­ma­nın re­çe­te­si­dir. Mü­min de bu re­çe­te­yi hem ken­di var­lı­ğı­na hem de te­mas ha­lin­de ol­du­ğu her şe­ye uy­gu­la­yan in­san­dır.
 
An­la­şı­lı­yor ki, yü­ce rab­bi­miz mu­kad­des ola­rak ya­rat­tı­ğı var­lık­la­rın ka­dir ve kıy­me­ti­nin mu­ha­fa­za­sı­nı in­sa­na ver­miş, kut­si­ye­ti­ni ona ema­net et­miş­tir. İn­sa­na, çün­kü dağ­la­rı bi­le tit­re­ten ema­net onun omuz­la­rın­da­dır ve o, Al­lah’ın yer­yü­zün­de­ki ha­li­fe­si­dir.
 
Mu­kad­des ve­ya kut­sal kav­ra­mı­nı dü­şü­nür­ken, mev­cu­dat bo­yu­tu­nu mut­la­ka dik­ka­te al­mak zo­run­da­yız. Gü­nü­müz dün­ya­sı bu bo­yu­tu unut­tu­ğu ve­ya gör­mez­den gel­di­ği için bü­tün yer­yü­zü bu ka­dar ıs­tı­rap çek­mek­te­dir. Bü­yük re­fah­la­rın ya­nı­ba­şın­da bü­yük se­fa­let­ler, in­san­la­rın, hay­van­la­rın, ağaç­la­rın, or­man­la­rın ya­şa­dı­ğı kı­yım… Kir­li su, ze­hir­li ha­va, bo­zul­muş top­rak…
 
“İn­san­la­rın yap­tık­la­rı yü­zün­den ka­ra­da ve de­niz­de bo­zul­ma zu­hur et­ti” (Rûm 30/41) âyet-i ke­ri­me­si­nin işa­ret et­ti­ği ha­ki­kat bu ola­maz mı? Al­lah bi­ze her şe­yi ilk ya­ra­tı­lı­şıy­la ter­te­miz tes­lim et­me­miş miy­di?
 
Evet, in­sa­noğ­lu, hem ken­di hem de bü­tün var­lık­la­rın kut­si­ye­ti­ni va­kit kay­bet­me­den ye­ni­den ha­tır­la­mak zo­run­da­dır.
 
Mu­kad­des ve­ya kut­sal kav­ra­mı­na bu ge­niş mâ­na ye­ni­den na­sıl ka­zan­dı­rı­la­bi­lir? Şüp­he­siz, bir ve mut­lak olan yü­ce ya­ra­tı­cı­ya ima­nın ve tes­li­mi­ye­tin saf­lı­ğı­nı ve te­miz­li­ği­ni ko­ru­ya­rak. Ya­ni kut­si­ye­ti­ni ko­ru­ya­rak.
 
Evet, in­san her şey­den ön­ce mu­kad­des­le­rin en ba­şın­da yer alan ter­te­miz bir Al­lah inan­cı­nı, tev­hi­di her tür­lü şirk­ten ko­ru­mak­la gö­rev­li­dir. Çün­kü şir­kin her tür­lü­sü pis­tir, bu­la­nık ve kir­le­ti­ci­dir. Sa­de­ce ter­te­miz ya­ra­tı­lan kal­bi de­ğil, ha­ya­tın bü­tün te­za­hür­le­ri­ni, bü­tün bir dün­ya­yı kir­le­tir. Yer­yü­zü­nün ya­şa­dı­ğı yu­ka­rı­da be­lirt­ti­ği­miz bo­zul­ma­nın en dip­te­ki se­be­bi, in­san­lı­ğın ima­nın­da­ki bu kar­ma­şa de­ğil mi? Her tür­lü şirk­ten iti­ka­dı­nı arın­dı­ran in­san, ken­di­ne ter­te­miz ve kut­sal bir la­ti­fe ola­rak ve­ri­len kal­bi­nin ve iç dün­ya­sı­nın mu­kad­des­li­ği­ni ko­ru­muş olur. Kalp sa­lim ol­du­ğu sü­re­ce in­sa­nın bü­tün var­lı­ğı da kut­sî­li­ği­ni mu­ha­fa­za et­miş ola­cak, in­san­la­rın kut­sî­lik sı­fa­tıy­la üze­rin­de ya­şa­dı­ğı dün­ya ter­te­miz ka­la­cak­tır.
 
Ya­ra­tı­lış­la­rın­da­ki sa­fi­yet­ten ve âlem­le­rin rab­bi­ni ha­tır­lat­ma­la­rın­dan do­la­yı bü­tün mev­cu­da­tın mu­kad­des­lik özel­li­ğin­den söz et­miş­tik. Bu ge­nel mâ­na­nın ya­nı sı­ra, bir de doğ­ru­dan âlem­le­rin rab­biy­le ir­ti­ba­tı­mı­za ve­si­le olan mu­kad­des ki­şi­ler, me­kân­lar ve za­man­lar var­dır. Bun­la­ra mu­kad­des­lik özel­li­ği biz­zat Al­lah Te­âlâ ta­ra­fın­dan ve­ril­miş­tir.
 
Ba­zı­la­rı Kur’ân-ı Ke­rîm’­de zik­re­di­len bu mu­kad­des­ler, Al­la­h’ın şi­ar­la­rı­dır. Ya­ni O’nun özel, al­dı­ğı, bin­ler­ce em­sa­li ara­sın­dan se­çip, “Ba­na ait­tir” bu­yur­du­ğu sim­ge var­lık­lar. Bu şi­ar­la­rın en ba­şın­da ki­ta­bı­mız, Re­sû­lul­lah Efen­di­miz (s.a.v) ve Kâ­be ge­lir.
 
Ara­fat, Müz­de­li­fe, Sa­fâ ve Mer­ve te­pe­le­ri, Mes­cid-i Ak­sâ gi­bi me­kân­lar da mu­kad­des sim­ge­ler­dir. Bu­ra­lar Al­lah’ın pey­gam­ber­le­ri­nin, ve­lî kul­la­rı­nın ha­tı­ra­la­rı­nı sak­lar, o yer­le­ri zi­ya­ret et­mek­le Al­lah’ı ha­tır­lar, O’nun rah­me­tiy­le yı­ka­nır­sı­nız. Kâ­be’de, Sa­fâ ve Mer­ve’de ilk in­san ilk pey­gam­ber Hz. Âdem’in (a.s), İb­ra­him ve İs­ma­il aley­his­se­lâ­mın, Ha­cer va­li­de­mi­zin ve iki ci­han gü­ne­şi Pey­gam­ber Efen­di­miz’in (s.a.v) ha­tı­ra­la­rı can­la­nır. Bu­ra­lar­da gü­nah kir­le­rin­den arın­dı­ğı­nı­zı ve Al­lah’a da­ha ya­kın ol­du­ğu­nu­zu his­se­der­si­niz.
 
Tıp­kı bu me­kân­lar gi­bi sim­ge za­man­lar da var­dır. Ka­dir ge­ce­si, cu­ma gü­nü, bay­ram gün­le­ri, ha­ram ay­lar, dua ve na­maz va­kit­le­ri gi­bi za­man­lar, biz­zat âlem­le­rin rab­bi ta­ra­fın­dan di­ğer za­man­lar­dan ay­rı tu­tul­muş­tur. Akıp gi­den bü­tün za­man­da, gün­düz­le­rin ge­ce­yi ta­kip et­me­sin­de şüp­he­siz ib­ret­ler var­dır ve bu yö­nüy­le mu­kad­des­tir. Ama zik­ret­ti­ği­miz tür­de­ki se­çil­miş za­man­la­rın kut­si­ye­ti da­ha baş­ka­dır.
 
Gö­rü­nü­şüy­le di­ğer her­han­gi bir ya­pı­ya ben­ze­yen bir ya­pı­yı, yi­ne gö­rü­nür­de di­ğer me­kân­lar­dan bir far­kı ol­ma­yan me­kâ­nı, akıp dur­mak­ta olan za­ma­nın bir di­li­mi­ni se­çip mu­kad­des kı­lan yü­ce Al­lah, hiç şüp­he­siz ya­ra­tıl­mış­la­rın en gü­ze­li ve âle­min öze­ti olan in­sa­noğ­lun­dan ba­zı­la­rı­nı da seç­miş, sim­ge in­san­lar ola­rak nu­mu­ne kıl­mış­tır.
 
Baş­ta Ser­ver-i Kâ­inat Efen­di­miz (s.a.v) ol­mak üze­re bü­tün pey­gam­ber­ler böy­le­dir. Son­ra de­re­ce de­re­ce as­hâb-ı ki­râm, kâ­mil ve­lî­ler, di­ğer sa­dık ve sa­lih zat­lar ge­lir. Bü­tün bu ve ben­ze­ri zat­lar âlem­le­rin rab­bi­ne gi­den yo­lun işa­ret­le­ri­dir.
 
Al­lah’ın mu­kad­des ki­ta­bı­mız­da zik­ret­ti­ği ve­ya Re­sûl-i Ek­rem Efen­di­mi­z’in (s.a.v) sün­net-i se­niy­ye­sin­de öğ­ret­ti­ği mu­kad­des­le­ri­miz, gü­nü­müz­de ne ya­zık ki sı­ra­dan ki­şi, me­kân ve­ya za­man gi­bi gös­te­ril­me­ye ça­lı­şıl­mak­ta­dır. Hat­ta hür­met ve ta­pın­ma ara­sın­da­ki çok bü­yük fark dik­kat­ler­den ka­çı­rı­la­rak mü­min­le­re ağır it­ham­lar­da bu­lu­nu­lmak­ta­dır.
 
Mü­min­ler, ken­di­le­ri­ne Al­lah’ı ha­tır­la­tan, O’nun yü­ce var­lı­ğı ile kalp­ler ara­sın­da bir ir­ti­ba­ta ve­si­le olan her şe­yi el­bet­te se­ve­cek, hür­met ede­cek­tir. Mü­mi­nin en bü­yük der­di, bu ha­ya­tı Ce­nâb-ı Mev­l⭒sı­nın rı­za­sı­nı, sev­gi ve hoş­nut­lu­ğu­nu ka­za­na­rak ta­mam­la­mak­tır. O rı­za­ya gi­den yol­da uza­nan her el, sı­ğı­nı­la­cak her me­kân, yü­rü­me az­mi­ni ta­ze­le­yen her an el­bet­te mu­kad­des­tir. Öl­çü­müz çok net ol­ma­lı: Sev­di­ği­mi­zi O’nun için sev­mek, yap­tı­ğı­mı­zı O’nun için yap­mak, ter­te­miz Ehl-i sün­net yo­lu­muz­dan sap­ma­mak.


Muhammed   Saki Erol

| Temmuz 2013 |
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hayat-dengemiz--allaha-goturen-her-iz-mukaddestir-t33631.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Mürşide bağlı olmayan, fakat... Zahidler üç tabakadır ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.093 saniyede oluşturulmuştur


Hayat Dengemiz – Allah’a Götüren Her İz MukaddestirGüncelleme Tarihi: 26/06/19, 17:02 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim