Hayat Dengemiz – En Tehlikeli Bid‘at, İslâm Dışı Hayattır - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.026 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.512 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22870 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hayat Dengemiz – En Tehlikeli Bid‘at, İslâm Dışı Hayattır, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1384 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hayat Dengemiz – En Tehlikeli Bid‘at, İslâm Dışı Hayattır}   Okunma sayısı 1384 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30

Fahr-i Âlem Efen­di­miz (s.a.v) be­kâ yur­du­na göç­me­den bir­kaç ay ön­ce, bir cu­ma gü­nü Ce­nâb-ı Mev­lâ şöy­le fer­man bu­yu­ru­yor­du:
 
“Bu­gün di­ni­ni­zi ke­ma­le er­dir­dim, üze­ri­niz­de­ki ni­me­ti­mi ta­mam­la­dım ve si­ze din ola­rak İs­lâm’ı seç­tim.” (Mâ­ide 5/3)
 
Bu âyet-i ce­li­li­nin ifa­de bu­yur­du­ğu üze­re din-i mü­bin-i İs­lâm ke­ma­le er­miş, mü­min­ler için ni­met ta­mam­lan­mış ve ha­yat tar­zı ola­rak da İs­lâm se­çil­miş­tir.
 
Bu du­rum­da her kim Al­lah’ın kâ­mil ni­za­mı ve ebe­dî di­ni olan İs­lâm’dan baş­ka yol arar­sa, mu­hak­kak ki doğ­ru yol­dan ay­rı dü­şer, hüs­ra­na uğ­rar. Âlem­le­rin rab­bi­nin be­ya­nı ile, in­san­lık için ar­tık İs­lâm’dan baş­ka hu­zur ve mut­lu­luk kay­na­ğı bir ha­yat tar­zı ve doğ­ru bir yol yok­tur. Onun dı­şın­da hep­si bâ­tıl ve çık­maz­dır. Esa­sen in­san­lı­ğın bun­ca tec­rü­be­si de bu du­ru­mu is­pat ve te­yit eder.
 
Ce­nâb-ı Hak âyet-i ce­li­le­de şöy­le bu­yu­ru­yor: “Kim İs­lâm’dan baş­ka bir din arar­sa, bil­sin ki bu din as­la ken­di­sin­den ka­bul olun­ma­ya­cak ve o âhi­ret­te zi­ya­na uğ­ra­yan­lar­dan ola­cak­tır.” (Âl-i İm­rân 3/85)
 
Evet, in­san­lı­ğı di­ril­te­cek, ha­yat ve­re­cek, has­ta­lık­la­rın­dan şi­fa­ya er­di­re­cek ne­fes, an­cak İs­lâm’ın ne­fe­si­dir. Dış gö­rü­nü­şü ne olur­sa ol­sun, İs­lâm’dan uzak ya­şa­yan top­lum­lar­da­ki in­sa­nın yü­rek­ler acı­sı du­ru­mu, her iman ve vic­dan sa­hi­bi için bir ıs­tı­rap kay­na­ğı­dır. Zi­ra Al­lah’ın va­adi hak­tır ve ke­sin­dir. On­la­rın tut­tuk­la­rı yol­lar, ne in­san­lı­ğa ve dün­ya­ya hu­zur ve­re­bil­di, ne de ken­di­le­ri için kur­tu­luş se­be­bi ola­bi­le­cek­tir. O top­lum­lar­da­ki in­saf sa­hip­le­ri de ar­tık bu ha­ki­ka­ti ka­bul ve iti­raf et­mek­te­dir­ler.
 
Esa­sen dün­ya­da ve âhi­ret­te kur­tu­luş, sa­adet ara­yan­lar, Al­lah’ın ki­ta­bı­na ve Fahr-i Âlem’in (s.a.v) sün­ne­ti­ne sa­rıl­ma­lı­dır. Bu­nun dı­şın­da kur­tu­luş ve mut­lu­luk ara­yan­lar yol­la­rı­nı şa­şır­mış­lar­dır; töv­be edip yüz­le­ri­ni Hak­k’a dön­dür­me­dik­çe on­lar için kur­tu­luş yok­tur.
 
Di­ğer ta­raf­tan, Al­lah’ın in­san­lık için seç­ti­ği ye­gâ­ne ha­yat ni­za­mı olan İs­lâm’ı ha­yat­tan kov­mak ne bü­yük bir yan­lış­sa, biz­zat yü­ce Al­lah’ın ta­mam­la­yıp ke­ma­le er­dir­dir­di­ği bu ter­te­miz di­ni ilâ­ve ve ek­silt­me­ler­le bu­lan­dır­mak da ay­nı de­re­ce­de yan­lış ve bâ­tıl­dır.
 
Tek mü­kem­mel ha­yat ni­za­mı olan İs­lâm’ın bü­tün hü­küm­le­ri­nin çı­ka­rıl­dı­ğı iki kay­nak ve da­ya­nak var­dır: Bi­rin­ci­si Al­lah’ın ki­ta­bı Kur’ân-ı Azî­müş­şan, ikin­ci­si de Ha­bîb-i Edib’in (s.a.v) sün­net-i se­niy­ye­si­dir. Ehl-i sün­net da­ire­sin­de­ki ic­ma ve kı­yas gi­bi di­ğer bü­tün ic­ti­had yol­la­rı mut­la­ka bu iki kay­na­ğa da­ya­nır. Al­lah’ın ki­ta­bı ve Re­sû­lü’nün sün­ne­ti dı­şın­da baş­ka her­han­gi bir kay­nak ara­mak ise an­cak ce­ha­let­tir.
 
Ha­bîb-i Kib­ri­yâ Efen­di­miz (s.a.v) bir ha­dis-i şe­rif­le­rin­de bu­yu­rur­lar ki:
 
“Sö­zün ha­yır­lı­sı Al­lah’ın ki­ta­bı Kur’an­’dır. Yol­la­rın en ha­yır­lı­sı O’nun Re­sû­lü’nün yo­lu­dur. İş­le­rin en kö­tü­sü ise, din­de ol­ma­dı­ğı hal­de son­ra­dan or­ta­ya çı­ka­rı­lıp, din­den­miş gi­bi gös­te­ril­me­ye ça­lı­şı­lan şey­ler­dir. Din­de ol­ma­dı­ğı hal­de di­ne so­kul­mak is­te­nen her bid‘at sa­pık­lık­tır.” (Müs­lim, Cu­m‘a, 43, 45; Ah­med b. Han­bel, Müs­ned, 3/371; Ne­sâî, es-Sü­ne­nü’l-Küb­râ, nr. 5892; Bey­ha­kî, es-Sü­ne­nü’l-Küb­râ, 3/214; Ebû Nu­aym, Hil­ye­tü’l-Ev­li­yâ, 3/189)
 
Bid‘at mâ­na iti­ba­riy­le, “din­de ol­du­ğu hal­de çı­ka­rı­lıp atı­lan ve­ya din­de ol­ma­dı­ğı hal­de ih­das edi­len her tür­lü un­sur”un adı­dır ve her iki­si de yan­lış­tır, red­de­dil­miş­tir.
 
Ki­tab-ı Mü­bî­ni­miz’in ve sün­net-i se­niy­ye­nin onay­la­ma­dı­ğı; di­ni­mi­zin he­def ve ga­ye­si­ne ay­kı­rı her tür­lü iti­kad, amel, örf ve âdet ha­li­ne ge­ti­ri­len her şey bu kap­sam­da­dır ki, bun­lar da red­de­dil­miş­tir. Âlim­le­ri­miz bun­la­rı “bid‘at-ı sey­yie” ola­rak tas­nif eder­ler.
 
Ki­tab-ı Mü­bî­ni­miz’in ve sün­net-i se­niy­ye­nin tas­di­ki­ni ala­bi­len; di­ni­mi­zin he­def ve ga­ye­si­ne ay­kı­rı ol­ma­yan ye­ni­lik­ler ise “bid‘at-ı ha­se­ne” ola­rak de­ğer­len­di­ri­lir.
 
Bu­na gö­re her kim İs­lâm’da ol­ma­yan bir şe­ye di­nin bir un­su­ru gi­bi iti­bar eder ve­ya İs­lâm’ın hü­küm­le­ri­ne ay­kı­rı bir şe­yi iş­ler­se, şüp­he­siz o da Al­lah in­din­de red­do­lun­muş­tur. Ya­ni bâ­tıl­dır ve iti­bar edil­me­ye­cek­tir.
 
Tek­rar ha­tır­la­ta­lım: Di­ni­miz İs­lâm, Ce­nâb-ı Hakk’ın ke­ma­le er­dir­di­ği­ni ilân ede­rek or­ta­ya koy­du­ğu ve Pey­gam­be­ri­miz (s.a.v) va­sı­ta­sıy­la teb­liğ et­ti­ği en son din­dir, en mü­kem­mel ha­yat ni­za­mı­dır. Hiç kim­se on­da ne ar­tır­ma, ne de ek­silt­me ya­pa­bi­lir. Din­de ol­ma­yan hu­sus­la­rın di­ne so­kul­ma­sı­na ve­si­le olan ki­şi­le­re, İs­lâm’ın li­sa­nıy­la bid‘at­çı de­nir.
 
Ha­bîb-i Edib (s.a.v) bu gi­bi bid‘at­çı­la­ra, gü­nü­müz ta­bi­riy­le re­form­cu­la­ra, bun­dan 1400 kü­sur yıl ön­ce Al­lah’ın, me­lek­le­rin ve bü­tün in­san­la­rın lâ­ne­ti­ni yağ­dır­mış­tır.
 
O şöy­le bu­yu­rur:
 
“Al­lah Te­âlâ (di­ne ek­le­me ya­pan ve­ya ek­sil­ten) bid‘at sa­hi­bi­nin ne oru­cu­nu, ne na­ma­zı­nı, ne sa­da­ka­sı­nı, ne de hac­cı­nı ka­bul eder. Um­re­si­ni, ci­ha­dı­nı, far­zı­nı ve na­fi­le­si­ni de ka­bul et­mez. O kim­se ha­mur­dan kı­lın çık­tı­ğı gi­bi İs­lâm’dan çı­kar.” (İbn Mâ­ce, Mu­kad­di­me, 7; Mün­zi­rî, et-Ter­gîb ve’t-Ter­hîb, nr. 85)

Al­lah’ın Ha­bî­bi’nin (s.a.v) da­va ar­ka­daş­la­rı as­hâb-ı ki­râ­mın, ima­nın mu­ha­fa­za­sı ve kal­bin sa­lâ­hı için üze­rin­de has­sa­si­yet­le dur­duk­la­rı me­se­le­le­rin ba­şın­da bid‘at ve ni­fak­tan ka­çın­ma ge­lir.
 
Sa­hâ­be-i ki­râm ve on­la­rı ta­kip eden tâ­bi­în nes­li, iman­la bir­lik­te bir mü­min­de ya­şa­ya­bi­len bid‘at ve ni­fa­kı bü­yük bir ti­tiz­lik­le ta­rif et­miş ve açık­la­mış­lar­dır. Ken­di­le­ri de yır­tı­cı bir hay­van­dan ka­çar gi­bi bun­lar­dan kaç­mış­lar, uzak dur­muş­lar­dır. Çün­kü mü­mi­nin en bü­yük kor­ku­su son ne­fes­te su-i hâ­ti­me­dir (kö­tü âkı­bet). As­hâb-ı ki­râm ve tâ­bi­în, kö­tü âkı­be­tin ha­ya­tı­mız­da­ki se­bep­le­ri­nin ba­şın­da bid‘at ve ni­fak ile her tür­lü ki­bir, gu­rur ve ken­di nef­si­ni be­ğen­me has­ta­lık­la­rı ol­du­ğu­nu tes­bit et­miş­ler­dir.
 
Mâ­ne­vi­ya­tı böy­le­si­ne ke­mi­rip pe­ri­şan eden ve ki­şi­nin şa­kî ol­ma­sı­na se­bep olan bu ma­ra­zî hâl­ler, Al­lah’ın ki­ta­bın­da ve sün­net-i Re­sûl’de şid­det­le red­de­dil­miş, mü­min­ler uya­rıl­mış­tır.
 
Bu­gün ıs­tı­rap­la­rı­mı­zın en önem­li se­bep­le­rin­den bi­ri, dün­ya­da hu­zu­ru­mu­zu, âhi­ret­te de ebe­dî sa­ade­ti­mi­zi te­min ede­cek ha­ki­ki ha­yat ni­za­mı­mı­zın ba­zı un­sur­la­rı­nı ha­ya­tı­mız­dan ek­sil­te­rek, on­da ol­ma­yan ba­zı un­sur­la­rı da da­hil­miş gi­bi gö­re­rek ha­re­ket et­mek­tir. Do­la­yı­sıy­la ga­fil kalp­ler ve şu­ur­suz ta­vır­lar­la bir­çok mâ­ne­vî has­ta­lık­la­ra mâ­ruz ka­lın­mış­tır.
 
Ça­re­ye ge­lin­ce, ilk ted­bir mâ­ne­vî has­ta­lık­la­rı te­da­vi ede­cek kalp ta­bi­bi kâ­mil reh­ber­le­ri ara­yıp bul­mak ve on­la­rın tav­si­ye et­tik­le­ri mâ­ne­vî re­çe­te­yi uy­gu­la­mak­tır. İş­te bu kâ­mil reh­ber­le­rin mâ­ne­vî ter­bi­ye­si ve ör­nek­li­ği ile saf ve ber­rak di­ni­mi­zi an­la­mak ve ya­şa­mak da­ha ko­lay ola­bi­lir.


Muhammed  Saki Erol

| Temmuz 2013 |
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hayat-dengemiz--en-tehlikeli-bidat-islam-disi-hayattir-t33642.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Turkcell Kullanıcılarını Uyardı Türbanı Kazaya Bırakın..(Komikk :) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.063 saniyede oluşturulmuştur


Hayat Dengemiz – En Tehlikeli Bid‘at, İslâm Dışı HayattırGüncelleme Tarihi: 26/06/19, 16:26 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim