Hayat Dengemiz – Gençliğimizin Kıymetini Bilmeliyiz - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.026 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.512 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22870 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hayat Dengemiz – Gençliğimizin Kıymetini Bilmeliyiz, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1467 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hayat Dengemiz – Gençliğimizin Kıymetini Bilmeliyiz}   Okunma sayısı 1467 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30

Top­lu­mu­mu­zun bu­gün ge­çir­mek­te ol­du­ğu hız­lı sos­yal de­ği­şim, sa­hip ol­du­ğu­muz de­ğer­ler­de de yıp­ran­ma­yı be­ra­be­rin­de ge­tir­mek­te­dir.
 
Ya­şa­dı­ğı­mız bu yıp­ran­ma­nın bir so­nu­cu ola­rak gö­rü­yo­ruz ki, fert­le­rin bir­bir­le­riy­le olan iliş­ki­le­ri, di­ya­log­la­rı de­ği­şmek­te­dir. Ah­lâ­kî de­ğer­ler bo­zu­lmak­ta, dün bü­yük tep­ki­ler­le kar­şı­la­na­bi­le­cek ço­ğu du­rum­lar, ar­tık nor­mal ka­bul edi­lmek­te­dir. İn­san­la­rı bir ara­da tu­tan di­nî ve mil­lî bağ­lar za­yıf­la­mak­ta, özel­lik­le ye­ni ne­sil­ler bü­yük bir ah­lâ­kî çö­kün­tüy­le kar­şı kar­şı­ya kal­mak­ta­dır.
 
Her­ke­sin bir şey­ler­den şi­kâ­yet­çi du­rum­da ol­ma­sı, ya­şa­nan de­ği­şi­min ters is­ti­ka­met­te ol­du­ğu­nun bir gös­ter­ge­si de­ğil mi?
 
Uzun tah­lil­ler yap­ma­ya ge­rek yok. Eğer ye­ni ne­sil­ler, bi­zi biz ya­pan de­ğer öl­çü­le­rin­den uzak tu­tu­lur­sa, baş­ka na­sıl bir tab­lo ha­yal ede­bi­li­riz ki? Şa­yet bir mil­le­tin öz de­ğer­le­riy­le ken­di­si ara­sın­da per­de var­sa, el­bet­te baş­ka top­lum­la­rın kül­tür ve de­ğer­le­ri aka­cak; bu da is­ter is­te­mez ra­hat­sız­lı­ğa se­bep ola­cak­tır.
 
Özel­lik­le top­lu­mun di­na­mik gü­cü olan genç­li­ğin di­nin­den ko­pa­rıl­ma­sı, ye­ter­li din eği­ti­mi ve­ril­me­me­si ve­ya yan­lış te­mel­ler üze­ri­ne ku­rul­ma­sı, ye­ni ne­sil­le­rin ya­ban­cı kül­tür­le­rin ta­hak­kü­müy­le baş ba­şa bı­ra­kıl­ma­sı de­mek­tir.
 
Hiç şüp­he­siz bu ko­nu­da asıl va­zi­fe ai­le­le­rin­dir. Kü­çük yaş­tan iti­ba­ren ai­le için­de doğ­ru me­tot­lar­la ve­ril­miş di­nî eği­tim, sa­de­ce mu­kad­de­sa­tı­nı ta­nı­yan bir genç­lik ye­tiş­tir­mek­le kal­maz, ay­nı za­man­da sağ­lam bir şah­si­yet ve ka­rak­ter olu­şu­mu­na da önem­li kat­kı­lar sağ­lar.
 
Kü­çük yaş­lar­dan iti­ba­ren ca­mi ve ce­ma­ate sık­lık­la ka­tı­la­rak, evin­de mü­ba­rek gün ve ge­ce­ler­de mâ­ne­vî bir at­mos­fer ya­şa­ya­rak iba­det­le­ri tak­lit eden bir ço­cuk, genç­li­ğin­de di­ni­nin ge­rek­le­ri­ni ha­ki­ka­ti­ne uy­gun bir şe­kil­de ya­şa­ma­ya baş­la­ya­cak­tır. Ai­le için­de bu gör­gü ve eği­ti­mi alan gen­cin, kar­şı­la­şa­ca­ğı yan­lış zor­la­ma ve yön­len­dir­me­le­re kar­şı di­ren­me­si de da­ha ko­lay­dır. Ama ço­cuk­lu­ğun­da bu şan­sı ya­ka­la­ya­ma­mış bir in­san için, son­ra­ki dö­nem­ler el­bet­te çok da­ha zor ola­cak­tır.
 
İn­sa­nın en he­ye­can­lı ve di­na­mik ol­du­ğu za­ma­nın genç­lik yıl­la­rı ol­ma­sı, bu dö­nem­de yan­lış­la­ra düş­me ih­ti­ma­li­ni doğ­ru­dan art­ı­rır. Do­la­yı­sıy­la, sü­rek­li eleş­ti­rip suç­la­ya­rak genç­le­ri ken­di­miz­den ko­par­mak ye­ri­ne, en uy­gun araç ve üs­lû­bu kul­la­na­rak doğ­ru ve gü­zel ola­na yö­nelt­mek du­ru­mun­da­yız. Esa­sen ter­bi­ye ço­cuk­luk ça­ğın­da baş­lar. Son­ra­sın­da ise da­ha çok okul ve top­lum yön­len­di­rir.
 
Di­ğer ta­raf­tan, Fahr-i Ci­han Efen­di­mi­z’in (s.a.v) “el-Emîn” sı­fa­tı­nı, nü­büv­vet va­zi­fe­sin­den çok ön­ce, genç yaş­la­rın­da ka­zan­mış ol­ma­sı, or­tam na­sıl olur­sa ol­sun genç yaş­lar­da üs­tün va­sıf­lar ka­za­nı­la­bi­le­ce­ği­ne bir işa­ret­tir. Gü­nü­müz­de her yan­lış­ta yal­nız­ca or­ta­mı suç­lu bu­lan an­la­yış doğ­ru de­ğil­dir. Or­tam el­bet­te yön­len­di­ri­ci­dir, fa­kat in­sa­noğ­lu­nun ken­di az­mi ve ira­de­si de var­dır.
 
Al­lah Re­sû­lü’nün (s.a.v) ha­ya­tın­dan ör­nek­ler­le de­vam eder­sek, onun genç yaş­ta, “Hil­fü’l-fu­dûl” ya­ni Fa­zi­let­le­rin Ko­run­ma­sı Ce­mi­ye­ti’nin üye­si ol­ma­sı, genç­le­rin top­lum için­de ha­yır­la­ra ve­si­le ol­ma­sı­nın yön­te­mi hak­kın­da ipuç­la­rı sağ­lar. De­mek ki genç­le­ri­miz, ha­yır amaç­lı olu­şum­la­rın için­de yer al­ma­lı, ye­tiş­kin­ler de bu­na fır­sat sağ­la­ma­lı­dır.
 
Yi­ne Asr-ı sa­âdet’te­ki ca­mi ve ce­ma­at an­la­yı­şı da çar­pı­cı mi­sal­ler­den­dir. Mes­cid-i Ne­be­vî’nin bir kö­şe­sin­de bu­lu­nan ehl-i Suf­fe’de­ki genç­le­rin, o çağ­da Al­lah’ın di­ni­nin ya­yıl­ma­sın­da ve ya­şan­ma­sın­da bü­yük kat­kı­lar sağ­la­ma­sı dik­kat çe­ki­ci­dir. Oy­sa bu­gü­ne gel­di­ği­miz­de, ye­tiş­kin­le­ri­miz ca­mi­ye ge­len gen­ce ta­ham­mül­süz­lük gös­ter­mek­te; na­maz­da­ki bir ku­su­run­dan do­la­yı acı­ma­sız­ca eleş­tir­mek­te; genç­le­ri ön saf­la­ra bir tür­lü ya­kış­tı­ra­ma­mak­ta­dır.
 
Ço­cuk­la­rı ve genç­le­ri eği­tir­ken, on­lar­la mü­na­se­bet ku­rar­ken, en mü­kem­mel in­san Al­lah Re­sû­lü (s.a.v) ör­nek alın­ma­lı­dır. Zi­ra rab­bi­miz, “An­dol­sun ki Re­sû­lul­lah’ta si­zin için, Al­lah’a ve âhi­ret gü­nü­ne ka­vuş­ma­yı uman­lar ve Al­lah’ı çok zik­re­den­ler için mü­kem­mel ör­nek var­dır” (Ah­zâb 33/21)bu­yu­ru­yor.
 
Al­lah Re­su­lü’nün (s.a.v) ço­cuk­la­ra bi­le se­lâm ver­di­ği, on­lar­la usan­ma­dan oyun­lar oy­na­dı­ğı, to­run­lar na­maz­da omu­zu­na çık­tık­la­rın­da düş­me­sin­ler di­ye sec­de­yi uzat­tık­ça uzat­tı­ğı bi­li­ni­yor. Biz bu­gün ço­cuk­la­rı­mı­zın sec­ca­de­mi­zin önün­den geç­me­le­ri­ni bi­le ce­za­lan­dı­rır­ken, on­la­rı sü­rek­li kı­sıt­la­yıp bas­kı al­tın­da tu­tar­ken, sa­hi, Al­lah Re­sû­lü’nü ör­nek mi al­mış olu­yo­ruz?
 
O, on ­se­kiz ya­şın­da­ki Üsâ­me b. Zeyd’i (r.a) or­du­nun ba­şı­na ko­mu­tan ta­yin eder­ken, ço­cuk yaş­la­rın­dan iti­ba­ren Hz. Ali’ye (r.a) önem­li gö­rev­ler ve­rir­ken genç­le­re gü­ve­ni­yor; sa­hip ol­duk­la­rı me­zi­yet­le­ri ve di­na­miz­mi ha­ya­ta ge­çir­me­le­ri­ne or­tam ha­zır­lı­yor­du. Ge­nel­lik­le ya­pıl­dı­ğı üze­re, genç­le­ri hep po­tan­si­yel suç­lu gi­bi gö­re­rek, acı­ma­sız eleş­ti­ri­ler­le hır­pa­la­ya­rak, on­la­ra as­la gü­ven­me­ye­rek, el­bet­te Hz. Pey­gam­ber ör­nek alın­mış ol­maz.
 
He­pi­mi­zin bil­di­ği bir ha­ki­ka­ti ha­tır­la­mak­ta fay­da var: On iki-on beş yaş­la­rın­da bu­lu­ğa er­miş bir in­sa­nı Ce­nâb-ı Al­lah tam bir bi­rey ola­rak ka­bul edi­yor. Ama gü­nü­müz ye­tiş­kin­le­ri on ye­di-on se­kiz ya­şın­da­ki gen­ci ne­re­dey­se mu­ha­tap ka­bul et­mi­yor. Üs­tün­lük, yaş­la de­ğil, sa­hip olu­nan fa­zi­let ve tak­vâ ile­dir. Ta­bii ki genç in­san da tak­vâ ve fa­zi­let sa­hi­bi ola­bi­lir.
 
Ni­te­kim mu­kad­des ki­ta­bı­mı­za bak­tı­ğı­mız­da, zul­mün kar­şı­sın­da ada­le­tin, bâ­tı­lın kar­şı­sın­da hak­kın se­si ol­muş genç­ler gö­rü­rüz.
 
As­hâb-ı Kehf’i bi­lir­si­niz. Ka­ran­lık ruh­lu Kral Dak­ya­nus’a kar­şı iman ve azim­le mü­ca­de­le ve­re­rek bir ma­ğa­ra­ya sı­ğın­ma­yı, sa­ray zevk ve se­fa­sı­na ter­cih den As­hâb-ı Kehf, ye­di genç­ten iba­ret idi.
 
İs­lâm’ın o zor­lu yıl­la­rın­da da genç­le­ri gö­rü­rüz. Hz. Ali (r.a), İs­lâm’ın san­cak­tar­lı­ğı­nı ya­par­ken, Fahr-i Âlem’in (s.a.v) hic­re­tin­de onun ya­ta­ğı­na ya­ta­rak ca­nı­nı fe­da et­me­ye ha­zır­la­nır­ken bir genç­ti. Genç­li­ğin me­dar-ı if­ti­ha­rı bir genç… O genç, asa­let­ten son­ra ve­lâ­ye­tin sul­ta­nı, mâ­na âle­mi­nin um­ma­nı ol­du, “Al­lah’ın As­la­nı” di­ye ad­lan­dı­rıl­dı.
 
Genç bir kö­le iken hak din­le mü­şer­ref olan, bü­tün eza ve ce­fa­la­ra rağ­men “ehad” di­ye hay­kır­mak­tan vaz­geç­me­yen mü­ez­zin­le­rin se­yyi­di Hz. Bi­lâl-i Ha­be­şî de (r.a) bir genç­ti.
 
Çok zen­gin ve na­rin bi­ri iken, İs­lâm’la şe­ref­len­dik­ten son­ra tür­lü iş­ken­ce­le­re mâ­ruz kal­mış, Uhud’da san­ca­ğı ta­şır­ken Re­sû­lul­lah’ı (s.a.v) ko­ru­ma uğ­run­da şe­hid edi­len Mus‘ab b. Umeyr de (r.a) bir genç­ti.
 
Yir­mi bir ya­şın­da İs­tan­bul’u fet­he­de­rek Al­lah’ın Ha­bî­bi’nin (a.s) öv­gü­sü­ne maz­har olan Fâ­tih Sul­tan Meh­med Han, i‘lâ-yı ke­li­me­tul­lah uğ­ru­na ni­ce fe­tih­ler ya­pan Yıl­dı­rım Ba­ye­zid, Ya­vuz, Ka­nû­nî, hep­si bi­rer genç­ti­ler.
 
Bu ör­nek­le­ri ve­rir­ken bir ger­çe­ği göz­den ka­çır­mak, öz­le­di­ği­miz genç­li­ği an­la­ya­ma­mak, hiç kav­ra­ya­ma­mak olur. Bu ger­çek şu­dur: Her ör­nek gen­cin ha­mu­run­da, kâ­mil bir ter­bi­ye­ci, il­miy­le âmil rab­bâ­nî âlim­ler ve Al­lah dost­la­rı­nın ma­ya­sı var­dır. On­lar­da­ki fev­ka­lâ­de­li­ği, mü­kem­mel­li­ği, her bi­ri gö­nül mi­ma­rı olan mâ­na âle­mi­nin er­le­rin­de ara­mak ge­re­kir. Bu in­ce nok­ta­yı göz ar­dı et­mek, bir ese­re hay­ran olun­du­ğu hal­de, o ese­ri mey­da­na ge­ti­ren sa­nat­kâ­rı gö­re­me­mek, se­ze­me­mek de­mek­tir.
 
Asr-ı sa­âdet’te bu mâ­ne­vî oto­ri­te biz­zat Ha­bîb-i Kib­ri­yâ’dır. Os­man Ga­zi’de Şeyh Ede­bâ­li, Yu­nus’ta Tap­tuk Em­re, II. Mu­rad’da Ha­cı Bay­ram-ı Ve­lî, Fâ­tih’te Ak­şem­sed­din’dir.
 
Her de­vir­de hak ve ha­ki­ka­te su­sa­mış genç­lik, gü­nü­müz­de de fıt­ra­tı­nın mey­li­ne uya­rak bü­yük bir iş­ti­yak­la iyi­yi ve gü­ze­li ara­yış için­de­dir. Bu ara­yış, hiç şüp­he­siz ki gö­nül er­ba­bı mâ­ne­vî mi­mar­la­rın elin­de ger­çek ol­gun­lu­ğu­na ula­şa­cak­tır.
 
As­lın­da bu­gün ara­nan mâ­na oto­ri­te­si­ni ku­ra­cak olan­lar, kâ­mil şah­si­yet­ler­dir. İn­san­lı­ğı ih­ya ede­cek ruh ve mâ­na­yı, ci­ha­nı nur­lan­dı­ra­cak me­sa­jı iş­te bu kâ­mil in­san­lar sun­mak­ta­dır­lar.
 
Unu­tul­ma­sın ki bu âlem boş de­ğil­dir. Hak ve ha­ki­kat on­la­rın şah­sın­da tem­sil edil­miş­tir ve kı­ya­me­te ka­dar da bu tem­si­li­yet de­vam ede­cek­tir.
 
Ha­ki­ki olan da­va her za­man ta­ze ve genç­tir. Genç da­va ise her za­man ve her yer­de genç in­sa­nı fet­het­me­ye de­vam ede­cek­tir.


Muhammed   Saki Erol

| Temmuz 2013 |
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hayat-dengemiz--gencligimizin-kiymetini-bilmeliyiz-t33633.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Afyon'un Patlıcan Böreği tarifi Ahmet Turan - Yan Yüregim Yan Gör Ki Neler Var - Ilahi.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.118 saniyede oluşturulmuştur


Hayat Dengemiz – Gençliğimizin Kıymetini BilmeliyizGüncelleme Tarihi: 26/06/19, 16:21 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim